• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Rojin Kabaiş dosyasında aile ve avukatlardan yeni talepler

Rojin Kabaiş dosyasında aile ve avukatlardan yeni talepler

Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç ile Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Van Adliyesi’ne giderek savcıyla görüştü. Görüşmenin ardından adliye önünde basın toplantısı düzenleyen Karabulut, dosyayı yaklaşık iki ay önce üstlendiklerini ve bu sürenin önemli bir bölümünün adli tatile denk geldiğini belirtti.

Rojin Kabaiş dosyasında aile ve avukatlardan yeni talepler
Rojin Kabaiş dosyasında aile ve avukatlardan yeni talepler
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Eylül 2026 22:42

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor. Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç, soruşturma dosyasına ilişkin yeni taleplerde bulunurken, Karabulut dosyanın ilk döneminde soruşturmanın intihar ihtimali üzerinden yürütüldüğü yönündeki değerlendirmelerini paylaştı.

Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç ile Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Van Adliyesi’ne giderek savcıyla görüştü. Görüşmenin ardından adliye önünde basın toplantısı düzenleyen Karabulut, dosyayı yaklaşık iki ay önce üstlendiklerini ve bu sürenin önemli bir bölümünün adli tatile denk geldiğini belirtti.

Karabulut, dosya kapsamında yeterli araştırma yapılmadığını belirterek soruşturmanın ilk dönemine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Dosya üzerine maalesef yeterince araştırma yapılmamış. İsteksiz bir soruşturmanın nasıl yürütüldüğü, üstünkörü araştırmaların nasıl yapıldığı, dosyanın daha çok intihar algısı yaratılarak bu çerçevede soruşturulmaya çalışıldığını ya da aileye yöneltilerek, ‘Acaba aile içerisinde iddia edilen bu suçlamaya karışanların olduğuna’ yönelik bir araştırmanın nasıl etkin bir şekilde yapıldığını dosya kapsamında maalesef şahit olduk.”

Kabaiş ailesi 30 ayrı konuda başvuru yaptı

Karabulut, dosyayı 10 Temmuz’da devralmalarının ardından yaklaşık 30 ayrı konuda başvuruda bulunduklarını söyledi. Bu başvurulardan 2-3’ü dışında kalan taleplerinin kabul edildiğini belirten Karabulut, bazı araştırmaların tamamlandığını, bazı çalışmaların ise devam ettiğini aktardı.

Karabulut şöyle konuştu:

“Sayın savcımız ile yaptığımız görüşmelerde ve başvurduğumuz taleplerle ilgili etkin bir araştırmanın yapıldığını şu an için söyleyebiliriz. Bu çerçevede 10 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 30 hususta başvurularımız oldu. 2-3 başvuru haricinde diğer bütün başvurularımız kabul gördü. Bir kısmı sonuçlandı, bir kısmıyla ilgili araştırmalar devam ediyor.”

Rojin’in son görüntüsü ve telefon görüşmesi araştırılıyor

Rojin Kabaiş’in kaybolduğu gün Bardakçı köyünde saat 19.04’te kaydedilen son görüntüsüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karabulut, Kabaiş’in bu görüntüden önceki dakikalarda telefonla iletişim halinde olduğunu söyledi.

Kamera kayıtlarında Kabaiş’in telefon görüşmesi yaparak ilerlediğinin görüldüğünü belirten Karabulut, saat 19.04’te Bardakçı köyü sınırları içerisinde son silüetinin tespit edildiğini, ardından kendisinden haber alınamadığını belirtti.

Karabulut, telefon görüşmesinin WhatsApp veya başka bir sosyal medya uygulaması üzerinden yapılmış olabileceğini belirterek, Kabaiş’in olay yerine nasıl ulaştığının araştırıldığını söyledi.

Karabulut şöyle konuştu:

“Bardakçı Köyü’nde Rojin 27 Eylül saat 19.04 itibarıyla son silüeti görünmektedir. O ana kadar geriye dönük dakikalarda da baktığımız zaman Rojin sürekli bir telefonla iletişim halinde. Kamera kayıtlarına baktığımız zaman telefonla görüşme yaparak gitmektedir. 19.04’te son silüetinin tespit edildiği kamera kayıtlarında Bardakçı köyünün içerisinde, sınırları içerisinde silüeti tespit ediliyor. Ondan sonra kendisinden herhangi bir haber alınamıyor.

Acaba Rojin telefon görüşmesiyle, bu telefon görüşmesi sosyal medya uygulaması üzerinde de olabilir, WhatsApp üzerinde de olabilir. Normal olmadığı zaten dosya kapsamında belli. Olay yerine sürüklenerek mi götürüldü? Oraya çakıl taşı toplamak amacıyla gittikten sonra spontane mi gelişti? Bununla ilgili araştırmalarımız var, çalışmalarımız devam ediyor.”

Avukat: İntihar yönünde somut veri bulunmuyor

Karabulut, Kabaiş’in intihar ettiğine ilişkin soruşturma dosyasında herhangi bir somut veri bulunmadığını belirterek, buna rağmen dosyanın bu yönde bir algıyla yürütüldüğünü söyledi.

Adli Tıp Kurumu raporlarına da değinen Karabulut, Kabaiş’in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildiğini hatırlattı. Karabulut, DNA bulgusunun Kabaiş’in bedeninin hangi bölümünde bulunduğuna ilişkin bilginin daha sonra açıklanmasına tepki gösterdi.

Karabulut şöyle konuştu:

“Adli Tıp evet rapor hazırlanmış, ikinci bir rapor var, İhtisas Kurulu’na bir rapor var. 9 ay sonra, Adli Tıp diyor ki, ‘Rojin’in bedeninde 2 erkek DNA’sı tespit edildi.’ Bir yıl sonra da, yani 12 Ekim 2025 tarihinde de, bu 2 erkek DNA’sının Rojin’in bedeninin neresinde olduğunu açıklıyor. Sen bunu bilmiyor muydun önceden? Biliyordun neden bir yıl sonra açıklıyorsun? Çünkü o algıyı devam ettirmek istiyorlar.”

7 bin 353 araç incelendi

Karabulut, soruşturma kapsamında kara araçlarına yönelik incelemelerin yanı sıra deniz araçlarının da araştırılmasını talep ettiklerini belirtti.

Van genelinde Plaka Tanıma Sistemi ve kamera kayıtları üzerinden 7 bin 353 aracın incelendiğini söyleyen Karabulut, ilk incelemelerde araçların yalnızca tespit edilmesiyle yetinildiğini belirtti.

Bardakçı köyüne olay günü 214 aracın giriş çıkış yaptığının belirlendiğini aktaran Karabulut, özellikle olay günü ile 15 Ekim arasındaki dönemde bu araçların sürücülerinin tespit edilmesini, cep telefonu, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesini ve DNA örneklerinin alınmasını talep ettiklerini söyledi.

Bu taleplerin kabul edildiğini belirten Karabulut, soruşturmanın bu yönüyle sürdüğünü aktardı.

Olaydan beş gün önce görülen beyaz araç araştırılıyor

Karabulut, dosyayı incelerken Rojin Kabaiş’in cansız bedeninin bulunmasından beş gün önce, 10 Ekim 2024 tarihli bir tutanakta yer alan kamera kaydını tespit ettiklerini söyledi.

Bardakçı köyünde saat 19.45 sıralarında beyaz bir aracın kamera kayıtlarına yansıdığını belirten Karabulut, aracın sahile indiğinin ve Kabaiş’in bulunduğu bölgeye gittiğinin tespit edildiğini aktardı.

Aynı zaman diliminde Bardakçı köyünde 11 farklı aracın daha tespit edildiğini belirten Karabulut, bu araçların sürücülerinin belirlenmesi, DNA örneklerinin alınması ve HTS ile baz kayıtlarının incelenmesi için başvuruda bulunduklarını söyledi.

Karabulut, taleplerinin savcılık tarafından kabul edildiğini belirterek şöyle konuştu:

“Sen madem bu aracı tespit etmişsin, özellikle o bir tane aracı, diğer 11 aracı, aynı zaman ve mekan dilimi içerisinde dikkatinizi çekmek istiyorum. Saat 19.45’lerden Rojin’in kaybolduğu günden bahsediyorum. Mekan dilimi içerisinde de sahile iniyor, Rojin’in olduğu bölgeye iniyor. Siz bu araçları tespit edeceksiniz, araç sürücülerini tespit edeceksiniz. Bu kişilerin HTS, baz kayıtlarını alacaksınız, DNA’larını alacaksınız. Bu araştırma şekli skandaldır.”

Bardakçı-Mollakasım güzergahı yeniden incelenecek

Kabaiş ailesinin avukatları, Rojin’in kaybolduğu Bardakçı köyü ile cansız bedeninin bulunduğu Mollakasım arasındaki güzergahın yeniden araştırılmasını da talep etti.

Karabulut, Çarpanak Adası ve bu hat üzerinde bulunan köylerde de olay yeri incelemesi yapılmasını istediklerini belirtti.

Rojin Kabaiş’in kaybolduğu sırada üzerinde bulunan ve halen bulunamayan sarı terliğin de araştırılmasını istediklerini söyleyen Karabulut, bölgede daha önce bulunan materyaller üzerinde yeniden olay yeri incelemesi yapılmasını talep ettiklerini aktardı.

İHA ve Skorsky kayıtları istendi

Karabulut, Rojin Kabaiş’in kaybolmasından iki gün sonra, 29 Eylül’de Van Gölü çevresinde insansız hava araçları ve Skorsky helikopterlerle arama yapıldığını belirtti.

Bu aramalara ilişkin görüntü ve kayıtların tutulmuş olabileceğini belirten Karabulut, Türk Silahlı Kuvvetlerine müzekkere yazılarak aramalara katılan insansız hava araçları ve Skorsky helikopterlere ait kayıtların istenmesini talep ettiklerini söyledi.

Talebin kabul edildiğini ancak ilgili müzekkereye henüz yanıt verilmediğini belirten Karabulut, süreci takip ettiklerini ifade etti.

Karabulut şöyle konuştu:

“Bizim bildiğimiz kadarıyla Skorsky helikopterler ve İHA’larla yapılan aramalarda da her şey kayıt altına alınmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerine müzekkere yazılıp bu aramaya katılan İHA’lar olsun, Skorsky helikopterler olsun varsa kayıtlarının alınmasını talep ettik. Bununla ilgili talebimiz kabul edildi. Henüz müzekkere cevabı gelmiş değil. Onun takipçisiyiz.”

Meta’dan yazışmalar için ek bilgi istendi

Kabaiş’in kaybolduğu döneme ilişkin WhatsApp, Instagram ve Facebook yazışmalarının araştırılması amacıyla Meta şirketine de müzekkere gönderildi.

Karabulut, olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek yazışmaların tespit edilmesini istediklerini belirtti. Meta’dan gelen yanıtta daha ayrıntılı bir talep iletilmesinin istendiğini aktaran Karabulut, savcılığın bunun üzerine şirkete yeniden ve daha ayrıntılı bir yazı gönderdiğini söyledi.

Karabulut, Meta’dan gelecek yanıtın beklendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“WhatsApp, Instagram ve Facebook şirketinin bağlı olduğu Meta şirketine müzekkere yazdık. Olayın bir cinayet olduğunu, bunlarla ilgili yazışmaların tespitini istedik biz. Müzekkere cevabı Meta’dan geldi. Meta daha ayrıntılı bir müzekkere istedi. Tam olarak ne istediğinize dair, yani olaya nasıl faydalı olabileceğimize dair şirketten gelen cevap. Bunu biraz daha ayrıntılı olarak tekrar müzekkere yazılmasını talep etti. Sayın savcılık bu konuda daha detaylı bir şekilde tekrar Meta’ya yazı yazdı, bununla ilgili cevabı bekliyoruz.”

Bölgede daha önce cinsel suçlara karışan kişiler araştırılıyor

Karabulut, 21 Temmuz’da bölgede daha önce cinsel suçlara karışmış kişilerin dosyalarının incelenmesi için de başvuruda bulunduklarını söyledi.

Bardakçı ve Mollakasım çevresinde daha önce cinsel suçlarla bağlantılı kişilerin belirlenmesini ve bu kişilerin Rojin Kabaiş’in kaybolduğu tarihte bölgede bulunup bulunmadıklarının HTS ve baz kayıtları üzerinden araştırılmasını istediklerini belirten Karabulut, savcılığın talebi kabul ettiğini ve araştırmanın devam ettiğini aktardı.

Adli Tıp raporundaki roküronyum bulgusu araştırılacak

Karabulut, Adli Tıp Kurumu raporunda Rojin Kabaiş’in midesinde 5 nanogram düzeyinde roküronyum bulunduğunu belirtti.

Roküronyumun ameliyathanelerde kullanılan bir kas gevşetici olduğunu belirten Karabulut, midedeki bulgunun nasıl oluştuğunun araştırılması gerektiğini söyledi.

Karabulut, roküronyumun damardan verilen bir ilaç olduğunu belirterek, midedeki varlığının ağız yoluyla alınmış olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Bu konunun Adli Tıp Kurumu tarafından ayrıntılı şekilde araştırılması ve netleştirilmesi için talepte bulunduklarını belirtti.

Karabulut şöyle konuştu:

“Bu kas gevşetici bir maddedir. Damardan verildiği için bu maddenin midede bulunması mümkün değil. Adli Tıp raporunda 5 nanogram biriminde Rojin’in midesinde eser miktar diyebileceğimiz roküronyum maddesi bulunmaktadır. Bu maddenin ağızdan verilme ihtimalini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Ya bu ilacı bir suya veya içeceğine koymuşlardır. Rojin’e içirilmesi sağlanmıştır. Midede olduğu içen direk ağızdan verilme ihtimalini güçlendirmektedir. Bu ihtimal karşısında biz Adli Tıp’tan araştırılmasını bu hususu netleştirmesini talep ettik.”

Karabulut, soruşturmanın Van Cinayet Büro Amirliğinden alınarak Ankara Jandarma Suç Araştırma Timi’ne verilmesi yönündeki taleplerinin ise savcılık tarafından kabul edilmediğini belirtti.

Avukat Karabulut: Dosyanın zorlaştırıldığını düşünüyoruz

Karabulut, dosyanın çözülebilecek nitelikte olduğunu ancak soruşturma sürecinde bazı noktaların araştırılmasının zorlaştırıldığını belirtti.

Karabulut, soruşturmanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek şöyle konuştu:

“Dosya aslında kolay ama bir elin dosyayı zorlaştırdığının farkındayız. Bu zorlaştırma adeta samanlıkta iğne aramak gibi bir pozisyona getirilmiş durumda. Ama gerekirse o samanlık yakılır, üzerine su dökülür, o iğne bulunur. Bu mücadelede de kararlı olduğumuzu, neye mal olursa olsun, ucu kime dokunursa dokunsun kararlı olduğumuzu ifade etmek isterim.”

415 kişinin DNA incelemesi yapıldı

Kabaiş ailesinin diğer avukatı Şahin Cangüleç ise deniz araçlarına yönelik araştırmanın sürdüğünü belirtti.

Şu ana kadar 415 kişiye ait DNA çalışmasının yapıldığını aktaran Cangüleç, bu incelemelerde şu aşamada herhangi bir veriye rastlanmadığını söyledi.

Cangüleç, savcılık tarafından 50 kişilik bir listenin oluşturulduğunu ve listedeki kişilerin kimliklerinin belirlendiğini, bu kişilerden DNA örneklerinin alınarak inceleme yapılacağını aktardı.

Cangüleç ayrıca Rojin Kabaiş’in suda kalma süresinin belirlenmesine yönelik bir çalışma yapılmasını talep ettiklerini ve bu talebin de savcılık tarafından kabul edildiğini belirtti.

Rojin Kabaiş’in kronolojisi 

27 Eylül 2024 – Rojin kayboldu: Rojin Kabaiş, kaldığı Seyyid Fehim Arvasi KYK yurdundan çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesinin anlatımına göre, kaybolduğu gün annesiyle yaklaşık 11 dakika görüntülü konuştu, kahve alacağını söyledi. Rojin’in kameralara son yansıdığı saatin ise 19.05 olduğu belirtildi.

28 Eylül 2024 – Eşyaları Van Gölü kıyısında bulundu: Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, su, kek ve cüzdanın Van Gölü sahilinde bulunmasının ardından arama çalışmaları göl çevresinde yoğunlaştırıldı.

10 Ekim 2024 – Başörtüsü bulundu: İçişleri Bakanlığı, Rojin’e ait başörtüsünün Van Gölü kıyısında bulunduğunu açıkladı. Üniversite ve çevresindeki yüzlerce saatlik kamera kaydı ile araç ve kişilere ilişkin görüntülerin incelendiği duyuruldu.

15 Ekim 2024 – Rojin’in cansız bedeni bulundu: Kayıp başvurusundan 18 gün sonra Rojin Kabaiş’in cansız bedeni, son görüldüğü yerden yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Mollakasım Köyü sahilinde, akıntının tersi yönünde bulundu.

İlk açıklamalarda, bedenin uzun süre suda kaldığı, kıyafetlerinin üzerinde olduğu ve herhangi bir darp izine rastlanmadığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.

17 Ekim 2024 – İlk otopside kesin ölüm nedeni belirlenemedi: İlk otopsi sürecinde kesin ölüm nedeni belirlenemedi ve numuneler İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Boyun, diz ve kol bölgelerinde renk değişiklikleri tespit edildiği de kayıtlara geçti.

6 Kasım 2024 – Bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi: Hazırlanan raporda Rojin’in bedeninden alınan örneklerde iki farklı erkeğe ait DNA bulunduğu ortaya çıktı. Ancak DNA örneklerinin vücudun hangi bölgelerinde bulunduğu ilk aşamada açıklanmadı.

Aralık 2024 – Ölüm nedeni “suda boğulma” olarak açıklandı: Adli Tıp Kurumu, ölüm nedeninin suda boğulma olduğunu belirtti. Ancak ölümün intihar, kaza ya da başka bir kişinin müdahalesi sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenemedi.

Ocak 2025 – Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları kuruldu: Dosyadaki kısıtlılık kararının kaldırılması, ailenin ve avukatların soruşturma dosyasına erişebilmesi ve sürecin şeffaf yürütülmesi talepleriyle kadınlar adalet mücadelesini örgütlemeye başladı.

1 Eylül 2025 – Savcılığın iki kişiden şüphelendiği iddia edildi: Nizamettin Kabaiş, savcının “bir şey bulduk, iki kişiden şüpheleniyoruz” dediğini açıkladı. Baba Kabaiş ayrıca kızının bedenindeki yaralanmalara ve dosyada yanıtlanmayan sorulara dikkat çekti.

Ekim 2025 – İki erkek DNA’sının bulunduğu bölgeler açıklandı: Adli Tıp Kurumu raporunda bir erkek DNA profilinin sternal, yani göğüs bölgesinde; diğerinin ise vajinal bölgede tespit edildiği belirtildi. ATK, ilk değerlendirmesinde kontaminasyon ihtimalini de gündeme getirdi.

13-14 Kasım 2025 – “Bulaş” ihtimali tartışması: Adalet Komisyonlarının talebi üzerine yapılan incelemelerde, cenazenin bulunmasından otopsi sürecine kadar müdahalede bulunduğu değerlendirilen 134 kişiden DNA örneği alındı. Bu örneklerin Rojin’in bedeninde bulunan iki erkek DNA’sıyla eşleşmediği, bulaş tespit edilmediği açıklandı.

20 Kasım 2025 – Gizli tanık ifadesi dosyaya girdi: Soruşturma dosyasına, Rojin’in kolundan tutularak bir araca zorla bindirildiğini gördüğünü söyleyen gizli tanığın ifadesi eklendi.

4 Aralık 2025 – Gizli tanık zorla araca bindirilme iddiasını anlattı: Gizli tanık, Rojin’in kaybolduğu gün saat 21.00-22.00 arasında bir erkek tarafından beyaz bir araca zorla bindirildiğini gördüğünü iddia etti.

Mart 2026 – Rojin’in telefonu açılamadan yurtdışından geri döndü: Telefonun şifresinin çözülmesi için yürütülen çalışmalar sonuç vermedi. Telefon, soruşturmanın aydınlatılması açısından kritik delillerden biri olmaya devam etti.

Mayıs 2026 – Yurt yönetimi hakkında soruşturma yolu açıldı: Van Valiliğinin yurt yönetimi hakkında verdiği “soruşturma izni verilmemesi” kararı Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ardından KYK yurdu yöneticileri hakkında resmi adli soruşturma başlatıldı.

Haziran-Temmuz 2026 – Kamera kayıtları, baz sinyalleri ve tekneler yeniden gündeme geldi: Kampüs çevresindeki döner kameraların yeniden incelenmesi, karartıldığı iddia edilen 15 dakikalık görüntünün çözülmesi, HTS ve baz istasyonu kayıtlarının araştırılması için yeni çalışmalar başlatıldı. Ayrıca Rojin’in kaybolduğu tarihten cansız bedeninin bulunduğu güne kadar Van Gölü’nde seyreden tekne ve deniz araçlarının GPS ve kamera kayıtlarının incelenmesi istendi.

15 Temmuz 2026 – Diatom testinin yapılmadığı ortaya çıktı: Adli Tıp Kurumu ölüm nedenini “suda boğulma” olarak açıklamış olmasına rağmen, suda boğulma vakalarında önemli incelemelerden biri olarak görülen Diatom testinin yapılmadığı ortaya çıktı. Rojin’in ailesi, avukatları ve Adalet Komisyonları testin yapılmasını talep etti.

5 Ağustos 2026 – Telefon ve dijital veriler bilirkişiye gönderildi: Cep telefonu verileri, kamera kayıtları, HTS ve baz istasyonu kayıtlarının özel bilirkişi tarafından incelenmesi talebi kabul edildi. Rojin’in telefonu Mersin’de bilişim uzmanına gönderildi.

11 Ağustos 2026 – Yeni DNA örnekleri alındı: Van YYÜ Rektörü Hamdullah Şevli ve yeğeni Enes Şevli’den DNA örneği alındığı duyuruldu.

25 Ağustos 2026 – Otopsi raporundaki ilaç etkin maddeleri yeniden gündeme geldi: Avukat Abdurrahman Karabulut, otopsi raporunda yer aldığı belirtilen Rocuronium ve Ornidazole etkin maddelerine dikkat çekti. Rocuroniumun damardan verildiğinde solunum kaslarını felç edebilen bir kas gevşetici olduğu belirtilirken, avukat bu maddelerin Rojin’in haftalar önce geçirdiği ameliyattan kalmasının tıbben mümkün olmadığını savundu.

Adalet Komisyonları da bu bulguların neden iki yıl boyunca soruşturulmadığını sordu.