Hiç abartılı bir öngörü değil, enflasyonun ancak 2030’dan sonra tek hanelere ineceği… Eğer ki bu yılın sonunda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yüzde 25’in altında, Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) rakamlarına göre yüzde 50’yi aşmayan bir enflasyon oranıyla karşılaşırsak mucizedir! Görünen köy kılavuz istemez!
Önce bir beklenti anketiyle başlayayım, ki bu anket ‘hissedilen’ değil de, ‘hissetmek istediğine göre’ bir beklenti! Piyasa aktörleri hep bunu yapıyor. Bloomberg HT’nin şubat ayına ilişkin düzenlediği enflasyon anketine katılan 24 kurumun medyan beklentisi şubatta enflasyonun aylık yüzde 2.81 seviyesinde gerçekleşmesi yönünde. Ekonomistlerin medyan tahminine göre şubatta yıllık enflasyonun da yüzde 31.35 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. En düşük aylık beklenti yüzde 2.45, en yüksek beklenti yüzde 4.36… Yıllık olarak bakıldığında ise şubat için en yüksek enflasyon tahmini yüzde 31.84, en düşük tahmin yüzde 30.05 seviyesinde.
ŞUBATTA DA YÜKSEK GELECEK
MARTTA DÜŞMESİ İÇİN SEBEP YOK
Anket katılımcılarının 2026 yıl sonuna ilişkin enflasyon beklentisine gelince… 24 kurumun 2026 yıl sonuna dair enflasyon beklentisi yüzde 24; en yüksek enflasyon tahmini yüzde 25, en düşük tahmin yüzde 22… Hatırlatayım; ocak ayında ‘tüketici fiyatları endeksi’ (TÜFE) aylık bazda yüzde 4.84; yıllık bazda ise yüzde 30.65 artış kaydetmişti. Bu arada şubat ayında yüzde 3 civarında bir enflasyon açıklayacak TÜİK, mart ayında da buna benzer yüksek bir oran geleceğini belirtmek gerek. Ve tabii bu rakamlar da gerçeklikten kopuk rakamlar olacak! Çünkü enflasyonun alt bileşenlerinden bazılarının, başta gıda, konut, sağlık ve eğitimde fiyat hareketlerinin sakinleşeceğine ilişkin herhangi bir işaret yok. Enerji fiyatlarında oluşabilecek yukarı yönlü sert hareketlerin enflasyona etkisi ise tüm hesapların baştan yapılmasını gerektirebilir.
İSTANBUL’UN ENFLASYONU
Şimdi asıl meseleye döneyim; dar ve orta gelirlileri doğrudan ilgilendiren kalemlerdeki fiyat hareketlerine… İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, 2026 Şubat ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi (İTO-TÜFE) aylık bazda yüzde 3.85 artış gösterdi. Geçen yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında fiyatlar yüzde 37.88 oranında yükseldi. İTO 2023=100 bazlı endeks, tüketici fiyatlarındaki yıllık artışın önemli ölçüde sürdüğünü ortaya koyuyor. Aylık ve yıllık artışlar, özellikle gıda ve hizmet sektörlerindeki fiyat hareketlerinden kaynaklanıyor. Doğal olarak mevsimsel etkiler ve piyasa koşullarının da bu yükselişte belirleyici rolü var ama bir yere kadar…
FİYAT ARTIŞLARINDA
GIDA YİNE ZİRVEDE
2026 Şubat ayında İTO-TÜFE verilerine göre, bir önceki aya kıyasla harcama gruplarında şu değişimler gözlendi: Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 6.87, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 5.38, ulaştırmada yüzde 4.95, sağlıkta yüzde 3.26, eğlence ve kültürde yüzde 2.66, konutta yüzde 2.41, eğitimde yüzde 2.35, lokanta ve otellerde yüzde 1.75, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1.32, ev eşyasında yüzde 0.98 ve haberleşmede yüzde 0.09 artış yaşandı. Tek bir harcama grubunda fiyatlarda düşüş gözlemlenmiş, o da giyim ve ayakkabı, düşüş oranı yüzde 0.17… Bunun sebebinin hazırgiyim ve tekstil sektörlerinde yaşanan krizden kaynaklı, kâr oranlarının çok aşağılara gelmesiyle açıklamak mümkün. Hâl böyle olmasaydı, giyimde de ciddi fiyat artışlarıyla yüzleşebilirdik.

YÜKSEK GIDA ENFLASYONUNDA
ANA SEBEP YAPISAL SORUNLAR
Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda kış mevsiminin etkisiyle fiyatların yükseldiğini söyleyecekler tabii, ancak gıda enflasyonunun artık mevsimsellikten bağımsız fiyat artışları gösterdiğini biliyoruz. Lokanta ve oteller grubundaki fiyat artışlarının bir sebebi de yine gıda enflasyonu, diğeri ise hizmet enflasyonunun yapışkan özellikleri… Ulaştırmadaki fiyat artışlarının sebebi ise küresel enerji fiyatlarından kaynaklı değil, bu ekonomi yönetiminin ve siyasî iktidarın dolaylı vergilerinden kaynaklı! Eğer ki İran ile ABD-İsrail arasındaki savaş uzar ve Hürmüz Boğazı uzun süre tanker trafiğine kapalı kalırsa, akaryakıt fiyalarındaki sıçramanın etkisi ulaşım fiyatlarına doğrudan yansıyacak, bir de böyle bir dert var!
Bu fiyat hareketlerinin hem mevsimsel etkilerden hem de sektör bazlı düzenlemelerden kaynaklanan sebepleri var, ancak önümüzdeki aylarda kış mevsiminin sona ermesiyle gıda fiyatlarındaki artışlarda sadece göreli bir sakinleşme beklenebilir, yani fiyatlardaki artışlar sürecek.
AÇLIK SINIRI 32,365 TL
ASGARÎ ÜCRET 28,075 TL!
Bu eğilimleri destekleyen iki araştırma daha var. Biri Türk-İş’in, diğeri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV)… ‘Türk-İş Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’na göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgarî harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 3.65 oranında gerçekleşti. Verilere göre 12 aylık değişim oranı yüzde 38.76, yıllık ortalama artış yüzde 39.43, iki aylık artış oranı ise yüzde 7.37…
Bu fiyat artışları sonrasında, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı, kamuoyunda bilinen adıyla ‘açlık sınırı’ 32,365 TL’ye çıktı. Gıda harcamasıyla giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı, yani ‘yoksulluk sınırı’ da 105,424 TL seviyesini gördü. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’de aylık 41,899 TL’ye yükseldi. 2026 için Türkiye’de asgarî ücret 28,075 TL olarak uygulanıyor. Ara zam olmayacağı da hemen hemen kesin!
İKİ YILIN EN YÜKSEK
AYLIK GIDA ENFLASYONU
Şimdi de TEPAV tarafından hazırlanan ‘gıda fiyat endeksi’nin (TEGE) 2026 Şubat ayı verilerini paylaşayım. 1-25 Şubat döneminde derlenen verilere göre aylık gıda enflasyonu yüzde 6.74 olarak hesaplandı. Bu oran, son iki yılın en yüksek aylık gıda enflasyonu! Taze meyve ve sebze kategorisinde fiyatı en hızlı düşen ürünler lahana, portakal ve kivi olurken; diğer taze biber çeşitleri, çarliston biber ve kabak fiyatlarında yüksek artışlar gözlendi. Taze meyve ve sebze dışındaki ürünlerde ise en fazla fiyat artışı kaşar peyniri, tereyağı ve ayranda gerçekleşti. Buna karşılık baharat, ayçiçek yağı ve konserve balıkta fiyat düşüşleri tespit edildi. Şubat 2026 döneminde yıllık TEGE yüzde 33.8 olarak hesaplandı. Ve ekleyeyim, 2026 Ocak TEGE de iki yılın zirvesindeydi. Rekor üstüne rekor kırıyor anlayacağınız. Ancak, ekonomi yönetimi bundan birkaç ay öncesine kadar gıda enflasyonunda bir ılımlılaşma bekliyordu!
ETİ UNUTUN, İKİ YILDAN BU YANA
SEBZE VE MEYVE DE LÜKS OLDU!
Ortada çok ciddi bir sorun var! Gıda enflasyonu düşmüyor ama daha yüksek hızlarda bile artması riski var. Bunun sebeplerini mevsimsellikle ya da iklim kriziyle açıkladığımız sürece de bu sorun devam edecek. Tarım sektöründeki yapısal sorunlar çözülmedikçe, Türkiye halklarının beslenme krizi de artarak sürecek!
Şimdi başka bir veriyi paylaşayım. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre şubatta markette satılan 41 ürünün 28’inde fiyat artışı yaşandı, 13 ürünün fiyatı ise düştü. Markette fiyatı en fazla artan ürün, yüzde 50.3 ile marul oldu. Marulu, yüzde 34.2 ile sivri biber, yüzde 29.9 ile salatalık, yüzde 18.4 ile kabak ve yüzde 16.3 ile limon takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14.2 ile yeşil soğan oldu. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 11.9 ile domates, yüzde 11.7 ile kuru üzüm, yüzde 10.4 ile yeşil mercimek ve yüzde 9.8 ile zeytinyağı izledi.
FİYATLAR, TARLADAN MARKETE
GELENE KADAR ÜÇ KATINA ÇIKIYOR
Şubatta üreticide 33 ürünün 18’inde fiyat artışı olurken, yedisinde fiyat düşüşü gözlendi, sekiz üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 29 ile karnabaharda… Fiyatı düşen diğer ürünler; yüzde 27.3 ile kuru soğan, yüzde 12.8 ile domates, yüzde 9.1 ile fındık ve yüzde 8.2 ile patates… Üreticide en çok fiyat artışı ise yüzde 49.9 ile marulda… Marulu, yüzde 39.5 ile sivribiber, yüzde 37.8 ile patlıcan, yüzde 36.3 ile salatalık ve yüzde 31.9 ile maydanoz takip etti.
Şubatta üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 229.7 ile karnabaharda, ardından sırasıyla, yüzde 226.7 ile marul, yüzde 223 ile kuru soğan, yüzde 218.7 ile pırasada gözlendi. Karnabahar ve marul, üretici fiyatlarının 3.3 kat, kuru soğan ve pırasa ise 3.2 kat üzerinde fiyat etiketini gördü. Peki niye?.. “Marketler açgözlülük yapıyor” ya da “Aracılar kazıkçı” diyerek bu sorunun cevabını vermeye kalkanlara, başta akaryakıt olmak üzere, nakliye fiyatlarındaki yüksek artışları hatırlatmakta fayda var. Tarladan markete kadar olan tedarik zincirindeki fire oranının yüksekliğini de unutmamak gerek!

GIDA FİYATLARINI ANLAMAK İÇİN
TARIM-GFE’DEKİ ARTIŞLARA BAKIN
Gıda enflasyonu tarlada başlıyor ve zincirleme etki sofraya kadar sürüyor. Fiyat hareketlerinin sürekli yukarı yönlü olmasının ardında yatan ana gösterge ‘tarımsal girdi fiyat endeksi’ (Tarım-GFE)…TZOB’un girdi piyasalarından aldığı fiyat verilerine göre şubatta, amonyum sülfat gübresi yüzde 4.2, kompoze gübresi yüzde 1.6, amonyum nitrat gübresi yüzde 1.3, DAP gübresi yüzde 0.5 artış gösterdi. ÜRE gübresi ise yüzde 0.2 düştü. Geçen yılın şubat ayına göre girdi fiyatlarınaki artış oranları ise şöyle: Kompoze gübresi yüzde 38.5, ÜRE gübresi yüzde 38.3, DAP gübresi yüzde 35.4, amonyum sülfat gübresi yüzde 33.3, amonyum nitrat gübresi yüzde 29.3 arttı. Şubatta ocak ayına göre besi yemi yüzde 2.8, süt yemi yüzde 2.7, son bir yılda besi yemi yüzde 34.3, süt yemi yüzde 30.1 yükseldi.

TARIM REFORMU VE PLANLAMA YOKSA
BESLENME KRİZİNDEN KURTULUŞ DA YOK
Enerji de tarımsal üretimin en önemli girdilerinden biri… Elektrik fiyatları yıllık yüzde 12.8, tarım ilacı fiyatları yüzde 278, mazot yüzde 26.1 artış kaydetti. Tarım-GFE yıllık yüzde 33.15, aylık yüzde 1.3, 12 aylık ortalamalara göre yüzde 32.50 oranlarında yükseldi. Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1.14, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2.28 artış yaşandı. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 34.48, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 25.56 artış gerçekleşti.
Yani bu yıl da, gelecek yıl da beslenme krizi devam edecek. Sonraki yıl için eğer bugünden tarım sektöründe devlet eliyle çok ciddi yapısal dönüşümler başlatılmazsa, aynı dertlerle yüzleşeceğiz. Böyle bir tarım reformu sıkı bir planlama ve denetimle desteklenmek zorunda. Bunun için ise şeffaf, hesap verebilir, bilimsel perspektife sahip bir siyasî iradeye ihtiyaç var. Ara ki bulasın!.. Belki de asıl mesele tarlada değil de Ankara’dadır!





