Tuncer Bakırhan: Onurlu Barışı beraber örelim

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, barış sürecinin desteklenmesi halinde çatışma ortamının yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkımın aşılabileceğini ifade etti.

Tuncer Bakırhan: Onurlu Barışı beraber örelim
Tuncer Bakırhan: Onurlu Barışı beraber örelim
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Eylül 2026 21:49

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’de barış açısından yeni bir imkan ortaya çıktığını belirterek, bu imkanın demokrasiye dönüşmesinin halkların mücadelesine bağlı olduğunu söyledi.

Bakırhan, barış sürecinin desteklenmesi halinde çatışma ortamının yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkımın aşılabileceğini ifade etti.

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla “Savaşa ve sömürüye karşı demokrasi ve barış kazanacak” temasıyla Kadıköy’de bulunan Boğa Heykeli’nden Kadıköy İskelesi’ne yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.

Eylemde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, savaşların emekçilerin, yoksulların, halkların ve ezilenlerin aleyhine olduğunu belirterek, savaşların emperyalist ve hegemonik güçlerin çıkarları doğrultusunda örgütlendiğini söyledi.

“Savaşın sonuçlarından emekçiler ve halklar zarar görüyor”

Bakırhan, emekçilerin ve ezilenlerin her zaman barıştan yana olduğunu belirterek, savaşlardan ekonomik ve siyasi çıkar sağlayan kesimlerle savaşın bedelini ödeyenlerin farklı olduğunu söyledi.

Bakırhan, şöyle konuştu:

“Emekçiler ve ezilenler her daim barıştan yana olurlar. Emperyalist ve hegemonik güçler çıkarları ve menfaatleri için savaşı örgütlerler. Onlar savaşın sonuçlarından yararlanır, biz emekçiler, ezilenler, halklar ve inançlar da savaşın sonuçlarından zarar görürüz. Yaşamlarını yitirenler emekçilerdir, yoksullardır. Savaşın rantını yiyenler ise silah tüccarları, hegemonik ve emperyalist güçlerdir.”

Türkiye’de barış açısından yeni bir imkan ortaya çıktığını belirten Bakırhan, bu imkanın demokrasiye evrilmesinin mücadeleye bağlı olduğunu ifade etti.

Bakırhan, “O imkanı demokrasiye evirtmek için, o imkanı Kürtlerin 40 yıldır uğruna mücadele ettiği, bedel ödediği, yaşamını yitirdiği, ömrünü cezaevinde geçirdiği taleplerin karşılanmasının sonucuna çevirmek, bugün burada olan biz devrimcilerin, Kürtlerin ve ezilenlerin mücadelesine bağlıdır” dedi.

“Türkiye’de hiçbir anne bu acıyı yaşamasın”

Barış sürecinin doğru değerlendirilmesi halinde savaşın yarattığı olumsuzluklardan kurtulmanın mümkün olduğunu belirten Bakırhan, Amed’de katıldığı taziyelerde karşılaştığı bir annenin sözlerini aktardı.

Bakırhan, şunları söyledi:

“Türkiye’nin dört bir yanında bu savaş ve çatışmadan dolayı yaşamını yitiren binlerce gencimizin taziyesi kuruldu. O taziyelerden birinde bir barış annesi aynen şunu söyledi: ‘Biz Kürtler bu çatışma ve savaşın acılarını çok yaşadık. Bugün gönlüm diyor ki, biz yaşadık ama Türkiye’de hiçbir anne bu acıyı yaşamasın’ diyordu.”

Bakırhan, barış talebinin temelinde başka annelerin çocuklarını kaybetmemesinin bulunduğunu belirterek, “İşte barış isteyenler yaşamını yitiren çocukların hatırına diyor ki, başka anneler çocuklarını yitirmesin” ifadelerini kullandı.

Savaşın sonuçlarını yaşamayan kesimlerin savaşı desteklediğini söyleyen Bakırhan, Türkiye halklarına barış sürecine sahip çıkma çağrısı yaptı.

Bakırhan, şöyle konuştu:

“Savaşın en uzağında duran, savaşın olumsuzluklarını yaşamayan, savaşın derdini ve belasını çekmeyenler savaşı kutsuyor. İstiyorlar ki Türk ve Kürt halkının gençleri savaşsın. Kan üzerinden kendilerine bir saltanat, kan üzerinden bir rant yaratsınlar. Biz de haykırıyoruz. Diyoruz ki, savaşın derdini, belasını, cefasını çekenler barış diyorsa, Türkiye halklarına, emekçilerine düşen o barış sürecini desteklemektir.”

 “40 yılda 3 trilyon dolara yakın kaynak harcandı”

Türkiye’de onurlu bir barışın inşa edilmesi halinde yalnızca gençlerin yaşamının korunmayacağını, aynı zamanda ekonomik sorunların aşılması için de önemli bir imkan ortaya çıkacağını belirten Bakırhan, çatışma ve savaş ortamının ülke bütçesine maliyetine dikkat çekti.

Bakırhan, “Emin olun, bu ülkede eğer onurlu bir barışı beraber örebilirsek, sadece evlatlarımızın geleceğini ve yaşamını kurtarmayacağız. Emekçilerin yaşamış olduğu bu ekonomik darboğazı da ortadan kaldıracağız. Bu çatışma ve savaş ortamına 40 yılda 3 trilyon dolara yakın Türkiye’nin bütçesinden para harcandı” dedi.

Bu kaynağın barışla birlikte toplumun ihtiyaçları için kullanılabileceğini belirten Bakırhan, şöyle devam etti:

“Bu 3 trilyon onurlu bir barış sürecinde emekçiye, emekliye, kadına, kepengini kapatan, yaşamını idame ettiremeyen Türkiye halklarına gidecektir.”

Sürecin başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin hiçbir kentinden gençlerin yaşamını yitirmeyeceğini belirten Bakırhan, “Ne Şırnaklının ne Samsunlunun evladı kaybetmeyecektir, evladı yaşamını kaybetmeyecektir” ifadelerini kullandı.

“Demokrasiyi ve insan haklarını da getiririz”

Barış sürecinin doğru biçimde sahiplenilmesi ve Kürtlerin süreçte yalnız bırakılmaması halinde demokratikleşme ve insan hakları alanında da ilerleme sağlanabileceğini söyleyen Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanabileceğini belirtti.

Bakırhan, konuşmasında tutuklu ve hükümlü siyasetçilerin durumuna da değinerek şöyle konuştu:

“Bu süreci doğru bir şekilde sahiplenir, Kürtleri bu süreçte yalnız bırakmazsak, emin olun demokrasiyi de insan haklarını da getiririz, AİHM, AYM kararlarının uygulanmasını da sağlayabiliriz. Selahattin Demirtaş’ları, Figen Yüksekdağ’ları, Leyla Güven’leri, Can Atalay’ları, Osman Kavalaları ve onlar gibi yüzlerce, binlerce cezaevindeki tutsağı özgürleştirebiliriz.”

Barışın haklardan, kimlikten ve taleplerden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurgulayan Bakırhan, barış ortamının bu hakların daha güçlü biçimde yaşanmasının zeminini oluşturacağını söyledi.

“Barış, haklarımızdan vazgeçme değil. Barış, kimliğimizden vazgeçme değil. Barış, taleplerimizi artık savunmayacağımız anlamına gelmemelidir. Aksine barış taleplerimizi, dilimizi, kimliğimizi, onurumuzu, haklarımızı daha güçlü yaşamamızın zeminini oluşturuyor” diyen Bakırhan, konuşmasını kadınları, emekçileri, işçileri, gençleri ve Türkiye’nin bütün halkları ile inançlarını selamlayarak sürdürdü.

Bakırhan, “Bu zemini büyüteceğimize olan inançla bugün burada bulunan kadınları, emekçileri, işçileri, gençleri, Türkiye’nin bütün halklarını ve inançlarını saygıyla selamlıyorum” dedi.

“Abdullah Öcalan sorumluluk aldı”

Abdullah Öcalan’ın sürece ilişkin tutumuna da değinen Bakırhan, Öcalan’ın yeniden çatışma ve ölümlerin yaşanmaması amacıyla sorumluluk aldığını söyledi.

Bakırhan, şöyle konuştu:

“Sayın Öcalan da bir daha bu ülkede kan akmaması için, bir daha Türk ve Kürt gençleri yaşamlarını yitirmesin diye, bir daha Türk ve Kürt anneleri gözyaşı dökmesin diye büyük bir sorumluluk ve risk aldı.”

Türkiye’nin demokratik bir zemine kavuşması için barışın desteklenmesi gerektiğini belirten Bakırhan, barış ortamının emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesini de güçlendireceğini söyledi.

“Bu ülkenin demokratik bir zemine kavuşması için barışı destekleyin. Barışın yanında olun. Emin olun, barış hepimizin hayatını kolaylaştıracaktır. Emin olun, barış zemininde daha güçlü mücadele edeceğiz, daha güçlü örgütleneceğiz. Emekçilerin, ezilenlerin taleplerini daha güçlü bir şekilde savunup başarıya ulaştıracağız” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, aksi durumda Türkiye’nin yeniden kaos, çatışma ve şiddet ortamıyla karşı karşıya kalabileceğini belirterek, “Aksi halde tekrar Türkiye’nin yaşamış olduğu o kaos, çatışma ve şiddet ortamını Türkiye halkları yaşamak durumunda kalacak” dedi.

DEM Parti olarak barış sürecini desteklediklerini belirten Bakırhan, “Bu barış sürecini başarıya ulaştırarak demokratik bir Türkiye yaratacağımıza olan inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.