• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Yardım TIR’ları üç gündür bekletiliyor: ‘Kobani kapısının açılmaması siyasi bir tercih’

Yardım TIR’ları üç gündür bekletiliyor: ‘Kobani kapısının açılmaması siyasi bir tercih’

Suruç’ta Mürşitpınar Sınırkapısı’nın açılmasını talep eden Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel, yardımların engellenmesinin Kobani halkının topluca cezalandırılması anlamına geldiğini belirterek, “Uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinin ihlalidir” dedi. 

Yardım TIR’ları üç gündür bekletiliyor: ‘Kobani kapısının açılmaması siyasi bir tercih’
Yardım TIR’ları üç gündür bekletiliyor: ‘Kobani kapısının açılmaması siyasi bir tercih’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Şubat 2026 15:54

Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu öncülüğünde toplanan su, yiyecek ve giyecek ile temel yaşam malzemelerin bulunduğu 25 yardım TIR’ı, üç gündür geçmek için bir dinleme tesisinde bekletiliyor.

TIR’ların geçişine izin verilmezken, yardımları toplayan platform, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yetkilileri ve sivil toplum örgütü temsilcileri de TIR’lar başındaki nöbetini sürdürüyor.

Şanlıurfa Emek ve Demokrasi Platformu kuşatmayı protesto etti

Şanlıurfa Emek ve Demokrasi Platformu, 18 Ocak’tan bu yana Kobani’de devam eden kuşatmayı protesto etmek için Suruç ilçesinde basın açıklaması yaptı.

“Kobani’de siviller kuşatma altında. İnsani yardım koridoru açılsın” sloganıyla Suruç ilçesinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan açıklamaya Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabip Odası (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Bölge Baroları, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 78’liler Derneği, Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ile birçok meslek ve sivil toplum örgütü katıldı.

“Em li gel Rojava ne! Rojava berxwedana gelan e!”, “İnsani yaşam koridoru açılsın”, “Yaşamı savunuyoruz” pankartlarının açıldığı açıklamada, “Divê koridora jiyanê vebe”, “Barış hemen şimdi” dövizleri taşındı.

‘Süreçten en çok etkilenen sivillerdir’

Emek ve Demokrasi Platformu adına ortak basın metnini Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel okudu.  Öncel, “Rojava ve Kobani, bu jeopolitik hesaplaşmaların merkezinde yer alan; yıllardır savaşın, kuşatmanın ve ablukanın ağır bedelini ödeyen bir bölge olmuştur. Bölgedeki askeri hareketlilik ve siyasi pazarlıklar değişirken, bu süreçten en ağır etkilenenler yine siviller olmaktadır” dedi.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik politikasının uzun süredir “güvenlik” söylemiyle gerekçelendirildiğini ifade eden Öncel, “Ancak sahada bu politikanın insani sonuçları giderek daha görünür hale gelmiştir. Kobani’ye yönelik tek insani geçişin fiilen kapatılması, artık yalnızca bir sınır yönetimi meselesi olmaktan çıkmış, açıkça siyasi bir tercihe dönüşmüştür. Bu tercih, insani yardımı baskı aracına dönüştüren ve Kobani halkını zayıflatmayı hedefleyen sistematik bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Emek, Demokrasi ve Barış güçleri olarak, Kobani’ye insani geçişin engellenmesini kabul etmiyoruz. Bu hukuksuz ve siyasi tercih, Kobani halkını temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun bırakmakta ve ağır bir insani krizi derinleştirmektedir” diye konuştu.

 ‘TIR’ların engellenmesi tesadüf değildir’

Kobani’de yaşanan saldırılar ve çatışmalar nedeniyle kentin büyük bir insani yıkımla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Öncel, “Elektrik, su, gıda, sağlık hizmetleri ve iletişim altyapısı büyük ölçüde işlevsizdir; halk günlerdir temiz suya erişememektedir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve kronik hastalar için yaşam koşulları her geçen gün ağırlaşmaktadır. Bu koşullarda insani yardımların engellenmesi, sivil halkın yaşam hakkının doğrudan ihlalidir. Kobani’ye gönderilen yardım TIR’larının engellenmesi tesadüfi değildir. Türkiye’nin Kobani’ye insani erişimi fiilen kapatması, uzun süredir sürdürülen sistematik bir politikadır ve yalnızca ‘güvenlik’ gerekçesiyle açıklanamaz. Bu tutum, uluslararası insancıl hukuka, yaşam hakkına ve sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklere açıkça aykırıdır” ifadelerini kullandı.

 ‘İnsani yardımların önü açılsın’

“Türkiye, Kobani’ye insani geçişi kapalı tuttuğu her gün yaşanan insani sonuçlardan doğrudan sorumludur” diyen Öncel, “Açlık, soğuk, hastalık ve tedavi edilemeyen yaralanmalar nedeniyle yaşanan her can kaybı bu hukuksuz politikanın sonucudur. Bu sorumluluk hiçbir gerekçeyle örtülemez. Öte yandan sahadaki güncel gelişmeler, bu engellemenin hiçbir gerekçesinin kalmadığını göstermektedir. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile HTŞ arasında yapılan anlaşma, bölgede çatışmaların durdurulmasına yönelik fiili bir çatışmasızlık ortamı yaratmıştır. Bu tablo, insani yardımın sivillere ulaştırılması için gerekli koşulların oluştuğunu ortaya koymaktadır. Çatışmaların durduğu bir ortamda insani yardımın engellenmesi artık ‘güvenlik’ gerekçesiyle dahi savunulamaz; bu tamamen siyasi bir tercihtir. Bu nedenle insani yardımların engellenmesi, Kobani’de yaşayan özellikle Kürt halkı başta olmak üzere tüm halkları topluca cezalandırmak anlamına gelmektedir ve Uluslararası İnsancıl Hukukun temel ilkelerinin ihlalidir” şeklinde konuştu.

Ardından konuşan KESK Eş Genel Başkan Ayfer Koçak, “Bugün yine Rojava ile dayanışmak için buradayız. Çünkü Rojava, bu zihniyetle mücadele etmeye devam ediyor. İŞİD ve İŞİD zihniyetini destekleyenlerin bugün yürüttüğü saldırı bir intikam saldırısıdır. Bizlerde buna karşı Rojava halkının yanında olmaya devam ediyoruz” dedi.

 ‘BM, görevini yapsın’

İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın da, “Rojava’da yaşanan insanlık dramına ilişkin söylenecek söz kalmadı. Orada insanlığa karşı suç işlendi. Temel taleplerimiz sivillere yönelik insan hakları ihlalleri yasaklansın ve bunları kim yaptıysa bu kişiler uluslararası mahkemelerde yargılansın. Bunun için Birleşmiş Milletleri (BM) göreve çağırıyoruz” diye konuştu.

TTB Merkez Konseyi Üyesi Ali Karakoç, “Ortadoğu halklarına kan, gözyaşı ve ölümler reva görülüyor. Bunlarda HTŞ gibi örgütler eliyle yapılıyor. Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu her zaman söyledik. Bugün de Kuzey ve Doğu Suriye’de bu yaşanıyor. Orada yaşananlara ilişkin BM’nin ilgili kurumlarına bu konuya ilişkin mektup yazdık. Hemen Mürşit Pınar Sınır kapısının açılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘Kobani’deki kuşatma kaldırılsın’

Açıklamada konuşan ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter de “Bugün hala Kobani kuşatma altında. Çok ağır insan hakları ihlalleri işlendi. Hala bu katliam tehditleri sürüyor. Halk, katliam riskiyle yüz yüze yaşamanı sürdürmek zorunda kalıyor. Öncelikle Kobani üzerindeki bu kuşatmanın kaldırılması gerekiyor. Halkın alt-üst yapı hizmetlerine ulaşması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Açıklama, alkış ve sloganlarla son buldu. (MA)