Kamuoyunda tartışılmaya devam eden Kürt meselesinin çözümü için başlatılan süreç, Kolombiya, İrlanda ve Güney Afrika gibi ülkelerde yaşanan benzer örnekleri de gündeme getiriyor.
University College Dublin’de (UCD) 36 yıl önce UCD Eşitlik Çalışmaları Merkezini (UCD Equality Studies Centre) kuran İrlandalı sosyolog ve insan hakları aktivisti Prof. Dr. Kathleen Lynch; toplumsal çatışmaların çözümü, ana dili mücadelesi ve barış süreçlerinin aşamalarına dair değerlendirmelerde bulundu.
Britanya Hükümetinin Kuzey İrlanda’da uyguladığı asimilasyon politikaları ile Türkiye’deki süreçlerin benzerlikler taşıdığını söyleyen Kathleen Lynch; gerçek bir uzlaşının söylemlere sıkıştırılmış eğitim programlarıyla değil, ancak ana dili özgürlüğü gibi kurumsal dönüşümlerle sağlanabileceğini belirtti. Lynch, “Kadınların merkezinde bulunmadığı hiçbir müzakere masası kalıcı ve samimi bir barış üretemez” dedi.
‘Ana dilinde eğitim için samimi adım atılmalı’
Eğitimin tek başına bir olgu olarak ele alınıp mucizeler yaratmasını beklemenin gerçekçi bir yaklaşım olmadığını belirten Kathleen Lynch, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bireylerin aynı okullarda eğitim alması, hayatı ve ortak deneyimleri paylaşması toplumsal uzlaşı sürecine ciddi katkı sunar. Ancak bu birlikteliğin ‘eşitler arası’ bir zeminde gerçekleşmesi hayati önem taşır. Farklı kültürel geleneklere sahip insanlar aynı mekanda ve eşit koşullarda buluşmadığı sürece, aralarında gerçek bir iş birliği tesis edilemez. Dolayısıyla resmi barış eğitimi programları faydalı olmakla birlikte, tek başlarına asla yeterli değildir. Yapısal değişim ile eğitim süreçleri eş güdümlü şekilde yürütülmek zorundadır.”
Dönüşüm yaratmak için samimi bir çaba gösterilmesi gerektiğini belirten Lynch, “Zira çatışmalar, genellikle bir grubun diğerine kıyasla daha fazla güce ve ayrıcalığa sahip olduğu asimetrik zeminlerde filizlenir. Çatışmanın temel nedeni bu güç adaletsizliğidir. Gücü elinde bulunduran egemen odaklar, hem toplumsal anlatıyı hem de aktarılan tarihsel hikayeyi kontrol ederler. Bu pratikler değişmediği sürece toplumda gerçek bir karşılıklı saygı iklimi oluşamaz. Benzer bir sorun geçmişte Kuzey İrlanda’da İrlandaca üzerinde de yaşanmıştır. Eğitim sistemi tamamen Britanya’nın kontrolünde olduğu için okullarda İrlandaca öğrenilmesi engellenmiştir” diye konuştu.
Akademik kurumların sorumluluğu
Akademik kurumların, içinde bulundukları toplumun yapısal sorunlarını doğrudan ele alan ve çözüm üretmeye odaklanan programlar geliştirmesi gerektiğini söyleyen Lynch, şu ifadeleri kullandı:
“36 yıl önce ‘Eşitlik Çalışmaları’ adında bir akademik program kurmamızın sebebi de buydu. Amacımız; eşitlik ve sosyal adalet kavramlarını kıyıda köşede kalmış tali birer unsur olarak değil, merkezi ve kurucu birer değer olarak akademik müfredatın kalbine yerleştirmekti. Bugün hâlâ varlığını sürdüren bu program, toplumsal dönüşümde ciddi bir fark yaratmıştır. Kısacası, çatışmalı alanlarla doğrudan yüzleşen cesur programlara ihtiyaç vardır. Üniversiteler, krizler ortaya çıktıktan sonra refleks gösteren reaktif yapılar olmaktan çıkıp vizyon inşa eden ön alıcı kurumlara dönüşmelidir. Bugün kadın hakları, engelli hakları ve azınlık hakları daha ileri bir noktadaysırsa, bu kazanımlar üniversitedeki bilim insanlarının sürece omuz vermesiyle başlamıştır.”
‘Kadınlar barış inşa sürecinin merkezinde yer almalı’
Barış süreçlerine dair vurgulanması gereken en hayati unsurlardan birinin kadınların sürece etkin katılımının sağlanması olduğunu belirten Kathleen Lynch, “Kuzey İrlanda’daki barış sürecinde kadınlar devasa bir rol oynadı. Avrupa Birliği de bu süreçte sivil toplumdaki kadın gruplarını fonlayarak önemli bir misyon üstlendi; çünkü kadınlar toplumsal sorunlara çok daha pratik ve yaşamın içinden çözümler üretmektedir. Sahada, sivil toplumda farklı mahalleleri ve kampları bir araya getiren ilk toplulukların çoğunlukla kadınlardan oluştuğu görülmüştür. Kadınlar hayatı sahada, sokakta ve toplumsal ilişkilerin merkezinde birebir yaşayan öznelerdir. Şiddetin ve savaşın yıkıcı tahribatına ilk elden tanıklık ederler. Bu nedenle kadınlar; kalıcı, adil ve samimi her türlü barış inşa sürecinin tam merkezinde yer almak zorundadır” diye ekledi. (MA)




