Birkaç yıl öncesine kadar daha çok diyabet tedavisinde kullanılan GLP-1 reseptör agonistleri, bugün sosyal medyanın en popüler sağlık başlıklarından biri haline geldi. Instagram ve TikTok’ta milyonlarca kez izlenen videolar, ünlü isimlerin açıklamaları ve kısa sürede verilen kiloları gösteren öncesi-sonrası paylaşımları, kamuoyunda bu iğnelere yönelik ilgiyi artırdı.
Zayıflamak için bu iğneleri kullanan Derya Cengiz de bu ilacı ilk kez sosyal medya aracılığıyla duyduğunu söylüyor.
“Bu iğneler sürekli benim keşfetime çıkıyordu. Etrafımda kullananları da duyuyordum.” diyen Cengiz, doktor kontrolünde başladığı tedavinin ilk ayında 5 kilo verdiğini anlatıyor.
Benzer bir deneyim yaşayan Doğan Kütükçü ise yaklaşık bir buçuk ayda 9-10 kilo verdiğini belirtiyor.
Peki sosyal medyada neredeyse ‘mucize’ gibi sunulan bu iğneler, gerçekte ne kadar güvenli?
Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılıyor
Kamuoyunda “zayıflama iğnesi” olarak bilinse de bu ilaçlar aslında Tip 2 diyabet tedavisi için geliştirildi. Vücutta tokluk hissini sağlayan doğal hormonların etkisini taklit ederek iştahın azalmasına yardımcı oluyor. GLP-1 ve GIP adı verilen hormonları hedef alan bu ilaçlar, ilgili reseptörleri uyararak beynin doyma sinyalini daha güçlü algılamasını sağlıyor. Tedaviye başlayan kişilerde kilo kaybı genellikle ilk birkaç hafta içinde görülmeye başlıyor. Her ne kadar bu ilaçlar sadece obez bireyler için onaylanmış olsa da tıbbi olarak obez sınıfında yer almayan kişiler arasında da kullanımı giderek artıyor.
Bu iğneleri kimler kullanabilir, kimlerde kullanılmamalı?
Bu ilaçların öncelikle diyabet tedavisinde kullanıldığını, kilo kaybı üzerindeki etkileri kanıtlandıktan sonra obezite tedavisi için de onay aldığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Ayça Kaya’ya göre bu iğneler herkes için uygun değil. İğnelerin, tıbbi kriterleri karşılayan hastalar için uygulanması gerektiğini ifade eden Kaya,
“Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan obez bireylerde ya da vücut kitle indeksi 27’nin üzerinde olup Tip 2 diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi hastalıkları bulunan kişilerde kullanılabiliyor. Tedaviye başlanmadan önce hastanın ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve doktor gözetiminde takip edilmesi gerekiyor” diyor.
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Özcan Karaman ise bu ilaçların herkes için uygun olmadığını vurguluyor. Karaman’a göre özellikle safra kesesi hastalığı bulunanlar, pankreatit öyküsü olanlar ile ciddi reflü ve mide rahatsızlığı yaşayan kişilerde bu tedavinin kullanılması önerilmez. Çünkü bu ilaçların en sık görülen yan etkileri arasında bulantı, kusma ve kabızlık yer alıyor. Karaman, doğru hasta seçimi ve hekim kontrolüyle kullanıldığında ise bu ilaçlardan başarılı sonuçlar alınabileceğini belirtiyor.
‘Reçetesiz kullanımda artış var’
Ancak son dönemde kamuoyunda popüler hale gelen bu iğnelere sadece birkaç kilo fazlası olan kişilerin dahi reçetesiz ulaşabildiğine dikkat çekiyor Ayça Kaya. Nitekim mevcut mevzuatta bu ilaçlar sıkı reçete kontrolüne tabi ilaçlar arasında yer almıyor. Bu da isteyen herkesin bu ilaçları temin edebileceği anlamına geliyor.
Biz de bu ilaçlara reçetesiz ulaşmanın gerçekten zor olup olmadığını görmek için farklı eczanelere gittik. Herhangi bir reçete göstermeden yalnızca kilo vermek istediğimizi söyledik. Girdiğimiz eczanelerde ilaca kısa sürede ulaşabildik. Bazı eczaneler doktor kontrolü ve reçete ile bu ilacı temin etmem gerektiğini tavsiye etti. Bazıları tedaviye en düşük dozdan başlanmasını önerirken, bazıları dozun kullanıcı tarafından belirlenebildiğini anlattı.
İğnelerin fiyatı 12 bin ila 30 bin arası değişiyor
Bir aylık kullanıma karşılık gelen dört dozluk ilaçların fiyatı ise 12 bin ile 30 bin lira arasında değişiyor. Bu iğnelere talebin ne durumunda olduğunu sorduğumuzda ise özellikle son dönemde ciddi bir arz olduğu ifade edildi. Bu arz içinde iğnelere reçetesiz ulaşmak isteyenlerinin ise çoğunlukta olduğu belirtildi.
Ancak İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Simla Sezgin’e göre reçetesiz olması, ilacın kişinin kendi kararıyla kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Eczacıların hastaları bilimsel veriler doğrultusunda doktora yönlendirmesi gerektiğini vurguluyor.
Kontrolsüz kullanım ciddi risk taşıyor
Kapadokya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Banu Süzen de son dönemde bu ilaçlara yönelik talebin ciddi biçimde arttığını söylüyor. Süzen’e göre bunda sosyal medya kadar ünlü isimlerin paylaşımları da etkili oldu. Öyle ki Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarından Prof. Dr. Celal Şengör, kilo kontrolü için zayıflama iğnesi (enjeksiyon tedavisi) kullandığını söyledi ve bu iğnelerle tam 50 kilo verdiğini açıkladı. Öte yandan sosyal medya platformları üzerinden birçok içerik üreticisinin de bu iğneleri kullanarak paylaştıkları öncesi- sonrası fotoğrafları da bu iğnelere olan ilgiyi artırdı.
Ancak uzmanlar, kozmetik amaçla kullanılan bir ürün gibi sunulan bu ilaçların aslında ciddi bir tıbbi tedavi olduğunu hatırlatıyor,
kontrolsüz kullanımının büyük sorun olduğunu söylüyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Kaya, bu ilaçların doktor gözetimi olmadan kullanılması halinde ciddi iştah kaybı, yeme bozuklukları, safra kesesi taşları, pankreatit ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi önemli sağlık sorunlarının görülebileceğini söylüyor.
Kaya, bazı hastaların bu nedenle hastaneye yatacak kadar ciddi komplikasyonlar yaşayabildiğini de belirtiyor.
Zayıflama iğnesini kullananlar ne diyor ?
Pekini zayıflama iğneleri kullananlar nasıl bir deneyim yaşıyor? Uzun zamandır kilo problemi yaşadığını, bu problemi çözmek için diyetisyene gittiğini, spor yaptığını ancak sonuç alamadığını söyleyen Derya Cengiz, zayıflama iğnelerinin sosyal medya üzerinden karşısına çıktığını, çevresinden de olumlu yorumlar duyduğu için araştırmaya başladığını belirtiyor.
“Ama kullanma kararını tek başıma vermedim” diyen Cengiz, “Hekime göründüm. Gerekli tahlillerin ardından en düşük dozla tedaviye başladım” diyor. İlaca başlayalı beş hafta olduğunu ve bu süreçte 5 kilo verdiğini ifade eden Cengiz, şimdiye kadar hafif mide bulantısı dışında yan etki yaşamadığını söylüyor.
‘Doktora gitmeden kullanmak isteyenler çok oluyor’
Bu iğneleri doktora gitmeden almak isteyenlerin çok fazla olduğunu belirten Cengiz, “Bana mesaj da yazıyorlar” diyor ve ekliyor: “Mutlaka doktor kontrolünde başlamaları gerektiğini öneriyorum.”
Zayıflama iğnesi kullanan Doğan Kütüktü de 112 kiloya kadar çıktığını ve bu iğneleri kullanmaya öyle karar verdiğini anlatıyor. O da Cengiz gibi doktor kontrolü ile ilaca başladığına dikkat çekiyor. Yaklaşık bir buçuk aydır bu iğneleri kullandığını ve şu ana kadar 9-10 kilo verdiğini kaydeden Kütükçü, tedavi sürecini spor ve yaşam tarzı değişikliğiyle desteklediğini ifade ediyor.
Kas kaybını önlemek için düzenli egzersiz yaptığını söyleyen Kütüktü, bu süreçte edindiği alışkanlıkları yaşam boyu sürdürmeyi hedeflediğini dile getiriyor.
İlaç tek başına çözüm değil
Uzmanların ortak görüşü ise oldukça net. Obezite tedavisinde başarıyı belirleyen tek unsur kullanılan ilaç değil. Sağlıklı beslenme alışkanlığı, düzenli fiziksel aktivite ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin ayrılmaz parçaları.
Kapadokya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğrenci Üyesi Banu Süzen, yalnızca ilaç kullanılarak kalıcı kilo kontrolünün sağlanamayacağını belirterek, şöyle konuşuyor:
“Sadece bu ilaçların kullanılıp yeterli ve dengeli beslenme sağlanmadan, egzersiz yapılmadan yağ dokusu kaybına yönelik bir müdahale gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Yapılan çalışmalar vücut ağırlığı kaybı sırasında kaybedilen ağırlığının tamamının yağ kaybından olmadığını bize göstermektedir. Bu nedenle tedavi üç aşamada çok önemlidir. Yeterli ve dengeli bir beslenme, fiziksel aktivitenin doğru şekilde sağlanması ve uzmana denetimli bir ekip tarafından takip edilmesidir. Egzersiz yapılmadığında özellikle zayıflama iğnelerinin kas kaybına neden olacağına dair araştırmalar oldukça yoğun. Egzersiz yapılması tedavinin olumlu sonuçlarını ortaya çıkaracaktır. Ancak yapılmadığında yalnızca vücut ağırlığı vermek değil; aynı zamanda vücuttaki kas kitlesinin kalitesini azaltmaya da gidecektir.”
‘İlacı bırakınca kiloların yeniden alınması büyük ölçüde kaçınılmaz’
Süzen’e göre kişi sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmezse ilaç bırakıldıktan sonra verilen kiloların yeniden alınması büyük ölçüde kaçınılmaz oluyor. Süzen, “Dolayısıyla ilacı geçici bir çözüm olarak değil, sağlıklı yalama alışkanlıklarını kazandıran bir sürecin başlangıcı olarak kullanmak her zaman daha faydalıdır” diyor.
Bu nedenle uzmanlar, GLP-1 ilaçlarının “mucize zayıflama yöntemi” olarak değil, yalnızca uygun hastalarda, doktor kontrolünde ve kapsamlı bir tedavi planının parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.



