Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP), Kadıköy’de bulunan Emek ve Birlik Lokali’nde düzenlediği basın toplantısında 2025 yılı kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri raporunu açıkladı.
Raporun açıklandığı salona, “Asla Yalnız Yürümeyeceksin” pankartı asıldı.
Rapor açıklanmadan önce konuşan KCDP İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu, şüpheli ölümü bir yılı aşkın süredir aydınlatılmayan Rojin Kabaiş’i hatırlatarak, sözlerine başladı. Şirin Yalıncakoğlu, Ayşe Tokyaz katliamına da dikkat çekerek, “Failin kadın bedeni üzerinde psikopatça konuşmasına şahit oldum. Daha önceki polis arkadaşları faile her türlü desteği sağlamış. Bu devlet mekanizmasının çürüdüğü anlamına geliyor. Kadın hakları söz konusu olunca erkeklik suçla organize olabiliyor. Biz kadınlar daha fazla örgütlenip sahada mücadele etmek zorundayız” dedi.
Kadınlar evlerinde öldürüldü
Daha sonra raporu kamuoyu ile paylaşan Esin İzel Uysal, 2025 yılında erkekler tarafından en az 294 kadının öldürüldüğünü, 297 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini aktardı. “Aile Yılı” ilan edildiğinden bu yana iktidarın aile odaklı politikaları merkezine aldığını dile getiren Esin İzel Uysal, “aile” söyleminin toplumu güçlendiren bir değer gibi sunulduğunu ancak pratikte kadınların ve çocukların yaşamlarını daraltan bir çerçeveye dönüştüğünü vurguladı. 2025’te kadınların en çok evlerinde öldürüldüğünü hatırlatan Esin İzel Uysal, 2025’te en az 203 kadının aile üyeleri tarafından öldürüldüğünü paylaşarak, “Aileyi kutsallaştıranlar, kadınların aile içinde maruz kaldığı şiddetli görünmezleştirdi. Aile adına kurulan dil, çoğu zaman kadınların yaşadıklarını konuşulamaz hale getirdi; failin sorumluluğu geri plana itildi” ifadelerini kullandı.
Kadın cinayetlerine göz yumuldu
2025 yılında en az 25 çocuğun da öldürüldüğüne dikkati çeken Esin İzel Uysal, aileyi önceleyen sistemin aile imajını korumak adına çocukların yaşam hakkını geri plana attığının altını çizdi.
Esin İzel Uysal, şöyle devam etti:
“Bunlar yetmedi; siyasi iktidar heteronormatif baskıyı artırdı. ‘Toplumsal cinsiyet’, ‘cinsel yönelim’ gibi kavramlar hedefe kondu; kurumlara, bu alanları dışlayan yazılar gönderildi. Eşitlik dili bastırılmak istendi, ayrımcılık normalleştirildi. Kadınların ve LGBTİQ+’ların hayatı daha fazla kuşatıldı. 2025 ‘Aile Yılı’ ilan edildi; ama kadınlar ve çocuklar için bu yıl, öldürmenin sürdüğü ve görmezden gelmenin kurumsallaştığı bir yıl olarak kayda geçti. Aileyi kutsallaştıranlar, kadınların aile içinde öldürülmesine göz yumdu; çocukların ölümünü görmezden geldi.” (MA)




