ABD’nin, Çin’in Panama Kanalı’ndaki nüfuzunu zayıflatma girişimiyle başlayan krizin etkileri devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın kontrolünün ABD’den çıkmasının hata olduğunu savunarak, Çin’in kanal üzerinde etkisini artırmaya çalıştığını öne sürmüştü.
Trump, “Çin, Panama Kanalı’nı ele geçirmeye çalışıyor. Buna izin vermeyeceğiz.” demişti.
Hürmüz Boğazı’ndaki krizin ardından Panama Kanalı’nda liman krizi küresel ticaret hattını gerdi.
Panama’nın Hong Kong merkezli CK Hutchison’ı limanlardan çıkarmasının ardından başlayan süreç, bu kez Çin’in Avrupalı devlere müdahalesi ve “Panama’dan çıkın” ikazlarıyla büyüdü.
Panama hükümeti ise, Çinli yetkililerin Panama bayraklı gemilere yönelik denetim ve alıkoyma işlemlerini artırmasının ardından yaşanan gerilimi görüşmek üzere Pekin’e resmi bir heyet gönderdi.
Financial Times’ın haberine göre Panama heyeti, Çinli yetkililerle gerçekleştireceği temaslarda Panama bayraklı gemilere yönelik denetim ve alıkoyma uygulamalarının sonlandırılmasını gündeme taşıyacak.
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz Panama Kanalı’nın önemini artırdı
İran’da yaşanan savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin büyük ölçüde aksaması, Panama Kanalı’nın küresel ticaret açısından önemini daha da artırdı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İsrail’in saldırıları sonrasında başlayan savaşın ardından Panama Kanalı’ndan geçen günlük gemi trafiğinin yaklaşık yüzde 20 arttığı belirtildi. Kanalın, özellikle ABD’nin Güney Körfezi kıyılarından yük taşımak isteyen Asyalı şirketler açısından kritik bir güzergâh haline geldiği ifade edildi.
Alıkoyma işlemleri dört kat arttı
Çin Deniz Güvenliği İdaresi verilerine göre, mart-haziran döneminde Panama bayraklı gemilere yönelik alıkoyma işlemleri geçen yılın aynı dönemine göre dört kat yükseldi.
Bu dönemde 431 Panama bayraklı gemi alıkonulurken, 2025’in aynı döneminde bu sayı 98 olarak kaydedilmişti.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, denetimlerin deniz trafiğinin güvenliğini ve düzenini sağlamak amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Lin, Çin limanlarına yanaşan gemilerin yalnızca yüzde 20’sinin Panama bayrağı taşımasına rağmen deniz kazaları ve can kayıplarının yaklaşık yarısının bu gemilerle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Liman krizi gerilimi tırmandırdı
İki ülke arasındaki gerilim, Panama’nın şubat ayında Hong Kong merkezli CK Hutchison tarafından işletilen iki limanın kontrolünü devralmasının ardından daha da arttı.
Şirketin sahibi Li Ka-shing’in açtığı dava sürerken, firma Panama devletine ait Panama Limanları Şirketi’nin (PCC) hukuka aykırı hareket ettiğini ve limanları fiilen kontrol altına aldığını belirtiyor.
Balboa ve Cristobal limanlarını işleten CK Hutchison, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’in Panama Kanalı üzerinde kontrol kurduğu yönündeki açıklamalarının ardından başlayan diplomatik krizin merkezinde yer aldı.
Şirket, 4 Mart’ta Panama Kanalı’nın iki yakasında bulunan stratejik limanlardaki hisselerini, ABD merkezli yatırım şirketi BlackRock liderliğindeki konsorsiyuma 22,8 milyar dolar karşılığında devretmeyi kabul etti. Ancak Pekin yönetimi, satış işlemine tepki göstererek inceleme başlattı.
Panama diplomatik çözüm çağrısı yaptı
Panama Devlet Başkanı Jose Raul Mulino da haziran ayında yaptığı açıklamada, Çin’in Panama bayraklı gemilere yönelik denetim ve alıkoyma işlemlerinin haklı bir gerekçeye dayanmadığını belirtti.
Mulino, iki ülke arasında yaşanan sorunun diplomatik yollarla çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti.



