Devrilen masalar, kurulan masalar… Kuzey ve Doğu Suriye, yani Rojava; bölgede hem güçlü bir aktör hem de her dönem hedefe konulan bir coğrafya. “Kimliksizlikten Demokratik Özerkliğe: Suriye’de Kürtlerin tarihi (1,2,3) başlıklı dosyamızda, Kürtlerin Suriye’ye sonradan gelmediğini, bu toprakların kadim ve yerleşik halkı olduğunu vurgulamıştık. Baas rejimi ile kimliksizleştirilen Kürtler, bu coğrafyanın asli bir parçası olmalarına rağmen yıllarca inkar edilen bir halk konumundaydı. Tutuklamalar, gözaltılar ve katliamlarla sınanan bu halkın var olma mücadelesi hiç dinmedi.
Rojava, en son 2014’te IŞİD’i yenilgiye uğratmasıyla dünya gündeminin merkezine oturdu. 2012’den itibaren verdiği mücadele ile yeni bir sistem inşa eden Kuzey ve Doğu Suriye, HTŞ ve ona bağlı grupların 2024’te Esad yönetimini devirmesinin ardından diyaloğa rağmen 2026’da tekrar saldırıların hedefi haline geldi. Suriye’de aktörler değişse de Kürtlere yönelik inkar siyaseti hep uygulandı. Ancak Kürtlerin de kendilerini var etme mücadelesi hep sürdü.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam arasındaki diyaloglar sonucu, 10 Mart 2025’te bir mutabakat imzalandı. Bu uzlaşıya göre; Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin 2025 sonuna kadar merkezi yönetime, SDG’nin ise Suriye ordusuna entegre edilmesi öngörülüyordu. Ancak somut bir yol haritası yoktu. Ankara’nın etkisiyle 10 Mart mutabakatı ve 1 Nisan anlaşması çeşitli gerekçelerle bozuldu. Taraflar birbirini suçladı.
Tırmanan gerilim, Ocak 2026’nın ilk haftasında Halep’te çatışmalara dönüştü. Peki, 30 Ocak 2026 Anlaşması’na giden süreçte neler yaşandı? Kuzey ve Doğu Suriye neden hedef alındı? Anlaşma şu an sahada nasıl uygulanıyor? Tüm bu soruların yanıtını dosyamızın üçüncü bölümünde ele alıyoruz.
- Bölüm: Esad devrildi, HTŞ döneminde Rojava: Taşlar yeniden diziliyor (1)
-
Müzakere ile müdahale arasında: 10 Mart Mutabakatı’ndan 30 Ocak Anlaşması’na (2)
Rojava neden hedef alındı?
Peki Rojava neden hep hedefte? Önde gelen Kürt entelektüeli ve Amargi köşe yazarı Baxtiyar Êli, 21 Ocak 2026’da Rojava’ya yönelik en yoğun saldırılarının olduğu zaman kalema aldığı yazıda, bu soruya en yalın haliyle şu yanıtı verdi: “Rojava, Ortadoğu’nun modern tarihinde bu faşist siyaset biçimini kırmaya yönelik ilk temel ve ciddi girişimdir. Yaşananlar, bazılarının iddia ettiği gibi “Rojava modelinin başarısızlığı” değil; aksine, bu modelin önemini, radikalliğini ve tarihsel değerini göstermektedir.” Yazısının devamında, “Rojava, yüzyıldır yalnızca faşist ve muhafazakâr sloganlar üreten bir alana yeni bir siyasi yön çizmeyi ve yeni bir siyasi hedef koymayı başardı. Mesele sadece Batı’nın Kürtlere tekrar ihanet etmesi değil; daha derin bir korkuyla, radikal bir siyasi alternatifin yükselişine dair bir endişedir; bu alternatif, bölgedeki özgürlük arayanlara yeni bir direniş modeli sunabilir. Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehlike geçici veya kısa süreli değildir” ifadeleri yer aldı.
Neden Halep?
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı dalgası, 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’in iki stratejik Kürt mahallesi olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de fitillendi. Bu mahallelerde başlayan saldırılar, kısa sürede diğer kentlere yayıldı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), özellikle Fırat’ın batısındaki kentlerden kademeli olarak çekilmek durumunda kaldı. Peki, saldırıların başlangıç noktası olarak neden özellikle Halep seçildi? Numedya24 yazarı Sedat Ulugana, “Halep Kimin Kenti?” başlıklı makalesinde bu sorunun tarihsel ve siyasi arka planını yazdı. Ulugana, Halep’in Kürtler için “sonradan gelinen” bir yer olmadığını şu sözlerle anlattı:
“Halep tarihinin hangi dönemine bakılırsa bakılsın; Kürtlerin askeri, ticari, idari ve kültürel izlerine rastlamak mümkündür. Bu izler bir ‘misafirlik’ hâlinin değil, kurucu bir unsur olmanın göstergesidir. Halep, Kürtler için ne sonradan gelinmiş bir şehir ne de geçici bir ikametgâhtır; aksine Kürt tarihinin asli ve kadim mekânlarından biridir.” Sedat Ulugana, Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırıların tesadüf olmadığını, aksine stratejik bir tasfiyenin parçası olduğunu yazdı:
“Halep’te yaşananlar dar bir askeri hesap ya da yerel bir çatışma değil; Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri denklem dışına iterek teslim alma stratejisinin kritik bir sınamasıdır. Özerk Yönetim ve SDG; sahada yalnızca askeri bir varlık değil, aynı zamanda kurumsal kapasite, nüfus yönetimi ve siyasal süreklilik üretmiş bir aktör olarak ‘teslimiyeti’ yapısal olarak imkansız kılıyor. Halep tam da bu nedenle hedefte: Burada belirlenecek denge, Kürtlerin Suriye’de kurucu bir güç olarak kalıp kalmayacağını tayin edecek.”
2026 yılının başından itibaren Kuzey ve Doğu Suriye ile Halep hattında yaşananlar, Suriye’nin geleceğinin tayin edildiği en kritik virajlardan biri oldu. 4 Ocak’tan 30 Ocak Anlaşması’na kadar geçen süreç, askeri bir kuşatmanın siyasi bir statü arayışına evrildiği yoğun bir tempoya sahipti.
İşte 2026 yılının o belirleyici gün gün kronolojisi:
4-5 Ocak 2026: Paris ve Şam görüşmeleri
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik kapsamlı saldırıdan iki gün önce 10 Mart mutabakatı için görüşmeler sürüyordu. 4 Ocak 2026‘da SDG, 10 Mart Mutabakatı kapsamında Mazlum Abdi’nin de yer aldığı bir heyet, Şam’da geçici yönetim yetkilileriyle görüştü. Toplantı sonrası yapılan açıklamada askeri güçlerin entegrasyonu konusunun görüşüldüğü ve sonuca ulaşıncaya kadar toplantılara devam etme konusunda anlaşıldığı duyruldu. Toplantıya ABD öncülüğündeki uluslararası IŞİD karşıtı koalisyonun Doğal Kararlılık Operasyonu (Operation Inherent Resolve) komutanlarından Kevin J. Lambert de katılmıştı. Toplantı beklenen gibi devam etmemişti. Saldırılardan 5 gün sonra SDG Genel Komutanlık üyesi Siphan Hemo, toplantının nasıl sabote edildiğini açıklayacaktı. Sipan Hemo, 4 Ocak’ta Şam’da yapılan ve entegrasyon başlıklarında uzlaşıyla sonuçlanan toplantıya ismini açıklamadığı “başka bir devlet yetkilisinin” müdahale ettiğini, bu müdahalenin ardından sürecin askıya alındığını ve kısa süre sonra Şeyh Maksud ile Eşrefiye’ye yönelik saldırıların devreye sokulduğunu söyledi. Siphan Hemo, o güne dair, “Oldukça olumlu bir toplantıydı. Çünkü iki taraf da maddeleri kabul etmişti. Hatta uluslararası güçler bu gelişmenin kamuoyuna duyurulmasını istiyordu. Tam bunları konuşurken ismini vermeyeceğim başka bir devlet yetkilisi içeri girdi. Baktı ki toplantı olumlu geçiyor, istihbarat sorumlusu ve Savunma Bakanını yanına alıp çıktı. Döndüklerinde “şu aşamada hiçbir açıklama yapmayacağız. Ayın 7 veya 8’ine bırakalım” dediler. Bir oyun gelişeceği açıktı. Ama Şeyh Maksud mu, başka bir yer miydi, henüz belli değildi. Bir oyunun kokusu geliyordu.” açıklamasında bulundu.
Şeybani’nin odaya girmesiyle toplantının seyri değişti
Al-Monitor’a bilgi veren tüm kaynaklar ise bir noktada Suriye geçici hükümetinin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin odaya girdiğini ve kısa süre sonra Lambert ve yardımcılarının odadan çıkmasını istediğini söyledi. Ardından toplantının sona erdiğini ve görüşmelerin 8 Ocak’ta yeniden başlayabileceğini açıkladı. SDG yetkilileri, Şeybani’nin görüşmeler boyunca Ankara’dan talimat almakla suçladı.
Saldırıya onay Paris’teki görüşmelerde çıktı
Şam’da SDG ile görüşmelerin yapıldığı o günlerde Paris’de de önemli görüşmeler dizisi vardı. Paris’teki görüşmelere, geçici Şam hükümeti Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, İsrail heyeti, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı. Görüşmelerin ardından İsrail ve Suriye arasında bazı konularda anlaşmaya varıldığı duyuruldu.

Şam’daki toplantı, Suriye yönetiminden bir yetkili tarafından sabote edilince; Paris’teki görüşmelerde Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik bir askeri harekata yeşil ışık yakıldı. Reuters’ın haberine göre operasyon için düğmeye yıl başında basıldı, içinde Türkiye ve İsrail’in de bulunduğu diplomatik görüşme ve toplantılarda onay süreci tamamlandı. Ocak ayı başında Şam, Paris ve Irak’ta kapalı kapılar ardında bir dizi üst düzey görüşme gerçekleştirildi. Paris’teki görüşmede Suriyeli yetkililer İsrail tarafına SDG’ye verdiği desteği kesmesini istedi. Suriye hükümeti, SDG’nin entegrasyon sürecini geciktirmesinden İsrail’i sorumlu tutuyordu. İsrailli yetkililerle yapılan toplantıda Suriye hükümetinin, SDG kontrolündeki bazı bölgelerde sınırlı bir operasyon fikrini de gündeme getirdiği ve çekinceyle karşılaşmadığı belirtildi. Reuters’ın bu haberine ise Suriye ve ABD’den doğrulama ya da yalanlama gelmedi. Ajansın görüşmelere yakın dokuz kaynağa dayandırdığı haberde ABD’nin operasyona karşı çıkmadığı, bunun da Suriye’deki güç dengelerini kökten değiştirdiği belirtildi. Reuters’a konuşan başka bir Suriyeli kaynak ise Türkiye “Kürt sivillerin korunması şartıyla Washington’ın SDG’ye karşı operasyona onay vereceğini” Suriyeli yetkililere iletti. Başka bir yorum ise İngiltere’nin bu görüşmelerde aktif rol aldığıydı.

6 Ocak 2026
Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a saldırı
Paris görüşmelerinden bir gün sonra yani 6 Ocak’ta Şam yönetimi 1 Nisan anlaşmasını ihlal etti. Suriye geçici hükümetine bağlı gruplar Halep’te Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Benî Zeid mahallelerine saldırdı. Geçici hükümet güçleri ayrıca Tabka’da bulunan Tişrin Barajı’nı ve Dêr Hafir’a yönelik saldırılarda da bulundu. Çatışmalarda sivillerden ölenler ve yaralananlar oldu. On binlerce kişi yaşadıkları bölgeleri terk etti.

Halep’te bir kadın savaşçının binadan atılması: Savaş suçu işleniyor
Hak ihlallerinin yoğun yaşandığı Halep’in iki Kürt mahallesinde siviller büyük zarar gördü. Şeyh Maksud Mahallesi’nde Şam yönetimine bağlı grupların, İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) üyesi bir kadın savaşçının naaşına yönelik gerçekleştirdiği insanlık dışı uygulama büyük bir tepkiye yol açtı. Görüntülerde; silahlı bir grubun, hayatını kaybeden kadın savaşçının bedenini bir binanın üçüncü katından “tekbir” sloganları eşliğinde aşağı fırlattığı görülmüştü.İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından paylaşılan bu görüntüler; “savaş suçu” ve “insanlık onurunun ağır bir ihlali” olarak nitelendirildi. Ki bu görüntüler daha sonra ABD kongresinde izletilecekti.

7 Ocak 2006
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nden diyalog çağrısı
Saldırılara rağmen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise hep diyalogtan yana oldu. Ancak Şam yönetiminin tavrı ise olmusuzdu. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, “Müzakereleri başlatmak için gösterdiğimiz ısrarlı çabalara rağmen, Savunma Bakanlığı diyaloğu reddediyor. Hükümet yetkililerini yaşananlardan sorumlu olmaya ve savaş ve çatışma yöntemlerinden vazgeçerek, sorunları diyalog yoluyla çözmek için akıl ve mantık yolunu izlemeye çağırıyoruz” açıklaması yaptı.

Benzer bir açıklamada yapan SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan halkın yanında olduklarını belirterek, “Bu saldırıları durdurmak için günlerdir tüm taraflarla birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Şam yönetiminin tutumu öfkeyle karşılanıyordu. Kuzey ve Doğu Suriye’de açıklama, yürüyüşlerle Şam yönetimi protesto ediliyordu.
8 Ocak 2026
ABD’den ‘Endişeliyiz’ açıklaması ve Şara ile görüşme
Saldırılar bu iki Kürt mahallesi ile de sınırlı kalmadı. 8 Ocak 2026’da Der Hafir’e saldırı düzenlendi. Saldırılara uluslararası toplumun sessiz kalması ise dikkat çekti. Sadece ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Halep’te yaşanan gelişmeleri “derin bir endişeyle yakından takip ettiklerini” söyledi. 10 Mart mutabakatını hatırlatan Barrack, “Entegrasyon anlaşmasının başarıyla sonuçlandırılmasının eşiğine gelinmişti” dedi.

Barrack ayrıca Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed Şara ile de görüştü. Barrack, “Tüm tarafları azami itidal göstermeye, derhal çatışmaları durdurmaya ve Suriye hükümeti ile SDG arasında 10 Mart ve 1 Nisan 2025’te imzalanan anlaşmalar doğrultusunda diyaloğa dönmeye çağırıyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun da Şam yönetimi ile SDG arasında “yapıcı angajmanı kolaylaştırmaya hazır” olduğunu belirten Barrack, “Amaç; Suriye’nin birliğine saygı duyan, tek egemen devlet ilkesini koruyan ve tek meşru ulusal ordu hedefini destekleyen kapsayıcı ve sorumlu bir entegrasyon sürecini ilerletmektir” ifadelerini kullandı.
9 Ocak 2026
Von der Leyen ve Costa, Şara ile görüştü: AB’den 620 milyon euroluk destek paketi
“Kürt mahallelerine yönelik saldırılar devam ederken, Avrupa Birliği’nin Şam ziyareti kamuoyunda eleştirilere neden oldu. AB Konseyi Başkanı António Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ahmed Şara ile görüştü. Esad’ın devrilmesinden sonra yapılan ilk Suriye ziyaretinin ardından von der Leyen Suriye için 620 milyon euroluk destek paketi açıkladı. Deutche Welle’nin bildirdiğine göre, von der Leyen “Suriyelilerin ülkelerine geri dönmek ve yaşamlarını yeniden kurmak için gerçek bir perspektife sahip olmasını istiyoruz” dedi.

10 Ocak 2026
Trump’tan ‘Halep’ açıklaması: Barış görmek istiyoruz
Saldırılara tepkiler sürerken, arabulucu güçler eşliğinde saldırıların başladığı günden bu yana diplomasi trafiği de sürdü. ABD Başkanı Donald Trump, Halep’e ilişkin “Barış olmasını istiyorum. Bizim hem Kürtlerle hem de Suriye hükümetiyle aramız çok iyi. Onlar uzun yıllardır birbirlerinin doğal düşmanıydılar; ama bizim her ikisiyle de aramız çok iyi. Suriye’nin başarılı olmasını istiyoruz. Şimdiye kadar başarılı olduklarını düşünüyorum ama bu yeni şey (bu savaş) ortaya çıktı ve bunun durmasını istiyoruz” değerlendirmesi yaptı.

Fransa’dan da taraflara ateşkes çağrısı yapıldı.
11 Ocak 2026
Ateşkes ilan edildi: Kürt güçleri, Fırat Nehri’nin doğusuna geçti
5 gün devam eden saldırılarda Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde 25 sivil hayatını kaybetti, 98 sivil de yaralandı. 11 Ocak’ta ateşkes ilan edildi. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, yaralılar, mahsur kalan siviller, yaşamını yitirenler ile savaşçıların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden Kuzey ve Doğu Suriye’ye tahliyesini güvence altına almak amacıyla uluslararası tarafların arabuluculuğunda ateşkes sağlanması yönünde bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bunun ardından silahlı Kürt güçler, iki mahalleden çekilerek Fırat Nehri’nin doğusuna geçti.

11 Ocak’taki ateşkese karşın sahada gerilim sürdü. Şam yönetimine bağlı gruplarında hak ihlalleri hiç eksik olmadı. Suriye geçici hükümetine bağlı grupların saldırıları sürdü ve SDG’yi Fırat’ın batısındaki tüm topraklardan çekilmeye zorladı. Suriye geçici hükümetin Savunma Bakanlığı bölgeye tank ve top sevkiyatı yaptı. Ateşkesden bir gün sonra Dêr Hafir ve Meskenê saldırılar sürdü.

Bölgedeki hareketlilik devam ederken, ateşkese rağmen Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerinde endişe verici haberler geliyordu. Bunlardan biri de sağlık çalışanlarının kaçırılmasıydı. 3 sağlık çalışanı Şam ordusuna bağlı gruplar tarfından kaçırıldı.
13 Ocak 2026
48 kişi hayatını kaybetti, 118 kişi yaralı: İlham Ahmed’den soruşturma çağrısı
Kuzey ve Doğu Suriye Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Şam yönetimine bağlı grupların hak ihlallerine tepki gösterdi:
“Şeyh Maksud ve Eşrefiye bölgelerinde Kürtlere karşı işlenen suçlar ve saldırılar savaş suçlarını teşkil etmektedir. Bunlar arasında genç erkeklerin kaçırılması ve infazı, sivil malların çalınması ve yağmalanması, savaşçıların ve sivillerin cesetlerinin parçalanması yer almaktadır. Uluslararası insan hakları örgütlerini ve Uluslararası Af Örgütü‘nü derhal müdahale etmeye, kaçırılanların davalarını takip etmeye ve bu iki bölgedeki olayları soruşturmaya çağırıyoruz.” 2 Kürt mahallesindeki saldırılarda yaklaşık 48 kişinin hayatını kaybettiğini, 118 kişinin de yaralandığını ve onlarca kişinin akıbetinin ise henüz bilinmediğini aktardı. İlham Ahmed ayrıca ABD’ye Kürtlere karşı katliamlar gerçekleştiren geçici hükümet hakkındaki tutumunu netleştirmeye de çağırdı.

Aynı gün Hatay’da Halep saldırısına tepki
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi Hatay Yayladığ Sınır Kapısı önünde Halep’teki saldırılara tepki gösterdi.

Bahçeli: SDG’yi Ankara’ya davet etmek akıl tutulması
Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü için başlatılan süreci direk etkilediğini dosyamızın ikinci bölümünde ele almıştık. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında SDG’ye yüklendi. “PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiştir. Bu terör örgütünün uzantısının da akıbeti aynı olmalıdır” sözleriyle, SDG’ye çözülme çağrısında bulundu. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’yi “terörist İsrail’in kuklası” şeklinde nitelendiren Bahçeli, DEM Parti’ye de “Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. “Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir.” sözleriyle yüklendi.
Hatay’dan Bahçeli’ye sesleslenen Tülay Hatimoğulları ise “Orada Kürt kanı döküldü, Alevilerin, Arapların, Sünnilerin, Hristiyanların, Dürzilerin kanı döküldü. Keşke bu yaşanmasaydı ve bu konuyu konuşmak zorunda kalmasaydık” yanıtını verdi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları’nın “SDG yöneticilerini Ankara’ya davet edin. Bir masada oturun. Görüşün. Konuşun. Çözümü birlikte arayın” çağrısıyla ilgili de de Bahçeli, “SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır “İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir?” ifadelerini kullandı. “Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir.” dedi. Türkiye’de de Rojava’ya dönük saldırılar dikkatle izleniyordu.Kürtler ise saldırılara kayıtsız kalmıyordu.
16 Ocak 2026
Şara yeni bir kararname yayımladı
Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed Şara, 16 Ocak’ta yeni bir kararname yayımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye’nin “temel ve asli bir parçası” olduğu belirtildi. Ayrıca Kürtçenin “ulusal dil” olarak tanınarak okullarda öğretilmesinin yolu açıldı. Newroz resmi tatil ilan edildi, Kürtlere vatandaşlık hakkı verildi. Şara, kararnameyi duyurduğu televizyon yayınında Kürtleri “bu ulusu inşa etmeye aktif olarak katılmaya” davet etti ve onların haklarını koruma sözü verdi. SANA’nın duyurduğu kararnamede şunlar yer aldı:
- Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır. - Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.
- Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.
- Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.
- Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.
- Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.
- Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim. kararnameyi “Kürt halkının haklarını geçiştirme ve bölme girişimi” olarak tanımladı.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise hakların geçici kararnamelerle değil, kalıcı anayasa ile garanti altına alınabileceği belirtilerek, “Suriye’deki köklü çözümünün; kapsayıcı bir ulusal diyalogda ve tüm Suriyeliler arasında gerçek bir ortaklığı güvence altına alan, demokratik ve adem-i merkeziyetçi bir anayasada yattığı”nı vurguladı.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ise kararnameyi memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
SDG ve Uluslararası Koalisyon heyeti Dêr Hafir’a gitti
Suriye geçici hükümetine bağlı grupların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin ardından Dêr Hafir, Meskene ve Tişrin Barajı çevresine yönelik saldırıları devam ederken, ABD Suriye Temsilcisi Barrack, Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştü. Barrack, bölgede gerilimi düşürmek ve “entegrasyon görüşmelerine geri dönmek için gece gündüz çalıştığını” duyurdu. Uluslararası Koalisyon ve SDG komutanlarından oluşan bir heyet de Dêr Hafir’a gitti.

Abdi: Güçlerimizi Fırat’ın doğusunda yeniden mevzilendirme kararı aldık
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ise iki gündür Suriye geçici hükümetine bağlı grupların saldırısı altında olan Dêr Hafir’a ilişkin açıklama yaptı. Abdi, “Dost ülkeler ve arabuluculardan gelen çağrılar, entegrasyon sürecini tamamlama konusundaki iyi niyetimiz ve 10 Mart Anlaşması hükümlerinin uygulanması konusundaki kararlılığımız doğrultusunda, iki gündür saldırı altında olan Halep’in doğusundaki mevcut temas bölgelerinden yarın sabah saat 07.00’de güçlerimizi çekerek, Fırat’ın doğusunda yeniden mevzilendirme kararı aldık.” dedi. Fırat’ın batısında ve Halep’in yaklaşık 60-70 kilometre doğusunda bulunan Dêr Hafir ve Meskenê bölgeleri, SDG’nin kontrolü altında bulunuyordu.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik kapsamlı saldırıların olduğu bu dönemde Ahmed Şara’nın Berlin ziyaretinin gündeme gelmesi ise yoğun tepkiye yol açtı. 19 Ocak’ta gerçekleşecek ziyaret ile ilgili Kürtler protestolar yapacağını duyurdu. Bunun üzerine program iptal edildi.

17 Ocak 2026
Özerk Yönetim heyeti ve Barzani, Tom Barrack’la bir araya geldi
Bir yandan saldırılar diğer yandan görüşmeler de devam ediyordu. Mazlum Abdi, İlham Ahmed, Tom Barrack ve KDP Başkanı Mesud Barzani ile Erbil’de bir araya geldi. Mazlum Abdi ayrıca Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi. Görüşmeler sürerken SDG’nin çekileceğini duyurduğu Dêr Hafir ve Meskene bölgelerine yönelik Şam hükümeti gruplarının saldırısı gerçekleşti, şiddetli çatışmalar başlamıştı. Görüşme sonrası Federe Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Her iki taraf, sorunların barışçıl çözümü ve yeni Suriye’nin bileşenleri arasında barış içinde bir arada yaşamın sağlanması için tek yolun diyalog olduğu konusunda hemfikir kaldı” denildi.

Bu görüşmeler, 30 Ocak Anlaşması’na giden yolun taşlarını döşüyordu. Erbil’in bu temaslara ev sahipliği yapması, Kürt birliği açısından stratejik bir öneme sahipti. Özellikle Mesud Barzani, bu süreçte aktif bir arabuluculuk rolü üstleniyordu.

SDG’nin çekilme kararına rağmen Şam’dan saldırı
SDG’nin Der Hafir ve Meskene’den çekilme kararına rağmen Şam ordusunun da saldırılarını sürdürmesine ilişkin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed açıklama yaptı:
“Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Der Hafir ve Meskene şehirleri de dahil olmak üzere Fırat’ın batı yakasından birliklerini çekmeyi kabul etti. Ancak Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı birlikler bu anlaşmayı ihlal etti. Meskene’de iki taraf arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Bu ihlalden ve SDG’ye karşı şiddeti kışkırtmaktan dolayı Suriye geçici hükümetini sorumlu tutuyoruz.”
SDG,Der Hafir ve Meskene’de askeri hareketliliğe Akıncı tipi insansız hava araçlarının keşif, gözetleme ve doğrudan saldırı faaliyetleriyle dahil olduğunu duyurdu.

Tüm bunlar yaşanırken Tabka’dan sonra Rakka da sokağa çıkma yasağı ilan etti.
17 ocak 2026
CENTCOM’dan ‘Saldırıları durdurun’ çağrısı
ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Suriye geçici hükümetinin SDG’ye karşı askeri güç kullanması durumunda Sezar Yaptırımları uyarısında bulundu ve “Eğer askeri harekâta girişirlerse yaptırımları yeniden yürürlüğe koymak ve daha da ağırlaştırmak için elimden gelen her şeyi yapacağım” dedi.
CENTCOM Komutanı Cooper ise geçici hükümete, “Halep ile Tabka arasındaki bölgelerde her türlü saldırgan eyleme son verme” çağrısı yaptı.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi ise CENTCOM’un açıklamasını alıntılayarak “Kürt halkı uzun zamandır Suriye için daha iyi bir gelecek için mücadele etmiş ve Amerika’nın sadık ortakları olmuştur” dedi.
WSJ: Vance Şara’yla görüştü, Sezar yaptırımları için uyardı
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed Şara’yı aradığını yazdı. İki ABD’li yetkiliye dayandırılan WSJ haberinde Şam hükümetinin saldırılarını Halep vilayetinin doğusuna, potansiyel olarak da Fırat Nehri’nin doğusuna doğru “büyük ve çok yönlü” olarak planladığı kaydedildi. WSJ’nin “görüşmeye yakın bir kaynak”tan hareketle bildirdiğine göre, “Başkan Yardımcısı JD Vance, Şara ile görüşerek Kürtlerle olan anlaşmazlıkları çözmesi yönünde çağrıda bulundu.” Haberde, ABD’li kaynaklar, Vance’in “Şam’ın daha kapsamlı saldırıya devam etmesi halinde Sezar Yasası yaptırımlarını yeniden uygulanabilceği konusunda uyardığını”da kaydetti.
18 Ocak 2026
Şam’dan 14 maddelik mutabakat açıklaması
Ahmed Şara, SDG ile 14 maddelik ateşkes anlaşmasını duyurdu. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi de ateşkesi doğruladı. Şara, Komutanı Mazlum Abdi ile varıldığını belirttiği “ateşkes ve entegrasyon mutabakatını” paylaştı. Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın X hesabından yapılan paylaşımda Şara ve Abdi tarafından imza altına alınmış anlaşma metninin fotoğrafına da yer verilerek, “Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ateşkes anlaşmasını ve Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye devlet kurumlarına tam entegrasyonunu imzaladı” denildi. Paylaşılan mutabakat şöyleydi:
Birinci madde:
- Suriye hükümet güçleri ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında tüm cephelerde ve temas noktalarında kapsamlı ve derhal ateşkes ilan edilmesi. Buna paralel olarak DSG’ye bağlı tüm askeri yapılanmaların Suriye’nin doğusundaki bölgelere çekilmesi, yeniden konuşlanmaya yönelik bir adım olarak kabul edilir.x
İkinci madde:
- Deyrizor Valiliği’nin idari ve askeri olarak derhal Suriye hükümetine devredilmesi. Bu kapsamda, sivil kurumların, hizmet birimlerinin ve yerel yönetimlerin çalışmalarının sürdürülmesi; Suriye’ye bağlı ihtisas bakanlıklarının görevlerini yerine getirmesi ve valiliklerde sivil idareye yönelik herhangi bir baskı uygulanmaması güvence altına alınır.
Üçüncü madde:
- Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumların, Suriye devleti kurumları ve idari yapıları içine entegre edilmesi.
Dördüncü madde:
- Suriye hükümetinin sınır kapılarını, petrol sahalarını ve doğal gaz kaynaklarını devralması; bunların güvenliğinin düzenli güçler tarafından sağlanarak devlet kaynaklarının yeniden ülkeye kazandırılması.
Beşinci madde:
- SDG’ye bağlı tüm askeri ve güvenlik unsurlarının, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısı içine entegre edilmesi. Rütbelerin ve askeri/sivil statülerin korunması; Kürt bölgelerinin özgünlüğü gözetilerek görevlerin sürdürülmesi.
Altıncı madde:
- SDG liderliğinin, eski rejim kalıntılarına destek verilmemesi ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki bu unsurların silahsızlandırılması ve dağıtılması konusunda taahhütte bulunması.
Yedinci madde:
- Haseke Valiliği için bir adayın atanmasına ilişkin cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılması, bunun siyasi katılım ve yerel temsili garanti altına alması.
Sekizinci madde:
- Ayn el-Arab (Kobani) kentinin ağır silah ve askeri görünümden arındırılması, kent halkından oluşan güvenlik güçlerinin oluşturulması ve bu güçlerin İçişleri Bakanlığı’na bağlı yerel polis olarak görev yapması.
Dokuzuncu madde:
- IŞİD tutukluları ve kamplarına ilişkin dosyanın yönetiminin, bu kampların korunmasından sorumlu güçlerle birlikte tamamen Suriye hükümetine devredilmesi; hukuki ve güvenlik sorumluluğunun devlete geçmesi.
Onuncu madde:
- SDG liderliği tarafından sunulan aday listesinin kabul edilmesi; bu adayların merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlere atanması, ulusal ortaklığın güvence altına alınması.
On birinci madde:
- 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin memnuniyetle karşılanması. Bu kararname; Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını, tutukluların hukuki ve sivil dosyalarının ele alınmasını ve önceki sözleşmelerden kaynaklanan mülkiyet haklarının iadesini öngörmektedir.
On ikinci madde:
- DSG’nin, Suriye vatandaşı olmayan PKK mensupları ve yöneticilerinin Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarılması konusunda taahhütte bulunması; bunun egemenlik ve komşu ülkelerin istikrarı açısından gerekli olduğu vurgulanmaktadır.
On üçüncü madde:
- Suriye devletinin, IŞİD’le mücadeleyi uluslararası koalisyonun etkin bir üyesi olarak sürdürmesi, bu çerçevede ABD ile ortak koordinasyonun devam etmesi; bölgenin güvenliği ve istikrarının sağlanması.
On dördüncü madde:
- Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerinin halkının güvenli ve onurlu biçimde geri dönüşünü sağlayacak düzenlemeler için çalışılması.”

Mazlum Abdi, yaptığı açıklamada, “Bu savaşa mecbur bırakıldıklarını” söyledi, “bunun iç savaşa dönüşmemesi ve ölümleri engellemek için Deyrizor ver Rakka’dan çekilme kararı aldıklarını” açıkladı. Özetle SDG, Fırat’ın batısından doğusuna çekiliyordu.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack ise “ABD Suriye hükümetini ve SDG, bugün varılan ateşkes anlaşmasına ulaşmadaki yapıcı çabalarından dolayı takdir eder ve bu anlaşmanın, birleşik bir Suriye’ye doğru yenilenmiş diyalog ve işbirliğinin yolunu açtığını belirtir” açıklamasını yaptı.
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanlık Konseyi üyesi Foza Yusuf ise Şam’a bağlı grupların saldırılarının özellikle Cizîr bölgesine tehlikeli bir boyuta ulaştığını belirterek, “Birçok yanlış yalan bilgi bilinçli olarak dolaşıma sokuluyor” ifadeleriyle SDG’den gelecek açıklamaların dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’den açıklama, Erdoğan ve Macron Şara ile görüştü
Öte yandan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, 14 maddelik mutabakata destek verildi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şara ile telefonda görüştü. Görüşme sonrası yapılan açıklamada “Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü, birlik, beraberlik, istikrar ve güvenliğine önem verdiği” belirtildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Şara ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Macron, kalıcı ateşkesin gerekliliğini belirtti.
Aynı gün Barrack, Ahmed Şara ve Mazlum Abdi ile görüştü.

Mazlum Abdi: Ateşkes çabalarımız devam ediyor
Mazlum Abdi, Şam yönetimine bağlı güçlerin saldırılarının yayılarak sürdüğünü belirtti ve çatışmaların durdurulması için uluslararası tarafların da dahil olduğu girişimlerin sürdüğünü vurguladı. Abdi, “Halkımıza sesleniyoruz: Ateşkes ve sükûnet için çalışmalarımız devam ediyor. Bu nedenle halkımızı, evlatları olan savaşçılarımızın etrafında kenetlenmeye, cesaret ve inançla hareket etmeye çağırıyoruz” dedi. Abdi, Şara ile telefonda görüştü.
KDP Başkanı Mesud Barzani ise SDG ile Şam güçleri arasında başlayan çatışmalara değinerek tarafları sükûnete çağırdı ve daha önce varılan anlaşmalara dönülmesi gerektiğini vurguladı.

Tabka’da bir SDG savaşçısını simgeleyen heykel de yıkıldı – 18 Ocak 2025
19 Ocak 2026
Rojava’da genel seferberlik ilan edildi
SDG’nin gerilimi azaltmak için Fırat’ın doğusuna çekilme kararına rağmen Şam’ın saldırıları sürdü. Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Cizîr Kantonu İçişleri Kurulu, güvenlik ve istikrarı sağlamak amacıyla kantonun tüm şehir ve beldelerinde genel sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Tişrin Barajı
Özerk Yönetim, Şam’daki geçici hükümete bağlı grupların imzalanan anlaşmaları ihlal ettiği ve birden fazla cephede saldırılar düzenlediğini açıkladı. Açıklamada, çözüm için atılan adımlara ve iyi niyet göstergelerine rağmen, bazı bölgelerden çekilme dahil barışçıl girişimlerin karşılık bulmadığı kaydedildi. Saldırıların sürmesinin, Şam yönetiminin askeri tırmanışta ısrar ettiğini gösterdiği belirtilen açıklamada, bu yaklaşımın Kuzey ve Doğu Suriye’deki toplumsal birlikteliği hedef aldığı, şiddeti körüklemeyi, bölgenin yerleşik halklarını hedef almayı ve mevcut çoğulcu yapıyı ortadan kaldırmayı amaçladığı ifade edildi.
Mazlum Abdi’den açıklama: Savaş bize farz kılındı
Mazlum Abdi, 6 Ocak’tan bu yana en ciddi saldırıyla karşı karşıya bulunduklarını belirterek, uyarılarda bulundu.

Ronahi Tv’ye görüntülü bir mesaj gönderen Abdi, şunları belirtti:
“Sevgili halkımız değerli dostlar
Ayın 6’sından bu yana şiddetli bir savaş yaşıyoruz. Çok sayıda şehit ve yaralı verdik. Şam’a gitmeden önce halkımızla bazı hususları paylaşmak istedim. Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum: Bu savaş bize farz kılındı. Önüne geçmek istiyorduk. 4 Ocak’ta Şam’da yaptığımız son toplantı, sonrasındaki toplantılarda, Hewlêr’deki toplantıda bu savaşın önünü almak istedik. Ancak ne yazık ki bu savaş birçok güç tarafından planlandığı için bu savaş bize farz kılındı ve bugüne gelmiş bulunuyoruz. Bu savaşın bir iç savaşa dönüşmemesi ki öyle planlanmıştı, daha fazla ölüm ve sivillerin anlamsız kayıplarının yaşanmaması için – savaşın sonu da belirsizdi – Dêrazor ve Rakka güçlerini Hesekê bölgesine geçirme konusunda bir ittifaka varıldı.Şunu söylemek istiyorum. Varılan ittifaka dair Şam’dan döndükten sonra daha detaylı konuşacağız. Bizler devrim ve halk kazanımlarını koruyacağız. Bunun için elimizden ne gelirse yapacağız. Bölgemizin özgünlüğünü koruyacağız. Buna gücümüz de yetiyor. Bu yönlü çabalarımız da devam edecektir. Bu bir mücadeledir ve uzun solukludur. Halkımız, örgütümüz ve arkadaşlarımız bu mücadelede de bu savaşta da tıpkı son 14 yılda kazandığı diğer savaşlar gibi kazanacaktır.”
Toplantı olumsuz sonuçlandı
Ahmed Şara ve Mazlum Abdi 19 Ocak’ta Şam’da anlaşmayla ilgili detayları ele almak üzere biraraya geldi ancak toplantının olumsuz geçtiği basına yansıdı. Toplantıya uluslararası gözlemciler de katıldı. Söz konusu görüşme, Şam hükümetine bağlı grupların ateşkese rağmen Rakka, Şeddade ve Ayn İsa’ya yönelik saldırılarının yoğunlaşarak sürdüğü dakikalarda gerçekleşti. Görüşmenin seyri hakkında ilk açıklamayı PYD Başkanlık Konseyi Üyesi Foza Yusuf yaptı. Amargi’ye konuşan Yusuf, Şam’da Abdi ile Şara arasında gerçekleşen görüşmenin “olumlu sonuç vermediğini” söyledi: “Bugün yaşananların tamamı, Kürtlere yönelik soykırım temelinde gerçekleşmektedir. Gerçekleşen toplantıdan herhangi bir olumlu sonuç çıkmamıştır.”
SDG Basın Sözcüsü Şami: ‘Şam yönetimi diyalog yerine ‘teslimiyeti’ dayattı
SDG Basın Sözcüsü Ferhad Şami de Abdi-Şara arasındaki görüşmenin başarısızlıkla sonuçlandığını doğruladı. Şami, “Genel Komutanımız Mazlum Abdi, Suriye’nin birliği ve barışçıl çözüm için Şam’a gitti ancak Şam yönetimi diyalog yerine ‘teslimiyet’ dayattı” dedi. Suriye geçici hükümete bağlı grupların Haseke’ye ilerlemeye başladı, SDG’den “direniş” çağrıları yapıldı.
PYD: Demografik yapıyı değşitirmek istiyorlar
PYD Eşbaşkanlık Konseyi üyesi Hediye Yusif ise “Arap ve Kürtler arasında savaş yaşanıyor denilerek saldırıların yoğunlaştırıldığını belirtti ve “Demografik yapıyı değiştirmek istiyorlar. Saldırılarda gördük; binlerce kişi göçe zorlandı.” dedi.

Bakırhan: Bir iç savaş tasarlanmak isteniyor
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise , Suriye ve Özerk Yönetim’de yaşan gelişmelerden Türkiye’yi de sorumlu tuttu ve Kürtler için ortaya çıkan sonucu şöyle değerlendirdi: “Kürtler kendi toprağında, kimlikleriyle kalıcı hâle geldi; bu kazanımı küçümsemek haksızlık olur.” Türkiye’deki süreç için ise bahanelerin artık tükendiğini ifade eden Bakırhan, “Çok hızlı bir biçimde siyasi ve hukuki zemini güçlendirecek demokratik adımlar atılmalıdır. ” dedi.
Shell’den El Ömer Petrol Sahası’ndan çekilme talebi
Bölgede tansiyon yükselirken, Şam yönetimine bağlı gruplar Rakka’da IŞİD üyelerinin tutulduğu cezaevine IŞİD’lileri kurtarmak saldırı düzenlendi. Dron ve ağır silahlarla yapılan saldırı üzerine bölgede çatışma çıktı. SDG denetimindeki bu cezaevinde bini aşkın IŞİD üyesi tutuluyordu.
Aynı gün İngiliz petrol devi Shell’in Suriye’deki El-Ömer Petrol Sahası’ndan çekilme ve hissesini devretme talebinde bulunduğu duyuruldu. Söz konusu petrol sahası 18 Ocak’ta duyurulan anlaşma çerçevesinde Şam hükümetinin kontrolüne geçmişti.
Rojava’ya destek gösterileri
Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından tüm Kürtler, Kuzey ve Doğu Suriye etrafında adeta kenetlendi.Diyarbakır ve Van’daki protestoya polis izin vermedi. İki kentte çok sayıda kişi gözaltına alındı. İHD, Rojava için “insanlık nöbeti” başlattı.

20 Ocak 2026
AB’den ‘Kürt haklarının korunması hayati önemde’ vurgusu
Şam hükümetinin saldırıları hakkında açıklama yapan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, “Tüm askeri faaliyetler derhal durdurulmalı, gerilimi azaltma taahhütlerine tam olarak uyulmalı ve siviller korunmalıdır. Kürt haklarının tam olarak korunması da hayati önem taşımaktadır” dedi.
Uluslararası güçlere saldırılara karşı tutum alma çağrısı
Şam hükümetinin saldırıları hakkında açıklama yapan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, “Yeni savaşların önünü almak için diyalog yoluyla sorunları çözmeye çalıştık. Ancak hükümet imzaladığı ateşkes anlaşmasına bağlı kalmadı” dedi. “Bu halk dünyayı korumak için çocuklarını feda etti” diyen İlham Ahmed, uluslararası güçlere ve kamuoyuna “Kürt soykırımını amaçlayan” saldırılara karşı “net tutum alma” çağrısında bulundu.
Şam yönetiminden ‘enfal’li genelge
Geçici Suriye hükümetinin Vakıflar Bakanlığı, Özerk Yönetim topraklarına yönelik saldırıları “fetih” olarak nitelendiren bir genelge yayımladı. Kürt halkı için soykırımı çağrıştıran “enfal” suresinden ayetle başlayan genelgede, camilerde “zafer ve fetih” kutlamaları yapılması istendi. Suriye Vakıflar Bakanlığı tarafından 18 Ocak 2026’de tüm cami imamlarına gönderilen resmi genelgede, Enfal suresi 9. ayeti ile başlıyor.
Nadia Murad’dan IŞİD uyarısı: Dünya bunu görmezden gelemez
IŞİD esaretinden kaçıp 2018 yılında Nobel Barış Ödülü kazanan Êzidî hak savunucusu Nadia Murad, Şam hükümetine bağlı grupların Haseke ve Rakka’da IŞİD’lilerin tutulduğu hapishanelere saldırıp, onları serbest bırakması hakkında açıklama yaptı. “Suriye’de kaos daha da derinleşirken, bazı IŞİD tutukluları çoktan serbest bırakıldı, binlercesi ise çökme riski taşıyan hapishanelerde tutulmaya devam ediyor” diyen Nadia Murad, “Bunlar soykırım ve cinsel şiddet failleridir. Irak sınırında, özellikle Suriye yakınlarındaki topluluklar, tarihin tekerrür etmesinden korkuyor. Dünya bunu bir kez daha görmezden gelemez. Orta Doğu’da barış galip gelsin” çağrısında bulundu.
Nobel Barış Ödüllü Ezidi aktivist Nadia Murad, Rojava ve Suriye’de tırmanan gerilimin Şengal üzerinde ciddi tehdit oluşturduğunu belirterek, uluslararası toplumu acil önlem almaya çağırdı.

Nadia Murad ayrıca 30 Ocak’ta diplomatik temasları kapsamında ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Elçisi Mike Waltz ve BM Genel Kurul Başkanı ile bir araya geldi.
Avrupa’nın dört bir yanında eylemler: IŞİD’i durdur, Rojava’yı koru
Şam hükümetine bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim’in topraklarına yönelik saldırıları ve çatışmalar, Avrupa’nın dört bir yanında protesto eylemleri ve tepkilerle karşılandı.İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya, Hollanda, Norveç, İsveç, İspanya, İtalya, İskoçya ve İsviçre’nin birçok kentinde Rojava’ya destek eylemleri gerçekleştirildi.

Rohilat Efrin 19 Ocak görüşmesinin detaylarını anlattı
YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrîn, 19 Ocak’ta yapılan görüşmenin detaylarını bir gün sonra anlattı. Görüşmeye Şam hükümetini temsilen Genel İstihbarat Başkanı Hüseyin El Seleme, Savunma Bakanı Murhef Ebu Kasra, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Ahmed Şara‘nın katıldığını söyledi. Rohilat Afrîn, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack‘ın da hazır bulunduğu görüşmenin 5 saatten fazla sürdüğünü sözlerine ekledi. Şam’ın “uzlaşmacı bir tavır” sergilemediğini vurgulayan Efrîn, toplantının içeriğine dair şu bilgileri paylaştı:
“Daha önce 4 Ocak’ta yapılan teknik görüşmelerde SDG’nin üç tümen halinde orduya katılması ve özerk yapının korunması üzerinde bir anlayış birliği vardı. Ancak bu son toplantıda her şeyi inkar ettiler. Bize ‘Hesekê ve Kobani’yi derhal boşaltın, silahları bırakın ve orduya tek tek (bireysel) katılın’ dediler. Biz bu yeni durumun değerlendirilmesi ve entegrasyonun gözden geçirilmesi için zaman talep ettik. Ancak onlar taleplerinin hemen uygulanmasını istedi. Bu, 13 yıllık kazanımların yok edilmesi ve Kürt halkının iradesinin teslim alınması demektir. Biz bu dayatmayı kabul etmedik.”
Rohilat Efrîn, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack‘ın görüşmede “zayıf kalan” tavrını eleştirdi. Efrîn, IŞİD’e karşı Uluslararası Koalisyon temsilcisinin da olanlara sessiz kaldığını söyledi.
Şara, Abdi’ye “Savunma Bakan Yardımcılığı görevini teklif etti, Hesekê valisi olarak atanacak bir aday göstermesini” istedi. Abdi, Hasekê’nin tamamen SDG’nin yönetimi altında kalmasını istedi ve anlaşmanın yeni koşullarını görüşmek üzere 5 gün talep etti. Ancak Şara, anlaşmanın tamamlanmasını ve Şam güçlerinin bir an önce HAsekê’ye girmesini şart koşarak bu talebi kabul etmedi. Arap basınına göre, Şara “gün sonuna kadar nihai bir cevap istediğini; aksi takdirde uluslararası taraflara Mazlum Abdi’nin anlaşmadan çekildiğini ve Suriye devletinin Hasekê sorununu güç kullanarak çözeceğini” bildireceğini söyledi. Rohilat Efrin, söz konusu bilgileri de doğruladı. Efrin, “Daha önce bu anlaşmayı bir ay içerisinde uygulayabileceklerini söylemişlerdi. Ancak Deyrezor ve Rakka’daki saldırıların ardından şartlarının hemen kabul edilmesini istediler. Bunu bir oldu bittiye getirmek istediler ki belli ki daha önceden planlanmıştı. Ancak biz belli bir süre vermeden, yeni teklifin görüşülmesi için zaman istedik. Sonuçta bizim de bu yeni teklifi kendi komuta kadememizle, kendi siyasi organlarımızla, meclislerimizle istişare etmemiz gerekiyor. Ancak onlar ‘hemen’ dedi. Bu bir teslimiyet dayatmasıydı, kabul etmedik” ifadelerini kullandı. Şara’nın 18 Ocak’ta duyurduğu 14 maddelik mutabakata değinen Efrîn, sözlerini şöyle sürdürdü:
“General Mazlum Abdi savaş ve çatışmaların durdurulması için bu metni imzalamayı kabul etmişti. Zaten dünkü konuşmasında da savaşın durmasını ve diyalog ile sorunların çözümü desteklediklerini açıklamıştı. Ancak bugünkü tavırlarında sanki her şey bitti, oldu bittiye getirerek yeni şartları kabul ettirmek istediler. Şam tarafı her şeyi tek merkezden yönetmek ve bizi tamamen iradesiz bırakmak istedi” dedi.

Abdi: Kürt bölgeleri kırmızı çizgimizdir
Mazlum Abdi, sonuçsuz kalan görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Şam güçlerinin saldırılarına karşı Kürt bölgelerinin korunmasının “kırmızı çizgi” olduğunu vurgulayarak, uluslararası koalisyonu sorumluluk almaya çağırdı ve Şam yönetimine, “Saldırıları durdurun, yeniden diyalog masasına dönün” çağrısı yaptı.
Talabani: Kürt halkı saldırılara sessiz kalmayacak
YNK Başkanı Bafıl Celal Talabani de saldırıları “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Talabani, “Kürt halkına yönelik bu barbarca eylemleri en güçlü şekilde kınıyoruz. Kürt halkı sessiz kalmayacak ve olan bitene göz yummayacaktır” dedi. Rojava’da Kürtlerin IŞİD’e karşı verdiği mücadeleyi hatırlatan Talabani, ABD’yi saldırılar karşısında sorumluluk almaya çağırdı.

4 günlük ateşkes kararı
Şam güçlerinin Özerk Yönetim topraklarına yönelik saldırıları ve kuşatması sürerken, 4 günlük ateşkes sağlandığı duyuruldu. SDG, “Müzakere edilmiş çözümlere ve diyaloğa açık olduğumuzu ve sükuneti ve istikrarı sağlayacak şekilde 18 Ocak anlaşmasının uygulanmasına yönelik adımlar atmaya hazır olduğumuzu teyit ediyoruz” açıklaması yaptı. Geçici Şam hükümetinin Savunma Bakanlığı’ndan da açıklama yapıldı.
Tom Barrack Hakan Fidan ile görüştü
ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü.

Fidan’ın ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir telefon görüşmesi yaptığı duyuruldu. Görüşmede Suriye’deki gelişmelerin ele alındığı kaydedildi. Barrack ve Fidan’ın son görüşmesi 13 Ocak’ta Şam güçlerinin Halep’teki Kürt mahallelerine saldırılarının ardından Ankara’da gerçekleşmişti.
Fidan, 18 Ocak’ta duyurulan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’nı desteklediklerini, Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafların kendi iradesiyle sağladığı mutabakatları desteklemek olduğunu belirtti. .
Barrack ise Şara liderliğindeki Suriye’nin geçiş döneminin “Kürtler için şu anki en büyük fırsat“ olduğunu savundu, “Bu an, vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım gibi olanaklarla birlikte birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyonun yolunu açıyor“ dedi.
Kamışlo sınırına ve Semelka Sınır Kapısı’na yürüyüş
Birçok kentte Rojava’ya destek eylemleri devam etti. Sınır kenttelerinde ve Federe Kürdistan’ın birçok kentinde binlerce kişi Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi sınırına yürüdü. Süleymaniye, Halepçe, Duhok ve Erbil vilayetlerinde protestolar kesintisiz bir şekilde devam etti. Erbil’de binlerce kişi protestoların devam ettiği ABD Konsolosluğu’na yönünü çevirdi. Süleymaniye’den konvoylar Semelka Sınır Kapısı’na gitti.

Yurttaşlar sınır tellerini kaldırıp Kamışlo’ya geçti
DEM Parti’nin Nusaybin’de düzenlediği grup toplantısının ardından yüzlerce yurttaş Kamışlo sınırına yürüdü, sınır tellerini kaldırarak, Şam güçlerinin saldırılarına karşı dayanışma amacıyla Kamışlo’ya geçti. Sonrasında Nusaybin’de nöbet başlatıldı.

Şengal’den Kerkük’e, Erbil’den Diyarbakır’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada tüm kentler, adeta Rojava’nın etrafında bir çember oluşturarak kenetlendi.

Siirt, Dersim, Bingöl, Diyarbakır,Şırnak, Van, Ağrı, Hakkari, Bitlis, Muş, Beyrut, Ankara, Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Danimarka başta olmak üzere bir çok yerde eylem yapıldı.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerine yönelik saldırılar Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniye kentinde protesto edildi. Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid’in eşi Şehnaz İbrahim Ahmed yürüyüşe katıldı ve gözyaşlarını tutamadı.

21 Ocak 2026
Kobani kuşatma altında, SDG Hol Kampı’ndan çekildi
Mazlum Abdi ve Ahmed Şara arasında gerçekleşen görüşme, olumsuz sonuçlanmıştı. Şam güçleri, Kobani’yi kuşatma altına alırken, birçok noktada saldırılarını sürdürüyor. DSG, Şam güçlerinin IŞİD’lilerin ailelerinin kurtarmak için saldırıları düzenlediği Hol Kampı’ndan “uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirememesi” nedeniyle çekildi.
ABD senatörü ve Irak Başbakanı Sudani, Mazlum Abdi ile görüştü
Rojava’ya yönelik kapsamlı saldırı ABD’de de rahatsızlığa yol açmıştı. ABD senatörü Senatör Chris Van Hollen, Suriye’deki son gelişmelerle ilgili Mazlum Abdi ile görüştü.Van Hollen, “ABD, Suriye hükümetinden derhal ateşkes şartlarına uymasını talep etmelidir” dedi. Irak Başbakanı Muhammed Sudani’de Abdi ile görüştü. Sudani, “Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarının güvence altına alınması ve ülkenin bütünlüğü ile güvenliğinin korunması” gerektiğini belirtti.
Trump: Kürtleri korumaya çalışıyoruz
ABD Başkanı Donald Trump, Rûdaw Washington Ofisi Direktörü Diyar Kurde’nin “Amerika’nın en sadık ortakları olan Kürtler, Suriye hükümeti içindeki bazı tarafların saldırılarıyla karşı karşıya. Kürtlerin haklarının korunduğundan ve Rojava’daki teröre karşı etkili güçlerinin devam ettiğinden emin olmak için ne yapacaksınız, zira Kürtler sizi müttefiklerini terk etmeyen bir başkan olarak görüyor?” şeklindeki sorusuna şöyle cevap verdi:
“Kürtleri seviyorum. Fakat şunu anlamalısın ki; Kürtlere çok ama çok para verildi, onlara petrol ve başka şeyler de verildi. Yani o işi bizim için değil, daha çok kendileri için yapıyorlardı. Bununla birlikte Kürtlerle ilişkilerimiz iyi ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz.”

‘Kürtler arası dayanışma bizim gerçek güvencemizdir’
Rojava, Kürt birliği açısından stratejik bir rol oynadı. Rojava’ya yönelik saldırılar; Diyarbakır’dan Erbil’e, Erbil’den Süleymaniye’ye kadar aynı sert tepkiyle karşılandı. Kürt birliğinin bu denli güçlü sağlandığı nadir dönemlerden biri yaşanırken, Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani de sürece dair şu kritik açıklamayı yaptı:
‘Bugün yaşananlar sadece Rojava Özerk Yönetimi’ne yönelik bir saldırı değil, her yerde Kürt onuruna yönelmiş bir saldırıdır. Kürtler arası dayanışma bizim gerçek güvencemizdir. Rojava’daki halkımızı desteklemeye, istikrarı yeniden sağlamaya ve Suriye’de kalıcı bir anayasal çerçeve içinde haklarını güvence altına almaya devam edeceğiz.'”
Süleymaniye Anti Terör Birlikleri Özerk Yönetim bölgesinde
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Şam hükümetine bağlı güçlerin saldırısı üzerine ilan ettiği genel seferberlik çağrısı çerçevesinde Kürdistan Federe Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde bulunan Anti Terör Birliklerinin Özerk Yönetim bölgesine ulaştığı bildirildi. Bu gelişme, Özerk Yönetim’e bağlı Anti-Terör Birlikleri’nin (YAT) resmi sitesinden duyuruldu.

13 partiden Rojava açıklaması
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emek Partisi (EMEP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Emekçi Hareket Partisi (EHP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Yeşil Sol Parti (YSP) tarafından ortak açıklama yapıldı. 13 parti ve örgütün ortak açıklamasında, “ Suriye’de açık katliam tehdidi altında bulunan Kürt halkının yanındayız; bu saldırılar karşısında susmayacağız, geri durmayacağız“ denildi.
IŞİD’lileri tutulduğu cezaevlerine saldırı: Trump’tan ‘Hapishane kaçışını engelledim’ açıklaması
Şam hükümeti, SDG’nin denetiminde olan IŞİD üyelerinin bulunduğu hapishanelere yönelik saldırılarını sistematik şekilde sürdürdü. Rakka’daki Al Aktan hapishanesine yönelik topçu atışı yapan ve hapishanede güvenliği sağlayan SDG üyelerini hedef alan Şam hükümet güçleri, Şedadi’deki hapishaneyi ve El Hol Kampı’nın kontrolünü aldı. Ve burada çok sayıda IŞİD üyesinin serbest bırakıldığı bildirildi.
İlham Ahmed, Şam hükümeti güçlerinin Rakka’da 2 bin IŞİD üyesinin bulunduğu Aktan hapishanesi yoğun topçu ateşi düzenlediğini duyurdu. “ABD güçleri, hapishaneyi koruyan grubun güvenliğinden sorumludur. Onları, terörizme karşı mücadelede yanlarında olanlara karşı sorumluluklarını yerine getirmeye ve garantör güç olarak ateşkesi izlemeye devam etmeye çağırıyoruz” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, New York Post gazetesine verdiği röportajda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Suriye’deki IŞİD’li tutukluların durumunu ele aldıklarını aktararak, “Ne yaptığımı biliyor musunuz? Bir hapishane kaçışını engelledim. Suriye’de iyi bir iş çıkardık. Avrupalı mahkumlar kaçıyordu ve ben bunu durdurdum. Bu olay dün oldu” dedi.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan hapishanelerdeki IŞİD üyelerini Irak’a nakletmeye başladığını duyurdu. Konuyla ilgili CENTCOM Komutanı Cooper’in Şara’yı aradığı ve IŞİD’lilerin transferi sırasında “Suriye güçlerinin müdahale edebilecek herhangi bir eylemden kaçınmasını” istediği açıklandı.
22 Ocak’ta Irak, Suriye’den nakledilen IŞİD tutuklularını devraldığını açıkladı. Irak Yargı Konseyi de nakledilenler hakkında soruşturma başlattığını duyurdu.
Bahçeli: Fırat’ın doğusu da terörden arındırılmalıdır
Türkiye’de ise iktidardan SDG’ye yönelik açıklamalar gelmeye devam ediyordu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı açıklamada Suriye’deki gelişmeler üzerinden SDG’yi hedef aldı. Bahçeli, “SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil edemeyecektir. Son tahlilde Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamıyla arındırılmalıdır. O gün işte bugündür” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık grup toplantısında ise Şam’ın Rojava’ya yönelik saldırıları için “son derece haklı ve meşru” dedi. Erdoğan, “Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla gerekli telkinlerde bulunduk. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını sürdürebilmesi mümkün değildir. Silahları bırakmak ve meseleyi sükunetle çözmek yegane çıkış yoludur. İnşallah en kısa sürede örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşup, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilecek” ifadelerini kulllandı.
22 Ocak 2026
Rojava kuşatma altında
Şam hükümeti güçleri, sağlanan 4 günlük ateşkese rağmen Özerk Yönetim topraklarına yönelik saldırılarını sürdürdü ve ateşkesi ihlal etti. SDG, garantör taraflara ihlalleri takip etmeleri çağrısı yaptı. Şam güçlerinin kuşatma altındaki Kobanî’nin köylerinde de çatışmalar sürdü. Kobani’de internet tamamen kesildi. Katliam endişesi nedeniyle kamuoyuna çağrı yapıldı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, “Bu eylemler savaş suçları teşkil etmektedir” dedi. Rojava’nın bir çok kentinde saldırılara karşı halk nöbet tutmaya başladı.
Barzani Vatikan’da: Gündem Suriye
KDP lideri Mesud Barzani, Vatikan’a yaptığı ziyarette Papa XIV. Leo ve İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile bir araya geldi. Barzani, uluslararası topluma da çağrıda bulunarak, dünya ülkelerinin terörün yeniden güç kazanmasını engellemesi gerektiğini belirtti.

Eylemler ise sürüyordu . İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Batman, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van baroları ortak bir açıklamayla Rojava için Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne çağrıda bulundu.
Şara’nın İsviçre ziyareti iptal oldu
19 Ocak’ta Almanya’ya yapacağı ziyareti iptal edilen Ahmed Şara’nın İsviçre’de devam eden Davos Zirvesi kapsamında yapacağı bildirilen ziyaretin de iptal edildiği kaydedildi. İptal kararının alınmasında, Şam hükümet güçlerinin Rojava’ya yönelik saldırılarının sürmesinin ve ardından başlayan protestoların etkili olduğu belirtildi.
DEM Parti heyeti Rojava’ya gitti

DEM Parti’den bir heyet Kuzey ve Doğu Suriye’ye geçerek temaslarda bulundu.
Temaslarının ikinci gününde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu topraklar artık savaşı, gözyaşını ve kanı kaldıramaz. Garantör ülkelerin görev ve sorumlulukları var. Buradan onlara de seslenmek istiyorum: görevinizi yerine getirmelisiniz” dedi.
Irak, Suriye’den nakledilen IŞİD’lileri devraldı ve soruşturma başlattı
Irak, Suriye’den nakledilen IŞİD tutuklularını devraldığını açıkladı. Irak Yargı Konseyi de nakledilenler hakkında soruşturma başlattığını duyurdu.

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Barrack ile görüştü
Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Erbil’de ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve CENTCOM yetkilileriyle görüştü. Barrack, görüşmenin 18 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın ele alındığını ve tarafların ateşkesin sürdürülmesi konusunda hemfikir olduklarını duyurdu. Abdi ise “Mevcut ateşkesi korumak ve gerçek bir entegrasyonu sağlamak için tüm imkânlarımızla ve ciddi bir şekilde çalışacağız” dedi. Abdi ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la da ateşkes konusunda görüştüklerini açıkladı. olduğunu belirtti. Abdi ve beraberindeki heyet, Erbil ziyaretinde Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile de görüştü.
Rojava’ya destek eylemleri kesintisiz sürdü
Bu arada Kuzey ve Doğu Suriye’ye destek eylemleri de büyük yankı uyandırıyordu.

23 Ocak 2026
Kobani kuşatma altında
Şam hükümeti güçleri, önceki gün duyurulan 4 günlük ateşkese rağmen Rojava topraklarına yönelik saldırılarını sürdürdü, ve ateşkesi ihlal etti. SDG, garantör taraflara ihlalleri takip etmeleri çağrısı yaptı. Kuşatma altına alınan Kobanî’de su, gıda, elektrik ve internet kesintisi yaşandı. Katliam endişesi nedeniyle kamuoyuna çağrı yapıldı.

SDG’nin Şam yönetiminin saldırıları altındaki IŞİD’lilerin tutulduğu Al-Aktan Cezaevi’nden tutukluların gözetiminin Uluslararası Koalisyon’a devri için güçlerini tahliye etmeye başladığı bildirildi.
BM Güvenlik Konseyi’nden çağrı
BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye hakkında sunum yapan Genel Sekreter Yardımcısı Halid Khiari, “Hasekê ve Kobani’deki çatışmalar nedeniyle endişe verici bir insani kriz yaşanıyor. İnsani yardım erişiminin sağlanması, acil bir ihtiyaçtır” dedi IŞİD’in halen “kalıcı bir tehdit” oluşturduğunu belirten Khiari, “IŞİD’in kuzeydoğudaki değişken durumdan faydalanmasına izin verilmemesi hayati önem taşımaktadır” uyarısında bulundu.
Hakan Fidan: Gelişmelerin iyi yönden ilerlediğini değerlendiriyorum
Davos’ta Suriye hakkında açıklama yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Şu anda olan olayların ve gelişmelerin ben iyi yönde ilerlediğini genel itibarıyla değerlendiriyorum. Önümüzdeki günlerde daha iyi adımların atılacağını düşünüyorum” dedi.
Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: Kürtlere borçlu olduğumuzu biliyoruz
Özerk Yönetim’e yönelik saldırılar hakkında açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux, Fransa’nın “tüm azınlıkları kapsayan” bir Suriye’yi destekleme sürecine “bağlı” olduğunu ifade ederek, “Kürtleri terk etmiyoruz, onlara ne borçlu olduğumuzu biliyoruz” dedi.
Corbyn’den Rojava çağrısı
İngiltere Parlamentosu’nun Bağımsız Milletvekili ve eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’a gönderdiği mektupta, Londra’yı Suriye’deki Kürt halkı için siyasi ve hukuki güvence talep etmeye çağırdı.
İnsan hakları örgütlerinden çağrı
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), geçici Şam hükümeti güçlerinin Rojava’ya yönelik saldırılarında temel alt yapının hedef alındığını belirterek insani yardım çağrısında bulundu.
İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), DAD Ankara/Ana Fatma Cemevi, Polen Ekoloji Kolektifi, 10 Ekim Barış Derneği, Ankara Dersimliler Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, 78’liler Hareketi ve Devrimci 78’liler Federasyonu Rojava’daki saldırıların durdurulması için Birleşmiş Milletler (BM) ve tüm uluslararası insan hakları kurumlarına harekete geçmeleri çağrısı yaptı.
Federe Kürdistan Bölgesinde Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar protesto edilirken, Erbil Valiliği de Rojava’ya destek kampanyası başlattıklarını açıkladı.
.
Afrin İnsan Hakları Örgütü: Kobani’de 500 bin sivil mahsur
Afrin İnsan Hakları Örgütü Direktörü İbrahim Şexo, geçici Şam hükümetinin kuşatmaya aldığı Kobanî’de tam karartma altında 500 bin sivilin mahsur kaldığını bildirdi. Kuşatmayı yapanların intikam peşindeki IŞİD kalıntıları olduğunu söyleyen Şexo olası bir katliama karşı ABD ve Koalisyon’a acil çağrıda bulundu.
KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’den Kobani’ye destek açıklaması geldi. Kobani’nin üç taraftan kuşatılmasına tepki gösteren Barzani, “Kobani Kürdistani bir yerdir ve oraya el uzatılmamalıdır” dedi.
Kuşatma altında olan Kobanî’de su, elektrik ve internet olmadığına, acil gıda yardımına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise, “Ambalaj HTŞ, zihniyet IŞİD olamaz, olmamalı. İsyanımızın da öfkemizin de nedeni budur ve bu yalnızca Kürt’e yönelik bir tehdit değildir. Bu bir insanlık meselesi. Yarın IŞİD zihniyetiyle karşı karşıya kalmak istemeyen herkese sorumluluk üstlenme çağrısı yapıyoruz” dedi.

Saç örgüsü protestosu
Suriye’de Şam ordusuna bağlı grupların Kürtlere yönelik saldırıları devam ederken, büyük tepki toplayan bir video sosyal medyada dolaşıma girdi. Söz konusu video dünyanın birçok yerinde öfke ve tepkiyle karşılandı.
HTŞ tarafından öldürülen bir kadın savaşçının örgülü saçlarının kesilmesine karşı kadınlar, saç örgütü protestosu başlattı.
Türkiye’de protesto katılanlardan bazıları gözaltına alındı.

24 Ocak 2026
İsviçre Dışişleri Bakanlığı: Ateşkese saygı duyulmalı
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, “İsviçre, Kuzey ve Doğu Suriye’deki durumdan derin endişe duymaktadır. Ateşkese saygı duyulması ve tüm sivillerin korunması zorunludur. İsviçre tüm tarafları uluslararası insancıl hukuka saygı göstermeye çağırıyor. İsviçre, çatışmalardan etkilenen Suriyelilere insani yardım sağlıyor.” açıklaması yaptı.
ABD’li Temsilciler Meclisi üyesinden Şam’a uyarı
ABD Demokrat Parti Temsilciler Meclisi Üyesi Josh Gottheimer, Suriye hükümetinin son dönemde artan askeri hareketliliğine ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Şam yönetimini doğrudan hedef alan Gottheimer, ABD’nin sağladığı yaptırım kolaylıklarının bir “yeşil ışık” olarak yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, sahadaki askeri ilerleyişin sürmesi halinde bunun ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Hakan Fidan: IŞİD mahkumlarının taşınması söz konusu, ateşkesin uzatılması gerekebilir
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NTV’ye yaptığı açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye’de PKK üyelerinin bulunduğunu ileri sürdü ve “Suriyeli olmayan PKK’lıların bölgeden çıkması gerekiyor” dedi.
Geçici Şam hükümetinin Kobanî, Kamışlo ve Hasekê’ye yönelik operasyon yapıp yapmayacağına ilişkin soruya, “Umarım diyalog yoluyla çözülmesinde ciddi bir irade olur” yanıtını verdi.
Fidan, 20 Ocak’ta ilan edilen ateşkese ilişkin ise, “Ateşkese gelinen süreçte çok fazla olay var. Kısaca şunu söyleyeyim. Şu anda DAEŞ mahkumlarının Suriye’den Irak’a taşınması söz konusu. Böyle bir ortamda ateşkesin biraz daha uzatılması gerekebilir. Şu anda böyle bir talep var. Süren bir diplomasi trafiği var, biz de içindeyiz. Biz hiç çatışma olsun istemiyoruz. Umarım olumlu bir barış süreci başlatılacaktır” diye konuştu.
DEM Parti : Suriye Kürtsüzleştirilmeye çalışılıyor
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, partilerinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Tülay Hatimoğulları, “Kürt’süz bir Suriye hedefleniyor. Öleni öldürmek, kalanı da göç ettirmek istiyorlar” dedi ve ekledi: “Türkiye, barış rolünü oynamalı. Bir çağrı da garantör ülkelere. Görevlerini eksiksiz şekilde yerine getirmeli ve Kuzey Suriye’deki kuşatmanın aşılması için çaba göstermeliler.”
Bakırhan ise, Kobani’de dört çocuğun donarak öldüğünü hatırlatarak insani yardım koridoru açılması çağrısında bulundu. Bakırhan, “Ateşin kesilmesi gerekiyordu. Sanırım ateşkes sadece Kürt’erin ateş etmemesi olarak anlaşılıyor. Ateşkes herkes için geçerlidir. Rojava’da ateş kesilmedi, saldırılar devam ediyor” dedi.

Bakırhan, Kürtlerin çekildiği bölgelere IŞİD bayrağı çekilmesini tüm dünyanın sessizce izlediğini belirttiği konuşmasında “Mesele IŞİD’le mücadele değildir, mesele Kürtlerin varlığıyla alakalıdır. Bir an önce insani koridor açılmak zorunda” dedi.
Ateşkes 15 gün uzatıldı
Şam yönetimi 20 Ocak’ta duyurulan ateşkesin son gününün akşamında ateşkesin 15 gün uzatıldığını açıkladı. SDG de “uluslararası arabuluculuk yoluyla ateşkesin on beş gün daha uzatılması konusunda anlaşmaya varıldığını” duyurdu.
Süveyda’da Rojava için eylem
Şam yönetimine bağlı güçlerin defalarca kez saldırıların hedefi olan ve katliamların yaşandığı Süveyda’da Dürziler Rojava’yla dayanışmak için eylem yaptı.
Kobani’de sağlık sistemi çözme eşiğinde: Bebek ölümlerine dikkat çekildi
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Kobanî’de sağlık sektörünün çökmenin eşiğinde olduğuna dikkat çekti. SOHR’a konuşan Kobanî Umut Hastanesi’ndeki bir doktor, yetersiz beslenmeye bağlı sıvı kaybı (dehidrasyon) ve dondurucu soğuklar nedeniyle 4 çocuğun hayatını kaybettiğini aktardı. Ayrıca, hastanede yaşanan elektrik kesintileri ve oksijen yetersizliği nedeniyle doğum sırasında yaşamını yitiren yeni doğan bebeklerin olduğu bildirildi.
25 Ocak 2026
Abdi: Anlaşmaya göre Suriye hükümet güçleri Kürt şehirlerine girmeyecek
Mazlum Abdi, Şam güçlerinin saldırıları ile birlikte yaşanan son durum ve ilan edilen 15 günlük ateşkese ilişkin açıklamalarda bulundu. Ronahi Tv’ye açıklamalarda bulunan Abdi, ateşkesin kalıcı olması için çalıştıklarını söyledi.
“Şam hükümeti ile görüşmelerimiz devam ediyor” diyen Abdi, “Arabulucular da hazır oluyorlar. Ama çözüm konusunda sonuca ulaşmış değiliz” diye konuştu. Anlaşmada birçok konuda mutabakat sağlandığını belirten Abdi’nin aktardığı anlaşmaya göre, Suriye hükümet güçleri Kürt şehirlerine girmeyecek, ancak kurumlarımız hükümet kurumlarıyla birleşecek
Abdi, Şam yönetimine Savunma Bakan Yardımcısı ve Haseke Valisi de dahil olmak üzere hükümet pozisyonlarına atanacak isimler önerdiklerini açıkladı ve “Ancak henüz üzerinde mutabık kalınmış bir liste yok” dedi.
“Kobani ve Kamışlo için istediklerimizi Afrin ve Serekanîye için de istiyoruz” diyen Abdi, “Kobani bu sürecin öncülüğünü yapacak. Şam yönetimine Kobanê’ye girmemesi konusunda net bir uyarıda bulunduk ve bunu kabul ettiler” ifadelerini kullandı. “Bazı kişilerin oyununa gelmemeliyiz; halklar arasında çatışma çıkarmaya çalışıyorlar” uyarısında da bulundu.
Liberation’da Rojava’daki kadınlar için çağrı
Fransa merkezli Libération gazetesi Şam güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarında Kürt kadınlarına yönelik şiddete karşı feminist bir çağrı yayımladı. Yazarlar, sanatçılar, akademisyenler ve kadın örgütü temsilcilerinin imzasının bulunduğu çağrıda uluslararası toplum Kürt kadınlarına dönük katliamlara karşısı acilen sorumluluk almaya çağrıldı. “Bu halkı, bu kadınları, bu umudu feda etmeyelim” başlıklı çağrıda Şam güçlerinin saldırılarının sadece askeri bir saldırı olmadığı aynı zamanda kadınların öncülüğünde inşa edilen özgürlükçü ve demokratik yaşam modelini hedef aldığı belirtildi.

1 Şubat ‘Dünya Rojava Günü’ ilan edildi

30’dan fazla Kürt parti ve kurum temsilcisi Belçika’nın başkenti Brüksel’de Rojava gündemi ile toplandı. Toplantıda, 1 Şubat 2026’nın dünya Rojava ile dayanışma günü ilan edilmesi ve dünyanın dört bir yanında kitlesel yürüyüşler yapılması çağrısı yapıldı.
Rakka infaz
Saldırı altındaki Rakka’dan Haseke’ye gitmeye çalışan 12 kişilik Kürt aile, Şam güçlerine bağlı silahlı bir grubun kurduğu kontrol noktasında durduruldu ve aileden 6 kişi infaz edildi.

26 Ocak 2026
Mazlum Abi, Talabani ve Barzani ile görüştü
Mazlum Abdi, Mesud Barzani ve Bafil Talabani ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.Görüşmelerde Rojava’nın durumu ele alındı.
CHP’den ‘İnsani yardım koridorunun Türkiye üzerinden açılması’ çağrısı
Türkiye’de ise geniş çaplı yardım kampanyaları başlatıldı. Yardım yüklü TIR konvoylarının Suruç’tan Kobani’ye gönderilmesi talep edildi. Ancak insani koridor açılmasına ve Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın geçişlere izin verilmesine onay çıkmadı.
CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Rojava’daki soğuktan ölümleri ve insani krizi Meclis gündemine taşıdı. Hiçbir gerekçenin temel insan haklarının ihlalini meşrulaştıramayacağını vurgulayan Alp, 5 çocuğun soğuktan yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, “Suriye’ye en başta insani yardım koridorunun Türkiye üzerinden açılması gerektiğini düşünüyoruz. Uluslararası toplum, bu ablukayı kıracak şekilde behemehal harekete geçmelidir” çağrısında bulundu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kobani’de insani bir durum var
Partisinin MYK toplantısı sürerken açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Tek bir ordu, tek bir Suriye iradesinin ortaya çıkması gerektiğini ifade ettik. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara tarafından yayımlanan, Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade etmek isterim” dedi. Tam kuşatma altına alınan Kobani’ye insani yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soru üzerine Çelik, “Kobani’ye tabii ki insani yardımda bulunuyoruz, ilk aşamada 11 tır gitti. Net bir şekilde söylüyoruz; hangi ideoloji altında olursa olsun, bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Orada insani bir durum var. Şartlar ne olursa olsun Suriyeli Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin yanındayız. Suriye hükümeti ile birlikte, onların açtığı insani koridorlardan ilk aşamada 11 tır gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda bırakmayacağız” yanıtını verdi.

UNHCR : 100 binden fazla kişi yerinden edildi
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Orta Doğu Sözcüsü Rola Emin yaptığı açıklamada, son dönemde yaşanan çatışmalar ve saldırılar nedeniyle Kuzey ve Doğu Suriye’de 100 binden fazla kişinin yerinden edildiğini ve kış şartlarının yaşamı daha da zorlaştırdığını açıkladı.
27 Ocak 2026
Uluslararası güçler ve kamuoyuna Rojava çağrısı: Sessizlik can alıyor
Aralarında Nobel ödüllü yazar J. M. Coetzee, aktör Sir Stephen Fry ve PEN Uluslararası Başkanı Burhan Sönmez’in de bulunduğu aydın ve sanatçılar, Rojava’ya saldırıların sonlandırılması ve Kürtlerin haklarının tanınması çağrısında bulundu. Qad-Barış Araştırmaları Derneği de yayımladığı bildiriyle, uluslararası güçleri, “büyük ölçekli sivil can kayıplarını önlemek için derhâl siyasi, diplomatik ve insani adımlar atmaya” çağırdı.
Graham’dan peş peşe açıklamalar: Save the Kurds Act yasa tasarısı sunacağım
Geçici Şam hükümetinin Rojava’ya yönelik saldırıları ateşkese rağmen devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’dan peş peşe açıklamalar geldi.
Graham, ilk açıklamasında, Suriye’de kötüleşen durumu büyük bir endişeyle takip ettiğini açıkladı:
“Kürtler, Türkiye ile uyumlu hareket eden yeni Suriye hükümetinin tehdidi altındadır. IŞİD halifeliğini yok etmede en önemli müttefik olan Kürtleri terk etmek, Amerika’nın itibarı ve ulusal güvenlik çıkarları için bir felaket olurdu.” Yaptırımları öngören yeni bir yasa tasarısını sunacağını duyurdu:
“Kürtleri Koruma Yasası’nın [Save the Kurds Act] güçlü bir iki partili destek alacağına ve etkili olabilmesi için caydırıcı güçlere sahip olması gerektiğine inanıyorum. Takipte kalın.”
Graham ikinci açıklamasında Suudi Arabistan’a seslendi:
“Daha önce de belirttiğim gibi, Suriye’de Kürt müttefiklerimize karşı bir kan banyosunu önlemek için yönetim ve bölgesel ortaklarla birlikte çalışmaya çalışıyorum. Bölgenin artık davranışlarını değiştirmesi ve insani değerlere sahip çıkması gerekiyor.”
“Ülkeniz, Amerika Birleşik Devletleri ve bölge arasındaki ilişkiler için yeni bir yol çizmek için çok çalıştım. Benimsenen birçok değişikliğe büyük saygı duyuyorum. Ancak, Krallığın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırısı ve Suriye hükümetinin Kürtlere yönelik sürekli saldırıları karşısındaki sessizliği değişmelidir. Lütfen Suudi Arabistan’ın Suriye hükümeti üzerinde etkisi olduğunu ve bölgenin daha fazla kaosa sürüklenmesini önlemek için bu etkiyi kullanmasını beklediğimi anlayın. Suudi Arabistan’a: Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim.”
Graham, üçüncü açıklamasında görüştüğünü belirtttiği ABD Başkanı Donald Trump ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Suriye’ye istikrar getirme çabalarını çok takdir ettiğini“ söyledi. Graham, “Kongre, istikrarı korumaya ve Kürtler gibi güvenilir müttefiklere karşı hareket ederek Amerika’nın çıkarlarına zarar veren bölgesel aktörlere karşı koymaya hazır. Suudi Arabistan, Suriye hükümeti üzerinde benzersiz bir etkiye sahip ve umarım bunu bölgenin ve ilgili herkesin yararına kullanırlar. Liderliğiniz için teşekkürler Başkan Trump.”ifadelerini kullandı.
Trump ve Erdoğan Şara ile görüştü
ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Şara ile telefonda görüştü.

Şara ile görüşmesi hakkında Trump, “Suriye’nin çok saygın Cumhurbaşkanı (Ahmed Şara) ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik. Suriye ve bu bölgeyle ilgili politikalar çok iyi gidiyor. Bundan dolayı çok memnunuz” ifadelerini kullandı.
ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan ortak açıklama: Tüm dış tarafları barış arayışımızda bize katılmaya çağırıyoruz
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Almanya Devlet Bakanı Serap Güler, Fransa Dışişleri Bakanı Jean Noël Barrot ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack‘ın görüşmesinin ardından ilgili ülkeler tarafından ortak bir açıklama yapıldı.
Yayımladıkları ortak açıklamayla, ateşkesin uzatılmasını memnuniyetle karşıladıklarını duyuran ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa, “Tüm tarafları ateşkese kesinlikle uymaya ve azami ölçüde itidal göstermeye çağırıyoruz. Tüm dış tarafları barış arayışımızda ve şiddetin azaltılmasında bize katılmaya davet ediyoruz” açıklamasını yaptı.
Sivillerin korunması gerektiğini vurgulayan ülkeler, “Kobanî’de temel hizmetlerin yeniden başlatılması gerektiğinin altını çiziyoruz” dedi.
Ertesi gün açıklama yapan Hollanda da açıklamaya destek verdi.
Erdoğan: Devlet içinde devlet paralel ordu olmaz
Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Suriye’deki anlaşmaya ilişkin, “Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Kürt vatandaşlarımdan rica ediyorum. Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimize darbe vurmayı, aramıza nifak sokmayı amaçlayan oyunlara gelmeyin, istismarcılara prim vermeyin. Nefreti körüklemeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin.” açıklaması yaptı.
Kobani’nin IŞİD’den kurtarılmasının yıl dönümü
Tam kuşatma altındaki Kobanî’de bir araya gelen binlerce kişi, kentin IŞİD’ten kurtarılmasının 11. yıl dönümü dolayısıyla kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Kobani’nin IŞİD’den kurtarılmasının 11. yıldönümü
Mazlum Abdi, Kobanî’nin IŞİD’den kurtarılmasının 11’inci yıldönümü dolayısıyla, “Kobanî direnişinin IŞİD’e karşı kazandığı zaferin yıl dönümünde, Kobanî halkı kuşatma altındadır ve ağır saldırılara maruz kalmaktadır” açıklaması yaptı. Ve “Dünya, Kobanî’nin fedakarlığı karşısında verdiği sözleri yerine getirmelidir. Kobanî direnişini yürekten selamlıyoruz” dedi.
Mesut Barzani ise “Kobanî’de teröristlerin yenilgiye uğratılmasının 11. yıl dönümünde, müttefiklerin desteğiyle yürüttükleri kahramanca direnişle Kobani’nin IŞİD teröristlerinin eline geçmesine izin vermeyen kahraman savaşçılara ve peşmergelere selam gönderiyoruz. Bu mücadeleyle Kürt halkının tarihinde büyük bir zafer kaydedildi. Bu zafer, tüm Kürdistan halkının zaferiydi; teröre ve karanlığa karşı insanlığın zaferiydi.” ifadelerini kullandı.
SDG’nin açıklamasında ise , “11 yıl önce elde edilen zafer, sadece bir anı değil, özgürlüğü koruma, şehitlerin kazanımlarını koruma ve Suriye’nin tüm halkları için güvenli ve demokratik bir gelecek inşa etme konusunda yeni bir vaattir” ifadeleri yer aldı.
Bir çok kentte de açıklamalar yapıldı.

Fransa merkezli Le Monde gazetesinde 400’ü aşkın tanınmış kişi, Rojava’yı savunmaya çağıran ortak bir makale yayımlayarak ekonomik ve jeopolitik çıkarlar uğruna insan haklarının ve halkların özlemlerinin feda edilmemesi çağrısında bulundu.
Hakan Fidan Barrot ile görüştü
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bugün resmi bir ziyaret kapsamında Ankara’ya mevkiidaşı Hakan Fidan ile görüştü.
Görüşmede pek çok başlığın yanı sıra Suriye ve IŞİD konularının da ele alındığı kaydedilirken, Rojava’daki son gelişmeler hakkında ise herhangi bir açıklama yapılmadı.

28 Ocak 2026
Şara’ya Maduro hatırlatması: Geri adım atmaması halinde…
ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminin Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo, Suriye ve Rojava’daki gelişmeler hakkında The Washington Post’a bir makale yazdı. Pompeo’nun “Amerika Suriye’de tehlikeli bir kumar oynuyor” başlıklı yazısında şunlar yer aldı:
ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte, Suriye içindeki farklı çıkar gruplarını koruyan ve iç çöküşü önleyen bir askeri ve güvenlik çerçevesi oluşturmak için benzersiz diplomatik gücünü kullanmalıdır. Bu kolay olmayacaktır; özellikle de Şara hükümetinin Türkiye ile eşgüdüm içinde hareket ettiği düşünüldüğünde. Ancak olası bir felaketi önlemek için, ABD’li politika yapıcıların ve diplomatların, Suriye’yi istikrar ve barış yoluna sokacak bir sonucu güvence altına almak için ellerindeki her aracı seferber etmeleri zorunludur.
“Operation Midnight Hammer”dan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasına kadar Trump, Amerikan çıkarlarını korumak için sert gücü kullanma konusunda istekliliğini kanıtlamıştır. ABD, Şara’ya bu tehlikeli rotadan geri adım atmaması halinde aynı çizgiyi izlemeye hazır olduğunu net biçimde göstermelidir. Bölgesel istikrar – ve muhtemelen Amerikalıların hayatı – tehlikededir. Suriye’de tarihin tekerrür etmesine izin veremeyiz.”
28 Ocak 2026
Putin, Şara ile görüştü:Toprak bütünlüğünün sağlanmasını destekliyoruz
–
Putin, Moskova’da ikinci kez Şara ile görüştü. Putin ve Şara “Suriye’nin toprak bütünlüğü“nün önemini dile getirdi. Putin, “Fırat bölgesinin entegrasyonu da bu yönde atılan önemli bir adım” dedi. Şara, bugüne kadar iki ülke arasında 13 heyet ziyareti gerçekleştiğini belirterek, “istişare edilecek çok konu olduğunu” söyledi.
![]()








































