Heybesinde yıllarca şiir biriktiren ozan: Metin Altıok

Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden aydınlardan bir olan Metin Altıok, resim ile başladığı sanat hayatını otuzlu yaşlardan sonra yayımlamaya başladığı şiirleriyle de genişletti. Onno Tunç tarafından bestelenen ve Sezen Aksu tarafından seslendirilen Ah Kavaklar şiiri ise, Metin Altıok şiirleri arasında en çok bilinen eser haline geldi.

Heybesinde yıllarca şiir biriktiren ozan: Metin Altıok
Heybesinde yıllarca şiir biriktiren ozan: Metin Altıok
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 14 Mart 2026 19:45
  • Güncellenme: 14 Mart 2026 19:46

Edebiyatın özgün seslerinden Metin Altıok, 14 Mart 1941’de Bergama’da dünyaya geldi. Çocukluğu Karşıyaka’da geçen Altıok, Karşıyaka Lisesi’ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yıllarında şekillenen sosyalist düşüncesi, yaşamı boyunca hem hayatını hem de şiirlerini belirleyen temel çizgilerden biri oldu.

1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi çatısı altında siyaset yapan Altıok, sanat hayatına ilk olarak ressam olarak adım attı. Ressam Çetin Sipahi ile birlikte Fransız Kültür Merkezi’nde ilk sergisini açtı. Ancak sanat yolculuğu otuzlu yaşlarından itibaren yayımladığı şiirlerle yeni bir yön kazandı.

Altıok’un şiirleri zamanla geniş bir okur kitlesine ulaştı. Şairin “Ah Kavaklar” adlı şiiri, besteci Onno Tunç tarafından bestelenip Sezen Aksu tarafından seslendirilince en bilinen eserlerinden biri haline geldi.

Altıok, yıllarca biriktirdiği şiirlerini eşi Füsun Akatlı’nın desteğiyle 1976’da Dost Yayınevi tarafından yayımlanan ilk kitabı Gezgin’de topladı. Bu kitap, şairin içsel yolculuğunu yansıtan bir başlangıç oldu.

Şair Turgut Uyar, Altıok’un ilk kitabı için şu değerlendirmeyi yaptı:

“Metin Altıok birden yetkin bir ozan olarak karşımıza çıkıyor. Kusursuzluğun o ürkütücü sessizliğiyle… Büyük bir tatla okudum Gezgin’i.”

Altıok’un şiiri, bireyin iç acısından toplumsal acıya doğru genişleyen bir arayışı taşıdı. Bu arayış, sonraki kitaplarında da sürdü.

1979’da evliliğinin sona ermesi ve işinden ayrılmasıyla Altıok’un hayatında yeni bir dönem başladı. Felsefe öğretmeni olarak Bingöl’e atandı. Burada sınıf öğretmeni Nebahat Hanım ile evlendi.

Bingöl, Altıok için yalnızca bir görev yeri değil, aynı zamanda şiirinin yön değiştirdiği bir dönem oldu. Öğrencileri tarafından çok sevilen “Metin Hoca”, yoksulluğun ve yok sayılmanın izlerini şiirine taşıdı.

Şair, Bingöl’ü kızına yazdığı bir mektupta şu sözlerle anlatıyordu:

“İnanmazsın ama burada bazı şeyler yok… Yumurta yok… Sigara yok… Kitapevi yok… Meyhane yok. Yok oğlu yok.”

Bu yıllarda yayımladığı Küçük Tragedyalar, İpek ve Kılaptan ve Gerçeğin Öte Yakası gibi kitaplarda bireysel acıdan toplumsal acıya uzanan bir şiir kurdu.

Altıok’un şiirlerinde acı, sevgi, yalnızlık ve iç hesaplaşma temel izlekler olarak öne çıktı. Şair Küçük İskender, Altıok’un Süveyda kitabını şu sözlerle yorumladı:

“Altı ok yiyorsunuz bir anda… Altısının da ucu insandan üretilmiş zehir sıvalı: Acı, sevgi, yalnızlık, duyarlık, ölüm ve kendinle hesaplaşma.”

2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı sırasında Madımak Oteli’nde bulunan Altıok ağır yaralandı. Yangından kurtarılarak Gülhane Askerî Tıp Akademisi’ne kaldırıldı ancak komadan çıkamadı.

Şair, 9 Temmuz 1993’te 52 yaşında yaşamını yitirdi.

Kızı Zeynep Altıok, babasını “Babam şiirle yaşasın istiyorum, eseriyle yaşasın.” diye andı.

Edebiyat yolculuğu sırasında heybesinde yıllarca şiir biriktiren Metin Altıok’ın, Sivas Katliamı sırasında Madımak Oteli’nin merdivenlerinde elinde kırık bir fırça sapıyla çekilmiş fotoğrafı kazındı hafızalara: Altıok, merdivenler üzerindeki, muhtemelen çekilmiş son fotoğrafında elinde fırçayla bekler, soranlara “Şairler, böyle savaşır” der kendisine has muzipliğiyle.