• Ana Sayfa
  • Gündem
  • İBB Davası 17. gününde | Savcıdan İmamoğlu’na: ‘Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz’

İBB Davası 17. gününde | Savcıdan İmamoğlu’na: ‘Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz’

İBB Davası’nın 17. günü, tutukluların savunmasıyla devam ediyor. İBB Bilgi İşlem Dairesi personeli Emrah Yüksel’e soru sormak üzere söz alan İmamoğlu, “Bu bir siyasi davadır. Az önce söylediğim şekliyle çökmüştür ana aşamada, örgüt yöneticisi diye tariflenen kişiyi örgüt lideri tanımıyorsa, örgüt üyesi tanımıyorsa bu baştan çökmüştür. Başka şeye bakmaya gerek yoktur. Çöken bir şey daha vardır; o da iddia makamıdır…” dedi.

İBB Davası 17. gününde | Savcıdan İmamoğlu’na: ‘Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz’
İBB Davası 17. gününde | Savcıdan İmamoğlu’na: ‘Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Nisan 2026 12:17
  • Güncellenme: 7 Nisan 2026 14:33

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 414 kişinin yargılandığı İBB Davası’nın duruşması 17. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda, devam ediyor.

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu 89 tutuklu katıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının 17’nci gününde duruşma savcısı, CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu tehdit etti.

İmamoğlu dün duruşmadan ayrılırken “Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz, bu kadar vicdansız bir iddia makamı vardır ve iddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür” demişti. Bu sözler üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu sabah İmamoğlu’na “Kamu görevlisine hakaret” gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

Duruşma savcısı, bugün Ekrem İmamoğlu’nun dünkü duruşma biterken, “Tek suç örgütü iddia makamıdır” sözlerinin doğru olup olmadığını sordu. Ardından, “Haddinizi bilin, haddinizi bildiririz” dedi. İmamoğlu ise savcının çıkışına “Kabadayılık bu” sözleriyle yanıt verdi.

Savcı şu ifadeleri kullandı:”İddia makamınız hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İddia makamı olarak bu tarzı kabul etmiyoruz. Yargılamayı gölge düşüren, savcılık makamını baskılamaya çalışan beyanlara dikkat edin. Haddinizi aşarsınız haddinizi bildiririz.”

İmamoğlu: Bu iddianame bir ‘terfinameye’ dönüşmüştür

Duruşma, İBB Bilgi İşlem Dairesi personeli Emrah Yüksel’in çapraz sorgusuyla devam etti.

İlk olarak Ekrem İmamoğlu söz aldı. Duruşmanın başında Savcı ile yaşadığı “had bildirme” gerginginliğine değinen İmamoğlu, Yüksel’e soru yöneltti. İmamoğlu ile Emrah Yüksel arasında şu şekilde bir diyalog gerçekleşti:

Ekrem İmamoğlu: “Elbette bir iddianame var ve bu sorum, bu iddianamenin örgüt şemasıyla ilgilidir. Elbette bu ‘iftiranameyi’ yazanlar ve her şeyin özetini bu şablonda çizen insanlar, bu işi kurgulayanlar ve altına da iddianın ana unsuru olarak ‘İstanbul’u, Türkiye’yi ele geçirmek’ diye yazan akıl, zihniyet… Burada, bu kadar geniş bir sürecin içerisinde, elbette çalışma arkadaşımız Sayın Emrah Yüksel’e soracağım soru buradaki iddiayı netleştirecek. Çünkü bu iftiranamenin bir başka sonucu da olmuştur. Ciddi bir siyasi şablonu vardır, siyasi bir iddia şekline dönüştürülmüştür ve ne yazık ki bir ‘terfinameye’ dönüşmüştür. Buradaki harareti de ben buna bağlıyorum; az önceki harareti… O anlamda, bugün çizilen bu şemaların nasıl çizildiğini deşifre etmek zorundayım. Bu nedenle bunu sorma ihtiyacı hissettim. Sonuçta bizim çalışma arkadaşımız; ancak bizim bir bir mesaimiz olmadı. Ve suç örgütüne üye olduğunu da burada öğrendim. Ben kalkıp da burayı okumuş, incelemiş değilim. Benim de uzmanı olmadığım bir alandan bahsediyoruz. Dolayısıyla sevgili çalışma arkadaşımızın suç örgütünün üyesi olduğunu da burada öğrendim. Sorunun temeli, bunu şeffaflaştırmak olacaktır. Bu yönüyle özellikle sevgili Emrah Yüksel’in, suç örgütü üyesi olarak suçlandığı bu çöp iddianamede, bir tane —tabii ki örgüt yöneticisi olarak adlandırılıyor— isim var. Arkadaşlarımız ona bağlı, o da bana bağlı. Kısa bir cümleyle geçildi ama sormam gerekiyor. Orada örgüt yöneticisi olarak geçen Hüseyin Gün isimli kişiyi tanıyor musunuz, sevgili Emrah Bey?”

Emrah Yüksel: “Sayın Başkanım, hayır tanımıyorum.”

‘Bu dava çökmüştür, çöken bir şey daha vardır; o da iddia makamıdır…’

Ekrem İmamoğlu: “Sayın Başkan, bu nasıl bir örgüt ki bu örgütün lideri olarak ben bu yöneticiyi tanımıyorum, bu suç örgütünün üyesi üstündeki yöneticiyi tanımıyor ve bu aşikar, belli. Şimdi burada iddia makamıyla ilgili sözlerimi eleştiren değil, yargılayan biçimde bir tavrı da kınıyorum. Aynen daha önce iddianameyi yazan iddia makamını kınadığım gibi yine kınıyorum. Çünkü ne için burada olduğunu biliyorum iddia makamının. O anlamda rahatım ama tekrar ifade edeyim, bu çalışma arkadaşımız altı yedi aydır yine bu iddia makamının kararıyla hapis yatıyor. Evlatlarından uzak. Yine hiç tanımadığımız bir kişinin yönetici olduğu diye tariflenen, iddia makamının tariflediği şekliyle… Onun vesile olduğu bir başka casusluk iddianamesini de yazan aynı iddia makamı, onu kurgulayan aynı iddia makamı… Oradan da insanlar hapiste yatıyor. Bu manada kesinlikle ve net söylüyorum, bu bir siyasi davadır. Az önce söylediğim şekliyle çökmüştür. Ana aşamada, örgüt yöneticisi diye tariflenen kişiyi örgüt lideri tanımıyorsa, örgüt üyesi tanımıyorsa bu baştan çökmüştür. Başka şeye bakmaya gerek yoktur. Çöken bir şey daha vardır; o da iddia makamıdır…”

Avukat Hasan Fehmi Demir: “Verileri USOM sızdırmış olabilir mi?”

Duruşmada, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek’in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu, veri sızıntısı iddiaları üzerine söz aldı. Koçoğlu, “USOM çalışanlarının da bu dosyada sanık olarak yer alması gerekiyor. USOM 20 Mayıs tarihinde İBB’nin kaynak kodlarının tamamına erişti ve 6 gün sonra 26 Mayıs’ta veri sızıntısı olduğu tespit edildi” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir de Emrah Yüksel’e soru sordu. Demir ile Yüksel arasındaki diyalog şu şekilde:

Avukat Demir: “Emrah Bey, iddianamenin 204. sayfasında, ilk paragrafta, eğer sizin de daha önce söylediğiniz gibi bir kayma yoksa eğer, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile Başakşehir’de 20 Mayıs 2025’te USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi) yetkilileri tarafından teknik inceleme başlatıldığı yazılı. 20 Mayıs’ta USOM yetkilileri Başakşehir’de inceleme yapıyor, 26 Mayıs’ta 2025’te bir sızıntı olduğu söyleniyor. Siz bundan nasıl bir sonuç çıkarırsınız? Teknik inceleme yapıldıktan 6 gün sonra bunun “Dark Web” veya “Darknet” sayfalarında yayınlanmış olması, incelemeyi yapanlar tarafından da sızdırılmış olma ihtimalini barındırır mı?”

Mahkeme Başkanı: “Bu konuda teknik bir bilginiz olduğu düşüncesiyle bu soruda yorumunuzu soruyor. Yani bu anlamda incelemeyi yapan görevliler tarafından da bu anlamda bir sızdırma olma ihtimali olabilir mi? Bunun teknik olarak mümkünatı var mı? O kısmını soruyor anladığım kadarıyla Avukat Bey.”

Avukat Demir: “Doğrudur efendim. 20 Mayıs’ta inceleme yapıldıktan hemen 6 gün sonra çünkü Darknet’e düşüyor İstanbul Senin bilgileri seçmenlerle ilgili.”

Emrah Yüksel: “Burada incelemenin başlatıldığı yazıyor. Oradaki veriler o anda teslim edildi mi edilmedi mi süreci bilmiyorum.”

Avukat Demir: “Evet, burada Sayın Heyet’in de dikkatini çekiyorum bu hususa. Yani teknik inceleme yapıldığından 6 gün sonra ‘Dark Web’de satışa çıkıyor İstanbul Senin seçmenlerin kişisel verileri.”

Yüksel: “Veriler mobil uygulamada değilse, seçim akşamında kullanılması mümkün değildir”

Duruşmada, Mahkeme Başkanı da İBB Bilgi İşlem Dairesi personeli Emrah Yüksel’e sorular sordu. Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin (USOM) raporuna göre, sandık verilerinin nerede bulunduğuna ilişkin soru üzerine Yüksel, “İddia edilen, bir mobil uygulamayla, 2024 seçimlerinde sandık verilerinin burada kullanıldığı söyleniyor. Ancak eğer bu veriler mobil uygulamada değilse, seçim akşamında kullanılması mümkün değildir, Sayın Başkanım. Yani siz UYAP ekranına girdiğinizde size tanımlanmış özelliklere erişirsiniz. Ama UYAP’ın sunucusunda birden fazla uygulama olabilir; bunlara erişemezsiniz. Dolayısıyla uygulamanın ana amacı açısından bakıldığında, seçimde kullanılmak üzere o sandık verilerinin kullanılmadığını gösteriyor. Yani sandık verileri bu uygulamada yok. Bu uygulama hayata geçmemiş, dışarıdan erişilemeyen bir uygulamadır” yanıtını verdi.

‘Savcılık o kadar hasmane, o kadar düşmanca bir soruşturma yürüttü ki’

Ardından Yüksel’in avukatı Hayrettin Berksoy’un avukatının savunmasına geçildi. Berksoy, savunmasında şunları söyledi:

“Ya el insaf! El insaf! İBB Hanem ile İstanbul Senin uygulamasının farkını anlayamamış bu USOM, kalkıp şu raporu hazırlamış. Garibanlar: Uras tutuklu, Emrah tutuklu, Çağlar tutuklu, Yusuf Utku Şahin tutuklu. Müvekkilim Yusuf Utku Şahin’in ismini söylerken bir algı oluştu. Emrah Yüksel’in sunmuş olduğu dilekçeyi okudum, üzülerek okudum. ‘Emrah Yüksel etkin pişmanlıktan faydalanmak istemiş de bu minvalde beyan vermiş de işte nasıl olmuşsa faydalanamamışız’ deniyor ve onun ismini de vermedik. Onun hakkına girmişsek hakkını helal etsin; kendisinden özür diliyorum. Müvekkilim adına özür diliyorum. Ama savcılık o kadar hasmane, o kadar düşmanca bir soruşturma yürüttü ki… Emrah Yüksel’in, Cahit Cihat Sarı savcımızın nasıl ifade aldığını herkes burada iyi biliyor. Bunu anlatmama gerek yok. Yani tabiri caizse biz oturduk, sorular hazır. Mail gösteriliyor: ‘Yusuf Utku Şahin’i tanıyor musun? İletişim çadırında kim var?’ Şimdi müvekkil, tanıdığı ya da mailde ismini gördüğü kişiyi ‘bilmiyorum’ dese, ‘Acaba suçlu duruma mı düşeceğim?’ diye düşünür. Söylese… Gariban Yusuf Utku Şahin’in burada tutuklanacağını nereden bilecek? Emrah Yüksel ne kadar haksız bir tutukluluk içerisindeyse, Yusuf Utku Şahin de o kadar haksız bir tutukluluk içerisindedir.”

‘Çıldıracağım! Vallahi bir gün şu cübbeyi üstümden çıkarıp atacağım; ruhsatımı mı yakacağım’

Hep birlikte bir kurtuluş yolu aradıklarını söyleyen avukat Berksoy, “Ne yapsak derdimizi anlatamıyoruz. Biliyorum, avukatız; ilişkilerimizi profesyonel bir düzeyde yürütmemiz lazım. Biliyorum, avukatız; müvekkilimizle elbette bir maddi menfaat ilişkimiz var, hayatımızı bu işten kazanıyoruz. Kişiselleştirmemem lazım ama nasıl kişiselleştirmeyeyim bu dosyayı? Emrah Yüksel’in ifade verdiği gün salıverilmesi gerekiyordu. Yatarı olmayan dosyalardan bahsediyoruz; bu nasıl anlam ifade etmez? Vallahi çıldıracağım! Vallahi bir gün şu cübbeyi üstümden çıkarıp atacağım; ruhsatımı mı yakacağım, ne yapacağım bilmiyorum! Nasıl anlam ifade etmez? En kötü ihtimalle diyoruz ki ceza hukukunun amacı nedir? Kişilerin kanunlara uymamaları hâlinde cezai müeyyideye tabi olmalarıdır. Neye tabidir? Adli para cezasına, hapis cezasına… Ama burada, kişinin alabileceği hapis cezasının yatarı yok” diye konuştu.

Duruşmaya ara verildi

Mahkeme Başkanı’nın duruşmaya 1 saatlik ara vermesinin ardından Ekrem İmamoğlu, kendisiyle aynı dosyadan tutuklu bulunan avukatı Mehmet Pehlivan’la birlikte avukatlarının olduğu alana gitti. İmamoğlu ve Pehlivan, duruşma salonundan en son ayrılan iki tutuklu isim olurken, izleyenler alkışlarla destek verdi. İmamoğlu ise izleyicilere el salladı.

Güncelleniyor…