• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Sincan Kadın Cezaevi raporu: İntiharlar, kötü muamele ve ertelenen tahliyeler

Sincan Kadın Cezaevi raporu: İntiharlar, kötü muamele ve ertelenen tahliyeler

Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin tutuklularla yapılan görüşmelere dair hazırlanan raporda; sağlık hizmetlerine erişimden barınma koşullarına, kötü muameleden disiplin uygulamalarına kadar birçok alanda ağır hak ihlalleri yaşandığı belirtildi.

Sincan Kadın Cezaevi raporu: İntiharlar, kötü muamele ve ertelenen tahliyeler
Sincan Kadın Cezaevi raporu: İntiharlar, kötü muamele ve ertelenen tahliyeler
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 6 Kasım 2026 23:24

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) avukatlarından oluşan heyetin, Temmuz ayında Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde yaptığı ziyaretler ilişkin raporu yayımlandı.

Cezaevinde tutulan 14 kadın ile yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanan raporda, cezaevinde kadınların yaşadığı hak ihlalleri ortaya çıktı. Raporda, kadın tutukluların sağlık, barınma, hijyen, güvenlik ve sosyal haklara erişim konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtildi. İhlallerin tutukluların yaşamını ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir boyuta ulaştığına dikkat çekilerek, cezaevi idaresinin tutukluların taleplerine yaklaşımının da altı çizildi.

‘Ölümler öngörülebilir ve önlenebilir’

Raporda, 2026 yılında cezaevinde en az 4 kadının yaşamına son verdiği belirtilerek, tutukluların anlatımlarına göre ölümlerin öngörülebilir ve önlenebilir olduğuna işaret edildi. Tutukluların aktarımlarına göre yakın zamanda yaşamını yitiren 23 yaşındaki bir kadının ölümüne ilişkin ihmallerin olduğu belirtilen raporda, “Hayatını kaybeden mahpusun ölümünden önce psikolojik destek talebinde bulunduğu, ancak bu talebin hapishane psikoloğu tarafından görmezden gelindiği aktarılmıştır. Müdahale ve hastaneye sevk sürecinde ciddi tıbbi ihmallerin yaşandığı beyan edilmiştir. Olay sonrasında yürütülen idari soruşturma kapsamında tanık mahpusların beyanlarının tutanaklara eksik veya hatalı biçimde geçirildiği belirtilmiştir. Ölümün ardından başlatılan adli ve idari soruşturma süreçlerinin şeffaf, bağımsız ve etkili biçimde yürütülüp yürütülmediği kamuoyu tarafından bilinmemektedir” ifadelerine yer verildi.

Bu ölümlerin yanı sıra farklı tutukluların intihar girişiminde bulunduğu ve kendilerine zarar verdiği aktarılarak, cezaevindeki koşulların yaşam hakkı bakımından yarattığı risklere dikkat çekildi.

‘Taleplerin karşılanması için kendilerine zarar veriyorlar’

Tutukluların koğuş değişikliği, sağlık hizmetlerine erişim ve aileleriyle görüşme gibi temel taleplerinin uzun süre karşılanmadığı, bazı taleplerin ise ancak kendilerine zarar vermelerinin ardından yerine getirildiği belirtildi. Raporda aktarılan beyanlara göre,

  • Koğuş değişikliği talebi karşılanmayan bir kadın tutuklunun cezaevi müdürü tarafından mazgal arasından jilet verildi. Tutuklunun bunun ardından kendisine zarar vermesi üzerine koğuş değişikliği talebi kabul edildi.
  • Başka bir tutuklunun da koğuş değişikliği talebine yanıt alamaması üzerine koğuşun camlarını kırdığı ve ardından hücreye götürüldüğü belirtildi.
  • 18 yaşından küçük bir tutuklu çocuğun intihar girişiminde bulunmasının ardından süngerli odaya alındığı aktarıldı.
  • Bir başka tutuklunun aldığı cezayı öğrendikten sonra intihar girişiminde bulunduğu, devlet korumasındaki çocuğuyla bir yıl boyunca görüştürülmemesi üzerine yeniden intihara teşebbüs ettiği ifade edildi. Tutuklunun ancak bu girişimin ardından çocuğuyla görüştürüldüğü kaydedildi.

Cezaevi müdüründen hakaret ve tehdit

Raporda, cezaevi personellerinin tutuklulara yönelik tutumlarına ve kötü muamele iddialarına yer verildi. Cezaevi müdürünün bir tutukluya “Siz kimsiniz lan, sizi burada öldürürüm” sözleriyle hakaret ve tehditte bulunduğu aktarılan raporda, infaz memurlarının da tutuklulara hakaret ettiği ve aşağılayıcı el hareketlerinde bulunduğu yönündeki beyanlara vurgu yapıldı.

‘Sağlık ve hijyen ihtiyaçları karşılanmıyor’

Raporda, kadın tutukluların sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan sorunlar sıralandı. Jinekolojik tarama ve doğum kontrolü gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin düzenli yapılmadığı, bazı tutukluların doğum kontrolü için hastaneye sevk edilmeyi haftalarca beklediği belirtildi. Ücretsiz dağıtılan pedlerin kalitesiz olduğu, kişisel hijyen ihtiyaçları için yalnızca duş jeli verildiği ve regl döneminde uygulanan kıyafet kotasının kadın tutukluları zorladığı aktarıldı.

İlaç alımında baskı itiraza soruşturma

İlaç ve tedaviye erişimde yaşanan sorunlara da dikkat çekilen raporda, astım hastası olan ve düzenli ‘risperidon’ kullanması gereken bir tutukluya, infaz memurları tarafından ilacının ancak ağzını açması koşuluyla verildiği, bu uygulamaya karşı çıkması üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı kaydedildi.

Cezaevinde yaşanan başkaca sağlık hakkı ihlalleri şu şekilde sıralandı:

Koğuşta yaşanan bir intihar olayı sonrası cam kesiği ile yaralanan bir başka mahpusun, ameliyat sonrasında fizik tedavi ve ilaç taleplerinin yaklaşık iki ay karşılanmadığı; kan kaybı nedeniyle sık sık bayıldığı, tendon hasarı sebebiyle sol elini kullanamadığı bildirilmiştir.

Elinde cam parçası kaldığını infaz koruma personeline bildirmesine ve doktora gitmeyi talep etmesine rağmen, talebinin “oraya sakız ya da ağda yapıştır çek” denilerek geri çevrildiği aktarılmıştır.

Aynı mahpusun, yaşanan intihar olayı sonrası ciddi biçimde etkilenen ruh sağlığı için talep ettiği psikolog görüşmesinin de uzun süre karşılanmadığı; fizik tedaviye çok geç başlandığı, sol el parmaklarını sınırlı oranda açıp kapatabildiği ve kalem tutmakta dahi zorlandığı ifade edilmiştir.

İlaçların mahpuslara genel olarak geç ulaştırıldığı, bunun düzenli tedaviye erişimi fiilen engellediği belirtilmiştir.

Gebelik veya ileri yaş gözetilmeksizin, tedavi amacıyla hastaneye sevk edilen tüm mahpuslara kelepçe takıldığı aktarılmıştır.

Raporda, ileri yaş kadın tutukluların yaşam koşullarına da dikkat çekildi. Aktarılan bilgilere göre cezaevinde bulunan 65 ve 66 yaşlarındaki iki kadın tutuklunun kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığı, koğuş arkadaşlarının yaptığı başvuruların ise karşılıksız kaldığı belirtildi.

24 kişilik koğuşta 34 tutuklu kalıyor

Barınma koşullarına ilişkin tespitlerde, 24 kişilik kapasiteye sahip bir koğuşta 34 kadın tutuklunun bulunduğuna dikkat çekildi. Bazı tutukluların tuvalet ve banyo önüne serilen yataklarda uyumak zorunda kaldığı, bu durumun hijyen sorunlarına yol açtığı ifade edildi. Benzer koşulların cezaevindeki başka koğuşlarda da yaşandığı aktarıldı.

Koğuşta toplu hücre cezası

Disiplin uygulamalarına ilişkin olarak ise bir koğuşta yaşanan tartışma gerekçe gösterilerek koğuşun tamamına hücre cezası verildiği belirtildi. Tutukluların 5-17 Temmuz tarihleri arasında 12 gün boyunca hücrede tutulduğu ve havalandırmaya çıkarılmadığı kaydedildi.

Bu süreçte tutukluların gıda zehirlenmesi yaşadığı, günlerce kusma ve ishal şikâyetleri bulunmasına rağmen sağlık müdahalesi yapılmadan hücrede bırakıldıkları belirtildi. Aralarında husumet bulunan tutukluların aynı koğuşa yerleştirildiği yönündeki beyanlar da raporda yer aldı.

‘Yeni müdür çalışma hakkını engelledi’

Raporda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kadın tutukluların atölye, kurs ve sohbet faaliyetlerine katılmalarının engellendiği, spor faaliyetlerinin ise haftada 45 dakika ile sınırlandırıldığı belirtildi. 2023 yılında cezaevi müdürünün değişmesinin ardından daha önce farklı alanlarda çalışma imkânı bulunan tutukluların bu haklardan yararlandırılmadığı aktarıldı.

9 politik tutuklunun tahliyesi erteleniyor

Raporda, politik kadın tutukluların koşullu salıverilme haklarının İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla engellendiğine ilişkin bilgilere de yer verildi. Bu bölümde yer alan bilgilerin ÖHD Ankara Şubesi Hapishane ve Kadın Komisyonu’nun çalışmaları, Ekim 2023’te yayımlanan “Tahliye Hakları Elinden Alınan Kadın Mahpuslar” başlıklı raporu ve sonrasında edinilen bilgiler temel alınarak hazırlandığı kaydedildi.

İdare ve Gözlem Kurulu’nun hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle tutukluların tahliyelerini ertelediği, erteleme sürelerinin 3, 6, 9 veya 12 ay şeklinde olduğu aktarılan raporda, uygulamanın ilk olarak Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde yoğunlaştığı ve daha sonra diğer cezaevlerine yayıldığı belirtildi. Sincan’ın bu uygulama bakımından pilot cezaevi işlevi gördüğü değerlendirmesine yer verilen raporda 9 siyasi kadın tutuklunun tahliyesinin İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla ertelendiği vurgulandı.

Bağımsız soruşturma ve denetim çağrısı 

Raporda, cezaevinde yaşanan ihlallerin yaşam hakkı, sağlık, barınma ve kötü muamele başta olmak üzere birçok alana yayıldığına dikkat çekildi. Tutukluların temel hak ve taleplerine erişiminin engellenmesinin, kendilerine zarar verme ve intihar girişimleriyle sonuçlanan koşulları ağırlaştırdığı ifade edilen raporda, Birleşmiş Milletler Mahpuslara Muameleye Dair Asgari Standart Kuralları (Mandela Kuralları), Kadın Mahpuslara Muamele ve Kadın Suçlular için Hapis Dışı Tedbirlere İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları (Bangkok Kuralları), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2’nci ve 3’üncü maddeleri ile Anayasa’nın 17’nci maddesine işaret edildi. Raporda, devletin gözetimi altındaki tutukluların yaşamını ve sağlığını koruma yükümlülüğü hatırlatıldı.

Heyetin talepleri

Heyet, raporda yer verilen tespitler doğrultusunda şu talepleri sıraladı:

Hayatını kaybeden mahpusların ölümüne ilişkin adli ve idari soruşturmaların bağımsız, etkili ve şeffaf biçimde yürütülmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması,

Hapishane müdürü hakkındaki kendine zarar vermeye ve intihara teşvik, jilet verme, hakaret ve tehdit iddialarının ivedilikle ve bağımsız biçimde soruşturulması, soruşturma süresince görevden uzaklaştırılması,

Sincan Kadın Hapishanesi başta olmak üzere tüm hapishanelerde sağlık, barınma ve disiplin uygulamalarının bağımsız kurumlarca (TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu, işkenceyi önleme mekanizmaları) düzenli ve habersiz biçimde denetlenmesi,

Mahpusların yasal taleplerine erişebilmelerini sağlayacak etkili, erişilebilir ve hesap verebilir bir başvuru mekanizmasının hayata geçirilmesi,

Kadın mahpusların cinsiyete özgü sağlık ve hijyen ihtiyaçlarının uluslararası standartlara (Bangkok Kuralları) uygun biçimde karşılanması,

Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü mahpuslar dahil tüm mahpusların atölye, kurs, sohbet ve spor haklarından yasal çerçevede tam olarak yararlandırılması,

Bakıma muhtaç ve ileri yaştaki mahpusların ihtiyaçlarının uygun kurumlara nakil ya da özel destek yoluyla karşılanması,

İdare ve Gözlem Kurullarının koşullu salıverilme değerlendirmelerinde nesnel, denetlenebilir ve kanuni ölçütlere bağlı hareket etmesinin sağlanması; 3, 6, 9 ve 12 aylık periyodik erteleme uygulamalarının hukuki dayanağının ve hapishanelerin genelindeki sonuçlarının incelenmesi,

Koşullu salıverilme koşullarını taşıyan siyasi mahpusların tahliyelerinin, hukuki dayanaktan yoksun ve keyfi İGK kararlarıyla ertelenmesine son verilmesi; hâlihazırda tahliyeleri ertelenen 9 siyasi kadın mahpus bakımından verilen kararların bağımsız biçimde incelenmesi ve hukuka aykırı erteleme uygulamasından vazgeçilmesi gerekmektedir.