Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, cezaevinden kaleme aldığı mesajda Türkiye’nin gündemindeki derin ekonomik krizden fon skandallarına, emeklilerin geçim sorunlarından çözüm sürecine kadar pek çok başlığa değindi.
X hesabından paylaşılan mesajda, “Gördüğüm dört duvar değil, memleket” sözleriyle seslenen Şahan, Türkiye’nin içinden geçtiği dönemin “hiçbir siyasi hesaba sığmayacak kadar ağır bir yük” taşıdığını vurguladı.
‘Tarihimizde görülmemiş ölçekte bir yolsuzluk’
Gündemdeki borsa ve finansal işlemlerle bağlantılı “fon soruşturması” iddialarına değinen tutuklu Şişli Belediye Başkanı Şahan, sürecin yalnızca birkaç ismi gözden çıkararak geçiştirilemeyeceğini belirtti. Yolsuzlukların münferit olmadığını, sistemik bir çürümenin sonucu olduğunu ifade eden Şahan, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Tarihimizde görülmemiş ölçekte bir yolsuzlukla, fonlarla soyulmuş. Siyaset de bunun tam ortasında kalmış ama asıl soru sorulmamış. Bu sistem nasıl kurulmuş, nasıl ayakta kalmış? Üç beş isim gözden çıkarılmış, arınıyoruz denmiş. Sanki böyle hesap sorulurmuş gibi…”
‘İki kuşak, iki çaresizlik’
Derinleşen ekonomik krizin ve sosyal güvensizliğin ağır bilançosuna dikkat çeken Şahan, intihar eden emekli polis Ali Şekeroğlu’nu da hatırlatarak, “Bir emekli, ‘onuru için’ canına kıymış. Şişli’de gencecik bir çocuk hayatına son vermiş. Biri onurunu, öbürü geleceğini kaybettiğine yanan iki insan. İki kuşak, iki çaresizlik” ifadelerini kullandı.
‘Kürdü yok sayıp Kürt adına konuşmak…’
Kürt sorununun çözümü ve barış arayışlarına ilişkin yürütülen tartışmaları “toplumun en hayati eşiği” olarak nitelendiren Şahan, mevcut siyaset anlayışının barış umudunu bir yönetim aracına dönüştürdüğünü vurguladı. Meclis’in yeni yasama yılına ve rafta bekletilen raporlara gönderme yapan tutuklu belediye başkanı, barışın içinin boşaltılmaması gerektiğini belirterek şöyle yazdı:
“Ve hiçbir duvarın ardına sığmayan o umut: Barış… Bu toprakların belki de en önemli eşiği. Yüz yıllık bir yaranın kapanabileceğine dair bir ihtimal. Bu eşiği iç cephe, ortak gelecek sözleriyle oyalamak… Sakızcı Memo’dur duymamak… Kürdü yok sayıp Kürt adına konuşmak… Hâlâ barışa inanan insanların umudunu bir yönetme aracına dönüştürmek… Bu memleket bu umutsuzluğa sığar mı? Görmüyor musunuz, onu taşıyanlar yorgun ama vazgeçmiş değil. ”
Sığamıyorum…
On iki metrekare.
Bir sağa yürüyorum, bir sola. Eskiden başım dönerdi, şimdi dönmüyor.
Çünkü buradan baktığımda gördüğüm dört duvar değil, memleket.Bir emekli, “onuru için” canına kıymış. Şişli’de gencecik bir çocuk hayatına son vermiş. Biri onurunu, öbürü… pic.twitter.com/6FQhShzVi5
— Resul Emrah Şahan (@REmrahSahann) October 3, 2026
‘Sandıktan çıkan umut, seçilmeyenlerin eline geçmiş’
Son dönemde artan sosyal medya erişim engellerine, kısıtlanan gazeteci ve sanatçı hesaplarına ve yerel yönetimlere yönelik müdahalelere tepki gösteren Şahan, korkunun siyasetin kılıfı haline getirildiğini ifade etti:
“Bir milyondan fazla sosyal medya hesabı kapatılmış. Gazeteciler, sanatçılar… Herkes bir torbaya atılmış ve susturulmuş. Susmayanlarsa tutsak. Onlarla birlikte milletin iradesi de. Sandıktan çıkan umut, seçilmeyenlerin eline geçmiş.”
‘Herkesin sığabileceği bir siyaset lazım bize’
Açıklamasının son bölümünde mevcut siyasal yapının sınırlarını aşma ve ortak bir demokratik düzen kurma çağrısında bulunan Resul Emrah Şahan, siyasi partilere ve vekillere tarihi sorumluluklarını hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:
Herkesin sığabileceği bir siyaset bize lazım. Sandıktan sonra ortaya çıkan iradenin kapıda kalmadığı, gençlerin camı kırılmadan içeri girebildiği, barışın bir vaat değil ortak bir gelecek olduğu, korkunun değil çokluğundan bahsettiği bir siyaset. Bu artık hepimiz için demokratik bir düzeni birlikte kurma meselesi. Ama böyle bir düzen kolay kurulmaz. Herkesin kendi mahallesinden, kendi partisinden, kendi ezberinden yaygınlaştırmak ister. Bize anlattı onun hikâyesine razı olmayan, sessizliği sağduyu sanmayan bir cesaret ister… Kendi alanından çıkmak korkanlar hala aynı soruyu soruyor. Bu ülkedeki insanlardan, ortak gelecekten önce ben ne olacağım, partim ne olacak… Bilsinler ki tarih, bu ülkenin nefesini tutmuşken siz neredeydiniz diye soracak. Çünkü bu dönem hiçbir yapıya sığmayacak kadar ağır bir yük. Ali’nin onurunun, Batuhan’ın kalan kullanımının, evlatlarımızın hasretinin, Meclis’e gelemeyen Can Atalay’ın, haksız yere tutuklu yargılananların ve bürokratların, barışın umuduyla bekleyen Kürt’ün, ortak gelecekle kandırılıp kandırılmadığını soran milyonların, ailelerimizin, küçüklerin ve gerçekten ORTAK GELECEĞİMİZİN yükü… Bu yük Meclis’in, bütün siyasetin, sözünde. Ya bu yükü kaldıracağız ya da hep birlikte bu meydanlara çıkacağız.




