Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, perşembe günü başkent Moskova’daki Uluslararası Valdai Tartışma Kulübü yıllık toplantısında konuştu.
Rus lider Batı ülkeleri ve NATO’ya yönelik çok sert uyarılarda bulundu.
Putin konuşmasında Rusya’nın Litvanya ve Polonya arasında kalan dış toprağı Kaliningrad’a değinerek, iki ülke arasında sıkışan bu Rus bölgesine yönelik herhangi bir doğrudan saldırı ya da abluka hamlesinde nükleer silahlar dahil tüm imkanların derhal devreye sokulacağını söyledi:
“Rusya’ya Kaliningrad dahil doğrudan saldırı söz konusu olursa, ülkemizin sahip olduğu tüm silahların kullanılması meselesi kaçınılmaz olarak ve derhal gündeme gelecektir.”
‘Biz kimseyi tehdit etmiyoruz’
Avrupalı liderlerin kendi halklarını Rusya ile yaşanacak 2029 veya 2030 tarihli bir savaşa hazırladıklarını öne süren Putin, bu tür açıklamaların ve Baltık’taki tatbikatların gerilimi kasıtlı olarak tırmandırdığını dile getirdi.
Hiçbir ülkeyi tehdit etmediklerini ve kimseye saldırma niyetinde olmadıklarını iddia eden Rus lider, buna karşın ülkesine yönelecek herhangi bir saldırı karşısında askeri üstünlüklerini sonuna kadar kullanmak zorunda kalacaklarını ifade etti:
“Biz kimseyi tehdit etmiyoruz. Ne 2029’da ne 2030’da ne de 2050’de saldırı planlıyoruz ancak saldırıyla karşılaşırsak yanıt vermek zorunda kalacağız. Avrupa ülkelerinin vatandaşları bunu açıkça anlamalı.”
Ukrayna Savaşı ve Karadeniz mesajı
Ukrayna savaşına da değinen Putin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıların ekonomilerine yüzde 1 oranında zarar verdiğini kabul etti:
“Ukrayna petrol rafinerilerine yönelik saldırılar başlattı ve bazı sonuçlar elde etmeyi başardılar. Bu, gayri safi milli hasılamızın yaklaşık yüzde 1’ini yok etti.”
Geçmişteki müzakerelere atıfta bulunan Putin, 2022’de İstanbul’da Ukrayna ile varılan mutabakatların Ukrayna heyeti tarafından paraflandığını, ancak Batılı ortakların baskısıyla Kiev’in bu anlaşmadan vazgeçtiğini dile getirdi.
Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğine ayrı bir parantez açan Rus lider, Karadeniz’de seyrüsefer serbestisinin ve uluslararası deniz hukuku kurallarının korunmasından yana olduklarını vurguladı.



