8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kadıköy Boğa’da toplanan binlerce kadın, Rıhtım’a doğru yürüdü.
Kadınlar yürüyüşte “Yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı kadınlar isyandayız” pankartı açtı.
“Yoksulluğa ve şiddete karşı mücadelemiz var, yaşasın 8 Mart”, “Fatma Nur ve Hifa’ya ne oldu?”, “Yoksulluk ve şiddet kaderimiz değil”, “Aile yılı değil, mücadele yılı; katledilen kız kardeşlerimiz için buradayız”, “Bizlere zammın ‘z’sini vermeyenlere karşı mücadelemizin mirasıyla geldik”, “Bahar Taş’a ne oldu? Koruma, aklama; failleri yargıla”, “İstismarcıları koruyan karanlık düzene karşı mücadelemiz var” ve “Kadın cinayetleri politiktir” yazılı dövizler taşıdı.

Ekmek ve Gül
Yürüyüş boyunca “Kadınlar yürüyor mücadele büyüyor” , “ Jin Jiyan azadi” sloganı atıldı.

Ekmek ve Gül
Katledilen kadınların tek tek isimleri okunarak “Burada” denildi.
Kadınlar alandan taşıyor
Yürüyüşün ardından binlerce kadın Rıhtım’daki miting alanına giriş yaptı. Kadınlar alana sığmazken girişler devam ediyor.
Kadınlar sahneden Filistin, İran, Suriye, Afganistan ve Venezuela’da eşitlik ve özgürlük için direnen tüm kadınlara selam gönderdi. Alanda sık sık “Yaşasın enternasyonel mücadelemiz!” sloganları atıldı.
Ekmek ve Gül
‘Rojin Kabaiş için buradayız’
8 Mart buluşmasında Rojin Kabaiş Adalet Platformu adına Dilber sahneden söz aldı. Şule Çet ve Gülistan Doku davalarını hatırlatan Dilber, “Mevcut sistemin yaptığı ilk şey, gerçekleri açığa çıkarmak değil; failleri aklamak ve bunun için ‘lisanslı çözümler’ üretmek oldu. Şule Çet bulunduğunda akıllarına ilk gelen şey ‘intihar’ demek oldu. Gülistan Doku için kayboldu dedikleri, aslında bir kaybedilme, şüpheli durumdu ve karanlıkta gerçekleri gizlemek istediler. Biz bunu hep birlikte teşhir ettik. Bugün de aynı sebeple Rojin Kabaş için buradayız. Van’da 17 gün boyunca kendisinden haber alınamadı. Sürecin başından itibaren bilgilendirilmedik, ve yine aynı cümleyi duyduk: ‘İntihar!’ Yani gerçekler açığa çıkarılmak yerine üzeri örtüldü, failler korundu ve kadınların hayatı değersiz görüldü. Biz kadınlar buna inanmadık ve inanmayacağız. İşte bugün, bu nedenle 8 Mart’ta buradayız” dedi.
Ekmek ve Gül
‘Eğer bugün susarsak ne zaman konuşacağız?’
Katledilen Ceyda Yüksel’in annesi de kürsüden kadınlara seslendi, “Bu 8 Mart’ta umarım bir daha hiçbir kadın katledilmez” dedi. Katil Serkan Dinçer’e müebbet hapis cezası verildiğini ancak mahkemenin haksız tahrik indirimi uyguladığını hatırlatan anne, “Kızım, sanığın cinsel isteğini reddettiği için mahkeme haksız tahrik indirimi verdi. İstinaf ve Yargıtay da bu kararı onadı. Aile Bakanlığının itirazı da reddedildi. Dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdım, gerekirse AİHM’e de götüreceğim” diye konuştu. Anne, “Kızımın cinsel isteği reddetmesi tahrik sayıldı. Ben artık bir şey diyemiyorum. Eğer bugün susarsak ne zaman konuşacağız?” ifadelerini kullandı.

Rojda Aslan / İlke TV
‘Artık sömürülmek istemiyoruz’
Dardanel işçileri adına söz alan bir işçi ise şunları söyledi: “Biz yaklaşık üç buçuk aydır Dardanel bünyesinde çalışan 350 işçiyiz. Kasım ayında Dardanel bizi işten çıkardı. O günden bu yana hiçbir tazminat hakkımızı alamadık. Başvurular yapıyoruz, mücadelemizi sürdürüyoruz. Başlattığımız mücadele sonucunda yargıya başvuran arkadaşlarımız da oldu.
Bizler yargıya gitmeden önce Dardanel yönetimine sesleniyoruz: Tazminat hakkımızı parça parça değil, tek seferde almak istiyoruz. Çünkü biz emek verdik. Biz kadınlar; okulda, sokakta, evde, her yerde emeğiyle var olan kadınlarız. Artık sömürülmek istemiyoruz.”
‘Yoksulluk sınırının üzerinde bir maaş talep ediyoruz’
Özel İtalyan Lisesi öğretmenleri adına söz alan bir öğretmen, konuşmasına öldürülen Fatma Nur’u anarak başladı. 35 gündür grevde olduklarını belirten öğretmen, “Biz İtalyan öğretmenlerle bir yarış içinde değiliz. Sadece hakkımızı istiyoruz. Sendikalı olduğumuz andan itibaren mobbinge maruz kaldık. Haftada 40 saati aşan ders programlarımız var. Kimseyle yarışmıyoruz; yalnızca yoksulluk sınırının üzerinde bir maaş talep ediyoruz” dedi.
Kadınlara direniş çağrısı yapan öğretmen sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlk sendikalı olduğumda kadın arkadaşlarımı yanımda buldum. Dışarı çıktığımda ise örgütlü mücadelenin gücünü gördüm. Mücadelemiz devam ediyor ve hepinizi direnişe bekliyoruz.”
Şık Makas işçilerinden 8 Mart selamı
Tokat’ta direnişte olan Şık Makas işçisi kadınların mesajı da alanda okundu. Beş aydır eylem yaptıklarını belirten kadın işçiler, eylemlerini kararlı ve dik bir duruşla sürdürdüklerini dile getirdi.
8 Mart’ta emekçi kadınlar olarak iş yerlerindeki sömürü düzenine olduğu kadar sokakta ve evde yaşanan şiddete karşı da alanlarda olduklarını vurgulayan kadınlar, “Her gün kadınlar öldürülüyor, yaşamdan koparılıyor. Tokat Şık Makas kadın işçileri olarak ‘Kadınlara ve çocuklara dokunmayın’ diyoruz” mesajını verdi.
Türkiye’nin dört bir yanında alanlarda olan kadınları selamlayan işçiler, Tokatlı emekçi kadınların İstanbul’daki kadınlarla omuz omuza olduğunu belirterek “Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” dedi.
‘İş kazası değil, bu bir cinayet’
Dilovası’nda meydana gelen işçi katliamında ablası Şengül Yılmaz’ı kaybeden Emine Bulut’un gönderdiği mesaj da alanda okundu. Bulut mesajında, “Gücüyle ilham veren, emeğiyle dünyayı değiştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” dedi. Dilovası’ndaki yangında yaşamını yitiren 6 kadın işçiyi anan Bulut, “Hayatını kaybeden kadın emekçilerimizin de 8 Mart’ı kutlu olsun. Onları rahmetle ve sevgiyle anıyoruz. Anılarını ve adalet mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bulut ayrıca davanın 24 Mart 2026 saat 10.00’da Kandıra Cezaevi yerleşkesinde görüleceğini hatırlatarak herkesi dayanışmaya ve adalet talebini büyütmeye çağırdı.




