Özgür Özel: COP31’de Türkiye’nin karnesi belirleyici

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin Avrupa’dan yarım milyon tonu aşkın plastik atık almasını eleştirerek, çevre politikalarının ülkenin kendi karnesiyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özgür Özel: COP31’de Türkiye’nin karnesi belirleyici
Özgür Özel: COP31’de Türkiye’nin karnesi belirleyici
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 6 Kasım 2026 19:33

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya’da toplanacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı 31. Oturumu (COP31) öncesinde Climate Home News haber platformu için bir makale kaleme aldı.

Özel, makalesinde zirvenin Türkiye için fırsat taşıdığını belirtirken ülkenin iklim ve çevre alanındaki kendi karnesine dikkat çekti.

Özel, Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin üzerinden on yıl geçtiğini hatırlatarak, hükümetlerin ve liderlerin COP31 için Antalya’da bir araya geldiğini, zirvenin de bu tablonun gölgesinde toplandığını yazdı. Türkiye’nin iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz’de yer aldığını belirten Özel, zirveye ev sahipliği yapmanın gerçek bir fırsat olduğunu söyledi.

Özel, makalesinde şunları kaydetti:

“Türkiye’de pek çok insan için iklim krizi çoktan gündelik hayatın bir parçası haline geldi. 2021’de Antalya’nın Manavgat ilçesinde ormanlar bir haftadan uzun süre yandı. Geçen yıl batı kıyısındaki İzmir çevresinde çıkan orman yangınları 50 binden fazla kişiyi evini terk etmek zorunda bıraktı. Ekim ayında İstanbul, 80 yılı aşkın sürenin en şiddetli yağışını yaşadı; sellerde en az sekiz kişi hayatını kaybetti.”

“Türkiye ve Avustralya’nın sorunları birbirine benziyor”

Özel, iki haftalık iklim müzakerelerinin krizi çözmek için gereken tüm imkanları sağlayamayacağını ifade etti. COP31’in ölçülebilir birkaç somut adım için bastırabileceğini belirten Özel, bu adımları üç başlıkta sıraladı.

Birinci adım, 2030 ve 2035 için ulusal ara hedefler içeren ve her yıl aynı formatta raporlanan, gönüllülük esasına dayalı bir fosil yakıtlardan çıkış yol haritası oldu. İkinci adım, ormanların korunmasına yönelik daha güçlü bir taahhüt ve bu alandaki ilerlemenin zaman içinde izlenmesi olarak yer aldı.

Üçüncü adım ise 2035’e kadar yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefine doğru kaydedilen ilerlemenin, bir finansman yol haritasıyla desteklenerek her yıl raporlanması şeklinde sıralandı.

Özel, Akdeniz ile Pasifik’in haritaya bakıldığında pek az ortak noktası varmış gibi göründüğünü, oysa sorunlarının birbirine benzediğini yazdı. Bu sorunları, aşınan kıyı şeritleri, yeraltı su kaynaklarına sızan tuzlu su, araya giden hasatlar ve avı giderek azalan balıkçı kasabaları olarak sıraladı.

Türkiye ile Avustralya’nın kıyı kentlerini, bilim insanlarını, kalkınma bankaları dahil çeşitli kurumları ve ada hükümetlerini bir araya getiren bir Akdeniz–Pasifik İklim Dayanıklılığı Ortaklığı başlatabileceğini belirten Özel, işe birkaç projeyle başlanabileceğini söyledi. Bu projeleri ortak uydu verileri ve erken uyarı sistemleri, daha etkili kıyı taşkın savunmaları ve en çok risk altındaki topluluklarda su tasarruflu tarım uygulamalarının denenmesi olarak açıkladı.

“Gösterebileceği ilerlemeler var”

Özel, Türkiye’nin gösterebileceği ilerlemeler bulunduğunu da kaydetti. Türkiye’nin 2053 için net sıfır taahhüdünde bulunduğunu ve güneş ile rüzgar kapasitesinin hızla büyüdüğünü belirten Özel, güneşin, rüzgarın ve sanayi altyapısının mevcut olduğunu ifade etti. Buna karşın enerji karışımının uzun vadede hangi yöne evrileceğinin tam anlamıyla belirsiz olduğunu yazdı.

Türkiye’nin COP26’da Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Glasgow Liderler Deklarasyonu’nu imzalayarak 2030’a kadar orman kaybını durdurma ve tersine çevirme sözü verdiğini hatırlatan Özel, dört yıl kalmışken COP31’in bu sözün nasıl tutulacağını göstermek için bir fırsat olduğunu belirtti.

“50’den fazla seçilmiş belediye başkanı tutuklu ya da görevden uzaklaştırıldı”

Özel, zirvenin “sıfır atığı” kutladığı bir dönemde Türkiye’nin geçen yıl Avrupa’dan yarım milyon tonu aşkın plastik atık aldığına dikkat çekti. Bu atığın büyük bölümünün Mersin ve Adana’ya gittiğini belirten Özel, COP31’in kapanışının ertesi günü, 21 Kasım’da, Avrupa Birliği’nin (AB) Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklayan düzenlemesinin yürürlüğe gireceğini hatırlattı.

OECD üyesi olan Türkiye’nin bu yasağın kapsamı dışında kaldığını ifade eden Özel, “Bu durum bizi göründüğünden çok daha fazla düşündürmeli. Türkiye’nin kendi karnesi sağlam olmadıkça bunların hiçbiri fazla bir ağırlık taşımayacak. Kendi doğasıyla ve kendi vatandaşıyla çatışma halindeki bir yönetimin, gezegeni koruma konusundaki kararlılığına dair dünyaya güven vermesi zordur” dedi.

Uyum çalışmalarının kentlerde hayata geçtiğini belirten Özel, su, taşkın koruması, atık yönetimi ve kentsel planlamanın büyük ölçüde belediyelerin sorumluluğunda olduğunu yazdı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da dahil olmak üzere 50’den fazla seçilmiş muhalefet belediye başkanının tutuklanmasının ve görevden uzaklaştırılmasının yalnızca demokrasi açısından değil, çevre ve iklim politikaları açısından da önem taşıdığını ifade etti.

Özel, makalesinde şu önerilere yer verdi: “Dere yataklarında ve içme suyu havzalarında yeni yapılaşma durdurulmalı, imar planları şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı. İthal edilen her plastik atık sevkiyatı denetlenmeli ve toplam atık ithalatına üst sınır getirilmeli. Çevresel etki değerlendirmesi süreçlerinde kamuoyuyla gerçekleşen toplantılar izinler verildikten sonra değil, önce yapılmalı. Her yıl emisyonları, yenilenebilir enerji kapasitesini, orman kaybını ve uyum harcamalarını kapsayan, bağımsız olarak denetlenmiş bir iklim karnesi yayımlanmalı.”

Antalya’nın başarısının önümüzdeki yıllarda önlenen sera gazı emisyonlarıyla, hayata geçirilen yatırımlarla ve hâlâ ayakta kalan ormanlarla ölçüleceğini belirten Özel, bu taahhütlerin şeffaf biçimde ve uluslararası standartlara uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini yakından takip etmenin kendi sorumlulukları olduğunu söyledi.