Avrupa Parlamentosu, Kıbrıs sorununa ilişkin kabul ettiği yeni kararda 1974’te yaşanan olayların kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerine odaklandı. Kararda, toplumsal cinsiyet temelli ihlallerin sonuçlarının tanınması çağrısı yapılırken, Türkiye’nin hukuki sorumluluğuna ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.
Strazburg’da gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda kabul edilen karar, 575 milletvekilinin desteğini aldı. Oylamada 33 milletvekili ret oyu kullanırken, 43 milletvekili çekimser kaldı.
Kıbrıs Radyo Yayın Kurumu’nun (RIK) aktardığına göre, Kıbrıslı Rum Avrupa Parlamentosu üyelerinin tamamı karar lehinde oy kullandı.
Avrupa Parlamentosu üyesi Eleonora Meleti’nin raportörlüğünde hazırlanan karar metninde, 1974’te yaşanan gelişmelerin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki uzun vadeli etkilerine dikkat çekildi.
Kararda, cinsel şiddet dahil olmak üzere toplumsal cinsiyet temelli suçlar kınanırken, bu ihlallerin mağdurlar üzerindeki sonuçlarının tanınması gerektiği belirtildi.
Ankara’ya yönelik hukuki sorumluluk değerlendirmesi
Karar metninde, Türkiye’nin 1974 ve sonrasında yaşandığı belirtilen ihlaller bakımından uluslararası hukuk kapsamında sorumluluk taşıdığı görüşüne yer verildi. Bu sorumluluğun mağdurlara yönelik giderim yükümlülüğünü de kapsadığı ifade edildi.
Avrupa Parlamentosu ayrıca Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyindeki askeri varlığını uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirdi ve bu durumun Kıbrıs sorununun çözüm sürecinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkileri açısından da engel oluşturduğunu belirtti.
Ankara ise 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı, adada gerçekleşen darbenin ardından 1960 Garanti Antlaşması’ndan doğan haklar çerçevesinde gerçekleştirilen bir müdahale olarak tanımlıyor. Türkiye, Kıbrıs’ın kuzeyindeki askeri varlığının da bu hukuki çerçevede ele alınması gerektiğini ifade ediyor.
Kıbrıs’ta 1974 süreci
Kıbrıs’ta 15 Temmuz 1974’te, dönemin Yunanistan’daki askeri cuntasının desteklediği darbe sonucunda Cumhurbaşkanı Makarios görevden uzaklaştırıldı.
Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması’ndan kaynaklanan haklarını gerekçe göstererek 20 Temmuz 1974’te adaya askeri harekât düzenledi. Harekâtın Ağustos 1974’teki ikinci aşamasının ardından adanın yaklaşık üçte biri Türkiye kontrolüne geçti.
Çatışmalar nedeniyle yüz binlerce kişi yerinden edilirken, binlerce kişi yaşamını yitirdi veya kayboldu. Kıbrıs, o tarihten bu yana fiilen iki ayrı yönetim altında bulunuyor.
Kuzeyde 15 Kasım 1983’te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yalnızca Türkiye tarafından tanınırken, uluslararası toplum adanın tek meşru hükümeti olarak güneydeki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kabul ediyor.
Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde yıllardır sürdürülen çözüm görüşmeleri ise bugüne kadar kalıcı bir siyasi uzlaşmayla sonuçlanmadı.




