Kürt müziğinin farklı diller ve vokal gelenekleri arasında üretim yapan isimlerinden Zelal Gökçe, yeni single’ı “Nînno”yu dinleyiciyle buluşturdu. Erivan Radyosu kayıtlarında Aslîka Qadîr’in sesinden dinlediği geleneksel Kürtçe şarkıyı yeniden yorumlayan sanatçı, eserin geçmişten taşıdığı duyguyu koruyarak günümüzün müzikal olanaklarıyla buluşturmayı amaçladığını belirtiyor.
Gökçe, şarkının klibinde gerçek çekimlerin yanı sıra yapay zekâ destekli görüntüler ve görsel efektler kullandıklarını söylüyor. Sanatçıya göre Kürt müziğinin geleceği açısından asıl mesele, yeni teknolojilerden yararlanırken müzikal kimliği ve sanatsal emeği korumak.
Erivan Radyosu’ndan bugüne uzanan müzikal hafıza
İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olan Zelal Gökçe, Kürtçenin farklı lehçelerinin yanı sıra Ermenice ve Türkçe eserleri de repertuvarına alıyor. Koma Azad, Koma Asmin, Şahiya Stranan ve Homegrown Istanbul gibi topluluklarda yer alan sanatçı, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) kökenli müzisyenler arasında bulunuyor.
Gökçe, 2012’de yayımladığı ilk solo albümü “Solîn”in ardından bağımsız single’larla müzikal çalışmalarını sürdürdü. Sanatçı, yönetmen Kazım Öz’ün “Zer” filmi için de “Zerê Zerê Zera Keyê” adlı eseri seslendirdi.
“Nînno”nun kendisi için yalnızca yeni bir müzik çalışması olmadığını belirten Gökçe, Erivan Radyosu’nun çocukluğundan itibaren müzikle ve kültürel hafızayla kurduğu bağda önemli bir yere sahip olduğunu anlatıyor.
“Erivan Radyosu’nun ve o ekolden gelen sanatçıların bendeki yeri bambaşkadır. Çocukluğumda dilimle, müziğimle ve kültürümle kurduğum bağda çok önemli bir yerleri var” diyen Gökçe, “Nînno”yu ilk kez sevdiği yorumculardan Aslîka Qadîr’in sesinden dinlediğini belirtiyor.
Geleneksel ezgi elektronik altyapıyla buluştu
Uzun zamandır “Nînno”yu yorumlamak istediğini söyleyen Gökçe, bu düşüncesini daha önce “Solîn” albümünde de birlikte çalıştığı müzisyen Cem Yıldız’la paylaştı. Elektronik müzik alanında da üretimleri bulunan Yıldız’la birlikte şarkıyı yeniden düzenlemeye karar veren sanatçı, çalışmalarının çıkış noktasını şöyle anlatıyor:
“Geleneksel bir ezgiyi kendi karakterinden uzaklaştırmadan bugünün müzikal imkânlarıyla buluşturmak istedik.”
Bu yaklaşım, şarkının geleneksel niteliğini korurken güncel bir ses dünyasıyla yeniden yorumlanmasını sağlıyor. Gökçe’nin hedefi, geçmişten devralınan müzikal mirası yalnızca yeniden üretmek değil, onun bugünün dinleyicisiyle yeni bir bağ kurmasına da alan açmak.
Klipte gerçek çekimler ve yapay zekâ bir arada
“Nînno”nun klibi, geleneksel müziğin yeni görsel anlatım olanaklarıyla buluştuğu bir çalışma olarak hazırlandı. Yönetmenliğini Metin Dağ’ın üstlendiği klipte gerçek çekimlerin yanı sıra yapay zekâ destekli görüntüler ve görsel efektler kullanıldı.
Üretim sürecine ilişkin bilgi veren Gökçe, çekimlerde dört kişilik bir ekiple, görsel efekt ve yapay zekâ çalışmalarında ise altı kişilik ayrı bir ekiple çalıştıklarını aktarıyor. Sanatçı, klibin bütünüyle yapay zekâ tarafından üretilmediğinin özellikle altını çiziyor.
Klibin üretim biçimi, yapay zekânın müzik ve görsel sanatlarda giderek daha fazla kullanıldığı bir dönemde teknolojinin sanatsal üretimdeki yerini de gündeme getiriyor. Yapay zekâ aracılığıyla üretilen Kürtçe şarkıların dolaşıma girmesiyle birlikte, geleneksel repertuvarın korunması, sanatsal emeğin görünürlüğü ve yeni üretim biçimleri arasındaki ilişki de tartışılıyor.
“Kendi müzikal kimliğimizi ve emeğimizi kaybetmemeliyiz”
Zelal Gökçe, yapay zekânın Kürtçe müzik için yeni olanaklar sunabileceğini düşünüyor. Ancak teknolojinin tek başına müziği geliştirebileceği yaklaşımına mesafeli duran sanatçı, Kürt müziğinin güçlü bir geçmişe ve geniş bir birikime sahip olduğunu hatırlatıyor.
“Yapay zekâ hayatımızın her alanına girmiş durumda. Müzisyenler olarak biz de bunun dışında kalamayız diye düşünüyorum. Elbette Kürtçe müzik açısından da yeni imkânlar sunabilir. Ama yalnızca teknolojiyle bir müziğin gelişebileceğine inanmıyorum” diyen Gökçe, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Kürtçe müziğin çok güçlü bir geçmişi, büyük bir birikimi var. Önce bunu iyi tanımak gerekiyor. Yeni şeyler denemekten de kaçınmamalıyız. Benim için önemli olan, bütün bunları yaparken kendi müzikal kimliğimizi ve emeğimizi kaybetmemek.”
Gökçe’nin yaklaşımı, teknolojiyi üretimin merkezine yerleştirmek yerine onu müzikal mirası yeniden yorumlamaya imkân veren araçlardan biri olarak ele alıyor. Sanatçı, yenilik arayışının geçmişle kurulan bağı ve üreticinin emeğini gölgede bırakmaması gerektiğini vurguluyor.
Güvercin ve at özgürlüğü çağrıştırıyor
“Nînno” klibinin görsel dünyasında güvercin ve at imgeleri öne çıkıyor. Bu imgelerin kendisinde özgürlük çağrışımı yarattığını belirten Gökçe, görüntülerin anlamını tek tek açıklamak yerine izleyicinin kendi yorumunu geliştirmesini tercih ediyor.
“Klipteki güvercin ve at benim için özgürlüğü çağrıştırıyor” diyen sanatçı, bir sanat eserinin yalnızca yaratıcısının bakış açısıyla sınırlandırılmaması gerektiğini ifade ediyor.
“Kullandığımız imgelerin anlamlarını tek tek açıklamayı tercih etmiyorum. Çünkü bir sanat eserinin yalnızca onu yaratanın gözünden değil, izleyenin gözünden nasıl yorumlandığı da benim için bir o kadar önemli. Herkesin o görüntülere kendi duygularıyla bakmasını, kendince bir anlam bulmasını daha değerli görüyorum.”
Zelal Gökçe’nin “Nînno” yorumu, geleneksel Kürtçe bir ezgiyi elektronik müzik ve yeni görsel anlatım olanaklarıyla buluştururken kültürel hafıza, müzikal kimlik ve sanatsal emek arasındaki ilişkiyi de yeniden gündeme taşıyor. (Numedya24)




