Türk Tabipleri Birliği (TTB), yaklaşık 7 yıllık tutukluluğunun ardından tahliye edilen eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı ve hekim Adnan Selçuk Mızraklı’nın tahliye edilmesini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
TTB, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyum atanmasının halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik ağır müdahaleler olduğunu belirterek, “Halkın iradesi yok sayılamaz” mesajı verdi.
Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın Tahliye Edilmesini Memnuniyetle Karşılıyoruz
Meslektaşımız Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın tahliye edilmesini memnuniyetle karşılıyoruz.
Diyarbakır Tabip Odası Başkanlığı yapmış, meslek örgütümüzün çeşitli kademelerinde görev almış ve 31 Mart 2019… pic.twitter.com/ifZxBM5JN6
— Türk Tabipleri Birliği (@ttborgtr) September 8, 2026
TTB, Mızraklı’nın mesleki geçmişini hatırlattı
TTB Merkez Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Adnan Selçuk Mızraklı’nın Diyarbakır Tabip Odası Başkanlığı yaptığı ve Türk Tabipleri Birliği’nin çeşitli kademelerinde görev aldığı hatırlatıldı.
Mızraklı’nın 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Diyarbakır halkının oylarıyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçildiği belirtilen açıklamada, “Dr. Mızraklı, 19 Ağustos 2019 tarihinde görevinden alınarak yerine kayyum atanmasının ardından tutuklanmış ve uzun süre özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır” ifadelerine yer verildi.
‘Halkın iradesi yok sayılamaz’
TTB, açıklamasında sürecin başından bu yana seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınmasına, yerlerine kayyum atanmasına ve seçilmişlerin tutuklanmasına karşı çıktığını belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türk Tabipleri Birliği olarak sürecin başından bu yana vurguladığımız üzere halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınması, yerlerine kayyum atanması ve seçilmişlerin tutuklanması yalnızca bireysel hak ihlalleri olarak değerlendirilemez. Bu uygulamalar, halkın seçme ve seçilme hakkına, yerel demokrasiye ve demokratik iradeye yönelik ağır müdahalelerdir.
Dr. Mızraklı’nın yargılama süreci boyunca meslek örgütlerimiz duruşmaları takip etmiş, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının korunması yönündeki çağrılarını sürdürmüştür. Bugün bir kez daha vurguluyoruz: Halkın iradesi yok sayılamaz.”
TTB’den kayyım uygulamasına tepki
TTB açıklamasında, seçilmişlerin görevlerinden uzaklaştırılması ve yerlerine kayyım atanmasına dayanan uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısı yapıldı.
Tutuklamanın peşin bir cezalandırma ya da kişileri siyasal yaşamın dışına çıkarma aracı olarak kullanılmaması gerektiği belirtilen açıklamada, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının güvence altına alınması ve sandıkta ortaya çıkan sonuçlara hukuk dışı müdahalelere izin verilmemesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada şu değerlendirmeler yer aldı:
“Seçilmişlerin görevlerinden uzaklaştırılmasına ve yerlerine kayyum atanmasına dayanan uygulamalardan vazgeçilmelidir. Tutuklama, peşin bir cezalandırma ya da kişileri siyasal yaşamın dışına çıkarma aracı olarak kullanılmamalıdır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı güvence altına alınmalı; sandıkta ortaya çıkan sonuçlara hukuk dışı müdahalelere izin verilmemelidir.
Türkiye’nin ihtiyacı, seçilmişlerin yerine kayyumların atandığı bir yönetim anlayışı değil, halk iradesinin esas alındığı, temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğu, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının korunduğu demokratik bir düzendir.”
‘Kendisini yeniden aramızda görmekten memnunuz’
TTB, açıklamasının sonunda Adnan Selçuk Mızraklı’ya, ailesine, yakınlarına ve meslektaşlarına geçmiş olsun dileklerini iletti.
Mızraklı’nın yeniden aralarında olmasından duydukları memnuniyeti ifade eden TTB, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Doktor Adnan Selçuk Mızraklı’ya, ailesine, yakınlarına ve tüm meslektaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; kendisini yeniden aramızda görmekten duyduğumuz memnuniyeti ifade ediyoruz.
Türk Tabipleri Birliği olarak iyi hekimlikten, yaşamdan, barıştan, emekten, özgürlükten, eşitlikten, demokrasiden ve adaletten yana olmaya, halkın sağlık hakkını ve demokratik kazanımlarını savunmaya devam edeceğiz.”



