İmralı Sekretaryası üyesi Veysi Aktaş, İspanyol basınına konuşarak Abdullah Öcalan’ın hukuki ve siyasi statüsünün demokratik bir devlet hukuku çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Veysi Aktaş, 30 yıldır İspanya’da yayın yapan ve tanınmış bir gazete olan Rebelión’a çözüm süreci hakkında konuştu.
Veysi Aktaş, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına değinerek, PKK’nin feshedilmesiyle silahların ortadan kalktığını ancak demokratikleşme tarafının hâlâ eksik olduğunu ve barışın henüz gerçekleşmediğini ifade etti.
Aktaş, Öcalan’ın statüsüne ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
“Sayın Öcalan’ın siyasi ve toplumsal etkisi bir gerçektir. Bunu görmezden gelirseniz sürecin ana aktörlerinden birini görmezden gelmiş olursunuz. Sayın Öcalan’ın hukuki statüsü, demokratik bir devlet hukuku içinde düzeltilmelidir. İmralı’da düzenli ilişkiler ve görüşmeler güvence altına alınabilir; avukatlar ile siyasi ve meclis temsilcileri de bir barış mekanizması aracılığıyla görüşme gerçekleştirebilir. Sürecin sağlıklı biçimde yürümesi için Sayın Öcalan’ın resmi muhatap ve koordinatör rolü düzenlenebilir.”
4 temel adım
Veysi Aktaş, Meclis’te kabul edilen çerçeve yasanın sonuç değil başlangıç kanunu olduğunu vurgulayarak, demokratik entegrasyonun önünün açılması için yasal bir çerçeve oluşturulması gerektiğini söyledi.
Aktaş, atılması gereken 4 temel adımı şöyle sıraladı:
“Birincisi, taraflar arasında güven sağlanmalı ve diyalog zemini oluşturulmalıdır. Meclis çatısı altında tüm partilerin temsiliyetiyle ve genel bir mutabakatla Kalıcı Barış ve Demokratik Toplum Komisyonu kurulmalıdır.
İkincisi, Sayın Öcalan’ın rolü hukuken güvence altına alınmalıdır.
Üçüncüsü, çerçeve kanunun ardından yeni yasalar çıkarılmalı; demokratik anayasa reformu, siyasi ve örgütlenme özgürlüğünün genişletilmesi ile Kürt dili ve kültürü hukuken güvenceye alınmalıdır. Ayrıca kayyım uygulamalarına son verilmeli ve terör yasası değiştirilmelidir.
Dördüncüsü, süreç tüm Türkiye’yi kapsayan bir demokratikleşme sürecine dönüşmeli ve Kürt sorununun demokratik çözümü, cumhuriyetin demokratikleştirilmesi olarak inşa edilmelidir.”
‘Demokratik entegrasyon yasasına ihtiyaç var’
Röportajın devamında Veysi Aktaş, çerçeve yasaya da da değindi. Aktaş, bu kanunun PKK’lilerin dönüşü, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve fikirleri nedeniyle sürgüne gidenlerin yurda dönüşü konusunda bazı güvenceler içerdiğini ancak eksiklikleri bulunduğunu belirterek, demokratik toplum entegrasyonunu güvence altına almaktan uzak olduğunu söyledi.
Yasanın eksikliklerinden birinin, PKK’lilerin güvenli dönüşünü sağlamaması olduğunu vurgulayan Aktaş, demokratik entegrasyon yasasına ihtiyaç duyulduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Bir gerillaya ‘silahını bırak ve gel’ diyemezsiniz. Bunu güvence altına almalısınız; nasıl özgür, güvenli ve eşit yurttaş olarak yaşayacağını. Barışın hukuki güvencesi, insanların yaşamında somut biçimde etki yaratmalıdır.”
Veysi Aktaş, demokratik entegrasyonun, asimilasyonun ve eritmenin aksine Abdullah Öcalan tarafından üçüncü bir yol olarak önerildiğini ifade etti.
Aktaş, Kürt halkı için demokratik entegrasyonun, dilini, kültürünü ve kimliğini koruyarak gönüllü biçimde devlete entegre olmak ve eşit yurttaş haline gelmek anlamına geldiğini söyledi.
Demokratik entegrasyonun pratikte, bölge adlarının önündeki engellerin kaldırılmasını, siyasi temsiliyeti, ekonomik ve siyasi eşitliği, Kürt dili ve kültürü haklarını güvence altına almak olduğunu belirten Aktaş, bunun Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus paradigmasına bağlı olduğunu vurguladı.
3 temel yasa
Veysi Aktaş ayrıca, Abdullah Öcalan’ın Kürt meselesinin çözümü ve demokratikleşme konusunda her zaman 3 temel yasayı işaret ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Barış kültürünü esas alan Demokratik Toplum Yasası, Özgür Yurttaşlık Yasası ve Yerel Demokrasi Yasası. Demokratik entegrasyon üç kavramla yorumlanabilir: Eşitlik, kimlik ve özgür irade.”




