Savunma Bakanlığı, TSK’nin kullandığı Başika-Zilkan Üssü’nün Irak’a devrine ilişkin açıklama yaptı.
Bakanlık, Uluslararası Koalisyon Güçleri’nin bölgeden çekildiğini açıklamasının ardından Irak’ta devlet dışında hiçbir silahlı gücün kalmaması amacıyla başlatılan silahsızlandırma süreci kapsamında Şengal’deki gelişmelere paralel olarak üssün Irak’a devredileceğinin belirtti.
Açıklamada “2015 yılından itibaren Iraklı makamların talebi üzerine IŞİD ile mücadele kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılan Başika-Zilkan Yerleşkesi’nin, Irak hükümetinin Sincar’daki güvenlik uygulamalarının kaydettiği ilerleme çerçevesinde, kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda kademeli olarak Iraklı makamlara devredilmesi kararlaştırıldı” denildi.
MSB: ‘Sincar’daki ilerleme çerçevesinde bölgeyi kademeli olarak telim edeceğiz’
Irak’taki Başika-Zilkan Yerleşkesi’nin Iraklı makamlara teslim edilmesine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“Merkezi Irak Hükümetinin son dönemde Sincar’da devlet otoritesinin sağlanmasına yönelik attığı adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Bahse konu adımların, bölgenin normalleşmesine, güvenlik ve istikrar ortamı ile terörsüz bölge oluşturulmasına katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. 2015’ten itibaren Iraklı makamların talebi üzerine DEAŞ terör örgütü ile mücadele kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılan Başika-Zilkan Yerleşkesi’nin, Merkezi Irak Hükümetinin Sincar’daki güvenlik uygulamalarının kaydettiği ilerleme çerçevesinde, kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda kademeli olarak Iraklı makamlara teslim edilmesi kararlaştırılmıştır. Ülkemiz dün olduğu gibi bugün de bölgedeki güvenlik ortamı ve istikrarın sağlanmasında komşumuz Irak’ın yanındadır. Önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek temaslarda Türkiye ve Irak arasındaki askeri ve güvenlik iş birliğinin çok daha ileri bir seviyeye taşıyacak adımların atılması planlanmaktadır. Irak Silahlı Kuvvetlerine ikili anlaşmalar çerçevesinde; askeri kapasitenin artırılması, terörle mücadelede tecrübe/uzmanlık paylaşımı, askeri eğitim, savunma sanayii iş birliği alanlarında destek vermeyi sürdüreceğiz.”
Tom Barrack: ‘Irak’ın tüm silahlı kuvvetlerini tek çatı altında birleştirme fırsatı doğdu’
ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da Irak’taki son gelişmelere ilişkin konuştu.
Barrack, ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesine ilişkin, “Bu hizalanma sayesinde, uzun süredir kapalı olan bir kapı aralandı: Başbakan ez-Zeydi ve Irak halkı için, Amerika’yı bir garnizon gücü olarak değil bir dost olarak yanlarına alarak, Irak’ın tüm silahlı kuvvetlerini tek bir devlet çatısı ve tek bir komuta zinciri altında birleştirme fırsatı doğdu” dedi.
Ne olmuştu?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından Türkiye-Irak ilişkilerine yönelik yaptığı ortak basın açıklamasında PKK’nin Sincar’dan çekilmesi ve TSK’nin yerleşkeyi kademeli olarak Bağdat yönetimine teslim etmek konusunda anlaşmaya varıldığını bildirmişti.
Irak’ın “silah bırakma aşamasında” kaydettiği ilerlemeye bağlı olarak, belirlenen mekanizma ve takvim doğrultusunda TSK’nin Başika-Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak teslim edeceği belirtilmişti.
Ne olmuştu?
ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesinin tamamlanması için belirlenen 30 Eylül tarihi yaklaşırken, Bağdat yönetiminin devlet dışı silahlı grupların silahlarını kontrol altına alma planı henüz somut bir takvime bağlanamadı. ABD Irak için kontrollü bir geçiş formülü ararken, bölgede PKK’lilerin yanı sıra Şii silahlı grupların da silah bırakması bekleniyordu. Ancak Şii gruplar arasında bu konuda tam bir uzlaşma sağlanamaması sürecin uzamasına neden olmuştu.
Irak Başbakanı Zeydi, BM Genel Kurulu vesilesiyle New York’ta gerçekleştirdiği temaslarda, silah bırakma konusunda son tarih olarak verilen 30 Eylül’ü uzatmak için Trump’tan onay istemişti. Söz konusu “son tarihin” uzatılması için 27 Ekim 2026 ve 30 Haziran 2027 masadaki tarihler arasında.
Ancak devlet dışı Şii gruplara yönelik yürütülen esnetme veya silahsızlanma müzakereleri ile PKK’nin silah bırakmasına ilişkin süreçler tamamen ayrı yürütülüyor. Uzatma kararları PKK’yi kapsamıyor.
Irak’ta 30 Eylül muamması
Irak’ta 30 Eylül tarihi; ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun askeri misyonunun sona erme takvimi ve ülkede faaliyet gösteren silahlı grupların (Haşdi Şabi bünyesindeki Şii silahlı yapıların) silahsızlandırılması/devlet kontrolüne girmesi tartışmaları açısından kritik bir eşik olarak öne çıkıyordu.
Bağdat ve Washington arasında yürütülen Üst Düzey Askeri Komisyon (HMC) görüşmelerinde, ABD güçlerinin Irak’taki muharip ve konuşlu varlığının kademeli olarak sonlandırılması planlanmıştı.
Buna göre, 2024 sonbaharından itibaren başlayan takvim doğrultusunda Eylül 2025 – Eylül 2026 periyodunda Ayn el-Esed dahil Irak’ın orta ve güney bölgelerindeki koalisyon güçlerinin çekilmesinin tamamlanması; Erbil başta olmak üzere kuzeydeki varlığın ise 2026 sonuna kadar Suriye’deki operasyonlara lojistik destek sağlayacak sınırlandırılmış bir yapıya dönüştürülmesi öngörülüyordu.
Eş zamanlı olarak Irak hükümeti, “devlet dışı silahlı aktörlerin” silahlarını orduya teslim etmesi ve Peşmerge ile Haşdi Şabi’nin merkezi komuta kademesine tam entegrasyonu (silahsızlanma/bütünleşme süreci) konusunda adımlar atılacağını taahhüt etmişti.
Sınırlı çekilme ve dönüşüm
Uygulamada süreç, öngörülen ideal takvimin yani 30 Eylül tarihine, gerisinde kaldı ve “tam bir çekilme” yerine “misyon dönüşümü ve ikili güvenlik ortaklığına” evrildi:
Koalisyon güçleri bazı üsleri Irak ordusuna devretmiş olsa da, ABD askeri varlığı tamamen sıfırlanmadı. Bunun yerine uluslararası koalisyon şemsiyesi kaldırılarak ABD ile Irak arasında ikili güvenlik anlaşmaları çerçevesinde danışmanlık, istihbarat ve eğitim odaklı sembolik bir varlığın sürdürülmesine karar verildi. Bölgedeki bölgesel gerilimler ve DAEŞ’in çöl bölgelerindeki hücre faaliyetleri, Washington ve Bağdat’ın takvimi esnetmesindeki ana gerekçeler oldu.
Silahsızlanma düğümü
Haşdi Şabi ve bağlantılı milis grupların silahsızlandırılması meselesinde beklenen somut ilerleme sağlanamadı. Grupların bir kısmı kendilerini yasal olarak Başbakanlığa bağlı Silahlı Kuvvetler bünyesinde tanımlasa da, kendi komuta zincirlerini ve ağır silah kapasitelerini korumayı sürdürdü. Hükümetin “silahın sadece devlet elinde toplanması” (Hasr el-Silah bi-yed ed-Dawla) söylemi, siyasi dengeler ve bölgesel nüfuz mücadeleleri nedeniyle kağıt üzerinde kaldı.
Özetle; Iraklı analistler ve bölgesel medya organlarının değerlendirmelerine göre 30 Eylül süreci, ABD’nin Irak’tan tamamen çekildiği veya milislerin silah bıraktığı radikal bir kırılmadan ziyade, askeri varlığın biçim değiştirdiği ve Irak’ın kronik güvenlik denkleminin devam ettiği bir “kontrollü geçiş” olarak gerçekleşti.



