Don Trump ve dünya siyasetinde mafya tarzı

Don Trump ve dünya siyasetinde mafya tarzı
  • Yayınlanma: 23 Mart 2026 17:13

Çeviri: Tamer Bakar 

Olağanüstü bir tarihsel tesadüf eseri, mevcut ABD başkanının adı sezgisel olarak “Don” olarak kısaltılabilir; bu unvan, Sicilya’da tarihsel olarak güçlü toprak sahiplerini tanımlamak için kullanılan ve daha sonra mafya patronlarına atfedilen “Sir” veya “Lordun” karşılığıdır. Bu unvan, Marlon Brando ve Robert De Niro’nun Don Corleone rolünü üstlendiği Francis Ford Coppola’nın “Baba” film serisiyle ABD’de ve dünya çapında tanındı.

Gerçek şu ki, Donald Trump’ın dünya siyasetindeki tarzı, bir mafya üyesinin küresel sahnedeki davranışlarına çok benziyor. İşte Don Trump’ın dünya sahnesinde uyguladığı bazı mafyatik yöntemler:

  1. Gasp ve haraç kesme: Bu, mafyanın en sık başvurduğu yöntemdir.

Don Trump’ın tarife kullanımı, mafyanın haraç kesme uygulamasıyla tam bir eşdeğerlik taşıyor. Birçok ülkeyi bazı tavizlerin yanında, ABD’den ithalatlarını ve ABD’ye yatırımlarını artırmayı taahhüt etmeye zorlayarak sarsmıştır. Ticari amaçlara veya Brezilya eski Devlet Başkanı ve neo-faşist yoldaşı Jair Bolsonaro’yu hapisten kurtarmaya çalışmak gibi siyasi amaçlara yönelik olsun, kendi iradesini dayatmak için ülkeleri sürekli ve ısrarla gümrük vergileriyle tehdit ediyor. Gümrük vergileri nihayetinde ABD’li tüketicilerce karşılandığından, Don Trump’ın gümrük vergilerini kullanması, zenginlere yaptığı devasa vergi indirimleriyle giderek artan askeri harcamaların birleşiminden kaynaklanan büyük bütçe açığını finanse etmek amacıyla, Amerikan halkından para koparmanın bir yolu – bir tür regresif vergi – niteliğindedir.

Haraççılığın bir başka unsuru da koruma sağlamanın karşılığı olarak uygulanan gasptır.

Bu, ABD’nin Körfez petrol monarşilerinden faydalanmanın tipik yoludur; İran ile İran’ın Kuzey Yemen’deki Husiler gibi bölgesel müttefiklerine karşı askeri koruma karşılığında onlardan her türlü kârı elde etmek. Don Trump’ın İran’a yönelik devam eden saldırısı, ABD’nin üstlendiği Körfez monarşilerinin -başta en zengini olan Suudi Krallığı’nın- koruyucusu rolünün doruk noktasıdır.

  1. Şiddet, sindirme ve dış kaynak kullanımı:

Kuşkusuz Don Trump’ın şantaj uygulamaları ekonomik baskı ile sınırlı değil. Çeşitli ülkelere baskı uygulamak için açıkça şiddet tehdidini kullanmıştır – buna Grönland’ın kontrolünü ABD’ye devretmesi için sindirmeye çalıştığı NATO üyesi Danimarka gibi ABD müttefikleri de dahildir. En önemlisi, Don Trump Washington’un iradesini diğer devletlere dayatmak için şiddete başvurmuştur.

Önceki ABD başkanlarının aksine o, dünya çapında demokrasiyi teşvik ediyormuşçasına tavır takınmıyor; bu, mafya dünyasının dünya görüşünün kesinlikle bir parçası değil. Bunun yerine, direnen rejimleri Washington’un iradesine ve çıkarlarına boyun eğmeye zorlamaya çalışıyor. Venezuela’da yaptığı budur: Ülkenin devlet başkanını tipik mafyatik bir tarzda kaçırıp hükümeti Washington’un şartlarını dayatarak ABD ile iş birliği yapmaya zorladı. Küba’yı boğarak adayı siyasi bağımsızlığından vazgeçmeye zorlamaya çalışıyor. Şu an İran’ı bombalamakla meşgul olan Don Trump rejimi zorla kendi iradesine boyun eğdirmeye çalışıyor. Mevcut saldırı, Don’un İran’ın Dini Lideri’ni idam için işaretlediği “ölüm öpücüğü” ile başladı. Tipik mafya geleneğine uygun olarak, bu suikastı daha küçük çaplı bir suç örgütü olan, Benjamin Netanyahu’nun liderliğindeki İsrail hükümeti mafyasına yaptırıp onları savaşında küçük ortak olarak yanına aldı.

  1. Hiyerarşik aileler veya klanlar: Don Trump bir dizi alt mafya patronu ve “consiglieri” (danışmandan) oluşan bir grubun başında bulunuyor.

En tepede Trump ailesi, Don’un Godfather olarak başını çektiği Corleone klanına denk düşüyor. Oğulları, ismi mafyavari uygulamalara çok yakışan Trump Organizasyonu’nu yönetiyor. Don’un haraç yöntemleriyle muazzam kazançlar elde ettiler; yabancı mafya örgütleriyle – özellikle Körfez petrol monarşileriyle – kârlı iş anlaşmaları yaptılar ve Don’un kendisi gibi mafyanın bir başka tipik faaliyeti olan kumar işine girdiler; bu faaliyet en belirgin şekilde kripto para alanında görülmektedir.

Don Trump’ın 1980’lerden 2000’lere kadar Atlantic City ve diğer yerlerdeki çok sayıda kumarhanenin geliştirilmesi, mülkiyeti ve işletilmesi yoluyla kumar sektöründe önemli çıkarları olduğu bilinen bir gerçek. Kumar sektöründeki girişimleri yüksek profilli sahiplik, devasa borçlar ve defalarca iflasla karakterize edilirken, kendisi yönetim kademesinde görevlerini sürdürdü. Kumar işlerinin kâr getirmemesine rağmen Trump, yüksek faizli çöp tahvillerden, inşaat alanında önden nakit ödemelerden, yönetim ücretlerinden ve şirket fonlarını yatı (“Trump Princess”) gibi kişisel harcamaları için kullanarak kazanç elde etti.

Kushner ve Witkoff aileleri, Don’un mafya yöntemlerinden sonuna kadar faydalanan en önde gelen alt mafya aileleridir. Bir de Don Trump’ı destekleyen Teknoloji Mafyalarının Donları var – özellikle eski PayPal Mafyası’nın iki Donu, Peter Thiel ve Elon Musk. Don Trump ile kurdukları ittifak, Thiel tarafından yetiştirilen ve Trump’a başkan yardımcısı olarak şiddetle tavsiye edilen JD Vance’te somutlaşıyor; buradaki amaç, onu Beyaz Saray’a girecek bir sonraki MAGA adayı haline getirmek. Don Trump’ın “consiglieri”lerine gelince, sayıları çok fazla; ancak aralarından açık ara en şeytani olanı şüphesiz Stephen Miller’dır.

Özetle, Don Trump’tan önce hiçbir başkan Beyaz Saray’da mafya tarzına bu kadar yakın bir profil sergilememiştir. Richard Nixon onun yanında kilise çocuğu gibi kalıyor. Don Trump Amerikan ve küresel siyasette mafya tarzının zaferini temsil ediyor. Ve bu makalenin başlığına ilham veren ünlü kitapta olduğu gibi, Trump’ın üslubu gerçekten de son derece paranoyak; aşırı abartmalar, komplo teorileri ve tüm rakiplere yöneltilen uydurma suçlamalarla karakterize edilen, siyasi söylemde tipik bir irrasyonel eğilim içeriyor – bir mafya babasına son derece yakışan bir paranoya.


Lübnanlı sosyalist bir akademisyen ve yazar olan Gilbert Achcar, Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu’nda Kalkınma Çalışmaları ve Uluslararası İlişkiler profesörüdür.