Saatte 6 litre deniz suyunu filtreliyor | Tuzla sahilinde mucizevi keşif: Pina

Akdeniz’e özgü, boyu 120 santimetreye ulaşabilen ve 50 yıl yaşayabilen pina, dünyanın en büyük iki kabuklu canlılarından biri olarak biliniyor.

Saatte 6 litre deniz suyunu filtreliyor | Tuzla sahilinde mucizevi keşif: Pina
Saatte 6 litre deniz suyunu filtreliyor | Tuzla sahilinde mucizevi keşif: Pina
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Nisan 2026 16:58

stanbul Tuzla sahillerinde yapılan dalışlarda, yoğun sanayi ve kentleşme baskısı altındaki Kuzey Marmara kıyılarında nadir görülen sağlıklı pina ve deniz çayırı ekosistemi tespit edilmesi üzerine bölgede izleme istasyonu kurulması için çalışma başlatıldı.

Akdeniz’e özgü, boyu 120 santimetreye ulaşabilen ve 50 yıl yaşayabilen pina, dünyanın en büyük iki kabuklu canlılarından biri olarak biliniyor.

Dünyadaki tek sağlıklı popülasyon Marmara’da

Ancak 2016 ile 2019’da tek hücreli bir parazitin hızla yayılması sonucu Çanakkale Boğazı’ndan Cebelitarık’a kadar uzanan pina popülasyonları tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bugün dünya üzerindeki tek sağlıklı popülasyonunun Marmara Denizi’nde yer aldığı pina, saatte yaklaşık 6 litre, 24 saatte ise yaklaşık 150 litre deniz suyunu filtre edip su kalitesini artırıyor. Böylece kıyıdan 60 metre derinliğe kadar uzanan alanlarda ekosistem sağlığı destekleniyor.

Bu değerli tür yalnızca hastalık değil, kirlilik, kıyı dolguları, dibi tarayan balıkçılık, demirleme, turizm ve dalış baskısı gibi insan faaliyetleri nedeniyle de tehdit altında yaşamını sürdürüyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen “PİNA-İZ” ve “ÇAYIR-İZ” projeleriyle Marmara Denizi genelinde pina ve deniz çayırlarının dağılımı belirlenip düzenli izleme çalışmaları yürütülüyor.

Proje kapsamında ocak ayında Tuzla sahillerinde yapılan dalışlarda, bölgede bulunan iskelenin sağ ve sol kesimlerinde yaklaşık 50 ila 100 metrekarelik dar bir alanda deniz çayırlarıyla birlikte yoğun pina varlığı tespit edildi. Sınırlı bir alanda bir arada görülen bu doğal yapı bilim insanlarınca “mucizevi” olarak değerlendirildi.

Deniz çayırlarının arasına yerleşmiş farklı yaş gruplarındaki pinalar da dikkati çekerken aynı noktada hem genç hem yetişkin bireylerin gözlemlenmesi, bölgenin aktif ve canlı bir ekosistem barındırdığını ortaya koydu. Yapı, kurulacak izleme istasyonuyla yakın takibe alınacak.

Prof. Dr. Mustafa Sarı: “Halen bu denizde umut var”

İzleme çalışmalarında yer alan proje yürütücüsü Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Fırat Teknik Dalgıçlık Okulu’nun da desteğiyle alanda dalış yapıp pina ve deniz çayırlarının gelişini inceleyerek ölçüm yaptı.

Sarı, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’yla yürütülen proje kapsamında Marmara Denizi’nin çevresindeki pina ve deniz çayırları dağılım alanlarını daha önce belirlediklerini söyledi. Silivri’den İzmit Körfezi’ne kadar Kuzey Marmara sahillerinde yoğun sanayi, kentleşme ve kirlilik nedeniyle deniz çayırları ve pinaların bu alanlarda çok sınırlı kaldığını belirlediklerini kaydeden Sarı, bu bölgeyi yakın takibe aldıklarını anlattı.

Sarı, “Ocak ayında yaptığımız dalışlar esnasında burada enteresan şekilde çok sağlıklı bir pina popülasyonu ve iskelenin hem sağında hem solunda iki farklı tür deniz çayırı alanı tespit ettik. Çok küçücük bir alan kalmış, 50-100 metrekare gibi ama halen doğal habitatın yaşamı sürdürmek için direndiğini bize göstermesi açısından çok kıymetli buluyoruz. Bu deniz çayırı alanında Marmara’nın en yaygın deniz çayırı türlerinden birisi olan Cymodocea nodosa var. Bu deniz çayırı türünün içi komple pinalarla dolu. Bu muhteşem bir şey. Neden muhteşem? Çünkü bu bölge Kuzey Marmara’nın en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi” diye konuştu.

Marmara Denizi’nde halen umut olduğunu vurgulayan Sarı, şöyle devam etti:
“Bir yerde endüstri varsa, bir yerde kentleşme varsa ne yazık ki kirlilik çok oluyor, kıyı müdahaleleri çok oluyor. Burası gösteriyor ki bize halen şu denizde umut var. Halen bu umut yeşerebilir. Biz bunun için burayı çok önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemlerde izleme istasyonlarından bir tanesi haline getireceğiz burayı da. Hem ‘Deniz çayırlarının üzerindeki karasal baskılar iyiye mi gidiyor, azalıyor mu, artıyor mu?’ Bunu göreceğiz. Hem pinalar sağlıklı mı, hastalık var mı, ölümler var mı, yeni bireyler, bebek pinalar geliyorlar mı, popülasyona katılım var mı? Bunları görmüş olacağız.”

“Deniz çayırı olan alan 40 kat daha fazla canlılık barındırır”

Sarı, Marmara Denizi’nin mucizelerle dolu olduğunu, denizlerin akciğeri deniz çayırları ve müsilajla savaşan pinaların çok kıymetli olduğunu anlattı.
“Kıyılarını doldurmuşuz, bir taraftan kirletmişiz ama bunun içerisinde ekosistem, direnmeye, yaşamaya devam ediyor. Deniz çayırları ve pinalar da bunun en net göstergesi. Deniz çayırı olan bir alan, deniz çayırı olmayan alana kıyasla 40 kat daha fazla canlılık, biyolojik çeşitlilik barındırır. Deniz çayırları esasında gözümüz gibi bakmamız gereken, bir tanesinin kopmasına asla razı olmamamız gereken ve kıyısal müdahalelere, her türlü tehdide karşı mutlaka korumamız gereken türlerden bir tanesi. Pinalar deniz çayırlarıyla bütünleşik olarak yaşıyor” değerlendirmesini yaptı.

Dünyada sağlıklı pina popülasyonunun doğal olarak bulunabildiği tek yerin Marmara Denizi olduğuna işaret eden Sarı, belirli periyotlarla yapılacak dalışlarla deniz çayırlarının yayılımı, pinaların büyüme süreçleri ve yeni bireylerin ekosisteme katılımı ile suyun sıcaklığı, tuzluluk oranı ve ışık geçirgenliği gibi çevresel verilerin kayıt altına alınacağını belirtti. (AA)