Donald Trump, İran ile yürütülen müzakerelerin olumlu ilerlediğini belirterek, olası bir anlaşmanın ardından bölge ülkelerinin İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini hedefleyen İbrahim Anlaşmaları’na katılması gerektiğini açıkladı.
Trump’ın açıklamaları, İran ile diplomatik çözüm arayışlarının sürdüğü dönemde Ortadoğu ve Orta Asya’da yeni bir siyasi denge arayışını yeniden gündeme taşıdı.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran ile görüşmelerin “iyi gittiğini” belirterek, “Ya herkes için harika bir anlaşma olacak ya da hiç anlaşma olmayacak. Savaşa geri döneceğiz ama her zamankinden daha büyük ve daha güçlü bir şekilde ve kimse bunu istemiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye dahil bölge liderleriyle görüştü
Trump, hafta sonu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle görüştüğünü duyurdu. Görüşmelerde dikkat çeken başlıklardan biri de İbrahim Anlaşmaları oldu.
Trump, açıklamasında, “Tüm ülkelerin İbrahim Anlaşmaları’nı derhal imzalamasını zorunlu olarak talep ediyorum. İran benimle anlaşmasını imzalarsa, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak bu eşsiz dünya koalisyonunun parçası olmaları benim için bir onur olacaktır” dedi.
Trump ayrıca, İran ile savaşın sona ermesine yönelik bir anlaşma sağlanması halinde, görüştüğü ülkelerin İran’ın da İbrahim Anlaşmaları’na dahil olmasını destekleyebileceğini söyledi.
Pakistan’dan Trump’a ret
Trump’ın İbrahim Anlaşmaları çağrısına ilk dikkat çekici yanıt Pakistan’dan geldi.
Reuters’a konuşan Pakistanlı bir kaynak, İran ateşkes diplomasisi ile İbrahim Anlaşmaları arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağını belirterek, “Pakistan’ın bu tür taleplere uymak gibi bir zorunluluğu yok” dedi.
Trump’ın görüştüğü ülkeler arasında bulunan Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ise İbrahim Anlaşmaları’nın mevcut tarafları arasında yer alıyor. Her iki ülke de İbrahim Anlaşmaları’na 2020’de katılmıştı.
Suudi Arabistan’ın çekincesi sürüyor
İslam’ın en kutsal kentleri Mekke ve Medine’nin koruyucusu konumundaki Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları’na katılması, yalnızca diplomatik değil aynı zamanda güvenlik ve iç siyaset açısından da kritik bir başlık olarak görülüyor.
Suudi Arabistan uzun süredir, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik somut bir yol haritası olmadan İsrail ile normalleşme anlaşması imzalamayacağını ifade ediyor.
Gazze savaşına rağmen Mısır, Ürdün ve Türkiye’nin İsrail ile diplomatik ilişkileri devam ediyor.
İbrahim Anlaşmaları nedir?
İbrahim Anlaşmaları, İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında 2020 yılında, Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD öncülüğünde imzalanan normalleşme anlaşmalarını kapsıyor. İlk olarak Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, ardından Sudan ve Fas İsrail’i diplomatik olarak tanıyan ülkeler arasında yer aldı.
Anlaşmalar, taraf ülkeler arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını, büyükelçilik açılmasını, ticaret ve güvenlik alanlarında işbirliğini içeriyor. Aynı zamanda İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki tarihsel gerilimlerin diplomatik yollarla çözümüne yönelik önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Son dönemde, aralarında Kazakistan’ın da olduğu Orta Asya ülkelerinin de sürece dahil olabileceği tartışılırken, Trump’ın İran’ı da bu çerçeveye dahil etme önerisi bölgesel dengeler açısından yeni bir tartışma başlığı yarattı.
Ortadoğu’da yeni bir doktrin mi? İbrahim Anlaşmaları’nın Ortadoğu’ya etkisi ne olacak?



