• Ana Sayfa
  • Kadın
  • ‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’| Pervin Buldan: ‘Süreçte tıkanıklık var, kalıcı barış için kadınlar örgütlü olmalı’

‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’| Pervin Buldan: ‘Süreçte tıkanıklık var, kalıcı barış için kadınlar örgütlü olmalı’

“Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor” konferansı ikinci gününde devam ediyor. Burada konuşan DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, çözüm sürecindeki tıkanıklığın ancak kadınların öncülüğüyle aşılabileceğini belirtti.

‘Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor’| Pervin Buldan: ‘Süreçte tıkanıklık var, kalıcı barış için kadınlar örgütlü olmalı’
  • Yayınlanma: 1 Kasım 2026 11:35
  • Güncellenme: 2 Kasım 2026 16:33

Farklı kentlerden kadınların katılımıyla düzenlenen “Yan Yanayız, Geleceği Konuşuyoruz” konferansı ikinci gününde TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nda sürüyor.

Konferans eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın cezaevinden gönderdiği mesajı ile başladı.

Figen Yüksekdağ: ‘Kadınların ortaklaşması tüm sosyal ve siyasal dinamikleri birleştiren bir köprü olabilir’

 

 

Üç oturum şeklinde gerçekleşecek olan konferansın ilk oturumunda; siyasi parti temsilcileri “Barışın siyasal sorumluluğu; demokratik, Meclis ve siyasi partiler” başlığında konuşmalar yaptı.
‘Sürecin tıkanıklığı kadınların gücü ile aşılır’ 
DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürece dair bilgi verdi.  Süreçte tıkanma olduğunu belirten Pervin Buldan, bu tıkanıklığın ise kadınların gücü ile aşılabileceğini söyledi.

Kadınların gücüyle iktidara yapılacak bir baskı ve mücadeleyle tıkanıklığın aşılabileceğini ifade etti.

Pervin Buldan, kadınların sürecin öncü gücü olmasının önemine işaret ederek Abdullah Öcalan’ın kadınları bu sürecin hep en önünde tuttuğunu belirtti.

Pervin Buldan, Eren Bülbül ve Ceylan Önkol’un fotoğraflarını göstererek, “Eren’in de Ceylan’ın da annesi gözyaşı döktü” dedi ve bir annenin acısının diğer annenin acısından üstün tutulamayacağını vurguladı.

İktidarla yeni bir anayasa pazarlığı yapmadıklarını söyleyen Pervin Buldan, Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğunu ve bunun da tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla gerçekleşebileceğini ifade etti.

‘Kürt meselesinin çözümü demokrasiden geçiyor’ 

Pervin Buldan şunları da söyledi:

“Toplumda sürece dair çok fazla soru var, güvensizlik var ve örneğin ‘Yüzleşme Komisyonu kurulacak mı?’ diye merak ediliyor. Binlerce arkadaşımız cezaevlerinde; bugün toplumun birçok kesimi Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın neden cezaevinde olduğunu merak ediyor. Bugün kadınların büyük bir çoğunluğu Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyor mesela…”

Toplumun tüm kesimlerinin meselelerini çözecek ortak bir anayasaya ihtiyaçları olduğunu belirten Buldan, “Bu yüzden Kürt meselesinin çözümü demokrasiden geçiyor” ifadelerini kullandı.

‘Öcalan’ın statüsü bu yeni yer üzerinden tanımlanamaz’

Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda taşındığı yeni yere ilişkin konuştu. Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın kaldığı yerin cezaevi içerisinde bir yerleşke olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Ancak Sayın Öcalan’ın statüsü bu yeni yer üzerinden tanımlanamaz. Sayın Öcalan’ın istediği tanım henüz hayata geçmedi. Sayın Bahçeli umut hakkından bahsetti ama bugün bu konu konuşulmuyor. Sayın Öcalan yıllardır bu sürece katkı sundu, çalıştı ama şu anda yeni bir mekana geçmiş olması bu statü meselesini netleştirmiş değil. Bu durum onun statüsünü kalıcı hale getirmiş değil; farklı farklı aşamalara ihtiyaç var. Sayın Öcalan toplumun farklı kesimleriyle görüşmek istedi, bu hâlâ gerçekleşmedi.”

Pervin Buldan, yeni anayasa yazım sürecine ilişkin ise, “Kürtler de kendilerini elbette o anayasa içerisinde görecekler, görmek isteyecekler. Bunu şu anda tartışmak için erken ama süreç ilerledikçe bu mesele daha çok konuşulacaktır” dedi.

Pervin Buldan, şunları da dile getirdi:

“Farklı algılar yaratan, Öcalan’ın konumunu ve itibarını zedeleyen tanımlar yapılıyor; bunu kabul etmiyoruz. Bugün sadece mekanın değişmiş olması Öcalan’a bir statü getirmiyor. Biz de gittiğimizde yeni yerde toplantılarımızı yapıyoruz.

Sayın Öcalan, toplumun tüm kesimleriyle —örneğin kadınlarla ve gazetecilerle— görüşmek istediğini söyledi, ancak bu gerçekleşmedi. Sadece siyasi bir heyet olarak biz gidiyoruz ve bu yeterli değil.

Yeni anayasa sürecine dair; Kürtler kendilerini bu anayasanın içinde görmek isteyecektir; başta dilleri, kültürleri ve kimlikleri olmak üzere…

Şu an bunu konuşmak için belki erken ama anayasa konusu zamanı gelince elbette kadınlarla ve gençlerle de konuşulmalı.”

‘Biz kadınlar olarak bu biat kültüründen kurtulmalıyız’

Bu oturumda ayrıca Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili Filiz Kerestecioğlu da şunları söyledi:
“Biz 8 Mart’larda, 25 Kasım’larda erkek-devlet şiddetine karşı ortaklaşabilir miydik? Ortaklaşabilirdik ama yapmadık. Meclis’te kadınlarla ilgili gelen önergeleri ‘o parti, bu parti’ diye ayrım yaparak kabul etmedik. Kürt kadın siyasetçilerin tutuklanmasına karşı parlamentodaki kadın milletvekillerinden yeterince destek görmedik. Sadece o dönem CHP Milletvekili Şenal Sarıhan hoca bizi dinledi, desteğini sundu. Öncelikle biz kadınlar olarak bu biat kültüründen kurtulmalıyız.”
‘Geleceğe dair atılacak adımlarda öncelikle Meclis’i devre sokmak gerekiyor’
YENİ Parti Milletvekili Gökçe Gökçen ise  “Meclis’te oluşturulan komisyon toplantılarında Kürtçe konuşulmasına izin verilememişti, bu durum aslında bir hayal kırıklığı yarattı. Eğer bu aşamada bile buna izin verilmeyecekse ‘bu iş nasıl olacak?’ düşüncesi oluştu. Bugünlerde İzleme Komisyonu kurulması planlanıyor ama bu komisyonun nasıl oluşturulacağı hâlâ bilinmiyor, bir belirsizlik var. Şu anda Meclis yeniden devreden çıkarılmış durumda. Geleceğe dair atılacak adımlarda öncelikle Meclisi devre sokmak, toplumu ikna etmek ve ‘iyi şeyler olacak’ duygusu yaratmak gerekiyor” diye konuştu.
‘Siyasetin bugüne kadarki kalıplarıyla mikro ölçekteki sorunlara çözüm bulunamadı’
Doç. Dr. Arzu Yılmaz, ise şu değerlendirmede bulundu:

“Uluslararası alanda bütün dünya yeni bir siyaset yapma biçiminin ne olması gerektiği konusunda kafa yoruyor. Bu yüzden siyaset ve ideolojiler melezleşiyor. Örneğin 90’larda bizim ‘liberal’ diye tanımladığımız kesimler bugün Amerika’da ‘solcu’ olarak ifade ediliyor. Bugün Orta Doğu’daki güç mücadelelerinde güçlü olarak ifade edilenlerin aslında güçlü olmadığını görüyoruz. Artık ulusal ya da makro ölçekte yerel siyaset öne çıkıyor. Siyasetin bugüne kadarki kalıplarıyla mikro ölçekteki sorunlara çözüm bulamadığı ortaya çıkıyor. Devletin siyaseti topluma rağmen ya da toplumun dışında sürdürdüğü bir yerde, imkânlar siyasetin yerden örgütlendiği bir hâle dönüşüyor.”

‘Bütün kadınlar bugün yan yana, el ele’

Konferansa katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İlke TV’ye konuştu. Konferansın önemine dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, ”Bugün düşünce ve ifade özgürlüğü bu ülkede yasaklanmış durumdadır. Anayasa çiğneniyor. Türkiye’de özellikle bu son zamanlarda sayısız kadın kurumunun kapatıldığını, sayısız kadın ajanslarının kapatıldığı, gazetecinin gözaltına alınıp tutuklandığı bir dönemdeyiz” dedi ve ekledi:

”Ve bütün bu farklı sesler, başı açık, başı kapalı, bütün kadınlar bugün yan yana, el ele, kol kola biz demokratik ve eşit bir Türkiye istiyoruz şiarıyla, anlayışıyla bugün buradalar.”