• Ana Sayfa
  • Ekoloji
  • Zara’da maden dayatması sürüyor: Yürütmeyi durdurma talebi reddedildi

Zara’da maden dayatması sürüyor: Yürütmeyi durdurma talebi reddedildi

Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl köyünde yapılması planlanan stronsiyum tuzu (selestit) maden ocağı projesine karşı açılan davada, yürütmeyi durdurma talebi reddedildi.

Zara’da maden dayatması sürüyor: Yürütmeyi durdurma talebi reddedildi
Zara’da maden dayatması sürüyor: Yürütmeyi durdurma talebi reddedildi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 17 Şubat 2026 17:55
  • Güncellenme: 17 Şubat 2026 17:59

Zara ilçesi Dipsizgöl köyü mevkii ve çevresindeki köyleri etkileyecek olan selestit maden ocağı projesine karşı bölge halkının yürüttüğü hukuk mücadelesinde şirket lehine bir gelişme yaşandı.

Barit Maden Türk A.Ş. tarafından işletilmesi planlanan projeye karşı açılan davada mahkeme, yürütmeyi durdurma talebini reddetti.

Sivas Zara Dipsizgöl Köyü Çevre Koruma Platformu proje alanının su havzalarını, meraları ve endemik türleri yok edeceğini belirterek karara tepki gösterdi.

Dava sürecinde en dikkat çeken iddia, şirketin ÇED raporu hazırlama yükümlülüğünden kaçınmak için başvuru alanını 25 hektar sınırının altında tutması oldu.

150 hektarlık ruhsat alanına rağmen başvurunun 24,92 hektar olarak yapıldığı, ardından AFAD’ın heyelan riski tespitiyle bu alanın 19,14 hektara kadar düşürüldüğü kaydedildi.

Köylüler, kapsamlı inceleme gerektiren “ÇED Olumlu” raporu yerine, mülki amirlikçe verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının bu yöntemle alındığını belirtti.

Sivas Valiliği 13 Mart 2025’te, köye birkaç yüz metre mesafedeki maden projesine “ÇED Gerekli Değildir” kararı vermişti.

Dipsizgöl halkı, maden sahasının yerleşim alanlarına, tarım arazilerine ve köyün tek içme suyu kaynağına çok yakın olduğunu, faaliyetin köy yaşamını bitireceğini belirterek Sivas İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Dava kapsamında 25 Ağustos 2025’te yapılan keşfin ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, projenin “orman dışı mera alanında” kaldığı ve “önlemler alındığında çevresel etkilerin yönetilebilir düzeyde olacağı” savunuldu.

Köylüler, 50 yıllık bir çabayla oluşturulan 1 milyon metrekarelik ağaçlandırma alanının ve bölgedeki “Kasım Baba Ziyareti” gibi kültürel miras alanlarının da proje tehdidi altında olduğunu vurguladı.

Sivas Zara Dipsizgöl Köyü Çevre Koruma Platformu tarafından yapılan ortak açıklamada, mahkemenin kararı “kamu yararı yerine şirket çıkarlarını gözeten bir yaklaşım” olarak nitelendirildi. Açıklamada, “Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı ihlal edilmektedir. Usulsüzlüklerle dolu bu sürece karşı hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Sivas ili Zara ilçesi Dipsizgöl köyü bölgemizde Barit Maden Türk A.Ş. tarafından yapılması planlanan stronsiyum tuzu (selestit) maden ocağı projesine karşı açtığımız davada, yürütmeyi durdurma talebimizin reddedilmiş olmasını büyük bir hayal kırıklığı ve endişeyle karşılıyoruz.

Şirkete 150 hektar büyüklüğünde bir alan için maden ruhsatı verilmesine karşın, ÇED süreci başvurusu, ilgili proje tipi için ÇED Raporu hazırlama yükümlülüğü sınırı olan 25 hektar altında kalabilmek için 24,92 hektar belirlenerek yapılmıştır. Takip eden süreçte bu alan Sivas Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün kazı yapılmak istenen ocak alanı içerisinde heyelan riski tespiti ile ÇED alanı önce 20,65 hektara, ardından da 19,14 hektara düşürülmüştür. Kapsamlı bir ÇED raporu yükümlülüğünden kaçınan ve önümüzdeki yıllarda kapasite artırmayacağının garantisi olmayan bir yaklaşımla hareket edilmesi muhtemel proje için “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınmış olması, şirketi kollayıcı bir tutumdur ve yasal gerekliliklerin yeterince yerine getirilmemiş olduğunu gösterir.

· Proje sahası, Dipsizgöl ve çevre köylerin içme ve kullanma suyunu besleyen ana havzanın tam üzerinde yer almaktadır. Maden kazısıyla bölgenin en yüksek tepesinin 70 metresinin yok edilmesi, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kurumasına veya kirlenmesine yol açacaktır. DSİ’nin resmi görüşünde de vurgulandığı gibi, su kaynakları noktasal olarak değil, beslenim alanlarıyla birlikte korunmalıdır. Proje sahası işte bu hayati beslenim alanının kalbinde yer almaktadır.

· Yüzlerce yıldır süregelen yaylacılık, hayvancılık, arıcılık ve tarımsal üretim yok olacaktır. Binlerce dönümlük verimli mera alanı, arıcılık ve yüzlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın otlakları ve su yolları doğrudan tahrip edilecektir. Bölge halkının geçim kaynağı ve gıda güvenliği tehlikeye girecektir.

· Benzersiz bir biyoçeşitlilik yok edilecek, endemik türler tehlikeye girecektir. Sahada gönüllü biyologların incelemesinde yalnızca Sivas ve Erzincan’da yetişen ve IUCN’e göre “Nesli Tehlikeye Düşebilir” statüsündeki dikenli körmen (Allium sintenisii) başta olmak üzere 100’ün üzerinde bitki türü tespit edildi.. ÇED raporunda bu türlerin büyük kısmı bilim dışı yöntemlerle göz ardı edilmiştir.

· Köylülerin 50 yıllık emeği ve 20 milyon TL’yi aşan yatırımla oluşturduğu 1 milyon metrekarelik ağaçlandırma alanı ve eşsiz kültürel miras (Kasım Baba Ziyareti, tarihi mezarlıklar, jeolojik anıtlar) yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

· ÇED süreci usulsüzlüklerle doludur: Proje alanının bir kısmının bulunduğu Çaylı Köyü sürecin dışında bırakılmış, ÇED alanı 25 hektar eşiğinin hemen altında tutularak kapsamlı inceleme engellenmiş, AFAD ve MTA tarafından tespit edilen heyelan riski ÇED raporunda yok sayılmış, pasanın asit üretme potansiyeli bilimsel testler yapılmadan “tehlikesiz” olarak nitelendirilmiştir.

Tüm bu bilimsel gerçekler ve yasal usulsüzlükler ortadayken, mahkemenin yürütmeyi durdurma talebimizi reddetmesi, kamu yararını değil, şirket çıkarlarını gözeten bir anlayışın ürünüdür. Bu karar, Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” ile 63. maddesinde belirtilen “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” yükümlülüğüyle açıkça çelişmektedir.

Ret kararı, mücadelemizin sonu değildir. Davamız esastan devam etmektedir.

Kamuoyunu ve tüm duyarlı kesimleri, bu kadim toprakların, suyun, ormanın ve kültürün yok edilmesine karşı sesimizi duyurmaya, yetkilileri ise Anayasal ve yasal görevlerini hatırlayarak bu yıkım projesini durdurmaya davet ediyoruz.

Dipsizgöl ve çevre köylerin halkı olarak, toprağımıza, suyumuza, geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.”