Yeni eğitim öğretim dönemi yarın başlıyor. Ülkede her geçen gün derinleşen yoksulluk okul sıralarına açlık olarak dönerken okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebi ise sürüyor. Ülkede milyonlarca öğrenci açlıkla karşı karşıya.
Birgün’ün haberine göre Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında yüzde 22,4 ile çocuklarda yoksulluğun en yüksek olduğu ikinci ülke Türkiye olurken bu verilere göre OECD ortalaması ise yüzde 12,4.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verilerine göre ailesinin yanında en temel ihtiyaçları karşılanamayan ve ailesinin yanından alınma riski bulunan çocuk sayısı Haziran 2026 itibarıyla 193 bin 601 olarak belirlendi.
Çocukların yüzde 5,5’i bodurluk yaşıyor
Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) verilerine göre ise maddi yetersizlik nedeniyle ülkedeki her 10 çocuktan biri günde taze meyve/sebze, her dört çocuktan biri ise düzenli protein tüketemiyor. En düşük sosyoekonomik gruptaki çocukların yalnızca yüzde 43,5’i haftada iki-üç kez et, balık ya da tavuk yiyebilirken, bu oran en yüksek gelir grubunda yüzde 77,9. Rapora göre çocukların yüzde 5,5’i yetersiz beslenme nedeniyle bodurluk yaşıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altındaki çocuk oranı toplamı da aştı. Çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olduğu görüldü. Buna göre 7 milyon 866 bin çocuk, yoksulluğun pençesine bırakıldı. Bu oran erkek çocuklarında yüzde 36, kız çocuklarında ise yüzde 37,8 oldu.
Destek artacağına daha da azatıldı
Bakanlığın geçmişte ücretsiz yemek uygulamasını genişletme yönünde attığı adımlar ise zaman içerisinde giderek azaldı. 2022 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, ücretsiz yemek hizmetinden yararlanan yaklaşık 1,8 milyon öğrencinin sayısının 2023 sonuna kadar 7,5 milyon öğrenciye çıkarılacağını söylemişti. Ancak uygulama tüm öğrencileri kapsayacak biçimde kalıcılaştırılmadı.
MEB’in 2025 yılı bütçe sunumunda yer alan verilere göre 2023-2024 eğitim öğretim yılında 1 milyon 29 bin 250 öğrenciye ücretsiz öğle yemeği verilirken bu sayı 2024-2025 eğitim öğretim döneminde 902 bin 704’e dek geriledi.
Kantin fiyatlarına yüzde 6,8 zam
Kantin ücretlerine yapılan zam 6,8 seviyesinde oldu. Buna göre okullarda en çok tercih edilen menülerin başında gelen tost ve ayranın fiyatı 130 TL’ye dayandı. Geçtiğimiz eğitim öğretim döneminde tost tek başına 90 TL’ye satılıyordu. Listeye göre tavuk döner 145 TL, açma ve poğaça 35 TL, simit ise 30 TL oldu. İçecek grubunda ise yarım litrelik suyun fiyatı 15 TL, çayın fiyatı ise 25 TL olarak belirlendi.
Okullarda sunulan tabldot yemek ücretleri de belirlenen tarifeye göre 3 çeşit için günlük fiyat 245 lira, 4 çeşit için ise 285 lira olarak kayıtlara geçti. Bir öğrencinin 5 gün boyunca okulda sadece simit ayran yemesinin bedeli haftalık 250 TL, aylık ise bin TL oldu. Öğrencinin bir hafta tost ayran tercih ederse fiyat iki katından fazla artıyor. Buna göre haftanın 5 günü sadece tost ayran yiyen bir öğrencinin haftalık harçlığı 650 TL, aylık harçlığı ise 2 bin 600 TL’yi buluyor.
Okullarda sunulan tabldot yemek tercih edilirse ise fiyat artıyor. 3 çeşit yemeğin bulunduğu tabldot yemek tercih eden bir öğrencinin haftalık harçlığı 1125 TL olurken aylık ise 4 bin 900 TL’yi buluyor.
Her beş öğrenciden biri okula aç gidiyor
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) PISA araştırmasının 2022 yılı raporunda çocukların beslenme alışkanları da yer almıştı. Araştırmaya göre Türkiye’deki 15 yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 19,3’ü, paraları olmadığı için haftada en az bir kez yemek yiyemediğini bildirdi. Başka bir ifadeyle yaklaşık her beş öğrenciden biri ekonomik nedenlerle haftada en az bir kez öğün atlıyor.
Ücretsiz okul yemeğinin tüm öğrencileri kapsaması talebi Meclis’e de defalarca taşındı. 2023 yılında verilen bir kanun teklifinde okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimdeki öğrencilere ücretsiz gıda ve öğün desteği sağlanması istendi. Teklif hâlâ komisyonda bulunuyor. 2024 yılında verilen benzer iki teklif de komisyonda bekliyor.
Okulda kantin değil yemekhaneler olmalı
Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu ise 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde yaptığı açıklamada, her çocuğun okulda ücretsiz, sağlıklı ve güvenli bir öğüne ve temiz suya erişmesi çağrısında bulundu. Koalisyon, okul kantinlerindeki fiyat artışlarının tartışılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Asıl okul bileşeni kantinler değil, yemekhaneler olmalıdır” dedi.
Koalisyon, özel okullarda ve sınırlı sayıdaki devlet okulunda öğle yemeği verilirken devlet okullarının büyük bölümünde öğrencilerin ücretsiz öğün imkânına erişemediğini belirtti. Koalisyon, yetersiz beslenmenin çocukların sağlığı ve eğitim yaşamı üzerinde kalıcı etkiler yaratabileceğini vurgulayarak sağlıklı beslenmenin temel bir çocuk hakkı olduğunu belirtti. Veli-der ise önceki gün yaptığı açıklamada, okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebine dikkat çekti. Milyonlarca çocuğun ekonomik kriz ve yoksulluktan etkilendiği belirtilen açıklamada, tüm kamu okullarında, tüm kademelerde ücretsiz okul yemeği uygulamasının başlatılması talep edildi. Ücretsiz okul yemeğinin sosyal yardım değil, çocukların eğitim ve gelişim hakkının bir parçası olduğu savunulan açıklamada, uygulamanın genel bütçeden finanse edilmesi istenildi.
• Ülkede çocukların %5,5’i yetersiz beslenme nedeniyle bodurluk yaşıyor.
• Her dört çocuktan biri ise düzenli protein tüketemiyor.
• Türkiye, OECD ülkeleri arasında çocuklarda yoksulluğun en yüksek olduğu ikinci ülke.
• Ailesinin yanından alınma riski bulunan çocuk sayısı 193 bin 601.
• TÜİK’e göre 7 milyon 866 bin çocuk yoksul.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla 28 Ağustos 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre Türkiye Maarif Vakfı’na (TMV) Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesinden 2026 yılı için aktarılabilecek kaynak 7 milyar 513 milyon 889 bin TL’ye çıkarıldı. Ancak Maarif’e aktarılan bu bütçeyle okullardaki pek çok sorun çözülebilirdi. Bakan Tekin’in “kaynak yok” diyerek reddettiği okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebi karşılanabilir, ortalama 198 bin 780 öğrenciye 1 yıl bir öğün ücretsiz yemek verilebilirdi.
En temel ihtiyaçları karşılanmayan çocuklar
Ülkede ailesinin yanında en temel ihtiyaçları dahi karşılanamayan ve ailesinden alınma riski bulunan çocuk sayısı, Haziran 2026 itibarıyla 193 bin 601 oldu. Ailesi tarafından bakılamayan çocukların sayısındaki değişim yıllara göre şu şekilde:
• 2018: 122 bin 489
• 2020: 129 bin 422
• 2022: 157 bin 248
• 2024: 170 bin 317
• 2025: 171 bin 895
• 2026: 193 bin 601
İçişleri Bakanlığı koordinesinde, ilgili kurum ve kuruluşların iş birliğiyle 2026-2027 eğitim-öğretim yılında okul ve çevrelerinde uygulanacak asayiş ve güvenlik tedbirleri belirlendi.
Alınan tedbirlerle öğrencilerin eğitimlerini huzur ve güven içerisinde sürdürebilmeleri, okul çevrelerindeki risklerin azaltılması ve kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor.
Okul giriş ve çıkış saatlerinde devriye faaliyetleri artırılacak
Öte yandan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde okullarda güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkarıldığını belirterek, 81 ilde 31 bin okul bahçe görevlisi için planlamanın tamamlandığını ve öncelikli okullarda kullanılmak üzere 2 bin 804 el dedektörü tedarik edildiğini açıkladı.
Eğitim-öğretim yılı boyunca okul giriş ve çıkış saatlerinde ekip ve devriye faaliyetleri artırılacak, öncelikli olarak belirlenen okullarda güvenlik tedbirleri yoğunlaştırılacak.
Güvenlik kameralarının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülürken, okullarda görev yapan özel güvenlik görevlilerine yönelik denetimler de artırılacak. Okul yönetimleri ile ilgili kurum ve kuruluşlar arasındaki bilgi paylaşımı ve koordinasyon etkin şekilde sürdürülecek.
Okul çevrelerinde bulunan internet kafeler, oyun salonları, büfeler, seyyar satıcılar ve benzeri iş yerlerine yönelik denetimler ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde artırılacak. Okulla ilişkisi bulunmayan ve öğrencilerin güvenliği açısından risk oluşturabilecek şahıslara yönelik gerekli kontroller gerçekleştirilirken, mahalle sakinlerinden gelen gözlem ve ihbarlar da değerlendirilerek ihtiyaç duyulan ilave güvenlik tedbirleri alınacak.
Okul çevresinde denetimler
Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle mücadele kapsamında ilgili kurumların katılımıyla Güvenlik Tedbirleri Toplantıları gerçekleştirilecek. Başta Narkotimler olmak üzere ilgili kolluk birimlerinin okul önleri ve çevrelerindeki faaliyetleri artırılacak. Alkol, sigara ve tütün mamulleri ile kesici, delici ve yaralayıcı unsurların okul çevrelerinde bulundurulması ve satışının önlenmesine yönelik denetimler de eğitim-öğretim yılı boyunca sürdürülecek. Öğrencilere kişisel güvenlik, suçtan korunma yöntemleri ve siber güvenlik konularında bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirilecek.
Trafik ve servis denetimleri yoğunlaştırılacak
Trafik güvenliği kapsamında ise Bakan Çiftçi’nin talimatıyla 81 ilde Emniyet ve Jandarma trafik ekipleri sahaya indi. Bu çerçevede, okul çevrelerinde yaya ve öğrenci güvenliğine yönelik denetimler artırılacak ve yayalara ilk geçiş hakkına ilişkin kontroller gerçekleştirilecek. Trafik işaret ve levhaları ile diğer fiziki tedbirler kontrol edilerek tespit edilen eksikliklerin giderilmesi sağlanacak. Öğrencilerin güvenli şekilde okullarına ulaşımlarının sağlanması amacıyla okul servis araçlarına yönelik denetimler de 2026-2027 eğitim-öğretim yılı boyunca yoğunlaştırılacak.
31 bin bahçe görevlisi istihdam edilecek
Okullarda alınacak tedbirler kapsamında ise İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından duyurulan 7 basamaklı güvenlik modeli uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca İŞKUR aracılığıyla Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında 31 bin Okul Bahçe Görevlisi kontenjanı tahsis edildi. Okul Bahçe Görevlilerinin görevlendirmeleri, okulların öncelik dereceleri dikkate alınarak gerçekleştirilecek.
Mustafa Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
“Çocuklarımız okullarına güvenle gitsin, yuvalarına huzurla dönsün diye tedbirlerimizi en üst seviyeye çıkardık: Emniyet ve Jandarma ekiplerimiz evlatlarımız için sahada! Anlık denetimlerle daha güvenli bir eğitim ortamı tesis ediyoruz. 81 ilimizde 31 bin okul bahçe görevlisi için planlamamızı tamamladık. Öncelikli okullarımızda kullanılmak üzere 2 bin 804 el dedektörü tedarik ettik. Okullarımızı risk durumlarına göre değerlendiriyor; okul kolluk görevlilerimizi, güvenli eğitim koordinasyon görevlilerimizi ve devriye ekiplerimizi ihtiyaca göre hassasiyetle görevlendiriyoruz.
Eğitim öğretim yılı boyunca ülke genelinde Çocuk ve Gençlerin Korunmasına Yönelik Okul Çevreleri ile Servis Araçları Denetim Uygulaması gerçekleştireceğiz. Uyuşturucuyla mücadeleden trafik ve siber güvenliğe kadar evlatlarımızı tehdit edebilecek her konuda kararlılıkla sahadayız. Gayemiz çok açık; çocuklarımız güven içinde eğitim görsün, anne babalarımızın gözü arkada kalmasın. Bu vesileyle yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını diliyor, tüm öğrencilerimize başarılar temenni ediyorum.”



