Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Geçici Suriye Hükümeti arasında 29 Ocak’ta varılan anlaşma kapsamında entegrasyon görüşmeleri devam ediyor.
2 buçuk ayını geride bırakan süreçte askeri, siyasi ve idari birçok konuda adımlar atılırken, gelinen aşama henüz riskleri ortadan kaldırmadı.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam Hükümeti arasında mutabık kalınan konularda adımların atılması durumunda SDG’nin kendini fesh edip Şam Hükümetine entegre olması bekleniyor.
Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan Gazeteci Özgür Avzem, yaşanan son gelişmeleri MA’dan Ömer Akın’a değerlendirdi.
‘Risk alanları ortadan kalkmadı’
SDG ve Geçici Şam Hükümeti arasında imzalanan anlaşmanın üzerinden 2 buçuk ay geçtiğini hatırlatan Avzem, “Anlaşmanın demokratik entegrasyon çerçevesinde uygulanması için idari, siyasi ve askeri konular üzerinde mutabık kalındı fakat sahada çok sınırlı adımlar atılıyor. 16 Nisan’da Rojava ve Şam arasında yapılan görüşmenin mahiyeti de bu geciktirici yaklaşımların aşılmasına dönüktü. Çünkü kaplumbağa hızında yürüyen bir süreç var. Çözüme kavuşturulması gereken hayati konular dururken, sürecin bu kadar yavaş ele alınması, sahada kırılganlık iklimi oluşturuyor” dedi.
Entegrasyon sürecinin henüz tamamlanmamış olduğunu kaydeden Avzem, “Anlaşmadan bu yana devam eden entegrasyon sürecinde kısmi de olsa atılan adımlar var. Entegrasyon yasasının çıkarılmadığı ve sürecin De facto bir halde yürüdüğü gerçeğini ele aldığımızda, Rojava’da risk alanlarının tamamen ortadan kalktığını söylemek zor. Çünkü çok denklemli hesapların olduğu Ortadoğu’da taşlar henüz yerine oturmuş değil. Değişen konjonktür, değişen siyasal dengeleri doğuruyor. Dolayısıyla Özerk Yönetimin Geçici Şam Hükümeti ile yaptığı anlaşma ve yürüttüğü görüşme, aynı zamanda diplomatik girişimi, olası çatışma ve savaşın önünü almaya, yine mezhep ve etnik inançtan kaynaklanan düşmanlıkları ve yol açacağı katliamları önlemeyi dikkate alan çerçevededir” diye konuştu.
Atılan sınırlı adımlar
Şam hükümeti tarafından “oyalayıcı” strateji uygulandığını söyleyen Avzem, şunları ifade etti:
“Şu ana kadar anlaşma gereği; Hasekê, Kamoşlo ve Kobani illerinde Özerk Yönetim’e bağlı kurumların Suriye devlet yapısına entegrasyonu, bununla beraber yerel yönetimlerin tanınması, işlevsiz kalan kamu kurumlarının işler hale gelmesi, her iki tarafın da İç Güvenlik Güçlerinin ortak güvenlik hattının belirlenmesi, askeri güçlerin belirlenen yerlere çekilmesi, karşılıklı esir takaslarının (hepsi değil) gerçekleşmesi, yerlerinden edilen ve göçe zorlanan insanların kendi memleketlerine dönüşü konularında kısmen de olsa adımlar atıldı. Yine Özerk yönetime bağlı sağlık alanı, Suriye Sağlık Bakanlığına entegrasyonu gerçekleştirildi. Hesekê’ye Şam’ın belirlediği bir isim sağlık sorumlusu olarak atandı. Bakanlık kadrosuna alınan Özerk Yönetime bağlı personeller ve doktorlar için resmi kararnameler çıkarıldı. Özellikle M4 Ana yolunun açılmasıyla birlikte güvenlik ve sivil hareketlilik yeniden sağlandı. Anlaşmanın temelini güçlendirecek en önemli etkenlerden biriydi bu. Yine bakanlık, komutanlık, valilik ve belediye başkanlığı konularında Özerk Yönetim’in belirlediği isimler üzerinden atamalar yapıldı. Kuşkusuz Suriye devlet yapısında ve idari sisteminde temsil hakkının olması ve bu konuda uzlaşının sağlanmış olması Kürtler nezdinde çok önemli bir durumdur.”
Avzem, “Yapılan tüm görüşme ve müzakerelerde Özerk Yönetim, Rojava’nın kazanımlarını salt Rojava açısından ele almaktan ziyade, temsil edilen model gereği, bir bütünen Suriye’nin tüm sorunlarını çözebilecek proje ve öneriler sunuyor” ifadelerini kullandı.
‘Sürecin hızlandırılması için görüşmeler yapıldı’
Askeri, güvenlik ve siyasal varlığın demokratik kazanımları koruma yönünde belirli bir temel üzerinden merkezi sisteme entegre edilmesinin Rojava ve Şam arasındaki diyalog ve görüşmelerin seyri belirleyeceğinin altını çizen Avzem, şunları söyledi:
“Suriye ve Rojava’da sürecin kırılgan bir hal almaması için, atılacak adımların zamana yayılmaksızın hızlanması ve ivme kazanması yönünde Özerk yönetim 16 Nisan tarihinde Geçici Şam Hükümeti ile Şam’da bir araya geldi. Alınan bilgilere göre görüşmenin pozitif geçtiği ve entegrasyon sürecinin önünde çıkan engellerin kaldırılması yönünde tartışmalar yürütüldü. Özellikle Eğitim konusu, YPJ’nin durumu, Suriye Anayasa’sının yeniden şekillenmesi, Özerk Yönetim temsilcilerinin Suriye Bakanlıklarında temsili düzeyde yer alması, belediyelerin durumu, sınır kapıları ve ileriki süreçlerde belirlenecek milletvekillileriyle beraber yapılacak parlamento seçimleri ele alındı.”

‘YPJ’nin statüsü için diyalog sürüyor’
Entegrasyon sürecinde en çok gündeme gelen konulardan biri de YPJ’nin statüsü olduğunu belirten Avzem, şöyle devam etti:
“1 Nisan’da YPJ Komutanlık üyesinden oluşan bir heyet, Suriye geçici hükümetinin Savunma Bakanı ile bir görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmenin ana gündemi, YPJ’nin orduya katılım yöntemiydi. YPJ’nin Suriye ordusuna yasal ve anayasal düzeyde entegresi için, bir taslak sunulmuştu. En makul formül; oluşturulacak Tugayların her birinde temsili düzeyde yer almaları, özerkliğini korumasıydı. Görüşmede nihai bir sonuç çıkmamasına rağmen, diyalog ve görüşme kanallarının açık tutulması kararı alındı. 16 Nisan Rojava ve Şam arasında gerçekleştirilen görüşmede de tartışmaların başlıca konularından biri ve en önemlisiydi YPJ konusu. Bu görüşmede edinilen bilgilere göre, önümüzdeki hafta Savunma Bakanlığı’ndan bir heyetin Rojava’ya gelmesi ve bu konunun netleştirilmesi bekleniyor. Şam’ın, kadın kimliğini tanıması ve YPJ’nin orduya dahiliyesinin sağlanması, Suriye ve Rojava’da devam eden entegrasyon sürecinde önemli bir köşe taşı olacak. Fakat Şam’ın bu konuya sıcak bakmaması, devam eden entegrasyon çalışmalarını kırılgan ve eksik bırakıyor.”
Esir takası ve cenazeler
SDG ve Şam hükümeti arasında yapılan görüşmelerin önemli bir diğer maddesinin tutuklu takası ve cenazeler olduğunu hatırlatan Avzem, şu bilgileri de verdi:
“Önemli konuların başında savaşta esir alınan tüm tutsak savaşçıların serbest bırakılması ve şehit düşen YPG ve YPJ savaşçılarının ve sivillerin cenazesinin teslim edilmesiydi. Tutsaklar konusunda şu ana kadar bir bölümü serbest bırakıldı. Tutsak yakınları, çocuklarının serbest bırakılması için günlerce Rojava’da eylemlerini sürdürüyor. Halen yüzlerce kişinin akıbeti bilinmiyor. Özellikle Rakka, Deyrizor ve Halep cezaevlerinde yüzlerce tutuklu kalıyor. Son görüşmede bu konunun netleşmesi için, tartışmalar yürütüldü ve Geçici Şam Hükümeti’nden tutsakların serbest bırakılması için bir zaman dilimi alındı. Alınan bilgilere göre, Geçici Şam hükümetinin bu hafta içerisinde rehine olarak tutulan savaşçı ve sivillerin serbest bırakılacağı yönünde bir taahhüt verdi.”
‘Kürt diline yönelik tahamülsüzlük sürüyor’ ’
Etegrasyon sürecinin bir diğer önemli maddesi olan eğitimde şimdiye kadar atılan adımları aktaran Avzem, şöyle devam etti:
“Eğitim kurumlarının, okulların entegrasyonu için tartışmalar sürüyor. Kuşkusuz, bu konu sadece okul yönetimine kalan ya da eğitimcilerin ilgilenmesi gerektiği bir alan değildir. Dil, kimlik ve yönetim anlayışını doğrudan ilgilendiren bir durumdur. Ancak Şam hükümetinin Kürtçenin Suriye ve Rojava’da bir seçmeli ders olarak görülmesi yönünde ısrarları sürüyor. Son görüşmede eğitim konusu tartışılmış fakat Şam tarafıyla net bir uzlaşıya varılamadı. Geçici Şam hükümeti, Kürt diline yönelik tahammülsüzlüğünü masada devam ettiriyor. Bu konuyla ilgili nihai bir sonuç alınmış değil fakat görüşme kanallarının açık olacağı öğrenildi. Suriye Eğitim bakanlığı ve Özerk Yönetim Eğitim Komitesi’nde oluşan heyet önümüzdeki günlerde bir araya gelip, Eğitim ve dil meselesi üzerinde duracak. Ana dilde eğitimin resmileşmesi ve bu konunun 29 Ocak anlaşmasına uygun bir şekilde çözülmesi için Rojava heyetinin yoğun bir çaba ve mücadelesi var.”
Rojava’da seçimler yapılacak
Anlaşma kapsamında Suriye’de yapılacak seçimler noktasında da görüşmelerin sürdüğünü dile getiren Avzem, şunları da söyledi:
“Bilindiği üzere; HTŞ Şam’a yerleştikten sonra 5 Ekim’de Suriye Halk Meclisi’nin toplam üye sayısı 210 olarak belirleyip, 126’sını kendisi belirlemişti. Belirlenen bu kişilerin arasında Rojava ve Süveyda’dan kimse yoktu. Gelinen aşamada Suriye Halk Meclisi Yüksek Seçim Komitesi, Hesekê ve Kobanê’de seçimlerin yapılması için hazırlıklara başladı. Parlamentoya gidecek üye sayısı, 2011 yılının nüfus sayımına göre belirlendi. 70 parlamento üye sayısının, Şara’nın tasarrufunda belirleneceği öğrenilirken, Kürt bölgelerinde parlamenter üye sayısı 11 olarak belirlendi. Buna göre; Qamişlo 4, Hesekê 3, Dêrik 2, Kobanê de ise 2 kişi seçilecek. Halkın iradesi esas alınıp, Komün ve meclislerle yapılacak toplantı silsilesinden sonra isimler belirlenecek. Diğer yandan, Geçici Şam Hükümetinin, kadın temsilini yüzde 20’de belirlemesi Özerk Yönetim tarafından kabul görmedi. Özellikle Rojava devriminden bu yana tüm kurumlarda kadın kotasının yüzde 50 olarak belirlendiği aktarımı yapıldı. Bu konuyla ilgili istişareler ve diyaloglar devam edecek.”
Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan yargı kurumlarının ve cezaevlerinin entegrasyon kapsamında Suriye Adalet Bakanlığına bağlanacağını belirten Avzem, Haseke ve Kamışlo’da cezaevlerinin ortak bir şekilde yönetilmesi için ortaklık kurulmasının beklendiğini söyledi. Yine adalet mahkemeleri için ortak atamaların yapılacağını kaydeden Avzem, tahrip edilen ve hasar gören yargı binalarının da yeniden onarılacağını aktardı.
‘Silahlı gruplar, geri dönüşler için tehlike yaratıyor’
29 Ocak anlaşmasının önemli maddelerinden birinin de Afrîn ve Serêkaniyê’de yerlerinden zorla edilen yurttaşların geri dönüşü olduğunu kaydeden Avzem, devamla şunları kaydetti:
“Afrîn halkı 8 yıldır memleketlerinden uzak, büyük zorluklar içerisinde yaşadılar. Dolayısıyla gidişler kafileler halinde devam edecek. İşgal edilen bir başka bölge ise, Serêkanîye. Serêkanî halkının da kendi memleketlerine dönmesi için çalışmalar yürütülüyor. Bunun olabilmesi için de silahlı gruplarının Serêkanî’den çıkması gerekiyor.”




