Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın geleceğine ilişkin belirsizliklerle sarsılıyor. Uluslararası gösterge Brent petrol, perşembe günü %7’nin üzerinde bir sıçrama yaparak varil başına 126 dolara kadar yükseldi. Bu rakam, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği 2022 yılından bu yana görülen en yüksek gün içi seviye olarak kayıtlara geçti. ABD’nin gösterge petrolü WTI ise %3’lük artışla 110 dolar sınırını aşarken, piyasalardaki oynaklık İran savaşına dair endüstriyel ve jeopolitik risklerin fiyatlara tam anlamıyla yansıdığını gösteriyor.
Diplomatik tıkanıklık ve askeri tırmanma riskleri
Fiyatlardaki bu dramatik yükselişin merkezinde, Hürmüz Boğazı’nın yeniden trafiğe açılmasına yönelik müzakerelerin sonuçsuz kalması yatıyor. Nisan ayı başında sağlanan kırılgan ateşkesin sürdürülebilirliğine dair umutlar tükenirken, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yeni askeri operasyon hazırlığında olduğu iddiaları piyasayı tetikledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper ile “yeni askeri seçenekler” üzerine yapacağı görüşme ve bölgeye ilk kez hipersonik füzelerin konuşlandırılması talebi, çatışmanın boyut değiştirebileceğine dair en somut sinyaller olarak değerlendiriliyor.
OPEC’te yapısal çatlak
Enerji dünyasında jeopolitik kriz kadar önemli bir diğer gelişme ise Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) radikal kararı oldu. BAE, “ulusal çıkarlarını” koruma gerekçesiyle petrol karteli OPEC’ten ve genişletilmiş müttefik grubu OPEC+’tan resmi olarak ayrıldığını duyurdu. Normal şartlarda petrol arzında artış ve fiyatlarda düşüş beklentisi yaratması gereken bu gelişme, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki abluka tehdidi nedeniyle piyasa tarafından ikincil bir haber olarak algılandı. Mevcut tabloda ‘savaş primi’, üretici ülkelerin iç siyasi manevralarının önüne geçmiş durumda.
Merkez Bankalarından enflasyon mesaisi: Faizler sabit tutuldu
Enerji maliyetlerindeki artış, gelişmiş ekonomilerin enflasyonla mücadele planlarını doğrudan sekteye uğratıyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE), petrol fiyatlarındaki yükselişin tetiklediği hayat pahalılığını gerekçe göstererek faiz oranlarını %3,75 seviyesinde sabit bıraktı. Benzer şekilde ABD Federal Rezerv (Fed) ve Japonya Merkez Bankası’nın da temkinli duruşlarını koruması, küresel finans otoritelerinin “bekle-gör” politikasına geçtiğini kanıtlıyor. İngiltere’de enflasyonun mart ayında %3,3’e fırlaması, bahar aylarında beklenen faiz indirimi umutlarını bir başka bahara erteledi.
Ekonomik görünüm: Düşük büyüme ve yüksek maliyet sarmalı
Orta Doğu’daki krizin küresel ekonomiye yansımaları, yayımlanan son projeksiyonlarla daha net ortaya çıkıyor. Uzmanlar, önümüzdeki süreçte büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edileceğini, enflasyon beklentilerinin ise yukarı yönlü güncelleneceğini öngörüyor. Özellikle Hürmüz Boğazı gibi dünya ham petrolünün beşte birinin geçtiği bir güzergahın fiilen kapalı olması, sadece enerji fiyatlarını değil, küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves’in hane halkı ve işletmelere destek sözü vermesi, krizin ekonomik etkilerinin kalıcı olabileceğinin bir işareti olarak okunuyor.




