Yapay zeka artık laboratuvarda: Claude yeni bir enzim sistemi keşfetti

Yapay zeka şirketi Anthropic, Claude’un bilimsel keşif süreçlerinde ne ölçüde bağımsız çalışabileceğini araştırmak üzere yeni bir yaşam bilimleri araştırma grubu ve laboratuvarı kurduğunu duyurdu.

Yapay zeka artık laboratuvarda: Claude yeni bir enzim sistemi keşfetti
Yapay zeka artık laboratuvarda: Claude yeni bir enzim sistemi keşfetti
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 24 Eylül 2026 20:29
  • Güncellenme: 24 Eylül 2026 20:30

Yapay zeka şirketi Anthropic, Claude modelinin geniş DNA veri tabanlarını analiz ederek daha önce bütünüyle tanımlanmamış yeni bir enzim sistemini ortaya çıkarmaya yardımcı olduğunu açıkladı.

Şirket, söz konusu sistemin bazı özelliklerinin gen düzenleme teknolojisi CRISPR’da görülen mekanizmaları andırdığını belirtti. Bulgular, Anthropic’in biyoloji alanındaki araştırmalarından çıkan ilk önemli sonuç olarak duyuruldu.

Yeni sisteme ‘ART’ adı verildi 

Anthropic’e göre Claude, büyük DNA veri tabanlarını tararken reverse transcriptase (RT) adı verilen bir enzim etrafında sıra dışı bir yapı tespit etti.

RT enzimleri, RNA’daki genetik bilgiyi DNA’ya kopyalayabiliyor. Bu özellikleri nedeniyle moleküler biyoloji ve genetik araştırmalarında önemli rol oynuyor.

Anthropic, keşfedilen sisteme kısaca ART adını verdi.

Şirkete göre ART sistemi, CRISPR mekanizmalarında görülen bazı yapılara benzeyen tekrarlayan DNA dizileri içeriyor.

Claude’un katkısı ne oldu?

Anthropic, sistemde yer alan temel RT enziminin daha önceki bilimsel çalışmalarda bilindiğini ancak Claude’un bu enzimi daha geniş bir genetik yapı içinde ele alarak sistemin bazı kritik özelliklerini ilk kez birlikte fark ettiğini belirtti.

Claude’un özellikle protein kodlamayan DNA dizilerinden oluşan bir dizi ile işlevi henüz bilinmeyen ek bir proteini aynı sistemin parçaları olarak tanımladığı kaydedildi.

Bu nedenle şirket, keşfin ‘yapay zeka tek başına yeni bir enzim buldu’ şeklinde değil, mevcut biyolojik veriler içinde daha önce fark edilmeyen ilişkilerin ortaya çıkarılması olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

CRISPR nedir?

CRISPR, bakterilerin virüslere karşı geliştirdiği doğal savunma sisteminden esinlenen bir gen düzenleme teknolojisi.

Teknoloji, DNA’nın belirli noktalarının hassas biçimde kesilmesine, değiştirilmesine veya devre dışı bırakılmasına olanak sağlıyor. Son yıllarda genetik hastalıkların tedavisi, kanser araştırmaları ve tarım biyoteknolojisi gibi alanlarda yoğun biçimde kullanılıyor.

Anthropic’in duyurduğu ART sisteminin ise henüz CRISPR benzeri bir gen düzenleme aracı olup olmadığı bilinmiyor. Sistemin biyolojik işlevinin ve olası uygulamalarının anlaşılması için ek deneylere ihtiyaç bulunuyor.

Son dönemde gelen benzer haberler, yapay zekanın bilimsel keşiflerde ve özellikle de biyoloji araştırmalarında giderek daha aktif bir rol oynadığını gösteriyor.

Yapay zeka genetikte nasıl kullanılıyor?

SynBioLab’in kurucusu, moleküler biyolog ve genetikçi Doç. Dr. Urartu Şeker, genetikçilerin devamlı birçok farklı organizmadan genom bilgisi çıkardıklarını ve bunları halka açık devasa veri tabanlarında muhafaza ettiklerini ifade ediyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan Şeker, “Bu havuzun içerisinde her bir canlının genomundaki özel proteinler, enzimler var. Bu, virüslerden tutun mikroorganizmalara kadar çok büyük bir havuz ve orada duruyor. İçerisinde bilgi var ama o bilgiyi deşifre etmek çok fazla emek isteyen ve yıllar süren bir işlem” dedi.

Neden herkes yapay zekanın risklerinden bahsetmeye başladı?

Normalde bilim insanlarının genom dizilerini tek tek karşılaştırarak sıra dışı örüntüleri, bilinmeyen genleri veya yeni biyolojik sistemleri tespit etmesi gerekiyor. Bu da haftalar, aylar ve hatta bazı araştırmalarda yıllar sürebiliyor. Ancak artık yapay zeka bu süreci büyük ölçüde otomatikleştiriyor. Milyonlarca diziyi aynı anda karşılaştırabiliyor, aralarındaki benzerlik ve farklılıkları belirleyebiliyor ve devasa veri yığınları içinde araştırmaya değer sıra dışı örüntüleri öne çıkarabiliyor.

Böylece bilim insanlarının yıllarca veri taramak yerine yapay zekanın belirlediği daha küçük bir aday grubuna odaklanması mümkün oluyor.

“Normalde bir doktor öğrencisinin doktora süresince örneğin 2 senesini verdiği bir tarama veya molekül kütüphanesi oluşturma işleri yakın gelecekte robotik kollar tarafından yapılırken, laboratuvarda öğrenci daha yararlı işlerle uğraşabilecek,” diyen Şeker, “Buradaki öğretim üyeleri, araştırmacılar da yeni fikirler oluşturmak, yeni problemler bulmak, yeni merakların peşinden gitmek gibi daha fazla şeye vakit ayırabilecek.” dedi.

‘Bunlar artık bilimkurgu değil’

Urartu Şeker, yapay zekanın biyolojide kat ettiği yolu olumlu bir gelişme olarak görüyor. “Her şeyin bir negatif yanı var ama bu esasında iyi bir yere gidiyor” diyen bilim insanı, yapay zekanın en yoğun kullanıldığı alanlardan birinin biyoloji olduğunu vurguladı.

Şeker, bu noktada Neill Blomkamp’ın 2013 yapımı Elysium filmindeki bir konsepti örnek verdi.

Yapay zekanın mikroplastiklerin yok edilmesinden çamaşır makinelerinde deterjan yerine protein kullanılmasına kadar pek çok alanda ciddi bir dönüştürücü gücü olduğunu belirten bilim insanı, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bu kulağa bilimkurgu gibi geliyor ama aslında artık bilimkurgu değil.” (NTV/Euronews)