• Ana Sayfa
  • Gündem
  • ‘Kent Uzlaşısı’ davasında üçüncü duruşma: 7 kişiye hakkında tahliye kararı

‘Kent Uzlaşısı’ davasında üçüncü duruşma: 7 kişiye hakkında tahliye kararı

Kamuoyunda “Kent Uzlaşısı” davası olarak bilinen dosyanın üçüncü duruşmasında, 8 kişi tahliye edildi, Elif Gül ve Turabi Şen’in ise tutukluluğuna devam edilecek.

‘Kent Uzlaşısı’ davasında üçüncü duruşma: 7 kişiye hakkında tahliye kararı
  • Yayınlanma: 27 Kasım 2025 09:48
  • Güncellenme: 27 Kasım 2025 15:45

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ‘Kent Uzlaşısı’ soruşturması kapsamında, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel ve çeşitli belediye birimlerinde görevli isimlerin de aralarında bulunduğu 10 kişinin yargılandığı davanın üçüncü duruşması bugün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Duruşma öncesi DEM Parti ve Halkların Demokratik Kongresi Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapıldı.

Açıklamada söz alan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş şunları söyledi:

“Arkadaşlarımızın 9 ayı geride bırakan tutumluluğu devam ediyor. Kent Uzlaşısı davasının tutulacak hiçbir yanı yok. Ucube, garabet bir dava olarak önümüzde duruyor. Nedir bu dava? Kent yönetimine ortak olmak için partilerin seçilme hakkı üzerinde ortaklaşması yargılanıyor.”

İktidarın kendine hak gördüğü uzlaşma ve ittifak hakkının muhalefete reva görülmediğini belirten Meral Danış Beştaş, “Kenti yönetmek için birlikte hareket etmek suç değil. Ama bunun için tutuklama kararı vermek suçtur. Ve şu anda o suç devam ediyor.” dedi.

‘Herkes gibi Kürtlerin de seçme seçilme hakkı var’

Bu davanın başka bir özelliği olduğunu söyleyen Meral Danış Beştaş, “Kürtler Doğu’da belediyeleri kazanıp Batı’da belediyelere sızıyorlarmış. Siz aklınızı mı kaçırdınız?” diye sordu ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürtler diğer tüm halklar gibi bu ülkenin asli yurttaşıdır. Herkes gibi Kürtlerin de seçme seçilme hakkı vardır, yönetimlere girme hakkı vardır. Savcılık o kadar amatörce yazmış ki, iddianameye ‘Kürtler’ diye yazmış. Halbuki biz bu ülkede herkes eşit ve özgür yaşasın diye bugünlerde hem müzakere yapıyor hem de mücadele ediyoruz. Eğer Kürtlerin Kent Uzlaşısı gibi davalarla hâlâ bir yerlerde temsil edilmeleri ve temsil etmeleri suçsa nasıl olacak bu iş?”

Meral Danış Beştaş sözlerini şöyle noktaladı:

“Bu dava Siyasi Partiler Kanunu’na, Anayasa’ya, seçme seçilme hakkına, Türkiye’nin taraf olduğu Yerel Yönetimler Sözleşmesi gibi pek çok uluslararası anlaşmaya aykırıdır. Biz İstanbul’da başsavcılığın icraatlarını biliyoruz. Ama yanlış yoldasınız, hukuka dönün. Kürtler bugüne kadar bu adalet mücadelesinden vazgeçmediler, bundan sonra da vazgeçmeyecekler.”

‘Arkadaşlarımız serbest bırakılsın’

İBB Grup Başkanvekili Ülkü İnanlı da söz alarak şu açıklamayı yaptı:

“Bugün bu tutukluluğun son bulmasını ve arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Bugün polis adliye kapısında bekliyor ve vatandaşı içeri almıyor. Bu şekilde vatandaşın yargıya ulaşma hakkı engellenmiştir. Bu ülkeye özgürlük gelene kadar hepimiz bedel ödeyeceğiz. Arkadaşlarımızın bugün bir an önce serbest kalmasını diliyorum.”

Eylül ayında görülen önceki duruşmada yalnızca İkbal Polat tahliye edilmiş, diğer 9 kişinin tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmişti.

Çağlayan Adliyesi girişinde arbede

Kent Uzlaşısı davası öncesi adliyeye yurttaş girişlerine sınırlama getirildi. Davası olmayan hiç kimse adliye içine alınmıyor. Bu duruma tepki gösteren yurttaşlarla girişe engel olmaya çalışan personel arasında arbede yaşandı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi de adliyeye alınmadı

RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da Çağlayan Adliyesi’ne girerken engellemeyle karşılaştı. Engellemeye tepki gösteren Önderoğlu, polis barikatları önünde İlke TV’ye konuşarak, “Sözlü talimat var denilerek sivil toplumun ve basının adliyeye girişinin engellenmesi hukuka aykırıdır” dedi.

Savcı 8 kişinin tahliyesini istedi

Savcı, İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşmada Elif Gül dışında 8 kişinin tahliyesini talep etti. Verilen kısa aranın ardından mahkeme kararını açıkladı.

Elif Gül ve Turabi Şen hariç 7 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

Tahliye edilen 7 belediye meclis üyesine ‘yurtdışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanacak.

Duruşma 18 Şubat 2026’ya ertelendi.

‘Yargı sopası Kürtler üzerinde uygulanıyor’

Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapıldı.

Dosya avukatlarından Sinan Zincir şunları söyledi:

“7 kişinin tahliyesine karar verildi ama iki arkadaşımızın tutukluluk hâlinin devamına karar verildi. Bu dava kriminal bir dava dosyası değil. Kürtlerin kentte söz sahibi olmasına karşı bir intikam operasyonudur. Yargı sopası Kürtler üzerinde uygulanıyor. Mutlu değiliz, iyi değiliz; böyle olmamalıydı. Kürt halkının belediyeleri kazanmasına ‘bölücülük’, batıda seçim ittifakı yapmasına ‘sızma’ denilmesini kabul etmiyoruz. Kürtlerin çocukları adliyelerde büyüyor, Silivri hapishanesinin önünde büyüyor.”

“Binlerce siyasi tutuklu arkadaşımızın tahliyesini beklediğimiz süreçte bu tutuklulukların devam etmesi barış sürecine yapılan bir darbedir. Bir anne, gerilla olan kızını görmeye gitmiş diye yargılanıyor. Biz bu ülkede ‘Beritanlar dağlardan gelsin, siyasete katılsın’ derken bir anneyi gerilla olan kızını gördü diye cezalandırıyorlar. Bizim bu mücadelemiz karşısında duranlar tarihin çöp sepetine gideceklerdir.”

‘Hukuk hep iktidardan yana mı hareket edecek?’

Daha sonra söz alan DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Arife çınar şunları ifade etti:

“Hep merkeziyetçi bir belediye ile yönetmeye çalıştılar. Ezberi bozan kent uzlaşısı oldu. Çünkü iktidarların büyük şehirlerdeki gücü sarsıldı. Buna niye karşı çıktılar? Çünkü Kürtler belediyelere girdi, belediye başkan yardımcısı oldu. Diyoruz ki bu hukuk nerede? Hukuk hep iktidardan yana mı hareket edecek? İki arkadaşımız bırakılmadığı için üzgünüz. Elif ve Turabi arkadaşlarımız belediye meclis üyeleriydi. Suçları neydi? CHP’nin DEM Parti ile ittifak yapması mıydı? Demokratik Türkiye süreci bu yüzden çok önemli bir süreçtir. Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu barış müzakere süreci tam da bu kapsamda ele alınmalıdır. Bu yüzden Türkiye’nin demokratikleşmesi için mücadelemize devam edeceğiz.”

‘Kent uzlaşısını savunmaya devam edeceğiz’

Açıklamada son sözü DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli aldı:

“Biz bu davaları Kobane kumpas davasından tanıyoruz. Kimse her şeyi karartmasın. Biz demokratik uzlaşılara devam edeceğiz. Biz bu ülkeye demokrasi ve barış gelene kadar radikal demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. Covid meselesinden dolayı yaşanan eşitsizlikleri giderelim diyorlar ama siyasi tutsakların hâlâ tutuklu kalması için paket hazırlıyorlar. Bunları kabul etmiyoruz. Kent uzlaşısı bu ülkede demokrasinin önünü açan bir uzlaşıydı; biz bu uzlaşıyı savunmaya devam edeceğiz.”