Hüseyin Aykol’un manşetleri

Hüseyin Aykol’un manşetleri
  • Yayınlanma: 4 Ocak 2026 14:51

Hüseyin Aykol’un vefatının ardından yazmam gereken veda yazısına henüz hazır değilim. Hafızam beni doğrudan 90’lı yıllara, dış haberler sayfasına götürüp duruyor.

Özgür Gündem gazetelerinde dış haberler sayfasının “şefi”ydi Hüseyin Aykol. Aynı zamanda benim de ilk şefimdi. Dış haberler sayfası olarak anıldığımız 90’lı yıllarda (Aykol, Nurhak, ben…) Aykol sabah dörde doğru uyanır, ajansları tarar, radyosunu dinler, manşeti kafasında atmış halde daha kimse gelmeden gazeteye gelirdi. Sayfayı çizer, gece ikinci ve üçüncü baskıda yapılan değişiklikler ve gazete genel değerlendirmesi yapılır ardından sayfayı bize emanet edip giderdi.

Ajanslardan haber seçmeyi, haber yazmayı, kesmeyi ya da arka plan ekleyerek uzatmayı, habere fotoğraf seçmeyi, manşet atmayı, hangi haberin öne çıkarılacağını ve politik pozisyonumuzun ne olacağını Aykol’dan öğreniyorduk. Gazete açıkken günlük baskılarda, kapalıyken deneme baskılarında kesintisiz manşet attı Aykol.

90’lı yıllarda dış haberler sayfamız dünyanın çatışma ve kırılma hatlarıyla doluydu. Kuzey İrlanda’da IRA, İspanya’da ETA, İsrail–Filistin, Latin Amerika. Aykol’un manşetleri aynı döneme yayılan mücadeleleri yan yana getiriyordu. Lacandon ormanlarından gelen Zapatista haberleri, Gazze Şeridi’nden gelen kuşatma haberleri, Afganistan’dan Taliban haberleri sayfada yan yana durduğunda, dünyanın hangi hatlardan yarıldığını da görünür kılıyordu. Peru’da Tupac Amaru gerillalarının Japonya Büyükelçiliğinde verilen resepsiyonu basması haftalarca izlendi. Latin Amerika’da El Salvador ve Guatemala’da barış anlaşmaları, ateşkesler ve müzakereler Aykol tarafından öne çıkarılıyordu. Aynı anda hem silahlı mücadeleler hem de bu mücadelelerin sona erdiği ya da başka bir evreye geçtiği süreçler izleniyordu.

Kuzey İrlanda dosyası çatışma ile birlikte süreç başlığıyla izleniyordu. Gizli görüşmeler, kamuoyuna yansıyan temaslar ve aralıklı ateşkesler manşetlere giriyordu. Belirleyici bir eşik olan 94 IRA ateşkesi sonrası süreç kesintisiz ilerlemiyordu. Bombalamalar, geri çekilmeler ve yeniden başlayan müzakereler 1990’ların ortası boyunca dosyayı açık tuttu. 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması ile birlikte Aykol silahlı çatışma yerine siyasal düzenlemeyi öne çıkarıyordu.

1993 Oslo Anlaşmaları İsrail–Filistin hattında yeni bir dönem başlatmıştı. Karşılıklı tanıma, geçici yönetim yapıları ve müzakere dili manşetlerimizde öne çıkıyordu. Ancak işgalin genişlemesi, Gazze ve Batı Şeria’daki kuşatma, hareket kısıtlamaları ve artan asimetrik güç ilişkileri gerilimi sürdürdü. 1990’ların ikinci yarısında Aykol’un manşetleri bir yandan görüşmeleri, diğer yandan çözülemeyen yapısal sorunları taşıdı. 2000’e gelindiğinde sürecin fiilen tıkandığını manşete taşıdık.

O dönem yine sıkça manşete taşıdığımız Sri Lanka dosyası silahlı çatışmanın askeri yoğunluğu ile siyasal çözüm arayışlarının eş zamanlı yürüdüğü bir hat üzerinden izleniyordu. Tamil LTTE’nin kontrol alanları, ordunun geniş çaplı operasyonları ve Tamil halkını doğrudan etkileyen kuşatmalar manşetlerin ana unsurlarıydı. 1995’ten itibaren çatışma yeniden tırmanmış ve devletin askeri çözümde ısrarı belirginleşmişti. 1990’ların ikinci yarısında manşetler ateşkes ihtimalinden çok operasyonları, zorunlu göçleri ve artan sivil kayıpları izledi. 2000’e gelindiğinde Sri Lanka, müzakerenin askıya alındığı ve silahlı çatışmanın belirleyici olduğu bir dosya olarak hala önümüzdeydi.

Buyurgan olmayan, ders vermeyen ama nezaketle sezdiren bir şeflikti Hüseyin Aykol’unki. Bir keresinde üçüncü baskıda, sayfada haber ve fotoğrafı kaymış “Cezayir’de Katliam” başlıklı habere yanlışlıkla ABD Başkanı Bill Clinton’ın fotoğrafı girmişti. O haliyle basılan gazeteyi sabah fark ettiğimizde biz üzülürken Aykol, “Üzülmeyin, zaten dünyadaki bütün katliamların sorumlusu o” diye teselli vermişti. Hüseyin Aykol’un manşetleri, dünyayı hem olduğu gibi hem de olduğu yere doğru gösteriyordu.