12-13 Temmuz 1930’da Van’ın Erciş ilçesindeki Geliyê Zîlan’da (Zilan Deresi) gerçekleştirilen katliamda on binlerce Kürt yaşamını yitirdi. Katliam sırasında bölgedeki 44 köy yakıldı, hayatta kalan çok sayıda kişi ise sürgün edildi.
Zilan Katliamı’nın 96’ncı yılında DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, katliamla yüzleşilmesi, hakikatin ortaya çıkarılması ve Zilan Vadisi’nin hafıza mekanı olarak korunması çağrısı yapıldı.
DEM Parti, 1924 Anayasası’yla başlayan inkar ve ret politikalarının Kürt halkını sistematik katliam ve sürgünlere maruz bıraktığını belirterek, Zilan Deresi’nde gerçekleştirilen katliamda on binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini, yüzlerce köyün yakılıp yıkıldığını ve çok sayıda kişinin zorla yerinden edildiğini ifade etti.
Açıklamada, katliamın üzerinden geçen 96 yıla rağmen resmi bir yüzleşmenin gerçekleşmediği belirtilerek, “Katliamın gerçekleştiği coğrafyada ne bir hafıza taşı, ne bir özür, ne de adaletin izi vardır” denildi.
‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geçmişle yüzleşmeyi zorunlu kıldığı vurgulanan açıklamada, Zilan Katliamı başta olmak üzere Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan katliamlarla yüzleşilmesi, Zilan Vadisi’nin hafıza ve yüzleşme mekanı olarak korunması ve yok edilen yaşamların izlerinin görünür kılınması gerektiği ifade edildi.
DEM Parti açıklamasını, “Zilan Katliamı’nda yitirdiğimiz on binlerce canı saygı ve rahmetle anıyor, sorumluların tarih önünde mahkum edilmesi ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi sürdüreceğimizi belirtiyoruz” sözleriyle tamamladı.
Katliamın izlerini taşıyan göl

(Fotoğraf: MA)
Zilan Katliamı’nın izleri bölgenin coğrafyasında yaşamaya devam ediyor. Erciş’e bağlı Şarbazar köyü yaylasında bulunan ve Gola Firaqa olarak bilinen göl, bölge halkının hafızasında katliamın sembollerinden biri olarak anılıyor.
Yaklaşık 2 bin 700 metre rakımdaki göl, geçmişte Zîlan Deresi Havzası’ndaki tarımsal üretimi destekleyen sulama alanlarından biri olarak kullanılıyordu. Ancak 1930’daki askeri operasyon sırasında yaylada yaşayan köylüler, geri dönecekleri umuduyla yanlarına alamadıkları eşyalarını gölün sularına bırakarak bölgeden ayrılmak zorunda kaldı.
Katliamın ardından bölgenin uzun yıllar yasaklı ilan edilmesi nedeniyle hayatta kalanlar köylerine dönemedi. Yasağın kaldırılmasının ardından dönen köylüler ise geride bıraktıkları yaşamın büyük ölçüde yok edildiğini gördü. Gölün sularına emanet ettikleri eşyalar ise bataklık zeminde kaybolduğu için bir daha çıkarılamadı.
Bugün Gola Firaqa, bölge halkı için Geliyê Zîlan’da yaşanan katliamın, zorunlu göçün ve geride bırakılan yaşamların simgesi olarak varlığını sürdürüyor.





