• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Oya Ersoy: ‘Kalıcı barış için hukuki güvence sağlanmalı, çerçeve yasa derhal çıkarılmalı’

Oya Ersoy: ‘Kalıcı barış için hukuki güvence sağlanmalı, çerçeve yasa derhal çıkarılmalı’

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, Kürt meselesinin çözümüne ilişkin sürecin ilerleyebilmesi için en kritik başlığın hukuki güvence olduğunu söyledi. Ersoy, “Silah bırakanların geri dönüşünü sağlayacak kapsamlı, hiçbir koşul içermeyen bir çerçeve yasa bir an önce çıkarılmalı. Bununla birlikte demokratikleşmenin önündeki engeller de derhal kaldırılmalı. Bu iki adım, sürecin geleceği açısından kritik önemdedir” dedi.

Oya Ersoy: ‘Kalıcı barış için hukuki güvence sağlanmalı, çerçeve yasa derhal çıkarılmalı’
  • Yayınlanma: 12 Temmuz 2026 16:05

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024 tarihinde TBMM’nin açılışında DEM Parti sıralarına giderek Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan ve bazı milletvekilleriyle tokalaşmasıyla başladığı ifade edilen sürecin üzerinden yaklaşık 21 ay geçti. Tokalaşmanın ardından Bahçeli’nin Meclis kürsüsünden Abdullah Öcalan’a ilişkin “umut hakkı” çağrısı geldi. İmralı’da yapılan görüşmelerin ardından Abdullah Öcalan, PKK’ye kongresini toplayarak örgütü feshetme çağrısında bulundu. Bunun üzerine PKK, 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde gerçekleştirdiği 12. Kongresi’nde örgütsel yapısını feshettiğini ve silahlı mücadeleyi sonlandırdığını açıkladı. 11 Temmuz 2025’te ise Süleymaniye’de düzenlenen törende silahlar yakılarak imha edildi. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen Kürt halkının beklentilerini karşılayacak somut adımlar atılmadı.

İnsan Hakları Derneği de geçtiğimiz günlerde 1 Ekim 2024-1 Temmuz 2026 dönemini kapsayan “Türkiye-PKK Barış Süreci İzleme Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı. İlke TV’nin sorularını yanıtlayan İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, sürecin ilerleyebilmesi için atılması gereken adımları değerlendirdi.

‘En kritik mesele hukuki güvencenin sağlanması’

Sürecin yaklaşık iki yıllık bir dönemi kapsadığını belirten Ersoy, en temel sorunun hukuki düzenlemelerin yapılmaması olduğunu söyledi. Ersoy, “Bu hazırlanan izleme raporunda da ayrıntılı olarak yer verdiğimiz gibi bizim açımızdan en kritik mesele hukuki güvencenin sağlanması. Sürecin başından itibaren 1 Ekim 2024’ten 1 Temmuz 2026’ya kadar yaşanan bütün aşamaları raporlaştırdık. Ancak PKK’nin silahlarını sembolik olarak yakmasının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen geri dönüşleri sağlayacak herhangi bir hukuki düzenleme yapılmadı” diye konuştu. Meclis komisyonunun kurulması dışında sürecin taraflarının ve katkı sunacak kesimlerin hukuki güvencesini sağlayan hiçbir adımın atılmadığını söyleyen Ersoy, “Bu durum sürecin ilerlemesi açısından çok kritik bir sorun oluşturuyor” dedi.

‘Bu umut aynı zamanda temkinli bir umut’

Türkiye’nin daha önce de benzer süreçler yaşadığını hatırlatan Ersoy, geçmiş deneyimlerin güvencenin önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Ersoy, “İlk defa böyle bir süreç yaşamıyoruz. Hafızalarımız çok canlı. 1990’lardan itibaren yaşanan ateşkesler ve özellikle 2015 süreci toplumda büyük umut yaratmıştı. Bugün de umutluyuz ama bu umut aynı zamanda temkinli bir umut. Çünkü bir daha geri dönüşün, vazgeçmenin yaşanmamasını güvence altına almak istiyoruz. İnsan hakları savunucuları olarak bunun için hukuki güvencenin oluşturulmasını zorunlu görüyoruz” diye konuştu.

‘Silah bırakıldı ama tek bir somut adım atılmadı’

Silah bırakma töreninin üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatan Ersoy, iktidarın bu süreçte somut adımlar atmadığını söyledi. Ersoy, “Silah bırakan gerillaların geri dönüşüne ilişkin bir yıl geçti ve en küçük bir adım atılmadı. Bunun yanında yalnızca düşüncelerini açıkladıkları ya da demokratik siyaset içinde yer aldıkları için cezaevinde bulunan insanlar var. Yurt dışına gitmek zorunda bırakılan insanlar var. Silah yakma töreninden bu yana demokratikleşme konusunda da hiçbir somut ve net adım atılmış değil” ifadelerini kullandı.

‘Önce demokratikleşmenin önündeki engeller kaldırılmalı’

Toplumsal güvenin ancak demokratikleşme adımlarıyla sağlanabileceğini belirten Ersoy, “Dünyadaki çatışmalı süreçlerin deneyimleri de gösteriyor ki önce hukuki güvence sağlanmalı ve toplumsal güven oluşturulmalı. Bunun için yasal düzenleme gerektirmeyen adımlar bile derhal atılabilir” diye konuştu. Demokratikleşmenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyleyen Ersoy, “Bu ülkede AİHM ve AYM kararları uygulanmıyor. İnsanlar düşüncelerini açıkladıkları için ceza tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Böyle bir ortamda toplumsal güven oluşmaz” dedi.

‘Çerçeve yasa hiçbir şart içermemeli’

İHD olarak beklentilerinin kapsamlı bir yasal düzenleme olduğunu söyleyen Ersoy, “Geri dönüşleri sağlayacak kapsamlı, kimseyi kategorize etmeyen, pişmanlık dayatması içermeyen bir çerçeve yasanın derhal hazırlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda bir beklentimiz var. Ancak hazırlanacak yasa yalnızca iktidarın ya da taraflardan birinin kapalı kapılar ardında oluşturacağı bir metin olmamalı. Bu coğrafyada yaşayan bütün halkların ortak geleceğini ilgilendiren böylesi bir süreç, toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla tartışılarak hazırlanmalıdır” diye konuştu.

‘Habur deneyimi tekrar yaşanmamalı’

Geçmiş çözüm süreci deneyimlerine de değinen Ersoy, “Biz Habur’u yaşadık. Habur’dan gelen insanların daha sonra cezaevine girdiğini, çıktıktan sonra da yürüttükleri barış faaliyetleri nedeniyle yeniden kriminalize edildiklerini gördük” dedi. Dünyadaki deneyimlerin de bunu gösterdiğine dikkat çeken Ersoy, “Bu nedenle demokratik siyaset yapma hakkını da güvence altına alan bir yasal düzenlemeye ve bütün sürecin nasıl ilerleyeceğini ortaya koyacak açık bir yol haritasına ihtiyaç var. Ancak bu şekilde bir daha çatışmalı sürece dönülmeyeceğinin güvencesi oluşturulabilir” şeklinde konuştu.