• Ana Sayfa
  • Haber Zamanı
  • Pezeşkiyan’dan Trump’a: Bir ulusu haklarından mahrum bırakmaya kimin hakkı var?

Pezeşkiyan’dan Trump’a: Bir ulusu haklarından mahrum bırakmaya kimin hakkı var?

Hürmüz Boğazı çıkmazı devam ediyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açması ve tekrar kapatması yalnızca bir gün sürerken, İran ordusu, Hürmüz Boğazı’yla ilgili Trump’ın değil kendi yaptıkları açıklamaların takip edilmesi gerektiğini belirtti. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD Başkanı Trump’ın İran’ı nükleer haklarından mahrum bırakmasının hiçbir gerekçesi olmadığını belirterek, “Savaş peşinde değiliz, haklarımızı talep ediyoruz” dedi.

Pezeşkiyan’dan Trump’a: Bir ulusu haklarından mahrum bırakmaya kimin hakkı var?
Pezeşkiyan’dan Trump’a: Bir ulusu haklarından mahrum bırakmaya kimin hakkı var?
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 19 Nisan 2026 13:22
  • Güncellenme: 19 Nisan 2026 13:27

İran ile yaşanan krizde kırılgan ateşkes süreci devam ederken, gözler yeniden stratejik Hürmüz Boğazı’na çevrildi. Bölgedeki tansiyon, ABD’nin uyguladığı abluka ve İran’ın buna yönelik sert karşı hamleleriyle arttı.

ABD’nin boğaza uyguladığı abluka sürerken İran Devrim Muhafızları, ABD’nin İran gemilerine uyguladığı abluka kaldırılana kadar Hürmüz’ün kapalı kalacağını belirtti. Devrim Muhafızları ayrıca ABD Donanması’nın İran gemilerine saldırması durumunda “ağır bir darbe” alacağını ifade etti, uyarıları dikkate almayan gemilerin ise hedef alınacağı ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları, gemilerin ve sahiplerinin Devrim Muhafızları’nın açıklamalarını takip etmeleri gerektiğini, ABD Başkanı Trump’ın açıklamalarının “geçerliliğinin olmadığını” söyledi.

İran’ın baş müzakerecisi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da ABD ile müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini söyledi ama aralarında hala bir “mesafenin” olduğunu söyledi.

Kalibaf: ABD’ye güvenmiyoruz; abluka kalkmazsa Hürmüz Boğazı kapalı kalır

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail ile yaşanan “Üçüncü Empoze Edilmiş Savaş”ın ardından gelinen süreci değerlendirdi. Washington’ın müzakere masasında “hilekar” davrandığını savunan Kalibaf, İran limanlarına yönelik ablukanın sürmesi halinde Hürmüz Boğazı’ndaki tüm uluslararası trafiği durduracakları tehdidinde bulundu.

İran halkına hitaben bir televizyon konuşması gerçekleştiren Kalibaf, sahadaki askeri durum, İslamabad müzakereleri ve bölgesel stratejilere dair açıklamalarda bulundu.

Rudaw’da yer alan habere göre Washington yönetiminin “hileci” bir politika izlediğini belirten Kalibaf, “ABD, tıpkı 12 günlük savaşta olduğu gibi bu savaşı da müzakere sürecinin tam ortasında, komutanlarımızı hedef alarak başlattı. Üstelik bu kez savunma toplantısı sırasında suikast düzenleyerek cinayet işlediler. Ancak biz tecrübeliydik; en üst düzey komutanlarımızı kaybetmemize rağmen yanıtımız anında başladı” ifadelerin kullandı.

‘Savaşın kazananı biziz, Trump teslim oldu’

Askeri teçhizat açısından ABD’nin daha güçlü olduğunu kabul eden ancak planlama ve irade bakımından İran’ın üstün geldiğini savunan Kalibaf, şunları söyledi:

“Biz kazanmayı ‘yok etmek’ olarak değil, ‘hedeflerine ulaşmalarını engellemek’ olarak görüyoruz. Trump, iki-üç günde İran’ı ele geçirebileceğini sanıyordu ama 40 gün boyunca savaştıktan sonra ateşkes istemek zorunda kaldı. Teknik alanda 180’e yakın İHA düşürdük; bir F-35’in vurulması ise tesadüf değil, bir tasarım ve mühendislik başarısıdır. Trump’ın ateşkes talebi, düşman hedeflerinin hiçbirinin gerçekleşmediğinin kanıtıdır.”

ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasına sert tepki gösteren Kalibaf, “Dünyanın geçip de İran’ın geçemediği bir Hürmüz Boğazı senaryosu imkansızdır. Bu nahoş ve cahilce bir karardır. Eğer abluka kalkmazsa, Hürmüz Boğazı’ndaki trafik kesinlikle kısıtlanacaktır, bundan kimsenin şüphesi olmasın” uyarısında bulundu.

Kalibaf ayrıca, ABD’nin boğazda mayın tarama faaliyetlerine girişmesini “ateşkes ihlali” olarak nitelendirdiklerini belirterek, “Amerikan heyetine açıkça söyledim; eğer geminiz bir santim bile ilerlerse ateş açarız. Geri çekilmek için 15 dakika süre istediler ve çekildiler. Bugün boğazın kontrolü tamamen bizim elimizdedir” ifadelerini kullandı.

‘Hizbullah bizim kırmızı çizgimizdi’

İslamabad’da yürütülen müzakerelerde Lübnan ve Hizbullah dosyasının İran için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Meclis Başkanı, “Hizbullah bu savaşta İran’ın yardımına geldi. Bu yüzden ateşkesin mutlaka onları da kapsaması gerektiğini bir şart olarak masaya koyduk. Lübnan’da tam bir sükunet sağlanmadan Hürmüz’deki trafiği normale döndürmeyeceğiz” dedi.

Müzakereyi bir “mücadele yöntemi” olarak tanımlayan Kalibaf, nükleer program ve Hürmüz Boğazı’nın yönetimi gibi temel konularda hala derin görüş ayrılıkları olduğunu belirtti.

Kalibaf, “İslamabad’a iyi niyetle ama tam bir güvensizlikle gittik. Trump yalan söyleme ustasıdır; dün paylaştığı 8 tweetin 7’si yalandı. Biz ancak halkımızın hakları ve Rehberimiz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in direktifleri doğrultusunda bir anlaşmaya imza atarız” şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda, sokaklara dalarak hükümete destek veren halka teşekkür eden Kalibaf, “Diplomasi ile askeri alan birbirini tamamlayan iki sahadır. Biz masada kağıtlarla, sahada haritalarla savaşmaya devam eden birer rütbeli askeriz. Yaşasın aziz İran!” diyerek sözlerini tamamladı.

İran Cumhurbaşkanı, Trump’a tepki gösterdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerine ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.

ISNA’nın aktardığına göre İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, “ABD Başkanı Trump’ın İran’ı nükleer haklarından mahrum bırakmasının hiçbir gerekçesi yok” dedi.

Washington ve Tahran nükleer konularda anlaşmazlık yaşamaya devam ederken, Pezeşkiyan şu ifadeleri kullandı:

“Trump, İran’ın nükleer haklarını kullanamayacağını söylüyor ama hangi suçtan dolayı olduğunu belirtmiyor. Bir ulusu haklarından mahrum bırakmaya kimin hakkı var?”

Ülkede yönetime yönelik eleştirileri görmezden gelmediklerini ve kabul ettiklerini belirten Pezeşkiyan, ancak ABD-İsrail saldırılarına karşı toplumun birlik ve beraberlik içerisinde olunması gerektiğini ifade etti. Pezeşkiyan, ABD ve İsrail’in bölgede terör estirdiğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer faaliyetlerini engelleme çabalarının geçerli bir dayanağı bulunmadığını söyleyen Pezeşkiyan, “Savaş peşinde değiliz, haklarımızı talep ediyoruz.” dedi.

Pezeşkiyan Tahran yönetiminin savaşı başlatan taraf olmadığını ve onurlu bir şekilde savaşı bitirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Trump’tan İsrail mesajı

ABD Başkanı Trump, Truth üzerinden İsrail’e destek mesajı paylaştı. Trump, “İnsanlar İsrail’i sevsin ya da sevmesin, İsrail, ABD’nin büyük bir müttefiki olduğunu kanıtlamıştır. Cesur, gözü pek, sadık ve zekidirler ve çatışma ve stres anında gerçek yüzlerini gösteren diğerlerinin aksine, İsrail çok çalışır ve nasıl kazanacağını bilir!” ifadelerini kullandı.

İran ile müzakere süreci 

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik açtığı savaş ilk ayını doldurduğu günlerde savaşın daha da şiddetlenmesi ile barış umudu; Trump’ın açıklamalarıyla zher geçen gün yer değiştiriyor. ABD’nin İran’a dayattığı şartların Tahran tarafından geri çevrildiği bildirilirken, Trump önceki gün olası bir anlaşma öncesi müzakere süresini 10 gün uzatarak 6 Nisan’ı işaret etse de tarafların olası uzlaşması “uzak ihtimal” olarak değerlendiriliyor.

Hiçbir senaryo güvenli değil 

CNN International, Trump’ın diplomasi girişimlerinin başarısız olması durumunda İran’a karşı savaşı önemli ölçüde tırmandırmak için çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini ancak hiçbir senaryonun Washington için ideal görünmediğini yazdı. CNN’e göre Pentagon İran içindeki bazı stratejik hedeflerin kara birlikleriyle ele geçirilmesini içeren senaryolar hazırladı. Ancak görüşmelere katılan kaynaklara göre bu planlar ciddi can kaybı riski taşıyor ve çatışmayı sona erdireceği de kesin değil. Yine de bu kapsamda hazırlıklarını sürdüren ABD’nin amfibi gemileri USS Tripoli ve USS New Orleans’ın Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssüne yanaştığı, Pentagon’un ayrıca 10 bin askeri bölgeye sevk etmeyi planladığı haberleri geliyor.

İran Hürmüz’de ‘yenilmez’ duruyor

Uzmanlara göre İran, düşük maliyetli dronlar ve deniz mayınları gibi “asimetrik savaş” yöntemleri ile coğrafi avantajını birleştirerek Hürmüz’de önemli bir üstünlük sağlıyor. Bu iki unsur, ABD ve müttefiklerinin gemileri korumasını veya boğazı askeri yöntemlerle güvence altına almasını zorlaştırıyor. İran’ın yaklaşık bin 600 kilometrelik kıyı şeridi boyunca konuşlandırılabilen mobil gemisavar füze sistemleri, tehdit alanını boğazın ötesine taşıyor.

Dağlık arazi, adalar ve yerleşim alanları ise silah sistemlerinin gizlenmesini kolaylaştırarak tespit edilmesini zorlaştırıyor. Uzmanlara göre tankerleri korumak için klasik savaş gemisi konvoyları yeterli olmayabilir. Olası bir güvenlik operasyonunun uydu gözetleme sistemleri, devriye uçakları, dronlar ve mayınlardan temizlenmiş özel rotaları içeren çok katmanlı savunma yaklaşımı gerektireceği ifade ediliyor.

Yetkililer İran’ın nükleer tesislerinde bulunan zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik özel operasyon ihtimalini de tartışıyor. Bazı danışmanlara göre bu tür bir operasyon Trump’a savaşın sona erdiğini ilan edebileceği net bir başarı sağlayabilir. ABD şimdiye kadar askeri kayıpları sınırlı tutmayı başardı, bu durum savaş için mevcut kamu desteğinin korunması açısından kritik görülüyor. Oysa olası bir kara harekâtının ciddi can kayıplarını da beraberinde getireceği tahmin edilirken, bunun ABD’de kamuoyu baskısını da arttıracağına kesin gözüyle bakılıyor.

Baş müzakereci Vance olacak 

ABD bir yandan bölgedeki çatışmayı tırmandıracak adımları hızlandırırken diğer yandan müzakere masasının hazırlığını yapıyor. Axios’un haberine göre ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, önceki gün yapılan kabine toplantısında ABD Başkanı Donald Trump tarafından olası barış müzakerelerinde Washington’un baş müzakerecisi olarak belirlendi. Savaş öncesi Tahran’a saldırı konusunda temkinli olduğu bilinen Vance’in İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanı sıra Körfez ülkeleriyle temas kurduğu ve İran’la dolaylı iletişim sürecine dahil olduğu aktarıldı. ABD yönetimi, Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin arabuluculuğunda yüz yüze görüşmeler organize etmeye çalışırken, İran tarafının da onaylaması halinde Vance’in İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile aynı masaya oturabileceği ifade edildi.