• Ana Sayfa
  • Kadın
  • DOSYA | Gündelikten politiğe: Kürt kadın kıyafetleri-1

DOSYA | Gündelikten politiğe: Kürt kadın kıyafetleri-1

DOSYA | Gündelikten politiğe: Kürt kadın kıyafetleri-1
  • Yayınlanma: 18 Mart 2026 13:24
  • Güncellenme: 18 Mart 2026 14:25

Renk, kumaş ve desen… Kürt kadın kıyafetleri; iklimden inanca, gündelik yaşamdan toplumsal hafızaya uzanan kadim bir kültürel dili bugüne taşıyor.

Dilden önce gelen dil

Giysi, insanlık tarihinin en eski kültürel ifadelerinden biri. Bedeni örtmek, iklimden korunmakla başladı; zamanla kimliğe, statüye ve aidiyete dönüştü. Giysi, konuşulmadan önce konuşan bir dildi. Sadece ihtiyaçla başlayan giyinme, zamanla toplumların kültürel, psikolojik, ekonomik ve tarihsel kodlarını da taşıyan bir forma dönüştü.

Kürt kadınları için giyim de bu çok katmanlı dilin parçasıydı. Renkli xiftanlar, kofiler, çeşitli aksesuarlar… Bu kıyafetler yalnızca estetik bir tercih değildi. Nereden geldiği, hangi aşirete ya da bölgeye ait olduğu, evli mi bekar mı olduğu, yas mı tuttuğu yoksa bayram mı yaşadığı; kimi zaman tek bir renkten, bir kesimden ya da bir aksesuardan okunabiliyordu.


Werner Finke’nin 1970’li yıllarda oluşturduğu ‘zozan’ arşivinden bir kare

Kürt kadınlarının giyim pratiği

Kürt kadınlarının giyim pratiği tek bir elbiseden değil, birbirini tamamlayan parçalardan oluşan bir sistemden meydana gelir. Bu sistem bölgeden bölgeye farklı isimler alır: xiftan, kiras u fistan, kiras û sermil, şalî kiras, miraxanî… İsimler değişse de mantık aynıdır: katmanlı, renkli ve kimlik taşıyan bir giyim pratiği.

En yaygın biçimiyle xiftan; uzun, genellikle göğsü açık kesimli, renkli ve desenli bir üst giysidir. Altına, elbise bütünlüğü içinde görünür kalan bir şalvar giyilir, bele kuşak bağlanır. Başta ise tülbent benzeri kumaşlardan yapılan ve farklı bağlama stilleri bulunan örtüler yer alır: kofi (yüksek ve süslü başlık), şapik (daha sade başörtüsü), peçavk (yüzü örten peçe türü) bunlardan bazılarıdır. Ve elbette Kürt kadınlarının olmazsa olmazı olan aksesuarlar…

Nevin Reşan Güngör, Geleneksel Kürt Kadın Kıyafetleri kitabında bu sistemi şöyle özetliyor:

“Giysilerde üç özellik öne çıkmaktadır. İç mekân giysileri; bunların günlük kullanıma uygun, rahat ve pratik olmasına özen gösterilir. Dış mekân giysileri; daha dikkat çekici ve gösterişlidir. Elbise altına giyilen iç giysiler ise pamuk dokuma ve beyaz renkten oluşmaktadır. Bunlar çoğunlukla gece yatak kıyafeti olarak da kullanılmıştır. Tercihen yumuşak, ince ve ter çeken kumaş türleri kullanılmıştır. Bu beyaz iç giysi Zerdüşt’te, İslam’da ve Ezidi inançlarında hâlen yaygın olarak kullanılmakta; temizliği, saflığı ve berraklığı simgelemektedir.”

Takılar

Xiftan’ı tamamlayan temel unsurlardan biri de takılardır. Nevin Güngör, Kürt kadınlarında takının yerini şöyle anlatıyor:

“Kürt kadınlarında olmazsa olmaz gümüş takılardı. Gümüş çok daha kolay işlenen, işçilik isteyen bir maddeydi. Ticari bakıldığı için insanlar altına yöneldi. Altın biriktiriliyor, yatırım amaçlı alınıyor. Oysa geçmişte gümüş süsleme aracıydı. Kapitalizmin olduğu yerde birtakım şeyler zaten kendini koruyamaz; değişip dönüşme ihtimali çok yüksektir.”

“Dünyada ilk renkli kumaş Mardin’den çıkmış”

Xiftan aynı zamanda kuşaklar arası bir bilgi aktarımı sürecidir. Önce kumaş seçilir ya da dokunur. Pamuklu, ipekli, yünlü kumaşlar; bölgenin iklimine ve maddi koşullara göre değişir. Mezopotamya’da pamuk üretimi, dünya tarihinde çok erken dönemlere uzanır.

Nevin Güngör’e göre, dünyadaki ilk renkli kumaş örneklerinden biri Mezopotamya’da, Mardin çevresinde üretilmiş:

“Dünyada ilk renkli(kırmızı) kumaş Mardin’den, Mezopotamya’dan çıkmış. Hatay üzerinden gemilerle Avrupa’ya gitmiş. İlk keten, pamuklu kumaş buradan.”

Ardından desen belirlenir: geometrik motifler, çiçekler, dallar… Her bölgenin kendine özgü desenleri vardır. Nevin Güngör, desen araştırması için Diyarbakır, Mardin, Süleymaniye ve Erbil’deki cami oymalarını, ev mimarilerindeki taş süslemeleri incelediğini ve fotoğraf sanatçılarının çektiği o desenlerden yararlandığını da ekledi. Son aşamada ise nakış işlenir

Erbil Kürt Tekstil ve Kültür Müzesi

Coğrafya kıyafeti şekillendiriyor

Kürt coğrafyası geniş ve çeşitlidir. Karlı dağlardan kurak ovalara, soğuk platolardan sıcak nehir vadilerine uzanır. Dağlar, yaylalar, çiçekler ve doğanın renkleri, giysilerin temel taşıdır.

Nevin Reşan Güngör bu ilişkiyi şöyle özetliyor:

“Giyim kuşam bir ülkenin ekonomisini, sosyal statüsünü, siyasal boyutunu, iklimini, coğrafyasını ve doğasında üretilen ürünleri yansıtır. Bir halk kendi coğrafyasında ürettikleriyle giyinir.”

Kürt kadın giyimi; Bakur (Kuzey – Türkiye), Başûr (Güney – Irak), Rojava (Batı – Suriye) ve Rojhilat (Doğu – İran) olarak adlandırılan bölgelerde, yerel koşullar ve yaşam biçimleriyle birlikte şekillenir.

Bakur

Bakur’da kıyafetler, iklim ve coğrafya koşullarına bağlı olarak daha işlevsel ve korunaklı özellikler taşır.
Kış aylarının sert geçtiği Serhat’ta (Kars, Ağrı, Iğdır…) daha kalın ve katmanlı giyim tercih edilir.

Nevin Güngör, bu durumu şöyle açıklıyor:

“Soğuktan korunmak için çok katmanlı giysiler giyilmiş. Yünlü kumaşlar, el dokumaları kullanılmış. Şal u şepik dediğimiz erkek kıyafetlerinde kullanılan keçi kılı kumaş su bile geçirmez. Yağmurda dokuma iç içe geçer, su sızdırmaz.”

Botan bölgesinde (Şırnak, Hakkari, Cizre…) iklim daha ılıman olduğu için daha ferah kesimler ve hafif kumaşlar tercih edilir. Yaz aylarında ince ve nefes alabilen dokumalar öne çıkar.

“Hakkari’de giyilen giysiyle Dersim’deki giysi farklıdır” diyen Nevin Güngör, günlük kullanım ile törenlerde giyilen kıyafetler arasında da belirgin ayrımlar olduğunu vurgular.

Dersim, hem coğrafi hem de kültürel olarak diğer bölgelerden ayrılır. Alevi Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bu bölgede, yazma kullanımı ve bağlama biçimleri belirgin bir fark yaratır.
Nevin Güngör, koyu renklere dair şu yorumu yapıyor:

“Giysiler 100–200 yılda değişmez ama izlerini taşır. Çünkü giyim kuşam; yas mı var, düğün mü var, genç kız mı dul mu, zengin mi yoksul mu — bütün bunları gösterir.”

1937–1938 Dersim Katliamı’nın giyim kültürü üzerindeki etkisine dair doğrudan bir araştırmaya rastlanmamıştır. Ancak kolektif hafızanın ve yas kültürünün giyim pratiklerine dolaylı biçimde yansıdığı söylenebilir.
Bakur’da giyim, aynı zamanda kamusal alanda görünür olmanın sınırlarını belirleyen bir unsurdur.

Başûr

Başûr’da kadınlar “kiras û fistan” giyer. Bu kıyafetler daha ince işlenmiş, zarif başörtüleri ve işlemeli yeleklerle tamamlanmıştır.

Nevin Reşan Güngör, ekonominin giyime etkisini Halepçe örneğiyle anlatıyor:

“Geçmişte Halepçe dünyanın en önemli alışveriş merkezlerinden biriydi. Şimdi katliamdan dolayı ot bile yeşermiyor. Ekonomi olduğu zaman hayat koşulları farklıdır; yeme içme, giyim kuşam da farklıdır.”

Görece baskının daha az olduğu Başûr’da Kürt kimliğinin görünürlüğü, geleneksel kıyafetlerin kullanım alanını genişletir. Türkiye’de “otantik” olarak pazarlanan Kürt kadın kıyafetleri, Başûr’da özel günlerin yanı sıra gündelik yaşamda da giyilmeye devam eder.
Bu kıyafetlerin yaşatılması amacıyla her yıl 10 Mart Kürt Ulusal Kıyafet Günü olarak kutlanır.

Rojava

Rojava’da xiftanın üzerine kuştik (renkli kemer), yelek ve başlık takılır. İşlemeli kemerler statü göstergesidir. İklimin sıcak olması nedeniyle kıyafetler daha hafif kumaşlardan üretilir. Siyah zemin üzerine renkli nakışlar yaygındır. Kofi başlıkları yüksek ve ihtişamlıdır; mücevherler ve pullarla süslenir.

Savaş koşulları, bu formları ciddi biçimde tahrip etti. IŞİD’in etkili olduğu dönemlerde kadınlara dayatılan siyah ve tek tip kıyafetler, kadın bedeni üzerindeki tahakkümün en görünür araçlarından biri oldu.

Yaşanan siyasal dönüşümlerle birlikte Rojava’da Kürt kadın kıyafetleri, kadın mücadelesinin ve direnişin güçlü bir sembolüne dönüştü.
Nevin  Güngör bu durumu şöyle yorumluyor:

“Bizim coğrafyamız hâlâ cadı kazanı gibi kaynıyor. Giyim kuşam savaşları da yansıtır. Dünya savaşından sonra kadın ayakkabılarında topuklar oluştu. Ama Kürtlerin ayakkabıları hâlâ çarık biçiminde, topuksuzdur. Bunun sebebi yaşanan acılar, savaşlar ve katliamlardır. Doğal olarak giyime yansır.”

Rojhilat

Rojhilat’ta kadın kıyafetleri yoğun el işçiligi ve uzun üretim süreçleriyle öne çıkar. Kıyafetler yalnızca estetik bir unsur değil; toplumsal konum, ekonomik durum ve aile aidiyetine dair göstergeler de taşır.
Nesiller arası aktarılan bilgi, bu bölgedeki giyim pratiğinin en belirgin özelliklerinden biridir.

Erkeklerin kıyafeti neden daha hızlı “modernleşti”?

Kürt erkek kıyafetleri (şal u şepik, peştamal, puşi) 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızla değişmeye başladı. Şehre göç eden erkekler pantolon ve ceket giydi; “modernleşti”.

Ahmed Arif’in bir anlatısından örnek veren Nevin  Güngör:

“Urfa Siverek’te bir köylünün şalvarının arkasını kesip, ellerine kelepçe takıp meydanda teşhir ediyorlar. Çarşaflar ‘gericilik’ adı altında yakıldı. Oysa bunlar geleneksel giysilerdi.”

Nevin  Güngör’e göre erkek kıyafetleri çok daha çabuk dejenere oldu ve hızla yok olmaya yüz tuttu. Çünkü erkekler kamusal hayatın içinde daha görünürdü ve baskıya daha doğrudan maruz kaldı.

YARIN: 90’lı yıllara gelindiğinde Kürt kıyafetlerine yönelik baskı, kimliğin kendisine yönelen baskıyla birleşti. Newroz alanlarında parçalanan elbiseler, kıyafeti nedeniyle verilen cezalar, işkenceler… Göç ettirilenlerin ayak uydurmak zorunda bırakıldığı yaşamlar içinde, Kürt kadın kıyafetlerinin nasıl ve neden yok olmaya başladı?