ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde, İran’daki iç dinamikler ve Kürt meselesinin geleceği yeniden tartışma konusu oldu. Mezopotamya Ajansı’na konuşan İranlı insan hakları savunucusu Ednan Hesenpur, hem savaşın toplumsal etkilerini hem de bölgesel siyasi dengeleri kapsamlı biçimde değerlendirdi.
Hesenpur, İran’da halkın önemli bir kesiminin mevcut rejime yönelik tepkisi nedeniyle ABD ve İsrail saldırılarına karşı beklenen ölçüde bir tepki göstermediğini belirterek, “Halkın bir kısmı bu saldırıları doğrudan olumsuz görmüyor. Bunu emperyalist bir işgal savaşı olarak değerlendirenlerin sayısı sınırlı” dedi. Ancak bu durumun dış müdahaleye açık bir destek anlamına gelmediğini vurgulayan Hesenpûr, toplumun esas beklentisinin mevcut yönetimin değişmesi olduğunu ifade etti.
‘İnsanlar sadece hayatta kalmaya çalışıyor’
Savaşın ve baskının toplum üzerindeki etkilerine dikkat çeken Hesenpûr, protesto dalgalarının ağır biçimde bastırılması nedeniyle halkın önceliğinin değiştiğini söyledi. “İnsanlar öncelikle hayatta kalmaya odaklanmış durumda. Sokak gösterileri şu an gündemde değil” diyen Hesenpûr, buna rağmen idam cezalarının sürdüğünü ve insan hakları ihlallerinin arttığını belirtti.

Hesenpûr, İran’da hem savaşın hem de rejimin uygulamalarının siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu ifade ederek, “Rejim askeri teçhizatını yerleşim alanlarına taşıyor. ABD ve İsrail bu noktaları hedef aldığında siviller de zarar görüyor. Bir saldırıda yaklaşık 170 öğrenci hayatını kaybetti” dedi. Bu tür olaylarda tarafların birbirini suçladığını ancak en büyük bedeli sivillerin ödediğini söyledi.
İnternet kesintisi ve baskı
İran’da en ağır hak ihlallerinden birinin iletişim alanında yaşandığını belirten Hesenpûr, “İnternetin kesilmesiyle insanların dış dünya ile bağlantısı neredeyse tamamen kopmuş durumda. Bu açık bir insan hakları ihlalidir” dedi.
Kentlerde artan askeri varlığa da dikkat çeken Hesenpûr, kontrol noktaları ve devriyelerin günlük yaşam üzerinde ciddi bir baskı yarattığını ifade etti. “İnsanların telefonları denetleniyor, görüntü çekenler tutuklanma riskiyle karşı karşıya kalıyor” diyen Hesenpûr, internet kesintisinin aynı zamanda ekonomik sonuçlar doğurduğunu ve birçok kişinin gelir kaybı yaşadığını söyledi.
‘Pan-Türkist yaklaşımlar yeni gerilimler yaratabilir’
Hesenpûr, İran’da Kürtlere yönelik baskıların daha derin ve riskli bir boyuta ulaştığını belirterek, merkezci ve milliyetçi politikaların güç kazandığını söyledi. “Tek dil, tek bayrak, tek millet anlayışı öne çıkıyor. Kürtlerin en temel hak talepleri bile ayrılıkçılık olarak etiketleniyor” dedi.
Bu çerçevede, İran’daki Azeri Türklerle Kürtler arasında potansiyel gerilim riskine de dikkat çeken Hesenpûr, son yıllarda pan-Türkist eğilimlerin güç kazandığını ifade etti. Buna karşın Kürt siyasi aktörlerin birlikte yaşam ve ortak yönetim çağrısı yaptığını belirterek, bu çağrıya bazı kesimlerden olumlu yanıtlar gelmesini “umut verici” olarak değerlendirdi.
‘Dış müdahale güvencesiz olmamalı’
Hesenpur, Kürt güçlerinin olası askeri iş birlikleri konusunda temkinli olduğunu belirterek, geçmiş deneyimlerin güvencelerin önemini ortaya koyduğunu söyledi. “Kürt aktörler, somut güvenceler olmadan herhangi bir savaşın parçası olmak istemiyor” dedi.
Savaşın altyapı üzerindeki yıkıcı etkilerine de değinen Hesenpûr, su, elektrik ve gaz gibi temel hizmetlerin zarar görmesinin yeni bir insani kriz riski yarattığını ifade etti.
‘Türkiye’deki süreç Rojhilat’ı etkileyebilir’
Hesenpur, Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bölgesel etkilerine dikkat çekerek, “Orta Doğu’daki sorunlar birbirinden bağımsız değil. Türkiye’de gelişecek bir barış dili, İran’daki Azeri toplumu da etkileyebilir ve Rojhilat’taki sorunların çözümüne katkı sunabilir” dedi.
Bölgedeki çözümün ancak kapsayıcı ve demokratik bir sistemle mümkün olabileceğini vurgulayan Hesenpûr, “Tüm kimliklerin tanındığı bir yapı kalıcı barışın temelidir” ifadelerini kullandı. Demokratik konfederalizm ya da güçlü yerel yönetim modellerinin tartışıldığını belirten Hesenpûr, entelektüellerin ve siyasi aktörlerin bu süreçte daha aktif rol alması gerektiğini söyledi.
Hesenpûr, Kürt ve Türk aydınlar arasında kurulacak güçlü bir diyalogun yalnızca Türkiye’de değil, bölge genelinde barış ihtimalini güçlendirebileceğini vurguladı.




