• Ana Sayfa
  • Gündem
  • AİHM’de Kavala davası: Türkiye’yi Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Bozbayındır savundu

AİHM’de Kavala davası: Türkiye’yi Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Bozbayındır savundu

AİHM Büyük Daire’de görülen Osman Kavala davasında Türkiye’yi temsil eden heyet, Gezi eylemlerini “kolektif suç” ve “ayaklanma hareketi” olarak nitelendirdi. Bozbayındır, “Hedefin gerçekleşmesi gerekli değil” dedi.

AİHM’de Kavala davası: Türkiye’yi Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Bozbayındır savundu
AİHM’de Kavala davası: Türkiye’yi Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Bozbayındır savundu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Mart 2026 08:47

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 3 bini aşkın gündür tutuklu bulunan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın ikinci başvurusunu görüşmek üzere 25 Mart 2026’da Büyük Daire’de toplandı. 17 yargıçtan oluşan ve AİHM Başkanı Mattias Guyomar’ın başkanlık ettiği duruşma yaklaşık 2,5 saat sürdü. Nihai kararın önümüzdeki aylarda açıklanması bekleniyor.

Türkiye’yi duruşmada Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın ile Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır temsil etti. Kavala ise Prof. Dr. Philip Leach ve Prof. Dr. Başak Çalı’nın da yer aldığı bir hukuk ekibi tarafından savunuldu.

T24’ten Can Öztürk’ün haberine göre, Türkiye adına söz alan Abdullah Aydın, Kavala’nın iç hukuk yollarını tüketmediğini savunarak, Anayasa Mahkemesi’nin etkili bir başvuru yolu olduğunu belirtti. Aydın, “Başvurucu, farklı fiili durumlardan kaynaklanan farklı hukuki meselelere dayanarak Anayasa Mahkemesi’nin etkisiz olduğu sonucuna varmaya çalışmaktadır” dedi ve bugüne kadar verilen ihlal kararlarının büyük ölçüde uygulandığını ifade etti.

Türkiye adına savunma yapan Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır ise Gezi Parkı eylemlerini “kolektif suç” ve “ayaklanma hareketi” olarak tanımladı. Bozbayındır, “Bu, mevcut vakada olduğu gibi birden fazla eylemin birleşmesi ve birden fazla aktörün katılımıyla işlenen kolektif bir suçtur. Suç teşebbüs aşamasında tamamlanmış sayılır” dedi.

Bozbayındır, hükümeti devirmeye teşebbüs suçunda sonucun gerçekleşmesinin zorunlu olmadığını belirterek, “Hedefin tam olarak gerçekleşmiş olması mantıksal olarak gerekli değildir; çünkü bu tür suçlarda başarılı olursanız, bu suçu yargılayacak bir hâkim kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Kavala’nın doğrudan şiddet uygulamadığı yönündeki savunmalara da değinen Bozbayındır, yerel mahkemelerin Kavala’yı “müşterek fail” olarak değerlendirdiğini belirtti. “Başvurucu sadece tuzlu poğaça dağıttığı için mahkum edilmemiştir” diyen Bozbayındır, delillerin bir bütün olarak değerlendirildiğini ve suçun unsurlarının öngörülebilir olduğunu savundu.

Bozbayındır ayrıca uluslararası mahkemelerin ulusal yargı süreçlerine müdahale etmemesi gerektiğini belirterek, “Bu dava, uluslararası mahkemelerin ulusal ceza yargılamasının ayrıntılarına girmemeleri gerektiğinin iyi bir örneğidir” dedi.

Kavala’nın avukatları ise müvekkillerinin uzun süredir “hukuka aykırı ve keyfi” biçimde tutuklu olduğunu belirterek, davanın ceza adaleti sisteminin araçsallaştırılmasının bir örneği olduğunu savundu.