İnsan Hakları Derneği (İHD) depremde yaşamını yitirenleri anarak, depremde yıkımlar nedeniyle yaşanan ölümlerin sorumlularının yargılanması cezasızlık politikasına son verilmesi talebiyle birçok şubesinde açıklama yaptı.
Depremlerin yaşandığı kentlerde açıklamalar yapan İHD, deprem bölgelerinde insanca yaşama koşullarının sağlanmasını, ranta dayalı yapılaşma ve cezasızlık politikasının sonlandırılmasını istedi.
Hatay
İHD Hatay Şubesi, İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy’un, derneğin Adana, Mersin ve Şanlıurfa şubelerinin temsilcileri ve yöneticilerinin katılımıyla şube binası önünde açıklama yaptı.
“6 Şubat depreminin 3. Yılında cezasızlık, rant ve yıkım hak ihlalleri ve mağduriyetler sürüyor” pankartının açıldığı açıklamada, “Unutma unutturma”, “Ma nihna nihna hon”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı.
Açıklamayı okuyan İHD Hatay Şube Eşbaşkanı Mürsel Tonguç Salmanoğlu, deprem bölgesinde geçici olması gereken koşulların kalıcı hale geldiğini söyledi.
Salmanoğlu, “Deprem bölgesinde yaşam hâlâ olağan koşullara dönememiş; başta yaşam hakkı olmak üzere insan hakları ihlalleri halen devam etmektedir. Üçüncü yılda da konteyner kentlerde yaşam sürmektedir. Konteynerler, uzun süreli yaşam için uygun olmayan, sağlıksız ve güvencesiz mekânlara dönüşmüştür” dedi.
Kalıcı konut projelerinin tamamlanmadığını belirten ve bunun yol açtığı sorunlara değinen Salmanoğlu, “Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar derinleşerek sürmektedir. Birçok sağlık kuruluşunun hâlâ geçici yapılarda hizmet veriyor ve kapasitesinin çok üzerinde çalışıyor. Kronik hastaların, yaşlı ve engelli bireylerin düzenli tedaviye erişemiyor, eğitim alanında konteyner sınıfların da kalıcı hâle geldiği kalabalık, sağlıksız ve donanımsız ortamlarda eğitimin sürdürülüyor. Ulaşım sorunları nedeniyle birçok öğrencinin okula düzenli devam etmiyor ve eğitim hakkından fiilen mahrum kalıyor” ifadelerini kullandı.
İnşa sürecinde, konutların tarım arazisinde yapılması, enkaz kaldırma çalışmalarının yol açtığı çevre sorunlarına dikkati çeken Salmanoğlu, binaların yıkılması nedeniyle yaşanan can kayıplarının sorumlularının kapsamlı ve caydırıcı bir adalet süreci yürütülmediğini söyledi.
Cezasızlığın mağduriyetleri derinleştirdiğini, benzer felaketlerin yeniden yaşanma riski arttırdığını söyleyen Salmanoğlu, “Depremin üçüncü yılında da açıkça görülmektedir ki afetin yarattığı yıkım, yalnızca doğal bir felaketin sonucu değil; insan eliyle üretilmiş eşitsizliklerin, ihmallerin ve rant odaklı politikaların devamıdır. Yaşam hakkını merkeze alan, insanı ve doğayı önceleyen politikalar hayata geçirilmediği sürece bu ihlaller sona ermeyecektir” diye belirtti.
Açıklamanın ardından konuşan İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, depremin yol açtığı hasarın rantı önceleyen politikaların sonucu olduğunu belirterek, depremin önceden öngörüldüğünü söyledi.
Oya Ersoy, “30 Ekim 2020 tarihinde Seferihisar depreminden sonra Meclis’te oluşturulan araştırma komisyonunda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sunduğu bir rapor var. Orada Maraş merkezli depremin olacağını ve buna karşı da bir dönüşüm başlattıklarını iddia ediyorlardı” dedi.
İktidarın 20 yılda 7 kez imar affı getirdiğini, af getirilen o binaların yıkıldığını söyleyen Oya Ersoy, “Yakınlarımız, komşularımız, insanlarımız enkaz altında kaldı. 3 yıl geçti. Hala bulunamayan çocuklar var. Hala yakınlarını bulamayan aileler var. Hala cenazelerine ulaşamayanlar var” dedi.
Aradan geçen süreye rağmen hiçbir kamu görevlisinin sorumluluğundan dolayı cezalandırılmadığını ifade eden Oya Ersoy, “Açılan göstermelik davalarda müteahhitler yargılanıyor. Evet, burada bir sorumluluk var. Hesap verilebilirlik ve cezasızlık politikalarına karşı mücadele, bundan sonra böyle afetler yaşanmasın diye. Bizim mücadelemiz de budur” diye konuştu.
Oya Ersoy, deprem bölgelerinde yaşayanlar için insanca yaşama koşullarının sağlanmasını ve 99 depremi sonrası toplanan deprem vergisinin nereye harcandığını açıklanmasını, ranta dayalı yapılaşma ve cezasızlık politikasının sonlandırılmasını istedi.
Mersin
İHD Mersin Şubesi, dernek binasında basın toplantısı düzenledi.
Açıklamayı okuyan İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Zeynep Kaya, “Güvensiz yaşam alanları, çevresel riskler, yetersiz altyapı ve kamusal hizmetlere erişimdeki engeller, depremzedeler için yaşamı her geçen gün daha kırılgan hale getirmektedir” dedi.
Adana
İHD Adana Şubesi, dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan İHD Adana Şube Sekreteri Emine Esmer, depremin yalnızca doğal bir afet olmadığını, rant odaklı politikalar, denetimsizlik ve cezasızlığın felaketi büyüttüğünü belirtti.
İzmir
İHD İzmir Şubesi, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıldönümüne ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi.
Basın açıklamasını okuyan İHD İzmir Şube Eşbaşkanı Zilan Gümüş, şu talepleri sıraladı:
* Ayrımcılığa ve dışlanmaya son verilmelidir. Konteyner ve geçici yerleşim alanlarında zorla tahliyeler durdurulmalı; bu topluluklara kalıcı, güvenli ve kültürel yapılarıyla uyumlu konutlar sağlanmalıdır. Eğitim, sağlık ve sosyal yardımlara erişimde yaşanan fiilî engeller kaldırılmalıdır.
* Tüm geçici ve kalıcı konut alanları erişilebilirlik standartlarına uygun hâle getirilmelidir. Rehabilitasyon, evde bakım ve psikososyal destek hizmetleri ücretsiz sağlanmalıdır
* Barınma alanlarında güvenlik, aydınlatma ve danışma mekanizmaları oluşturulmalı; şiddete karşı acil başvuru ve koruma merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Kadınların yeniden inşa ve karar süreçlerine katılımı güvence altına alınmalıdır.
* Konteyner ve çadır alanlarında maruz kalınan dışlanma, tehdit ve şiddet son bulmalıdır. Ayrımcılığa karşı özel koruma ve başvuru mekanizmaları oluşturulmalıdır. Güvenli barınma ve sağlık hizmetlerine eşit erişim sağlanmalıdır.
* Samandağ başta olmak üzere deprem bölgesindeki acele kamulaştırma kararları iptal edilmelidir. Tarım arazileri, zeytinlikler ve yaşam alanları üzerindeki mülkiyet gaspına son verilmelidir. Yerinden edilenlere geri dönüş, adil tazminat ve barınma güvencesi sağlanmalıdır.




