• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Özgür Özel, The Economist’e yazdı: ‘Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz’

Özgür Özel, The Economist’e yazdı: ‘Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, The Economist için kaleme aldığı yazıda, “Türkiye’de yaşanacak bir demokratik atılım, demokratik gerileme konusundaki küresel tartışmayı kökten değiştirecektir” dedi. Özel, Macaristan’da Viktor Orbán’ın yenilgisinin Türkiye dahil Avrupa’daki demokratik güçlere cesaret verdiğini belirtti.

Özgür Özel, The Economist’e yazdı: ‘Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz’
Özgür Özel, The Economist’e yazdı: ‘Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 19 Mayıs 2026 22:15

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dünyanın önde gelen dergilerinden İngiltere merkezli The Economist için kaleme aldığı yazıda Kürt meselesinin çözümüne yönelik sürece ilkesel olarak destek verdiklerini, barış ve demokrasinin birbirinden ayrılamayacağını belirtti.

“Demokratik vizyon adına”

“Türkiye’nin demokrasi mücadelesi Macaristan gibi ancak daha zor” başlıklı yazıda Özel, “Bugün hükümet ile PKK arasında yeni bir barış süreci var. CHP bu süreci taktiksel ya da seçim hesapları nedeniyle değil, daha geniş bir demokratik vizyon adına destekliyor.” ifadelerine yer verdi.

“Kürt meselesi, Türkiye’yi daha da ayırt edici kılıyor” diyen CHP Genel Başkanı “Bu anlayış, çoğulculuk, temsiliyet, vatandaşlık ve bir arada yaşama meselelerinin barışçıl bir gelecek için merkezi öneme sahip olduğu Ortadoğu için hayati önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.

“Demokratik güveni yeniden inşa etme mücadelesi veriyoruz”

Türkiye’de muhalefetin yalnızca seçim değil, aynı zamanda “demokratik güveni yeniden inşa etme” mücadelesi verdiğini vurgulayan Özel, “Türkiye’de yaşanacak bir demokratik atılım, demokratik gerileme konusundaki küresel tartışmayı kökten değiştirecektir” dedi.

“Macaristan’daki değişim moral kaynağı”

Macaristan’daki siyasi değişim ile Türkiye’deki demokrasi mücadelesi arasında dikkat çekici benzerlikler ve farklar olduğunu yazan Özel, Macaristan’da seçmenlerin Viktor Orbán’ı devirmesinin Türkiye dahil Avrupa genelindeki demokratlar için moral kaynağı olduğunu belirtti.

“Siyaset yönetilen rekabete kaydı”

Türkiye’de de demokratik hakların kullanımının AKP iktidarında her geçen sene kısıtlandığını belirten Özel, “Hem Türkiye’de hem de Macaristan’da 2010’ların sonlarına doğru siyaset, açık çekişmeden yönetilen rekabete kaydı; bu rekabette seçim sonuçları önceden belirlenmiyor, ancak giderek iktidar partisi tarafından yönlendiriliyor” tespitinde bulundu.

“O tarihten beri cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyoruz”

Türkiye’de 2023 seçimlerinde muhalefetin kurduğu hareketin iktidarı kazanma yolunda başarısız olduğunu ancak bundan alınan derslerle 2024’teki yerel seçimlerde partisinin en yüksek oyu alan parti olduğunu hatırlattı. Özel, “O günden bu yana bir sonraki genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyoruz” dedi.

İmamoğlu davaları ve belediye başkanlarına operasyonlar

Özel, yazısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na yönelik davalara da geniş yer ayırdı. İmamoğlu’nun 2019’da iki kez ve 2024’te Erdoğan’ın desteklediği adayları yendiğini hatırlatan Özel, bu seçim başarısının ardından İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının “asılsız ve siyasi saiklerle ortaya atılan” suçlamalarla hedef alındığını belirtti.

Özel “Bu seçim başarısı nedeniyle, kendisi ve arkadaşları, yolsuzluk, casusluk ve terörizme yardım gibi asılsız ve siyasi amaçlı suçlamalarla hapse atıldı. Erdoğan şimdi, partimizi felç etmek ve kontrol edebileceği bir muhalefet oluşturmak amacıyla, uydurma davalarla partimizin belediye başkanlarına saldırıyor. 2024’ten bu yana yaklaşık 25 CHP’li belediye başkanı tutuklandı, tutuklu yargılanmaya başladı ve adli ve idari tedbirler yoluyla fiilen görevden uzaklaştırıldı.” diye kaydetti.

“Amaç kontrol edilebilir muhalefet”

Özel’e göre AK Parti’nin hedefi muhalefeti tamamen ortadan kaldırmak değil, onu yönetilebilir ve kontrol edilebilir bir alana hapsetmek.

Özel, muhalefetin seçimlere katılmasının ve büyükşehirleri yönetmesinin yasal olarak engellenmediğini ancak giderek daralan sınırlar içinde hareket etmeye zorlandığını vurguladı.

“Mücadele sandıkla sınırlı değil”

Özel, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin Macaristan’dakinden daha zorlu olduğunu da ifade etti. Bunun nedeninin yalnızca Türkiye’nin AB’nin kurumsal çerçevesi dışında kalması değil, aynı zamanda ülkenin daha büyük, daha karmaşık ve jeopolitik fay hatlarıyla iç içe olması olduğunu belirterek yazısını şöyle sonlandırdı:

“Türkiye’de demokrasi mücadelesi artık sadece parlamentoyla veya sandıkla sınırlı değil. Bu mücadele çok sayıda cephede sürüyor: Kitlesel mitinglerde, sokaklarda günlük yaşamda, mahkemelerde hukuki argümanlarla ve sosyal medyada gençlerin zekâsı, yaratıcılığı ve dijital becerileriyle. Macaristan’daki muhalefetin zaferi, demokratik gerileme konusundaki küresel tartışmaya yeni bir ivme kazandırdı. Türkiye’de yaşanacak bir demokratik atılım, bu tartışmayı kökten değiştirecektir.”