SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri
Bedri Tekin 20 Temmuz 2026

SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

SGK 2025 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistikleri

Türkiye’de iş kazası ve meslek hastalığı yıllık istatistikleri, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) web sayfasında duyuruluyor. Birkaç gün önce 2025 yılı istatistikleri kurumun web sayfasında duyuruldu.

Ülkemiz mevzuatına göre 4.a, 4b, 4c statüsünde sigortalılık söz konusu. Özetle, işçi statüsünde çalışanları 4.a, kendi nam ve hesabına çalışanları 4b, memur-sözleşmeli personel olarak çalışanları 4c’li olarak söyleyebiliriz.

Nedenleri bilinen, olması öngörülebilen, yinelenen, önlenebilir olaylara kaza diyemeyiz. Ülkemizde iş kazası olarak ifade edilen olayların tamamına yakını nedenleri bilinen, olması beklenen, yinelenen, önlenebilir olaylardır. Bunlara olsa, olsa iş cinayeti/işveren cinayeti diyebiliriz. Bu yazıda iş kazası kavramı. SGK istatistiklerini açıklamadaki dili de anlatmak için kullanılmaktadır.

SGK 4.a ve 4b statüsündeki sigortalılara ilişkin istatistikleri açıklıyor. Buna göre 2025 yılında 4.a kapsamındaki sigortalılardan 766.039 4b kapsamındaki sigortalılardan 586 sigortalı olmak üzere toplam 766.625 sigortalı, iş kazası geçirdi. Bu kazalarda 4a kapsamında 1.931 (1.864 erkek, 67kadın) ve 4b kapsamında 13 sigortalı olmak üzere 1.944 sigortalı hayatını kaybetti. 168.607 işçi 5 gün veya daha üzerinde iş göremez hale geldi Açıklamaya göre 4a kapsamında çalışanlardan 916 sigortalı meslek hastalığına yakalanırken, 4b kapsamında çalışanlardan meslek hastalığına yakalanan olmadı. SGK istatistiğine göre, meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybeden işçi olmadı.

4a istatistiklerinin de problemli olduğu düşünülmekle birlikte, 4b istatistiklerinin gerçeği daha az yansıttığı düşüncesiyle, bu yazıda yalnızca 4.a statüsünde çalışanlara ilişkin bilgilendirme, değerlendirme yapılacaktır.

2025 yılında da en çok ölüm inşaatlarda meydana geldi
SGK istatistiklerine göre yıllardır olduğu gibi, 2025 yılında da iş kazası sonucu ölüm, en çok inşaat işlerinde yaşandı ve inşaat işyerlerinde gerçekleşen 81.977 iş kazasında 586 işçi (2025 yılında iş kazası sonucu hayatını kaybeden 4a statüsündekilerin %30,14’ü) hayatını kaybetti.

2025 yılında toplam 2.126.760 işçinin çalıştığı inşaat işlerinde,81.977 iş kazası oldu ve inşaat işlerinde çalışan her 100 işçiden 3,86’sı iş kazası geçirdi. İnşaat işlerinde çalışan her 100.000 işçiden 27,51’i iş kazalarında can verdi.

SGK İstatistiklerinde inşaat işleri; “ikamet amaçlı olan ve ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı”, “bina dışı yapıların inşaatı”, “özel inşaat faaliyetleri” olarak gruplandırılmaktadır. 586 ölüm, bu gruplandırmada yer alan işyerlerinde meydana gelmiştir. Bunun dışında “binalar ile ilgili hizmetler ve çevre düzenlemesi faaliyetlerinde” de 40 işçi hayatını kaybetti.

SGK açıklamalarında ölümler yüksekten düşme şeklinde mi oldu, kazı göçmesi vb. mi oldu, iş makinasının ezmesi sonucu mu oldu gibi alt kırılım verilmemektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı web sitesi “ Güvenli İnşaat” bölümünde 2024 yılındaki yapı işlerinde meydana gelen kazaların %58,1’inin, ölümlerin %63’ünün “bina inşaatlarında ( ikamet amaçlı olan ya da olmayan binaların inşaatı)”, kazaların %30’1’i, ölümlerin %25’inin “bina dışı yapıların inşaatında- Karayolları- otoyollar- demiryolları,-Metro- tünel – köprü vb inşaatı”, Kazaların %11,8’i, ölümlerin %13’ünün “ “özel inşaat faaliyetlerinde (–Elektrik- sıhhi tesisat- klima- Asansör yapımı- Yalıtım vb)” olduğu bilgisi yer almaktadır.

Güvenli inşaat sitesinde yer alan başka bir bilgiye göre, inşaat işlerindeki iş kazalarının %25’i düşme şeklinde meydana gelmektedir. Ölümlü iş kazalarının ise; %41,7’inin yüksekten düşme kazaları, %16,35’’inin sağlık sorunları, %13,98’inin araç ve iş makinası kazaları, %4,98’inin elektrik kazaları, %4,27’sinin ekipman kaynaklı kazalar, %4,03’ünün malzeme kazaları, %2,6’sınınyangın ve patlama kazaları, %2,84’ünün Kazı göçüğü, yapı göçmesi şeklinde meydana geldiği, %6,8’inin ise nedenlerinin bilinmediği bilgisi yer almaktadır. Yaklaşık olarak her yıl kaza nedenleri benzeri şekilde gerçekleşmektedir. Bu da demektir ki 2025 yılında inşaatlarda 245 işçi yüksekten düşme sonucu ölmüştür. Düşmeler, kat kenarlarından düşme, yapı içi boşluklardan düşme, çatılardan düşme, cephe iskelelerinden düşme, kalıplardan düşme şeklinde meydana gelmektedir. Bunların tamamı, öngörülebilir, basit önlemlerle önlenebilir.

İnşaat işlerinden sonra en çok ölümün meydana geldiği, kara taşımacılığı ve boru hattı taşımacılığı işlerinde 2025 yılında gerçekleşen kazalarda da 288 işçi hayatını kaybetti. Kara taşımacılığı ve boru hattı taşımacılığı işlerinde, 2025 yılında 650.255 sigortalının çalıştığı göz önünde bulundurulduğunda; söz konusu işlerde her 100.000 çalışandan 44’ünün, 2025 yılında iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini görüyoruz.

2025 yılı SGK İstatistiklerine göre; diğer metalik olmayan mineral ürünlerin imalatı işlerinde 100 işçi, motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı işlerinde 78 işçi, ana metal sanayi işlerinde 54 işçi perakende ticaret işlerinde 51 işçi iş kazalarında can verdi.

İşyerlerinde 7’den 77’ye ölüm
2025 yılında, iş kazası geçirenlerin 20.836’’sı 18 yaşın altında, 7476’sı 65 yaş ve üzerinde; iş kazası sonucu ölenlerin 22 ‘si 18 yaşın altında, 85’i 65 yaş ve üzerindedir. Çalışan her 4 çocuktan biri, 65 yaşın üzerindeki her 3,34 çalışandan birisi iş kazası geçirmiş.

SGK 2025 yılında işyerlerinde 18 yaşın altında 80.916 çocuk çalıştırıldığını, bu çocuklardan 22 ‘sinin iş kazası sonucu can verdiğini söylüyor. 2025 yılında toplamda 100.000 çalışana karşılık gelen ölüm sayısı 9.94 iken bu oran 18 yaşın altındaki çalışanlarda tam 29,19, yani Türkiye ortalamasının bile 3 katı. (Avrupa Birliği ülkelerinde 100.000 çalışana karşılık gelen ölüm sayısı :1,6)

SGK 2025 yılında işyerlerinde 65 yaş ve üzerinde 24.983 sigortalı olduğunu, bunlardan 85‘inin iş kazası sonucu can verdiğini söylüyor. Bu, 2025 yılında 65 ve üzerindeki sigortalılarda 100.000 çalışana karşılık gelen ölüm sayısının 340,23 olduğu anlamına gelir ki, Bu dünya ortalamasının çok çok üzerinde, Türkiye ortalamasının bile 34 katı olduğu anlamına gelir.

Bu verinin yanında ülkemizde MESEM denilen bir gerçeklik var, Çocuk ve gençlerin çalıştırılabilecekleri işler ilgili yönetmelikte sayılmıştır, ancak eğitim adı altında çocuklar işyerlerinde işçi olarak çalıştırılıyor, ölüme gönderiliyor.

14 yaşındaki, Arda Tonbul sac büküm makinesine sıkışarak, 17 yaşındaki, Alperen Enes Ural inşaatta doğalgaz borusu döşerken yüksekten düşerek, 17 yaşındaki Muratcan Eryılmaz inşaatta yüksekten düşerek, 17 yaşındaki Ömer Çakar klima tesisatı döşerken ikinci kattan düşerek, 16 yaşındaki Zekai Dikici inşaatta yüksekten düşerek, 15 yaşındaki Alperen Kocayavuz inşaatta asansör boşluğuna düşerek 16 yaşındaki Eren Dağ, elektrik panosunu tamir ederken elektrik akımına kapılarak, 17 yaşındaki Yağız Yıldız, hurda sarma makinasının üzerine düşmesi sonucu can verdi, oysa 18 yaşın altındaki çocuklar bu işlerde çalıştırılamaz.

Daha dün, Kocaeli Gölcük’te bir inşaatta çalışan 14 yaşındaki Emirhan Sarısu yüksekten düşerek can verdi.

Ölümlerde bile ceza verilmiyor
Bu ölümlerle ve 2.000 ölümle ilgili yargılanan oldu mu, kimler yargılandı, ceza aldılar mı bilmiyorum.

Ancak örneğin;
Soma’da 2013 yılında meydana gelen, 301 maden işçisinin öldüğü iş cinayetine ilişkin yargılamada tutuklu kimse kalmadı.
Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde 2024 yılında 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği heyelana ilişkin davada tutuklu kalmadı.
İstanbul Davutpaşa’da 21 işçinin yaşamını yitirdiği, 115 kişinin yaralandığı katliama ilişkin davada, 16 yıl sonra verilen kararda, sadece bina sahibi olan 2 kişi 5’er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Görevi kötüye kullanma suçuyla yargılanan, dönemin zabıta müdürü, ruhsat ve denetim müdürü ile imar müdürü hakkındaki dava zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.
İstanbul, Mecidiyeköyde Torun Center inşaatında 10 işçinin öldüğü asansör kazasında yargılananların cezası, para cezasına çevrildi.
Toplu ölümlerin dışındaki yargılamalarda da ceza verilse bile, bunların genellikle para cezasına çevrildiğini görüyoruz.

Meslek hastalıklarında ölümler gizlendi
SGK mevzuatı gereğince, iş kazası ve meslek hastalıkları işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, SGK tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelir kurumca işverene ödettirilir. Borçlar Kanunu çerçevesinde de; sigortalılar ya da hak sahipleri maddi – manevi tazminat hakkı kazanabilir. Bu nedenle meslek hastalıkları tespit edilmemektedir. Kamuoyunun silokozis sürecinden bildiği gibi yargıya başvurulduğunda da süreç yıllarca sürmektedir.

Binlerce zararlı, zehirli kanserojen etmenin kullanıldığı, gürültünün, radyasyonun, tozun olduğu, ergonomik koşulların gözetilmediği, 16.943.851 çalışanın olduğu 2.303.874 işyerinde yalnızca 916 işçinin meslek hastalığına yakalanması, meslek hastalığı sonucu hiç ölüm olmaması gerçek dışı bir durumdur. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verileri temel alındığında dünya genelinde iş kazası sonucu 1 ölüme karşılık meslek hastalığı nedeniyle 5 – 6 ölüm beklendiği görülmektedir.

Türkiye’de 2025 yılında iş kazası nedeniyle 1944 ölüm gerçekleşti, bu durumda ILO kabullerine göre 2025 yılında meslek hastalığı nedeniyle en az 10.000 ölüm meydana gelmiştir. Oysa SGK 2025 yılında meslek hastalığı nedeniyle ölüm olayının meydana gelmediğini açıkladı. Yani 2025 yılındaki ölümlerden 10.000’inin meslek hastalığı sonucu meydana geldiği bilgisi gizlendi.

Sonuç yerine
AKP’li yıllarda, en az 32.000, Vedat Işıkhan’ın bakanlığı döneminde en az 5.800 emekçi işyerlerinde can verdi. ILO kabullerine göre, AKP iktidarında yüz binlerce meslek hastalığı sonucu ölüm tespit bile edilmedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı diye bir bakanlık yok diyebiliriz. Sadece çoklu ölümlerde ”müfettiş görevlendirdik” demeçlerini duyuyoruz.

Yaşlı ve çocuk ölümleri çok çok fazla.

Ölümler bir sayı değil, onlar can.

İşçiler işyerlerinde ölüyor, sendikaların bile umurunda değil. Sendikaların dışında kalan, en ilgili olanımız bile ölüleri saymakla yetiniyor.

İşyerleri denetlenmiyor, 2025 yılında 2.300.000 işyerinden sadece 7.000’i denetlendi.

İş kazası sonucu yargılamalarda işverenlere ceza verilmiyor.

Ülkede değişim için çaba gösterilecek, mücadele edilecek çok sorun var biliyorum. Ama bu böyle gitmemeli, işçiler işyerlerinde ölmemeli. Sendikalar, işçiler başta olmak üzere, siyasi partiler, meslek örgütleri işçi sağlığı ve güvenliğini de sorun alanı olarak görmeli, bir araya gelerek, taleplerini dillendirmeli, değişim için mücadele etmeli.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.