• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Süleymaniye’deki silah yakma töreninin birinci yılı: Gözler Meclis’teki yasal düzenlemelerde

Süleymaniye’deki silah yakma töreninin birinci yılı: Gözler Meclis’teki yasal düzenlemelerde

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında PKK’nin Süleymaniye’de gerçekleştirdiği sembolik silah bırakma ve yakma eyleminin üzerinden bir yıl geçerken, Kürt meselesinin çözümüne yönelik olarak yürütülen süreç ve yeni çerçeve yasa taslağı siyasetin ana gündemi olmaya devam ediyor.

Süleymaniye’deki silah yakma töreninin birinci yılı: Gözler Meclis’teki yasal düzenlemelerde
  • Yayınlanma: 10 Temmuz 2026 17:23
  • Güncellenme: 10 Temmuz 2026 17:36

1 Ekim 2024’te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile DEM Parti sıraları arasında yaşanan tokalaşma, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yeni bir sürecin başlangıcının ilk sinyali olarak tarihe geçti.

1 Ekim’den 11 Temmuz’a: Tarihi süreçte gün gün neler yaşandı?

Süreç, 11 Temmuz 2025’te PKK’nin yaptığı sembolik silah bırakma ve silah yakma töreniyle yeni bir aşamaya taşındı. Aradan geçen bir yılın ardından gözler, Meclis’te atılması beklenen yasal düzenlemelere çevrildi.

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı ile başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, PKK’nin 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde kongresini toplayarak fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından tarihi gelişmelere sahne oldu.

Çatışmadan çözüme: PKK’nin 47 yıllık tarihi

Abdullah Öcalan, PKK’nin fesih kararı aldığı 12’nci kongreye gönderdiği perspektifte, silahlı mücadelenin neden sonlanması gerektiğine yer verdi.

Öcalan, ilgili yazısında şu ifadelere yer vermişti: “Yeni bir tarihi döneme; ‘Barış ve Demokratik Toplum’ aşamasına geçiş için gereklidir. PKK öz itibariyle ömrünü tamamladığı için resmen de feshedilmek durumundadır. Bununla kastedilen reel-sosyalizmin iç nedenle çözülüşü, yeni bir sosyalizm yolunun açılma gereği, Kürt kimliğinin tanınma ve gerçekleşme durumudur. Silahlı mücadele; ulus-devlet amaçlı bir stratejiye dayalı olup bu amaçtan düşüş ve demokratik toplum programına geçiş demokratik siyaset ve hukuka dayanmayı gerektirdiğinden vazgeçilmeyi gerektirir. Karşılığı demokratik siyaset hakkının tanınması ve sağlam bütünlüklü bir hukuki güvencedir.”

Abdullah Öcalan sürecin kilit üç kavramına işaret ederek, bu kavramların demokratik toplum, barış ve entegrasyon olduğunu belirtti.

Süleymaniye’de sembolik silah yakma töreni

Tarihi bir adım olarak anılan silah yakma töreni, 11 Temmuz’da  30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu tarafından Süleymaniye’de gerçekleşti. Törenden önce Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi’ndeki tutuklularla birlikte “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında tarihi bir çağrı yaptı. 9 Temmuz’da yayınlanan görüntülü çağrıda, “Varılan aşama, yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerekli kılmaktadır. Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum” vurgusu öne çıktı.

Abdullah Öcalan’dan görüntülü çağrı: Siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum

Öcalan’ın çağrısından iki gün sonra, 11 Temmuz’da PKK, Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde sembolik bir silah bırakma töreni yaptı. “Barış ve Demokratik Toplum Grubu” adıyla düzenlenen törende, 15’i kadın, 15’i erkek olmak üzere 30 PKK’li silahlarını yakarak imha etti. Törene KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Besê Hozat da katıldı. Grubun açıklamasının Türkçesini Besê Hozat, Kürtçesini ise Nedim Seven okudu.

Tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu törene, birçok bölgeden aralarında siyasetçi, yazar, hukukçu, gazeteci, sanatçı, sivil toplum örgütü temsilcisinin olduğu çok sayıda kişi katıldı. Süleymaniye kırsalında bulunan Şikefta Casenê’de düzenlenen törende, Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun sözcüsü Besê Hozat yaptığı konuşmada, sürece ivme kazandırmak için Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla bu adımı attıklarını belirtti. Törenin ardından Besê Hozat, sürecin ilerlemesi için hukuki ve anayasal düzenlemelerin gerekli olduğunu söyledi.

Tarihi törende önemli ayrıntılar: ‘Yasal düzenlemelere ihtiyaç var’

Ankara’dan ilk tepkiler ve Meclis komisyonunun kuruluşu

PKK’nin silah bırakma ve sembolik silah yakma töreninin ardından siyasette ve kamuoyunda sürece ilişkin peş peşe açıklamalar geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Terörsüz Türkiye hedefimize giden yolda bugün atılan önemli adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise yazılı açıklamasında, “PKK’nın kurucu önderliği sözünü tutmuş, taahhüdünün ardında durmuş, küresek ve bölgesel tehditleri zamanında görmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Unutulmayacak bir gün. Bundan sonraki süreçte yapacak çok işimiz var” derken; törenden hemen bir gün sonra Erdoğan, partisinin Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen 32’nci İstişare ve Değerlendirme Kampı’nda yaptığı konuşmada, “Sürecin yasal ihtiyaçlarını Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de gelinen aşamada hedefe ulaşılması için kritik bir eşiğin geçildiğini belirtti.

Muhalefet kanadında ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel, silah yakma töreninin “memnuniyet verici” olduğunu kaydederek, “Türkiye’de tam bir barış ortamının tesisi ancak adalet ve demokrasiyle mümkündür” diye belirtti.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Yapmamız gereken yeni döneme öncülük etmektir” derken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise töreni memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Tören dünya kamuoyunda da geniş yer tuttu ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi kurum ve kuruluşlardan destek açıklamaları geldi.

PKK’nin silah bırakma töreni dünya basınında

Kürt meselesinin çözümü kapsamında yürütülen süreç kurulan komisyonun adının ve kapsamının ne olacağına dair tartışmaların odağındaydı.

Meclis Başkanlığı bünyesinde 51 üyeden oluşan bir komisyon şekillendi. 25 Temmuz’da Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, süreç kapsamında kurulacak yeni komisyonun 51 milletvekilinden oluşacağını açıkladı.

Komisyon, 5 Ağustos tarihinde “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda, komisyonun 12 maddelik çalışma usul ve esasları oy birliğiyle kabul edildi. Komisyonda AK Parti’den 22, CHP’den 11, DEM Parti’den 5, MHP’den 4, Yeni Yol’dan 3, HÜDA-PAR’dan 1, Refah Partisi’nden 1, EMEP’ten 1, TİP’ten 1, DSP ve DP’den de birer üye yer aldı.

Veysi Aktaş tahliye edildi

Süreç ilerlerken İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile temaslar ve İmralı Sekreteryası’ndan Veysi Aktaş’ın tahliyesi gerçekleşti. İmralı Cezaevi’nde bulunan ve tahliyesi bir yıl üç ay ertelenen Veysi Aktaş, 31 yıl üç aylık cezaevi sürecinin ardından 25 Temmuz 2025’te tahliye edildi. Yaklaşık on yıldır İmralı Cezaevi’nde bulunan Aktaş, İmralı’dan tahliye edilen ilk hükümlü oldu.

Aynı gün, 25 Temmuz’da DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, yedinci kez İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile görüştü. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada, Öcalan’ın silah yakma töreninin gerçekleştirilme biçimini, ortaya konulan iradeyi, inancı ve barış kararlılığını değerli bulduğu ifade edildi.

28 Temmuz’da ise Abdullah Öcalan, aile görüşü kapsamında vasisi Mazlum Dinç ile yeğeni ve DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan’ı kabul etti. Görüşmenin ardından açıklama yapan Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın barış ve demokratik çözüm konusundaki umut ve kararlılığını koruduğunu, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için toplumun tüm kesimlerinin katılımını hayati gördüğünü aktardı.

29 Temmuz’da KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, Sterk TV’de katıldığı programda sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürt meselesinin siyasi ve demokratik zeminde çözülmesi gerektiğinin ortaya çıktığını belirten Bayık, bu kapsamında yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Komisyon’un dinleme süreci ve uluslararası çağrılar

Komisyon ise toplantılarında toplumun farklı kesimlerini dinlemeye başladı. Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri’nin yanı sıra asker ve polis aileleri, akademisyenler, demokratik kitle örgütleri, barolar ve iş insanları görüş ve önerilerini komisyonla paylaştı.

Komisyonda dile getirilen değerlendirmelerde, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü için adalet, eşitlik ve toplumsal güvenin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi.

Sürecin ikinci aşamasında ise yasal düzenlemeler ve demokratikleşme adımlarının gündeme alınması beklentisi öne çıkarken, DEM Parti tarafından Abdullah Öcalan’ın da komisyon tarafından dinlenmesinin kalıcı çözüm açısından gerekli olduğu yönündeki görüş dile getirildi.

Komisyon 18 Eylül’de 11’inci toplantısını yaparken, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Abdullah Öcalan’ın “umut hakkına” dair açıkladığı ara kararda, Türkiye’yi gecikmeden adım atmaya çağırdı ve gerekli adımların atılması içinde Haziran 2026 tarihine kadar Türkiye’ye süre verdi.

Hukuki aşama ve “umut hakkı” tartışmaları

Süreç ilerledikçe liderlerden hukuki aşamaya dair mesajlar gelmeye başladı. 28 Ağustos’ta DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan’ı sekizinci kez ziyaret etti. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada, Öcalan’ın “demokratik toplum, barış ve entegrasyon” kavramlarını sürecin üç temel unsuru olarak tanımladığı belirtildi.

Açıklamada, bu hedefe ulaşılabilmesi için tüm boyutlarıyla yeni bir aşamaya geçilmesi ve gerekli adımların ivedilikle atılması gerektiği vurgulandı.

31 Ağustos’ta yapılan 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinglerine gönderdiği mektupta Öcalan, “Halklarımızın mücadelesiyle barış, demokrasi ve özgürlük değerleri mutlaka kökleşecek” mesajını verdi.

1 Eylül’de Rûdaw Araştırma Merkezi’nin yaptığı konferansa gönderdiği mesajda ise Öcalan,  Türkiye’deki sürecin başarıya ulaşması halinde Ortadoğu’nun kaderinin değişebileceğini belirterek tüm Kürtlere demokratik zeminde birlik çağrısı yaptı.

MHP kanadından da açıklamalar geldi. 2 Eylül’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, SDG ve YPG’nin Şam yönetimiyle imzalanan 10 Anlaşması’na uyması gerektiğini belirterek, aksi halde Ankara ile Şam’ın ortak iradesiyle askeri müdahalenin kaçınılmaz olacağını söyledi.

5 Eylül’de MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM’de kurulan komisyondan bir heyetin İmralı’ya giderek Öcalan ile görüşmesini önerdi. 12 Eylül’de Devlet Bahçeli, Sabah Gazetesi’ne verdiği röportajda sürecin hukuki boyutuna ve yapılabilecek yasal düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

20 Eylül’de Feti Yıldız da sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, “Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu’nda bazı düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu” söyledi.

15 Eylül’de Asrın Hukuk Bürosu avukatları, altı yıl aradan sonra ilk kez İmralı’da Abdullah Öcalan ile avukat görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada, Öcalan’ın “barış ve demokratik toplum sürecinin kat ettiği merhale itibarıyla hukuksal çözüm aşamasına geldiğini” ifade ettiği aktarıldı.

18 Eylül’de ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, “umut hakkı” başlığını gündemine alarak Türkiye’ye Haziran 2026’ya kadar süre tanıdı ve Meclis’teki komisyona atıf yaparak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini istedi.

Meclis trafiği ve PKK’nin çekilmesi

Sonbaharla birlikte Meclis’teki temaslar arttı ve PKK Türkiye’deki güçlerini çekmeye başladığını duyurdu.

1 Ekim’de TBMM’de yeni yasama yılının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, süreçteki katkıları nedeniyle Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ve DEM Parti İmralı Heyetine teşekkür etti.

Aynı gün Meclis’teki resepsiyonda Erdoğan ile DEM Partili yöneticiler bir araya geldi. Yine aynı gün CNN Türk yayınında konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararına işaret ederek Anayasa’nın 90. maddesi kapsamında bazı adımların atılması gerektiğini söyledi.

3 Ekim’de DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile dokuzuncu görüşmeyi yaptı. Görüşmenin ardından paylaşılan mesajda Öcalan’ın, “27 Şubat’taki çağrıda vurguladığı siyasi ve hukuki gerekliliklerin arkasından olduğu” belirtildi.

Toplumsal alanda ise 1 Ekim’de kadınlar Diyarbakır’dan “Umutla Özgürlüğe Yürüyoruz” yürüyüşü başlattı ve bu yürüyüş 7 Ekim’de Ankara’da Meclis’e ulaşmasıyla sona erdi. 9 Ekim’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis komisyonunun İmralı’ya giderek Öcalan ile görüşmesi önerisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ekim ayının ikinci yarısında kritik adımlar hızlandı. 17 Ekim’de Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve Meclis Komisyonu üyeleri Diyarbakır’da bir dizi temas gerçekleştirdi. Kurtulmuş’un okuduğu Kürtçe şiir, TBMM’nin resmi sosyal medya hesaplarından paylaşıldı; böylece TBMM ilk kez resmi hesaplarından Kürtçe bir paylaşım yapmış oldu.

21 Ekim’de DEM Parti, “umut hakkına” ilişkin yasal düzenleme için TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi sundu. Aynı dönemde, TSK’nın Suriye ve Irak’taki görev süresini uzatan Cumhurbaşkanlığı tezkeresi DEM Parti ve CHP’nin karşı oylarına rağmen Meclis’te kabul edildi. 23 Ekim’de Ahmet Türk, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına da gerekçe gösterilen “örgüt propagandası” davasından beraat etti.

Sürecin en somut adımlarından biri daha 26 Ekim’de geldi; PKK, Abdullah Öcalan’ın onayıyla Türkiye’deki tüm güçlerini geri çekmeye başladığını duyurdu.

PKK: Türkiye’deki tüm güçlerimizi çekiyoruz

27 Ekim’de TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bu adımı desteklediğini açıkladı. 30 Ekim’de DEM Parti İmralı heyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir kez daha görüştü.

31 Ekim’de ise İmralı’da Öcalan ile görüşen yeğeni Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın “Bu süreç AK Parti ve MHP’nin değil, devletin ve Türkiye’nin sürecidir” dediğini ve CHP’nin de sürecin içinde yer alması gerektiğini düşündüğünü aktardı.

Demirtaş kararı ve komisyonun İmralı ziyareti

Kasım ayı başında yargı ve siyaset hattı hareketlendi. 3 Kasım’da DEM Parti İmralı heyeti Öcalan ile bir kez daha görüştü. Öcalan, “Pozitif aşamaya geçilebilmesi için herkesin hassasiyet, ciddiyet ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi hayati önemdedir” mesajını verdi.

Aynı gün AİHM, Türkiye’nin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki ihlal kararına yaptığı itirazı reddetti ve karar kesinleşti. 4 Kasım’da MHP lideri Devlet Bahçeli, Demirtaş’ın tahliyesinin Türkiye için hayırlı olacağını söyledi.

Bu açıklama, Demirtaş’ın tutuklanmasının dokuzuncu yıl dönümüne denk geldi. 5 Kasım’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülke yargı ülkesidir. Yargı ne derse ona uyarız” diyerek süreçte yeni bir kavşağa gelindiğini belirtti.

Aynı gün DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Edirne Cezaevi’nde Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti.

19 Kasım’da MHP’li Feti Yıldız, “İmralı’ya gidilecektir” açıklamasını yaptı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis Komisyonu’nun ziyaret gerçekleştirmesi durumunda Öcalan’ın demokratik müzakere sürecini başlatacağını dile getirdi.

Komisyon, 21 Kasım tarihindeki 18’inci toplantısında Abdullah Öcalan’ı dinleme konusunda nitelikli çoğunlukla karar aldı. Oylamada AK Parti, MHP, DEM Parti, TİP ve EMEP olumlu oy kullanırken, Yeni Yol Grubu çekimser kaldı; DP, HÜDA-PAR ve DSP ret oyu verdi. CHP ve Yeniden Refah Partisi ise oylamaya katılmadı.

Bu karar doğrultusunda 24 Kasım 2025 tarihinde, DEM Parti’den Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP’den Feti Yıldız ve AK Parti’den Hüseyin Yayman’dan oluşan heyet İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştü.

CHP heyete üye vermedi. TBMM Başkanlığı, ziyaretin toplumsal bütünleşme ve sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu açıkladı. Bahçeli ziyareti “tarihi” olarak nitelendirirken, Erdoğan da G20 zirvesi dönüşünde bu ziyaretin sürecin önünü açacağını söyledi.

İmralı’ya giden Gülistan Kılıç Koçyiğit, Öcalan’ın heyete, “Biz devletle bir mutabakata varmıştık ama şimdi bir siyasal mutabakat arıyoruz. Gelen heyet olarak sizleri siyasal heyet olarak kabul ediyorum ve tarihi bir görüşmedir” dediğini aktardı.

Yıl sonu tartışmaları ve 11. Yargı Paketi

29 Kasım’da KDP Başkanı Mesud Barzani Cizre’de katıldığı Melaye Ciziri Sempozyumu’nda Abdullah Öcalan’a teşekkür ederek sürece destek verdi.

Aynı gün Erdoğan ile Numan Kurtulmuş Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde bir araya geldi.

1 Aralık’ta Erdoğan, Kabine toplantısı sonrasında sürecin yeni bir dönemin kapılarını açacağını söyledi.

2 Aralık’ta Öcalan DEM Parti İmralı Heyeti’ne, “İçinde bulunduğumuz geçiş sürecinde özgün ve bütüncül hukuka dayalı bir barış yasasının gerçekleşmesi ile siyasi şiddet ve demokrasi dışı müdahale olgusu Türkiye gündeminden çıkacaktır” mesajını gönderdi.

Aynı gün Devlet Bahçeli, “Ok yaydan çıkmıştır, gemiler yakılmıştır. Kararlılığımız aşınmaz ve tartışılmaz düzeydedir” dedi. 4 Aralık’ta toplanan Meclis Komisyonu’nda tartışmalara rağmen, Öcalan ile yapılan görüşmeye dair tutanaklar paylaşılmadı, sadece kısa bir özet okundu.

6-7 Aralık’ta DEM Parti İstanbul’da “Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı” düzenledi. Öcalan’ın konferansa gönderdiği ve Veysi Aktaş tarafından okunan mesajda, “Demokratik entegrasyon hukukunun; ‘Özgür Yurttaş Yasası’, ‘Barış ve Demokratik Toplum Yasası’ ve ‘Özgürlük Yasaları’ olmak üzere üç temel ilkeye dayandığı” belirtildi. Öcalan, sürecin bir diyalog süreci olduğunu vurguladı.

12 Aralık’ta DEM Parti İmralı Heyeti Meclis’te Devlet Bahçeli ile görüştü. Pervin Buldan artık yasal adımların atılması gerektiğini söylerken, Bahçeli “Her cümlesine imzamı atıyorum” dedi.

13 Aralık’ta Erdoğan sivil ve özgürlükçü anayasa hedefini yineledi.

DEM Parti İmralı Heyeti, 20 Aralık’ta AK Parti yönetimini, 23 Aralık’ta ise Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Numan Kurtulmuş’u ziyaret etti. 22 Aralık’ta rapor yazım ekibi toplandı ve Feti Yıldız ortak raporun yıl başına kadar tamamlanacağını açıkladı. 24 Aralık’ta komisyonun çalışma süresi Mart 2026’ya kadar uzatıldı.

Aynı dönemde, yaklaşık 50 bin hükümlüyü ilgilendiren infaz düzenlemesini içeren 11’inci Yargı Paketi TBMM’de kabul edildi. Öcalan, 30 Aralık’taki yeni yıl mesajında Suriye’deki 10 Mart Mutabakatı’na değinerek Türkiye’nin kolaylaştırıcı rolünün hayati olduğunu belirtti.

2026 çatışmalar ve savaşla başladı 

2026’nın ilk günleri çatışmalarla başladı. ABD özel kuvvetlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicholas Maduro’yu “alıkoyarak” ABD’ye kaçırmasının şoku sürerken 5 Ocak’ta Suriye’nin Halep kentinden çatışma haberleri geldi.

Diğer yandan İran’da ise 30 Aralık’ta başlayan yeni bir protesto dalgası sürüyordu ve rejim güçleri 2026’nın ilk günleri itibarıyla onlarca protestocuyu öldürmüştü. Bu sayı ilerleyen haftalarla binlerle ifade edildi.

5 Ocak’ta Halep’in Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye yönelik Şam güçlerinin saldırıları, Fırat’ın doğusunda Rakka’ya kadar genişlerken Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolünde bulunan cezaevleri ve kamplardaki binlerce IŞİD üyesi çatışmalar nedeniyle serbest kaldı.

Öcalan saldırıları Barış ve Demokratik Toplum Sürecini baltalama girişimi olarak değerlendirdiğini, sorunların diyalog ve müzakereyle çözülmesi gerektiğini vurguladığını açıkladı.

Abdullah Öcalan: Suriye’de yaşananlar süreci baltalama girişimidir

SDG ile Şam güçleri arasındaki çatışmalar 29 Ocak’ta varılan ve 30 Ocak’ta duyurulan anlaşmayla sona erdi ve taraflar aralarında “entegrasyonun” da olduğu bir dizi maddede mutabakata vardı.

İddia: 30 Ocak Anlaşması’nın çerçevesi Öcalan’ın çağrısıyla belirlendi

23 Ocak 2026’da, Meclis Komisyonu üyelerinin 24 Kasım 2025’teki İmralı görüşmesine ait 16 sayfalık tutanaklar kamuoyuyla paylaşıldı.

Tutanaklarda Öcalan, Suriye Geçici Hükümeti’ni Başkanı Ahmed Şara’nın SDG başta olmak üzere tüm kesimleri kapsayan demokratik adımlar atması gerektiği uyarısında bulunuyordu.

Çerçeve yasa tartışmaları da 2026’nın ilk günlerinden itibaren gündemdeki yerini korudu.

DEM Parti, ocak ayı sonunda aldığı kararla üç ilde miting düzenleme kararı aldı. İlk miting 2 Şubat’ta İstanbul Esenyurt’ta Tülay Hatimoğulları’nın katılımıyla yapıldı. 8 Şubat’ta Diyarbakır İstasyon Meydanı’ndaki ortak mitingde Çiğdem Kılıçgün Uçar “umut hakkı” çağrısı yaparken, Tuncer Bakırhan “Türkiye’de barış tartışmaları varken Rojava’da savaş planları olmaz” dedi. 9 Şubat’ta ise Mersin’de “Barış için Özgürlük” mitingi düzenlendi.

11 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan kabinede değişikliğe gitti; Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yerine Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yerine ise Mustafa Çiftçi atandı.

27 Şubat çağrısının birinci yıl dönümünde Öcalan’ın yeni mesajı Ankara’da paylaşıldı. Mesajın Kürtçesini Veysi Aktaş, Türkçesini Pervin Buldan okudu. Öcalan, Erdoğan, Bahçeli ve Özel’in katkılarını önemli bularak “demokratik entegrasyon” ve “özgür yurttaşlık” vurgusu yaptı.

Aynı gün Diyarbakır’da avukatlar cübbeleriyle “umut hakkı” için yürüdü.

Ortadoğu’da kırılma: İran savaşı, Hamaney’in ölümü ve Newroz

Şubat ayında Ortadoğu’da gerilim tırmandı. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik ortak saldırısında İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney hayatını kaybetti. İran’da 40 günlük yas ilan edilirken bu gelişme Türkiye’deki sürecin güvenlik boyutunu tartışmaya açtı.

Bu gerilim sürerken DEM Parti, 53 merkezde “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” mitingleri yaptı. Öcalan Diyarbakır Newrozu’na gönderdiği mesajda, Ortadoğu’nun savaş alanına dönüştürülmemesi çağrısı yaparak Newroz’un “demokratik entegrasyon, barış ve kardeşlik ruhuyla” kutlandığını belirtti.

Kutlamalarda Kürtlerin taleplerinin anayasal güvenceye kavuşturulması istendi. 16 Mayıs’ta ise çok sayıda kentte “Barış için Adım At” yürüyüşleri düzenlenerek siyasi tutukluların tahliyesi ve özgürlük yasaları talep edildi.

CHP kurultayına iptal ve “kök yasa” çağrıları

Süreç devam ederken iç siyasette büyük bir hukuki gelişme yaşandı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs’ta CHP’nin 38. Olağan Kurultayına ilişkin “mutlak butlan” kararı verdi.

Mahkeme kurultayı hukuken geçersiz sayarak mevcut yönetimi iptal etti ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının göreve iadesine hükmetti.

Haziran ayında “çerçeve yasa” talepleri yeniden yoğunlaştı. Kurban Bayramı dolayısıyla Van’daki etkinlikte konuşan Pervin Buldan, 24 Mayıs’ta İmralı’da Öcalan ile yaptığı 3 saatlik görüşmenin detaylarını paylaştı.

Öcalan’ın “kök yasa” vurgusu yaptığını belirten Buldan, yasanın 7-8 maddeden oluşacağını ve örgüt mensuplarının Türkiye’ye veya istedikleri yere dönebilmelerini sağlayacağını ifade etti.

26 Haziran’da Yeşilçam sinemasının usta oyuncusu Kadir İnanır yaşamını yitirdi. Abdullah Öcalan yayınladığı taziye mesajında İnanır’ı “barış sürecinin ısrarlı akil önderlerinden biri” olarak nitelendirdi.

27-28 Haziran tarihlerinde ise Diyarbakır, İstanbul, Van ve Mersin’de düzenlenen “Özgürlük Mitingleri’nde”, Meclis tatile girmek üzereyken dağdan, cezaevinden ve sürgünden dönüş yolunu açacak bir çerçeve yasanın ivedilikle çıkarılması çağrısı yinelendi.

Ankara’da NATO Zirvesi ve bölgesel savaş

PKK’nin silah yakma töreninin birinci yıl dönümüne girilirken, 7-8 Temmuz’da Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde tNATO Liderler Zirvesi düzenlendi.

Bu, 2004 İstanbul zirvesinin ardından Türkiye’deki ikinci NATO zirvesi oldu.

Zirve öncesinde Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump bir araya geldi ve zirve sonunda 50 milyar dolarlık savunma alımını içeren, “NATO 3.0” vizyonlu bir ortak bildiri yayımlandı.

Güvenlik önlemlerinin en üst seviyede olduğu süreçte somut delil yerine istihbari bilgilere dayanan gözaltı ve tutuklamalar tartışma yarattı.

Ankara’daki zirve sürerken, şubat ayında öldürülen İran lideri Ali Hamaney’in cenaze törenleri de sona erdi ve Hamaney 9 Temmuz’da Meşhed’de toprağa verildi.

Hamaney’in defnedildiği gün, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkes çöktü. Trump’ın talimatıyla Hürmüz Boğazı’ndaki gemi krizleri gerekçe gösterilerek İran genelinde 80’den fazla hedef vuruldu.

İran ise Kuveyt, Bahreyn ve Katar’daki ABD üslerine misilleme saldırılarıyla karşılık verdi.