1 Eylül 1939… Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan İkinci Dünya Savaşı, milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine, şehirlerin yok olmasına ve insanlık tarihinin en büyük yıkımlarından birinin yaşanmasına neden oldu. O karanlık sabah, savaşın yıkıcı yüzünü tüm dünyaya gösterirken, barışın değerini de en acı biçimde hatırlattı. İşte bu tarihsel arka plan nedeniyle 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak anılıyor.
Barış, yalnızca silahların susması ya da savaşların sona ermesi anlamına gelmiyor. Yaşam hakkı, işkence yasağı, ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ile ekonomik, sosyal ve kültürel hakların güvence altına alınması da barışın ayrılmaz bir parçası. Çünkü bir yerde barışın tesis edilememesi, sadece savaşın devam etmesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin ihlali anlamına geliyor.
Türkiye’de 1 Eylül’ün tarihçesi
1 Eylül’ün Dünya Barış Günü olarak anılması, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkelerinin faşist saldırganlığa karşı bir tutum olarak bu tarihi öne çıkarmasıyla başladı. Türkiye’de ise 1 Eylül, 1986’dan bu yana barış ve emekten yana kurum ve kuruluşlar tarafından çeşitli etkinliklerle anılıyor.
Birleşmiş Milletler ise 1981’de 21 Eylül’ü ‘Uluslararası Barış Günü’ ilan etti. Böylece dünyada barışın hatırlanması için iki farklı tarih ortaya çıktı. Ancak 1 Eylül’ün sembolik gücü, özellikle Avrupa ve Türkiye’de hâlâ güçlü.
Dünyanın dört bir yanında savaş ve çatışmalar
Gazze’den Ukrayna’ya, İran’dan Sudan’a çatışmalar sürüyor.
Dünya, 1 Eylül’ü savaşların gölgesinde karşılıyor. Doğu Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Asya’ya uzanan çok sayıda çatışma ve jeopolitik gerilim, milyonlarca insanın hayatını derinden etkiliyor.
Gazze’ye saldırılar
Gazze… 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısıyla başlayan süreç, Orta Doğu’nun yakın tarihindeki en ağır çatışmalardan birine dönüştü. İsrail ordusu, saldırının ardından Gazze Şeridi’ni abluka altına aldı ve havadan bombardımana başladı. 27 Ekim’de ise İsrail tankları sınırı geçti, kara harekâtı başladı. İki yıl süren ağır çatışmaların ardından, 10 Ekim 2025’te ateşkes ilan edildi. Ancak ateşkes, Gazze’de silahların tamamen susmasını sağlamadı. İsrail ordusunun saldırıları ateşkes sonrasında da devam etti. On binlerce insan hayatını kaybetti. Gazze’deki yıkımın boyutu ise savaşın geride bıraktığı en ağır tablolardan biri oldu.
Rusya-Ukrayna Savaşı
Savaşın bir diğer adresi Ukrayna… 24 Şubat 2022 sabahı, Rus ordusu Ukrayna topraklarına girdi. Başkent Kiev dahil birçok kentte bomba ve füze sesleri yükseldi. 2014’te Kırım’ın ilhakı ve Doğu Ukrayna’daki çatışmalarla derinleşen gerilim, o gün geniş çaplı bir savaşa dönüştü. Dördüncü yılını geride bırakan savaş, Avrupa’nın ortasında milyonlarca insanın hayatını değiştirmeye devam ediyor. Cephe hatlarında çatışmalar sürerken, sivil yerleşimler de saldırıların hedefi oluyor.
İsrail’in Lübnan’a saldırıları
Orta Doğu’da tansiyonu yükselten süreç, 23 Eylül 2024’te İsrail’in Lübnan’a yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başladı. 1 Ekim’de ise İsrail ordusu Güney Lübnan’a kara operasyonu düzenledi. Hizbullah’a yönelik saldırıların ardından başlayan çatışmalarda, binlerce sivil hayatını kaybetti, bir milyondan fazla Lübnanlı evlerini terk etti. 26 Haziran’da ABD arabuluculuğunda imzalanan anlaşmayla İsrail’in işgal ettiği Lübnan topraklarından çekilmesi öngörüldü. Ancak anlaşmaya rağmen İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor.
Orta Doğu’da savaş: İran
Orta Doğu’da ise gerilimin merkezinde İran var. Nükleer müzakerelerdeki tıkanma ve aylar süren askeri yığınağın ardından, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail, İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırıları başlattı. ABD operasyona “Destansı Öfke”, İsrail ise “Kükreyen Aslan” adını verdi. İlk saldırı dalgasında İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve çok sayıda üst düzey askeri yetkili hayatını kaybetti. Tahran yönetimi ise saldırılara, İsrail’i ve bölgedeki ABD askeri varlığını hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık verdi. Taraflar arasındaki gerilim, ateşkes ve diplomasi girişimlerine rağmen tam olarak sona ermedi. Hürmüz Boğazı’nın kontrolü üzerinde yaşanan gerilim, bölgesel sınırları aşan bir tehdide dönüştü. Karşılıklı saldırılar ve bölgedeki askeri hareketlilik, enerji tedariği ve küresel ticaret açısından da riskleri artırıyor.
Afrika’da çatışmalar
Afrika’da da tablo farklı değil. Kıtada, barıştan çok çatışmanın sesi duyuluyor. Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki iç savaş, dünyanın en ağır insani krizlerinden birine dönüştü. Milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Açlık, yerinden edilme ve salgın hastalıklar, savaşın yıkımını daha da derinleştirdi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Sahel bölgesindeki çatışmalar da kıtanın geleceğine yönelik endişeleri artırıyor.
Asya’da savaşın adresi: Myanmar
Asya’da ise savaşın adresi Myanmar… Ülke, askeri yönetim ile direniş grupları arasındaki kanlı iç savaşın pençesinde. Milyonlarca insan yerinden edilirken, sivillerin yaşadığı yıkım her geçen gün büyüyor.
1 Eylül’de Türkiye’nin barış arayışı: 2024’te başlayan süreç
Kürt meselesinin çözümü için Meclis’te ilk yasal adım atıldı.
Türkiye’nin barış mücadelesi, uzun yıllardır Kürt meselesiyle iç içe. Her 1 Eylül’de yapılan etkinlikler, sadece savaş karşıtlığını değil, toplumsal barış arayışını da gündeme taşıyor. 2025 yılı ise bu mücadele açısından tarihi bir dönemece sahne oldu.
27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile süreç yeni bir aşamaya taşındı. 18 Mayıs’ta PKK’nin kendini feshetme kararıyla önemli bir eşik daha aşıldı. 11 Temmuz’da Süleymaniye’de düzenlenen sembolik silah bırakma töreniyle süreç yeni bir boyut kazandı. Gözler, bu kez Meclis’te yürütülen çalışmalara çevrildi.
Sürece ilişkin görüşmelerin ve Meclis’teki tartışmaların ardından, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, 8 Ağustos’ta Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. 18 saat süren görüşmelerin ardından komisyondan geçen teklif, 10 Ağustos’ta Meclis Genel Kurulu’nun gündemine geldi. Konuşmalar ve tartışmaların ardından kanun teklifi Genel Kurul’da da kabul edildi. Böylece, 1 Ekim 2024’te Meclis’teki tokalaşmayla başlayan süreçte, TBMM’de ilk yasal adım atılmış oldu.
Çerçeve yasa Meclis’den geçti
Temmuz ayında siyasi partiler ve sürecin tarafları arasındaki temas trafiğiyle hız kazanan çalışmalar, ağustos ayında Meclis’teki oylamayla yeni bir aşamaya taşındı. Bundan sonra gözler, yasanın uygulanması için atılacak adımlarda olacak. Sürecin nasıl ilerleyeceği, önümüzdeki dönemin önemli gündem başlıklarından biri olacak. Çünkü toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi, atılacak adımların hukuki ve demokratik bir zeminde ilerlemesiyle doğrudan bağlantılı.
Her 1 Eylül’de olduğu gibi, bu yıl da Dünya Barış Günü, savaşların ve çatışmaların gölgesinde kalan dünyaya aynı mesajı hatırlatıyor: Barış, sadece savaşın sona ermesi değil; aynı zamanda bir hak, bir irade ve geleceğe dair ortak bir umut.




