• Ana Sayfa
  • Dosya-Söyleşi
  • Tanıkların anlatımıyla | Yarım asırlık direnişin dünyaya yayılışı: ‘Jin, jiyan, azadi’ ve Jina Mahsa Emini

Tanıkların anlatımıyla | Yarım asırlık direnişin dünyaya yayılışı: ‘Jin, jiyan, azadi’ ve Jina Mahsa Emini

Jîna Emînî’nin yaşamını yitirmesinin üzerinden geçen dört yılda “Jin, jiyan, azadî” felsefesiyle kamusal alanı dönüştüren kadınlar, rejim baskılarına karşı geri adım atmıyor. Küresel bir boyuta ulaşan bu direniş; 2022’deki kitlesel ayaklanmalardan derinleşen krizlere uzanan süreci geride bırakırken, kadınların yaşam hakkını ve özerkliğini hedef alan otoriter sisteme karşı evrensel bir özgürlük mücadelesine dönüşüyor. Tanıkların anlatımları, rejimin tüm şiddetine rağmen toplumun direnişi sürdürdüğünü ve bu mücadelenin küresel dayanışmanın kalıcı bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor.

Tanıkların anlatımıyla | Yarım asırlık direnişin dünyaya yayılışı: ‘Jin, jiyan, azadi’ ve Jina Mahsa Emini
  • Yayınlanma: 15 Eylül 2026 13:06
  • Güncellenme: 15 Eylül 2026 14:02

Eylül ayı, yalnızca İran’da değil dünya genelinde karanlığa karşı verilen mücadeleyi hatırlatan bir tarih olarak takvimlerde yerini aldı. 16 Eylül 2022’de başörtüsünü “düzgün takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından katledilen Jina Mahsa Emini, İran’da yıllardır kadınların en temel hakları için nasıl bir ölüm-kalım mücadelesi verdiğini gözler önüne serdi. Emini’nin ölümünün üzerinden 4 yıl geçti. İran’da katledilen Jina’nın ardından başlayan protestolarda kadınlar, 4 yıl boyunca alanlardan hemen hemen hiç çekilmedi; idamlar, gözaltılar ve tutuklamalara rağmen seslerini yükseltmeye devam etti. Jina Mahsa Emini’nin katledilmesiyle başlayan süreçte bugüne kadar neler yaşandı?

Jîna Emînî’nin katledilmesi 

13 Eylül: İran’ın Kürt kentlerinden biri olan Saqız’da yaşayan 22 yaşındaki Jina Emînî, 2022 yılının Eylül ayında ailesiyle birlikte Tahran’a gitti. Jina Emînî, 13 Eylül’de kardeşiyle kentte bulunduğu sırada İran rejiminin “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad Devriyeleri tarafından durduruldu.

Rejim güçleri, başörtüsünü zorunlu örtünme kurallarına “uygun takmadığını” ileri sürerek Jina Emînî’yi gözaltına aldı. Kardeşinin itirazlarına rağmen polis aracına bindirilen Jina Emînî, Tahran’daki Vozara Gözaltı Merkezi’ne götürüldü.

Gözaltında katledildi

Aileye Jina Emînî’nin “eğitim ve bilgilendirme dersine” katıldıktan sonra serbest bırakılacağı söylendi. Ancak Jina Emînî gözaltında işkenceye uğradı. Bilincini kaybederek komaya giren Jina Emînî, Kasra Hastanesi’ne götürüldü ve 16 Eylül’de yaşamını yitirdi. Jina Emînî’nin katledilmesinden sonra başlayan ve aylarca devam eden protestolar, ülkenin dört bir yanında, kadınların öncülüğünde İran rejimine karşı kitlesel bir isyana dönüştü.

14 Eylül: Komada olduğu ortaya çıktı

Jina Emînî’nin hastaneye götürülmesinin ardından ailesi Kasra Hastanesi’ne gitti. Aileye, Jina’nın “kalp krizi ve beyin nöbeti” geçirdiği söylendi. Ancak ailesi, Jina’nın gözaltına alınmadan önce herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığını açıkladı.

Hastaneden gelen bilgilere göre, Jina’nın bilinci kapalı ve durumu ciddiyetini koruyordu. Jina’nın yoğun bakımda çekilen fotoğrafları dijital medyada paylaşılmaya başlandı. Başında ve yüzünde işkence izleri bulunduğunu gösteren görüntüler, tepkiye yol açtı.

Ailesi ve insan hakları savunucuları, Jina’nın gözaltında işkenceye uğradığını belirterek sorumluların açıklanmasını istedi.

15 Eylül: Gözaltında şiddet iddiaları yayıldı

Jina’nın yoğun bakımdaki tedavisi devam ederken, gözaltı aracında ve Vozara Gözaltı Merkezi’nde bulunan kadınların anlatımları kamuoyuna yansıdı. Tanıklar, rejim güçlerinin Jina’ya şiddet uyguladığını bildirdi. Jina’nın beyin fonksiyonlarının ciddi biçimde zarar gördüğüne ilişkin bilgiler paylaşılırken, İran rejimi işkence iddialarını reddetti. Jina’nın ailesi ise bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak Jina’nın sağlıklı olduğunu ve gözaltına alınmadan önce herhangi bir rahatsızlık yaşamadığını paylaştı.

Jina’nın hastanedeki görüntüleri ve gözaltında işkenceye uğradığına ilişkin tanıklıklar, sosyal medyada geniş bir şekilde yayıldı. Kadınlar, Jina’nın yaşadıklarının İran rejiminin zorunlu başörtüsü politikalarının sonucu olduğunu dile getirerek tepki göstermeye başladı.

16 Eylül: Jina Emînî hayatını kaybetti

Üç gün yoğun bakımda tutulan Jina Emînî, 16 Eylül’de hayatını kaybetti. Jina Emînî’nin katledildiği haberinin duyulmasının ardından Kasra Hastanesi önünde protestolar başladı. Hastanenin çevresine çok sayıda rejim gücü konuşlandırıldı.

Kadınlar ve insan hakları savunucuları, Jina Emînî’nin gözaltında katledildiğini belirterek sorumluların yargılanmasını istedi.  Dönemin İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, olay hakkında soruşturma başlatılması talimatı verdiğini duyurdu. Tahran polisi ise Jina Emînî’nin “ani kalp yetmezliği” nedeniyle yaşamını yitirdiğini savundu. Aile bu açıklamayı reddetti.

Jina Emînî’nin annesi Müjgân İftixarî ve babası Emced Emînî, kızlarının herhangi bir kalp hastalığının olmadığını söyledi. Aile, Jina Emînî’nin gözaltında işkenceye uğradığını ve gerçeğin gizlenmeye çalışıldığını kaydetti.

17 Eylül: Saqız’daki cenaze töreni isyana dönüştü

Jina Emînî’nin cenazesi, 17 Eylül’de doğduğu kent olan Saqız’a götürüldü. Rejim güçleri, kitlesel protestoların önüne geçmek amacıyla ailenin cenazeyi gece saatlerinde ve sessizce defnetmesini istedi.

Ailesi bu talebi kabul etmedi. Jina Emînî, Saqız’daki Ayçi Mezarlığı’nda binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadınlar, cenaze töreninde zorunlu başörtüsü uygulamasını protesto etmek amacıyla başörtülerini çıkardı.

Mezarlıkta “Jin, jiyan, azadî” sloganı yükseldi. Jina Emînî’nin mezarı başından bütün İran’a yayılan isyanın temeli bu slogan oldu. Jina Emînî’nin mezarına Kürtçe, “Sevgili Jina, ölmeyeceksin. Adın bir sembole dönüşecek” sözleri yazıldı.

Cenazenin ardından Saqız merkezine yürümek isteyenlere rejim güçleri müdahale etti. Çok sayıda kişi yaralandı. Saqız’da başlayan protestolar aynı gün başka kentlere yayıldı.

18 Eylül: Protestolar yayılıyor

Saqız’da başlayan protestoların ikinci gününde diğer kentlere de yayıldı. Eylemlerde Jina Emînî’nin katledilmesinin aydınlatılması ve zorunlu başörtüsü uygulamasına son verilmesi istendi. Kadınlar eylemlerin ön saflarında yer aldı. Başörtülerini çıkaran kadınlar, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla rejimin kadın politikalarına tepki gösterdi.

Tahran’daki üniversitelerde de öğrenciler Jina Emînî’nin katledilmesini protesto etmeye başladı. Böylece protestolar Kürt kentlerinin dışına çıkarak İran’ın merkezine doğru yayıldı.

19 Eylül: Genel grev çağrısı karşılık buldu

Rojhilat’ta bulunan siyasi parti ve örgütlerin genel grev çağrısı üzerine Saqız, Sine, Dîwandere, Mahabad, Bokan ve birçok kentte esnaf kepenk kapattı. Greve öğrenciler, emekçiler ve farklı toplumsal kesimler destek verdi. Tahran başta olmaz üzere bir çok kentte protestolar düzenlendi.

Üniversite öğrencileri dersleri boykot ederek kampüslerde eylemler gerçekleştirdi. Rejim güçleri protestolara ateşli silah, metal saçma, gaz bombası, tazyikli su ve coplarla saldırdı. Aynı gün protestoların yoğunlaştığı kentlerde internet ve telefon bağlantılarında kısıtlamalar yaşandı.

20 Eylül: Protestolar birçok eyalete ulaştı

Eylemler kısa sürede İran’ın çok sayıda eyaletine yayıldı. Kadınlar sokaklarda başörtülerini çıkarıp yakarken, bazı kadınlar saçlarını keserek Jina Emînî’nin katledilmesini ve zorunlu örtünme politikalarını protesto etti.

Protestolarda “Jin, jiyan, azadî” sloganının yanı sıra rejimi karşıtı sloganlar da yükselmeye başladı. Böylece Jina Emînî’nin katledilmesine duyulan tepki, İran rejiminin bütün baskı politikalarının sorgulandığı kitlesel bir harekete dönüştü.

Uluslararası Af Örgütü, 19 ve 20 Eylül’de Kürt kentleri, Kirmanşah ve Batı Azerbaycan eyaletlerindeki protestolarda aralarında bir kadın ve bir çocuğun da bulunduğu en az 8 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Af Örgütü, yaşamını yitirenlerden bazılarının yakın mesafeden metal saçmalarla vurulduğunu belirtti.

21 Eylül: İnternet ve sosyal medya engellendi

Protestoların büyümesi üzerine İran rejimi internet erişimini daha geniş çapta kısıtladı.

22 Eylül: Gazeteciler de hedef alındı

Jina Emînî’nin hastanedeki durumunu ve ailesinin bekleyişini haberleştiren gazeteci Nilüfer Hamedi, rejim güçleri tarafından gözaltına alındı. Nilüfer Hamedi daha sonra hazırlanan iddianamelerde Jina Emînî  katledilmesinden sonra başlayan protestoların örgütleyicilerinden biriymiş gibi gösterildi.

Protestoları takip eden gazeteciler, insan hakları savunucuları, öğrenciler ve kadın aktivistler gözaltına alınmaya başladı.

Aynı gün ABD yönetimi, Jina Emînî’nin gözaltında katledilmesi ve protestoculara yönelik saldırılar nedeniyle İran’ın “ahlak polisi” ile bazı rejim yetkililerine yaptırım kararı aldı.

23-24 Eylül: Eylemler sınırları aştı

İran’da eylemler devam ederken, dünyanın birçok ülkesinde dayanışma gösterileri düzenlendi. Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar birçok yerde kadınlar meydanlara çıktı.

Kadınlar saçlarını sembolik olarak keserek ve başörtülerini yakarak Jina Emînî’nin katledilmesini protesto etti.

Eylemlerde Kürtçe “Jin, jiyan, azadî” sloganı kendi özgün haliyle kullanıldı.

İran rejimi ise protestoları “dış güçlerin müdahalesi” olarak göstermeye çalıştı.

Öte yandan bir “karşı protesto” yöntemi olarak rejim yanlısı gösteriler düzenlenirken, protestoculara yönelik gözaltı ve saldırılar sürdü.

25-26 Eylül: Üniversitelerde boykotlar başladı

Çok sayıda üniversitede öğrenciler dersleri boykot etti. Kadın öğrenciler başörtülerini çıkararak rejimin zorunlu örtünme politikalarına karşı çıktı. Rejim güçleri üniversite kampüslerine müdahale ederken, çok sayıda öğrenci gözaltına alındı. Bazı üniversiteler yüz yüze eğitime ara verme kararı aldı.

27 Eylül: BM’den rejime çağrı

Birleşmiş Milletler (BM), protestolara yönelik saldırılardan duyduğu kaygıyı açıkladı. BM’nin o tarihte paylaştığı bilgilere göre protestoların ilk 11 gününde yüzlerce kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında insan hakları savunucuları, avukatlar, kadın aktivistler ve en az 18 gazeteci bulunuyordu.

28 Eylül: ‘Baraye’ protestoların şarkısı oldu

İranlı müzisyen Şervin Hacipur, protestocuların dijital medyada paylaştığı mesajlardan yola çıkarak “Baraye” isimli şarkıyı yayınladı. Kadınların özgürlük, eşitlik ve gelecek taleplerini anlatan şarkı kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı.

“Baraye”, “Jin, jiyan, azadî” isyanının simge şarkılarından biri haline geldi. Şervin Hacipur, şarkının yayımlanmasından kısa bir süre sonra gözaltına alındı.

29 Eylül: Cenazeyi takip eden gazeteci gözaltına alındı

Cenaze törenini takip eden gazeteciler Nilüfer Hamedi ve Elahe Muhammedî’nin tutuklanması, Jina Emînî’nin katledilmesine ilişkin gerçekleri ve protestoları haberleştiren gazetecilere yönelik baskının sembollerinden biri oldu.

30 Eylül: Zahidan’da ‘Kanlı Cuma’

Sistan-Belucistan’ın Zahidan kentinde cuma namazının ardından düzenlenen protestolara rejim güçleri ateş açtı. İnsan hakları örgütleri, onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. “Kanlı Cuma” olarak anılan katliamın yaşandığı eylemler, bir polis yetkilisinin bir çocuğa tecavüz ettiği yönündeki iddialar ile Jina Emînî’nin katledilmesine karşı biriken tepkinin birleşmesi sonucu düzenlendi. Zahidan’daki saldırı, rejimin protestoları bastırmak için uyguladığı en ağır saldırılardan biri oldu.

Polis karakolunun önünde duran Beluç protestocular

1 Ekim: Dünya genelinde kadınlar alanlarda

Jina Emînî için dünyanın birçok ülkesinde eş zamanlı dayanışma eylemleri düzenlendi. Jina Emînî’nin katledilmesinin uluslararası kurumlar tarafından soruşturulması çağrısı yapıldı.

2 Ekim: Şerif Üniversitesi kuşatıldı

Tahran’daki Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde öğrencilerin düzenlediği protestoya rejim güçleri saldırdı. Üniversitenin çevresi kuşatılırken, öğrencilere ateş açıldığı ve çok sayıda öğrencinin gözaltına alındığı bildirildi. “Şerif Üniversitesi Katliamı” olarak anılan saldırı, üniversite öğrencilerinin protestolara katılımını engelleyemedi. Sonraki günlerde İran genelindeki üniversitelerde dayanışma eylemleri düzenlendi.

3 Ekim: Hamaney protestocuları hedef aldı

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan protestolara ilişkin ilk kapsamlı açıklamasını yaptı.

Protestoları “isyan” olarak nitelendiren Ali Hamaney, eylemlerin arkasında İran’ın dışındaki güçlerin bulunduğunu öne sürdü.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’ın başkenti Tahran’a düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybetti.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’ın başkenti Tahran’a düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybetti

Ekim ayı: Liseler direnişin öznesi oldu

Ekim ayının ilk haftasından itibaren lise öğrencileri de protestolara kitlesel biçimde katıldı. Kız çocukları okullarda başörtülerini çıkararak, rejim yöneticilerinin fotoğraflarını indirerek ve “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla eylemlerde yer aldı. Okullara müdahale eden rejim güçleri çok sayıda çocuğu gözaltına aldı. İnsan hakları örgütleri, protestolarda çocukların rejim güçleri tarafından katledildiğini ve yaralandığını açıkladı.

Rejim, bu ölümleri “intihar”, “yüksekten düşme” ya da “hastalık” iddialarıyla açıklamaya çalışırken, aileler çocuklarının rejim güçleri tarafından katledildiğini söyledi.

26 Ekim: 40’ıncı günde binler mezarlığa yürüdü

Jina Emînî’nin ölümünün 40’ıncı gününde binlerce kişi, rejimin tehditlerine ve yolları kapatmasına rağmen Saqız’daki Ayçi Mezarlığı’na yürüdü. Anmanın ardından Saqız ve çevre kentlerde protestolar başladı.

Rejim güçleri eylemcilere gaz bombası ve ateşli silahlarla saldırdı. Aynı gün Tahran, Sine, Mehabad, İsfahan, Şiraz ve birçok kentte eylemler gerçekleştirildi.

24 Kasım: BM araştırma misyonu kurdu

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Jina Emînî’nin katledilmesi ve ardından başlayan protestolarda işlenen hak ihlallerini araştırmak üzere bağımsız bir uluslararası araştırma misyonu oluşturdu. Misyonun görevi, kadınlar ve çocuklara yönelik ihlaller başta olmak üzere katletme, işkence, cinsel şiddet, keyfî gözaltı ve zorla kaybetme vakalarını belgelemek olarak açıklandı.

Aralık 2022: İdamlar başladı

İran rejimi, protestolara katılanlar hakkında idam kararları vermeye başladı. Protestolar sonrası verilen idam cezalarına yönelik ilk infazlarda Muhsin Şikarî 8 Aralık’ta, Mecîdriza Rehneverd ise 12 Aralık’ta idam edildi. Rejim, protestoculara yönelik idamları toplumsal muhalefeti bastırmanın bir aracı olarak kullandı.

BM: Jina gözaltındaki fiziksel şiddet sonucu yaşamını yitirdi

BM İran Bağımsız Uluslararası Araştırma Misyonu, 2024 yılında tamamladığı incelemede Jina Emînî’nin gözaltında uğradığı fiziksel şiddet sonucu yaşamını yitirdiğini belirledi. Misyon, Jina Emînî’nin hukuka aykırı ölümünden İran devletini sorumlu tuttu.

Raporda, Jina Emînî’nin öldürülmesinin ardından başlayan protestolarda rejim güçlerinin katliam, hapis, işkence, cinsel şiddet, zorla kaybetme ve diğer insanlık dışı eylemlerde bulunduğu belirtildi. Bu ihlallerden bazılarının “insanlığa karşı suç” teşkil ettiği sonucuna varıldı.

İran’a yayılan kadın isyanı: Jin, jiyan, azadi 

Saqız’da başlayan “Jin, jiyan, azadî” eylemleri kısa sürede dünyaya yayıldı.  “Jin, jiyan, azadî”, Farsçaya “Zan, zendegî, azadî” olarak çevrildi. İran’daki farklı halklar da sloganı kendi dillerinde

Avrupa Parlamentosu’nun verilerine göre eylemler İran’ın 31 eyaletinde 120’den fazla kente yayıldı. İran yönetimi internet erişimini kısıtlarken, gazetecileri ve eylemcileri gözaltına aldı ve protestolara müdahale etti.

Uluslararası insan hakları örgütleri de güvenlik güçlerinin eylemcilere karşı ateşli silah ve göz yaşartıcı gaz dahil olmak üzere hukuka aykırı güç kullandığını, yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiğini ve on binlerce kişinin gözaltına alındığını belgeledi.

Dünyada eylemler 

Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından birçok ülkede dayanışma eylemleri düzenlendi.

Sanatçılar da saçlarını kesti

İran’da kadınların saçlarını keserek gerçekleştirdiği protestolar dünyanın farklı ülkelerinde de sürdü. Fransa’da aralarında Juliette Binoche, Marion Cotillard, Isabelle Huppert ve Isabelle Adjani’nin de bulunduğu çok sayıda sanatçı saçlarını keserek kadınlarla dayanışma gösterdi.

Fransa sanat dünyasından bini aşkın isim de İran’daki kadınların eylemlerine destek veren bir açıklamaya imza attı.

Saç kesme eylemi, kadınların İran ve Rojhilat’ta başlayan protestolarla dayanışmasının simgelerinden biri haline geldi. Böylece “Jin, jiyan, azadî” yalnızca sokak eylemlerinde değil, parlamentolardan sanat dünyasına, dayanışma kampanyalarından farklı ülkelerdeki kadın eylemlerine kadar birçok alanda yükseldi.

‘Jin, jiyan azadi’

“Jin, jiyan, azadî” dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaşırken, sloganın doğduğu Kürt kadın mücadelesi ve tarihsel kökeni de tartışılmaya başlandı. Uluslararası basının önemli bir bölümü sloganı 2022’de İran’da başlayan eylemler üzerinden ele aldı. Kürt kadın hareketinin yıllara yayılan mücadelesi çoğu kez geri planda bırakıldı.

Bu durum Jîna Emînî’nin ismi ve Kürt kimliği üzerinden de yaşandı.

Uluslararası basında çoğunlukla resmi kayıtlarda yer alan “Mahsa Amini” ismi kullanılırken, ailesinin verdiği Jîna ismi ve Kürt kimliği geri planda bırakıldı. Kürtçede “yaşam” anlamına gelen Jîna ile “jiyan” arasındaki bağ da çoğu haberde yer almadı.

Akademisyen Farangis Ghaderi de Jîna’nın Kürtçe isminin, sloganın Kürtçe kökeninin ve Rojhilat’ta başlayan direnişin geri planda bırakılmasını Kürtlerin tarihsel olarak görünmezleştirilmesinin devamı olarak değerlendirdi.

Özetle Jina Emînî, İran rejiminin kadın bedeni ve yaşamı üzerindeki tahakkümüne karşı gelişen mücadelenin sembolü olurken, mezarı başında yükselen “Jin, jiyan, azadî” sloganı sınırları aşan kadın özgürlük mücadelesinin ortak sözüne dönüştü.

Baskılar, idamlar

İran yönetiminin saldırılarla karşılık verdiği eylemlerde binlerce kişi gözaltına alınırken, protestoların ardından kadın hakları savunucuları, gazeteciler, öğrenciler, sanatçılar ve katledilenlerin yakınlarına yönelik baskılar sonraki yıllarda da sürdü.

İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’nın (HRANA) verilerine göre, 2022’deki protestolar sırasında 19 bin 763 kişi gözaltına alındı. Birleşmiş Milletler (BM) İran Bağımsız Uluslararası Araştırma Misyonu ise gözaltına alınanların sayısının 20 binin üzerinde olduğunu, İran makamlarının yaklaşık 22 bin kişinin gözaltına alındığını açıkladığını aktardı. Ancak gözaltına alınanların kaçının kadın olduğuna ilişkin kesin bir veri açıklanmadı.

Yüzlerce kadın gözaltına alındı

Jinnews’in verilerine göre HRANA, 2022 yılı boyunca kadın haklarıyla bağlantılı gerekçelerle en az 322 kadının gözaltına alındığını belgeledi. Bu sayı yılın tamamını kapsarken, kadınların tümünün 16 Eylül’den sonra veya “Jin, Jiyan, Azadî” protestoları kapsamında gözaltına alınmadığı belirtildi.

İran yönetiminin zorunlu örtünme uygulamalarını hayata geçirmek amacıyla Nisan 2024’te başlattığı “Nur Planı” kapsamında 618 kadın gözaltına alındı. Aynı yıl zorunlu örtünme gerekçesiyle gözaltına alınan kadınların sayısı en az 644 olarak kayıtlara geçti.

Mart 2025 itibarıyla İran cezaevlerinde siyasi, toplumsal veya inançsal gerekçelerle en az 125 kadın tutulurken, bunların yaklaşık 70’inin Evin Cezaevi’nde bulunduğu kaydedildi. Ocak 2026’daki protestolarda ise en az 263 kadının gözaltına alındığı belgelendi.

Verilerin farklı dönem ve ölçütleri kapsaması, aynı kadınların birden fazla veri grubunda yer alabilmesi nedeniyle gözaltına alınan kadınlara ilişkin kesin bir toplam bulunmuyor.

En az 6 kadın idam cezası altında

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün 30 Temmuz 2026 tarihli raporuna göre, İran’da siyasi ve güvenlik suçlamaları gerekçe gösterilerek idam cezası altında tutulan en az 6 kadın bulunuyor. Bu kadınlar Pexşan Azîzî, Zehra Şahbaz Taberî, Nesime İslamzehî, Meryem Mehtab Hedavend Sirî, Erxewan Fellahî ve Mehnaz Çardolî.

İdam cezaları Yüksek Mahkeme tarafından bozulan Warîşe Muradî ve Bita Hemmatî’nin dosyaları ise yeniden yargılama aşamasında. Her iki kadın hakkında yeniden idam cezası verilmesi riski sürüyor.

Pexşan Azîzî

Kürt gazeteci, sosyal hizmet uzmanı ve kadın hakları savunucusu Pexşan azîzî, 4 Ağustos 2023’te Tahran’da gözaltına alındı. İstihbarat Bakanlığı’nın denetimindeki Evin Cezaevi’nin 209’uncu koğuşunda aylarca tek kişilik hücrede tutuldu.Pexşan Azîzî, “devlete karşı silahlı isyan” iddiasıyla 2024 yılında idama mahkûm edildi. İran Yüksek Mahkemesi, cezayı Ocak 2025’te onadı. Pexşan azîzî’nin yeniden yargılanma talepleri reddedildi.

İnsan hakları örgütleri, dosyanın Pexşan Azîzî’nin kadın çalışmaları ve Kuzey ve Doğu Suriye’de yürüttüğü insani faaliyetlere dayandırıldığını belirtiyor.

Zehra Şahbaz Taberî

Gîlek kadın Zehra Şahbaz Taberî, 16 Nisan 2025’te Reşt’teki evine düzenlenen baskınla gözaltına alındı. Dosyada, “Kadın, Direniş, Özgürlük” yazılı bir bez parçası ile yayımlanmamış bir ses kaydı “delil” olarak gösterildi. İran Halkın Mücahitleri Örgütü’ne üye olduğu iddiasıyla suçlanan Zehra Şahbaz Taberî hakkında verilen ilk idam cezası, Yüksek Mahkeme tarafından Ocak 2026’da bozuldu. Ancak Reşt Devrim Mahkemesi, 28 Mayıs 2026’da Zehra hakkında ikinci kez idam cezası verdi. Zehra Şahbaz Taberî, Reşt’teki Lakan Cezaevi’nde tutuluyor.

Nesime İslamzehî

Beluçlu Nesime İslamzehî, 6 Eylül 2023’te Tahran’ın Melard bölgesinde gözaltına alındı. Gözaltına alındığında hamile olan Nesime İslamzehî, cezaevinde doğum yaptı. Doğumun ardından bebeğiyle birlikte yaklaşık 40 gün tek kişilik hücrede tutulduğu belirtildi.

Nesime İslamzehî, “IŞİD üyeliği yoluyla Allah’a karşı savaş” suçlamasıyla idama mahkûm edildi. Aynı dosyada yargılanan eşi Arslan Şêxî, 24 Ocak 2026’da idam edildi. Nesime İslamzehî, Qerçek Cezaevi’nde tutuluyor.

Meryem Mehtab Hedavend Sirî

Lor kadın Meryem Mehtab Hedavend Sirî, Ocak 2026 protestoları sırasında Tahran’da gözaltına alındı. Bir caminin yakılmasıyla ilişkilendirilen Meryem Mehtab Hedavend Sirî, Tahran Devrim Mahkemesi tarafından idama mahkûm edildi. Yargılama sürecinde bağımsız avukata erişiminin engellendiği belirtilen Meryem Mehtab Hedavend Sirî’nin dosyası, temyiz incelemesi için Yüksek Mahkeme’ye gönderildi. Meryem, Evin Cezaevi’nde tutuluyor.

Erxewan Fellahî

Erxewan Fellahî, ilk olarak Kasım 2022’de “Jin, Jiyan, Azadî” protestoları sırasında babasıyla birlikte gözaltına alındı. “Toplanma ve devlet aleyhine propaganda” suçlamalarıyla 2 yıl hapis cezası verilen Erxewan Fellahî, cezasını tamamlamasının ardından tahliye edildi.

Ocak 2025’te yeniden gözaltına alınan Erxewan Fellahî, aylarca istihbarat birimlerine bağlı koğuşlarda tutuldu. İki hâkime yönelik saldırı girişimiyle ilişkilendirilmek istendiği ve zorla ifade vermeye zorlandığı aktarılan Erxewan Fellahî, “muhalif gruplara üyelik ve silahlı faaliyet yoluyla isyan” suçlamasıyla idama mahkûm edildi. Evin Cezaevi’nde tutulan Erxewan Fellahî, idam cezası altındaki 6 kadın arasında 2022 protestolarıyla doğrudan bağlantısı en açık olan isim.

Mehnaz Çardolî

Mehnaz Çardolî, Ocak 2026 protestoları sırasında nişanlısı Mehdi Nazer ve Nazer’in kız kardeşi Atife Nazer ile birlikte gözaltına alındı. Bir camiye molotofkokteyli atmak, protestolara katılmak ve “ulusal güvenliğe karşı toplanmak”la suçlanan Mehnaz Çardolî, idam cezasının yanı sıra 10 yıl hapse mahkûm edildi. Mehnaz, Evin Cezaevi’nde tutuluyor.

İdam cezaları bozuldu, risk sürüyor

Kürt kadın Warîşe Muradî, 1 Ağustos 2023’te Merîwan’dan Sine’ye giderken gözaltına alındı. Gözaltına alınırken şiddete uğradığı ve aylarca tek kişilik hücrede tutulduğu belirtilen Warîşe Muradî, PJAK üyeliği iddiasıyla idama mahkûm edildi. Yüksek Mahkeme, Aralık 2025’te soruşturmanın eksik yürütüldüğüne hükmederek idam cezasını bozdu. Yeniden yargılanacak olan Warîşe Muradî hakkında tekrar idam cezası verilmesi riski bulunuyor.

Bita Hemmatî de Ocak 2026 protestolarında eşi Muhammed Rıza Mecidî Asl ile birlikte gözaltına alındı. Protestolara katılmak ve slogan atmakla suçlanan Bita hakkında idam ve 5 yıl hapis cezası verildi. Yüksek Mahkeme, dosyada sanıkların bireysel rollerine ilişkin somut delil bulunmadığını belirterek idam cezasını bozdu ve yeniden yargılama kararı verdi.

Şerife Muhammedî’nin cezası 30 yıl hapse çevrildi

İşçi ve kadın hakları savunucusu Şerife Muhammedî, 5 Aralık 2023’te Reşt’te gözaltına alındı. Örgütlenme faaliyetleri gerekçe gösterilerek “isyan” suçlaması yöneltilen Şerife Muhammedî, Temmuz 2024’te idama mahkûm edildi.

Hakkındaki karar önce bozuldu, ardından Şubat 2025’te yeniden idam cezası verildi. Yüksek Mahkeme’nin Ağustos 2025’te onadığı idam cezası, Ekim 2025’te 30 yıl hapse çevrildi. Lakan Cezaevi’nde tutulan Şerife Muhammedî, bu nedenle idam cezası altındaki 6 kadının yer aldığı güncel listede bulunmuyor.

110’dan fazla kadın idam edildi

İran’daki kadın idamlarına ilişkin veriler, yalnızca siyasi dosyaları veya protestoları değil, tüm suçlama türlerini kapsıyor. İran İnsan Hakları Örgütü’nün verilerine göre 2022’de en az 16, 2023’te 22, 2024’te 31, 2025’te 48 ve 2026’nın ilk 6 ayında en az 9 kadın idam edildi.

Eylül 2022’den bu yana idam edilen kadınların sayısının 110’u geçtiği belirtilirken, 2022’nin son aylarına ilişkin ayrıştırılmış veri bulunmadığı için kesin toplam açıklanamıyor.

Baskılara rağmen kadınlar örgütlenmeye devam etti

Jina Emînî’nin, katledilmesinin ardından dört yıl geçti. Dört yılda İran rejimi toplum ve kadınlar üzerinde baskı ve şiddet mekanizmalarını arttırırken, diğer yandan toplumsal eylemlerde örgütlenmeye devam etti.

İran rejimi ise demokrasi, özgürlük ve eşitlik taleplerini sokaklarda haykıran halkı, eylemcileri, politik kesimlerin birçoğunu ajanlaştırmak için gözaltına aldı, cezaevlerinde kaybettirdi, idam etti.

Tüm bunlara rağmen savaş koşullarında direniş hala diri, İran sokaklarında kadınlar baskılara karşı direniş göstermeye devam ediyor, eylemliliklerini sürdürüyor, demokrasi çağrısı yapıyor.

Aralık 2025 protestoları

Jina Emini’nin katledilmesinin ardından 4 yıl boyunca İran’da farklı dönemlerde protestolar oldu. En büyük protesto ise 28 Aralık 2025’te yaşandı.  Yerel para birimi riyalin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi, artan hayat pahalılığı ve derinleşen ekonomik kriz nedeniyle başlayan ülke geneline yayıldı.

İlk olarak Tahran’daki Büyük Çarşı’da esnafın kepenk kapatarak sokağa çıkmasıyla başlayan eylemler, kısa sürede ülke geneline yayıldı. Ekonomik taleplerle başlayan gösteriler; güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri, gözaltılar ve internet kısıtlamalarıyla birlikte rejim karşıtı bir nitelik kazandı.

Aylarca süren protestolar, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş sürecinde baskıların daha da artmasına yol açtı. Bu dönemde gözaltılar ve idam cezaları hız kesmeden devam ederken, özellikle Kürt kentlerindeki baskılar yoğunlaştırıldı. Süreç boyunca on binlerce kişi gözaltına alındı, binlerce kişi yaşamını yitirdi.

4 yılda gözle görülür değişim

Siyasetçi ve insan hakları aktivisti Hermineh Hordad, Jîna Emînî’nin katledilmesinden dört yıl sonra İran’da hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını belirtti:

“En önemli değişim, farklı halklar ve kimlikler arasındaki diyaloğun ve dayanışmanın artmasıdır. Artık insanlar, temel haklardan yoksun yaşayan Beluç kadınların ve kız çocuklarının durumundan daha fazla haberdar. Kadın hakları, feminizm ve eşitlik toplumda çok daha fazla yer edindi; rejim bu düşünceleri suç saymaya devam etse de toplum bunları giderek benimsiyor.”

‘Jin, Jiyan, Azadî’nin yalnızca kadınlarla ilgili olmadığını, özgürlük ve ekonomik adalet taleplerini birleştiren organik bir hareket olduğunu vurgulayan Hermineh Hordad, protestoların sokaktan çıkarak gündelik yaşamın içine evrildiğini ifade etti.

Jina Emini protestolarına destek verdiği gerekçesiyle görevine son verilen akademisyenlerden biri olan Sine’deki Kürdistan Üniversitesi’nden Behrooz Chamanara-Mohammadian, eylemlerin yıl dönümü vesilesiyle Mezopotamya Ajansı’na (MA) o süreçte yaşananları anlattı.

Sine’de yaşayan ve ders veren Behrooz Chamanara-Mohammadian, protestoların merkezinde yer aldığını belirtti:

“Jîna’nın kendisi de Kürt’tü ve ‘Jin, jiyan, azadî’ dünyaya yayılmadan önce Kürtçe bir slogandı. Olaylar yaşadığım şehirde, eğitim verdiğim neslin arasında yaşanıyordu. Siyasi bir örgütleyici değil, sadece sessiz kalmayı reddeden bir akademisyen ve vatandaştım.”

Milyonları sokağa döken şeyin tek bir trajik ölümden ibaret olmadığını vurgulayan Chamanara-Mohammadian, rejimin hayatın her alanına müdahale eden baskıcı yapısına dikkat çekti:

“Bu, yalnızca zorunlu başörtüsüne yönelik bir tepki değil; devletin toplumu disipline edilmesi gereken özneler olarak gören anlayışına karşı bir başkaldırıydı. Bir akademisyen olarak sessiz kalmak, üniversitenin değerleriyle çelişirdi.” 

Chamanara-Mohammadian, hareketin başarısının yalnızca anlık bir rejim değişikliğiyle ölçülemeyeceğini söyledi:

“Derhal bir rejim değişikliği yaratmadı ama siyasi hareketler devleti değiştirmeden önce toplumu dönüştürebilir. Jina’nın ardından yaşananlar olağanüstüydü. En temel değişim meşruiyet anlayışında yaşandı; devletin onlarca yıldır dayattığı uygulamalar, özellikle zorunlu başörtüsü, gündelik hayatta açıkça uygulanamaz hâle geldi.”

İnsanların devletin dayattığı normları reddedebileceğini fark ettiğini vurgulayan Chamanara-Mohammadian, bu toplumsal dönüşümün çok daha derin olduğunu ifade etti.

Kadınların bu dönüşümün merkezinde yer aldığını belirten Chamanara-Mohammadian, hareketin toplumsal cinsiyetin ötesine geçerek genç kuşakları, etnik toplulukları, öğrencileri ve işçileri birleştirdiğini vurguladı:

“Devlet, ayaklanmayı şiddetle bastırmayı başardı ancak bastırmak ile geri çevirmek aynı şey değildir. İslam Cumhuriyeti ayaklanmadan sağ çıktı, fakat Eylül 2022’den önce var olan toplumu yeniden oluşturmayı başaramadı.”

Yıl dönümü anmalarının sadece bir yas ritüeli olmaması gerektiğini belirten Chamanara-Mohammadian, şunları söyledi:

“Jîna’nın bize bıraktığı soru son derece siyasi: Bir devlet, bir vatandaşın bedeni ve günlük yaşamı üzerinde bu kadar büyük bir otorite kullanma hakkına nasıl inanabilir? Milyonlarca insanın verdiği cevap ise son derece basitti: ‘Jin, jiyan, azadî.’ Onun ölümü belirli bir döneme aittir, ancak bu üç kelimenin ifade ettiği talep zamansızdır.”

Soda Javan: Asıl mesele kadınların yaşam hakkı

Protestolara katıldıktan sonra İran’dan ayrılmak zorunda kalan ressam Soda Javan, o günleri MA’ya anlattı. Almanya’da yaptığı kadın portreleriyle mücadeleyi dünyaya duyuran Javan, Jîna Emînî’nin katledilmesinin yalnızca bir cinayet olmadığını belirtti:

“Bu olay, rejimin ataerkil yüzünü ve bir insan hayatının ‘tesettür’ bahanesiyle nasıl kolayca değersizleştirilebileceğini gösterdi. Jîna’nın ölümü, meselenin başörtüsü değil; kadınların yaşam hakkı, onuru ve kendi bedenleri üzerindeki söz hakkı olduğunu ortaya koydu.”

Sine’deki protestolara tanıklık eden ressam Soda Javan, 7’den 70’e herkesin sokaklara döküldüğünü belirtti:

“Caddeler güvenlik ve sivil polislerle doluydu. Ancak bu ağır ablukaya rağmen insanlar her defasında kentin başka bir noktasında yeniden toplanıyordu. Güvenlik güçlerinin halka yönelik son derece şiddetli müdahalelerine bizzat tanık oldum. Erkeklerin özel bölgelerine ateş edilmesinden göz yaşartıcı gaza, cop ve kablolarla uygulanan şiddete kadar her şeyi gördüm. Bu sahneler benim için çok acı ve sarsıcıydı.”

Eylemlerin temel sloganı “Jin, jiyan, azadî”yi ilk kez 9 Mayıs 2010’da idam edilen Rojhilatlı Kürt kadın hak savunucusu Şirin Elemhuli’den duyduğunu belirten Soda Javan, Elemhuli’nin bu sloganı cezaevindeyken defalarca duvarlara yazdığını ifade etti.

Jîna Emînî’nin katledilmesiyle sloganın çok daha güçlü bir şekilde yayıldığını vurgulayan Javan, şunları söyledi:

“Slogan Rojhilat’tan İran’ın tamamına ulaştı; sosyal medyanın da etkisiyle coğrafi sınırları aştı. İran’ın farklı halkları kendilerini bu üç kelimede buldu. ‘Jin, jiyan, azadî’ ataerkilliğe karşı ortak bir özgürlük talebine dönüşerek farklı kimlikleri aynı çatı altında birleştirdi.”

İran’dan ayrılmak zorunda kalan Soda Javan, yaşadığı değişimi ve sanatıyla sürdürdüğü mücadeleyi şu sözlerle özetledi:

“Sessizliğin yükünü taşıyamazdım; ailemi ve büyüdüğüm toprakları geride bırakmak zorunda kaldım. Kalıp sessizliğe gömülmek yerine, resimlerimle baskıya ve adaletsizliğe uğrayan insanların sesi olmaya karar verdim.”

Farklı coğrafyalar, aynı mücadele

Güney Afrika’daki Kürt İnsan Hakları Eylem Grubu (KHRAG) Eşbaşkanı Fazela Mohamed, Jîna Emînî’nin katledilmesini uluslararası bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Mohamed, kendi ülkelerindeki “Wathint’ abafazi, wathint’ imbokodo” (Bir kadına vurursan, kayaya vurmuş olursun) sloganı ile “Jin, jiyan, azadî” arasındaki ortak noktaya dikkat çekti:

“Kadınlar toplumun temelidir; onlara zarar verirseniz topluma zarar vermiş olursunuz. Siyah kadınların en ağır baskıya uğradığı apartheid geçmişimizden bilindiği üzere, kadınlar özgür olmadan hiçbir toplum özgür olamaz. Jîna’nın maruz kaldığı korkunç şiddet uluslararası bir dayanışma hareketi oluşturmamızı sağladı. Onun kanı, kadınların özgürlük ağacını yeşertecek. Kadın hakları tüm toplumlarda asla pazarlık konusu edilemeyecek bir ilke haline gelmelidir.”

Bosna’dan Jîna Emînî’ye uzanan ortak hafıza

Bosnalı aktivist Gorana Mlinarevic, Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından yükselen “Jin, jiyan, azadî” hareketinin küresel bir karşılık bulmasının, dünya genelinde ortak bir farkındalık yarattığını belirtti. Mlinarevic, Bosna’daki savaş deneyimi ve artan kadın cinayetlerine dikkat çekerek şu vurguları yaptı:

“Ben 30 yıl önce bir soykırımı atlatan Bosna’dan geliyorum. İktidar sahibi erkeklerin dayattığı sözde barış, her zaman kadınların bedenlerinin kontrol edilmesi ve şiddet üzerinden şekilleniyor. Kadınların bedenlerine yönelik şiddet sürerken barıştan söz edemeyiz. Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından Bosna’da gerçekleştirdiğimiz anmalarda da gösterdiğimiz gibi; kapitalist ve ataerkil sistemin kadınlara uyguladığı şiddet her yerde aynıdır. Dayanışma sadece insani bir yardım değil, politik bir eylemdir.”

 

Emced Emînî: Adın evimizin sınırlarını aştı

Jîna Emînî’nin katledilmesinin üzerinden geçen 4 yılda kadınların öncülüğünde yükselen “Jin, jiyan, azadî” felsefesi İran’da otoriter düzeni sarsmaya devam ederken; babası Emced Emînî, kızının ölüm yıl dönümünde yayınladığı mesajla bu acının evrenselleştiğini şu sözlerle dile getirdi:

“Sevgili Jina’m, dört yıl geçti ama acın ne eskidi ne hafifledi. Kaderin öyle yazıldı ki adın bizim küçük evimizin sınırlarını aştı. Evladımızı bizden aldılar; ama bu halkın sevgisi binlerce evladı daha ailemize kattı. Bazı acılar küçülmez; insanlara sadece onları taşımayı öğretir. Toprağa bakarak gerçeğin açığa çıkmasını bekledik. İnanıyoruz ki bu topraklarda senin ve bütün sevgili evlatlarımızın başını öne eğdirmeyeceğiz. Adın ve hatıran son nefesimize kadar bizimle.”