Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) Ankara’da Türkiye Barolar Birliği Konferans Salonu’nda Üçüncü Uluslararası Katılımlı Anadil Sempozyumu düzenledi.
“Dünyada anadili temelli çok dilli eğitim modelleri” başlıklı oturumda dünyanın farklı bölgelerindeki anadili mücadelesi deneyimleri paylaşıldı.
İrlanda deneyimi: ‘Anadilini desteklemek eşitliği savunmaktır’
İrlanda Öğretmen Sendikası Başkanı Anthony Quinn, İrlanda dilinin 17’nci yüzyıldan itibaren sistematik biçimde marjinalleştirildiğini belirtti.
İngilizcenin hakim dil haline getirildiğini söyleyen Quinn, çocukların okullarda kendi dillerini kullandıkları için cezalandırıldığını ifade etti.
Ekonomik, siyasi ve eğitim politikalarıyla İrlanda dilini konuşanların asimile edilmeye çalışıldığını dile getiren Quinn, “Anadili desteklemek ulusal dili güçlendirir. Araştırmalar bunu gösteriyor. Türkiye’de yüz binlerce çocuk evlerinde Kürtçe, Arapça, Ermenice gibi farklı diller konuşarak büyümesine rağmen yalnızca Türkçe eğitim görüyor. Anadilde eğitim hakkını savunmak, sınıfta eşitliği savunmak anlamına geliyor” dedi.
Ortadoğu vurgusu: ‘Dil toplumun hafızasıdır’
Lübnan PPSTLL Sendikası’ndan Samar Assaily ise Ortadoğu’daki anadili deneyimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dilin yalnızca bir eğitim aracı olmadığını, aynı zamanda toplumun hafızası olduğunu vurgulayan Assaily, çok dilli çocukların varlığına dikkat çekti.
“Çocuğun anadilini yok sayarsanız toplumu kuramazsınız” diyen Assaily, adil bir eğitim sistemi için anadil hakkının korunmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Kuzeydoğu Suriye deneyimi: ‘Devrim aynı zamanda anadili devrimidir’
Sempozyuma çevrimiçi katılan Kuzey ve Doğu Suriye Öğretmen Sendikası’ndan Nesrin Musa Reşik, konuşmasına Kuzeydoğu Suriye’deki çok uluslu yapıya dikkat çekerek başladı.
Rojava Devrimi öncesi Suriye’de yalnızca Arapça eğitim verildiğini belirten Nesrin Musa Reşik, “Rojava Devrimi ile birlikte çok dilli bir eğitim sistemi inşa ettik. Bugün Rojava’da sadece Kürtçe değil; Arapça, Kürtçe ve Süryanice olmak üzere üç dilde eğitim veriliyor” dedi.
Tekçi yönetim anlayışının halklar arasında nefreti derinleştirdiğini söyleyen Nesrin Musa Reşik, anadil mücadelesinin sürdüğünü belirtti. “14 yıldır bu mücadeleyi sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz” diyen Reşik, Suriye’de Kürtçenin resmi ve hukuki bir dil olarak tanınması gerektiğini vurguladı.
Nesrin Musa Reşik, konuşmasını “Bir sonraki sempozyumda aranızda bulunmak istiyoruz” sözleriyle tamamladı.




