İran lideri Mücteba Hamaney, İran’da kutlanan “Ulusal Fars (Basra) Körfezi Günü” dolayısıyla yazılı bir mesaj yayımladı.
Basra Körfezi’ni “küresel ekonomi için hayati ve benzersiz bir su yolu” olarak nitelendiren Hamaney, ABD-İsrail’in saldırılarına işaret ederek, “Bugün, dünyanın zorbalarının bölgedeki en büyük askeri saldırısından ve Amerika’nın planlarının utanç verici bir şekilde yenilgiye uğratılmasından iki ay sonra, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda yeni bir sayfa açılıyor” dedi.
Bölgenin ABD ve yabancı aktörler olmadan parlak geleceğe sahip olacağını vurgulayan Hamaney, “Fars Körfezi ve Umman Denizi sularında komşularımızla aynı kaderi paylaşıyoruz ve binlerce kilometre uzaktan açgözlülükle kötülük yapan yabancıların, bu suların derinliklerinden başka bir yerde yeri yok” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı mesajı
İran lideri Hamaney, ülkesinin Hürmüz Boğazı’nda yeni yönetim planına işaret ederek, şunları kaydetti:
“Hürmüz Boğazı’nda yeni yönetimin hayata geçirilmesiyle İran, Fars Körfezi bölgesinin güvenliğini sağlayacak ve düşmanın bu su yolunu kötüye kullanmasına son verecektir. Hürmüz Boğazı’nda yeni yönetimin yasal kuralları ve uygulanması, bölgedeki tüm milletlere huzur ve kalkınma getirecek, ekonomik faydaları ise milletimizi mutlu edecektir.”
Hamaney, İran’ın nükleer ve füze teknolojileri dahil bilimsel kazanımlarını “ulusal sermaye” kabul edeceğini de vurgulayarak, bu kazanımları deniz, kara ve hava sınırları gibi koruyacaklarını dile getirdi.
Pezeşkiyan’dan da açıklama
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, “Ulusal Fars (Basra) Körfezi Günü” dolayısıyla yayımladığı mesajda, ABD’nin deniz ablukası girişimlerine değindi. Basra Körfezi’nin güvenliğinin yalnızca kıyı ülkelerinin işbirliğiyle sağlanabileceğini aktaran Pezeşkiyan, bölgenin “tek taraflı yabancı müdahalelere açık bir alan” olmadığını vurguladı.
Pezeşkiyan, Basra Körfezi’ni “İran’ın ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası ve ülkenin egemenliğinin sembolü” olarak nitelendirerek, son dönemde deniz ablukası ve ticaret yollarına yönelik kısıtlama girişimlerinin İran’a baskı kurma amacı taşıdığını söyledi.
ABD’nin deniz ablukası ve deniz ticaret yollarına yönelik kısıtlama girişimlerinin, uluslararası hukuka bölge halklarının çıkarlarına ve küresel barış ile istikrara aykırı olduğunu dile getiren Pezeşkiyan, “Her türlü deniz ablukası ve kısıtlama girişimi başarısızlığa mahkumdur.” dedi.
Basra Körfezi’ndeki güvensizliğin sorumluluğunun ABD ve İsrail’e ait olduğunu belirten Pezeşkiyan, “İran, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin koruyucusu olarak, düşman ülkeler hariç, seyrüsefer özgürlüğü ve deniz güvenliği ilkelerine bağlı kalmaya devam etmektedir ancak bu ilkelerin uygulanması, İran milletine ve egemenliğine saygıyla birlikte olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
ABD’den Hürmüz Boğazı için uluslararası koalisyon girişimi
ABD yönetimi ise İran ile devam eden gerginlik nedeniyle ticaretin neredeyse durduğu Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini yeniden canlandırmak amacıyla uluslararası bir koalisyon kurmaya çalışıyor.
Wall Street Journal’ın ABD Dışişleri Bakanlığı’nın büyükelçiliklere gönderdiği iç yazışmaya dayandırdığı habere göre Washington, diplomatlardan yabancı hükümetleri “Deniz Özgürlüğü Yapısı” adlı ittifaka katılmaya davet etmelerini istedi. Oluşturulacak yapının, boğazda seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için bilgi paylaşımı, diplomatik çabalar ve İran’a yaptırımların koordine edilmesini hedeflediği belirtildi.
Yazışmada, büyükelçilerden “Katılımınız, seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis etme ve küresel ekonomiyi koruma konusundaki kolektif yeteneğimizi güçlendirecektir” mesajını iletmeleri istendi. Üst düzey bir ABD’li yetkili, koalisyon girişiminin Trump’ın elindeki diplomatik ve siyasi araçlardan biri olduğunu kaydetti.
Girişim, Trump’ın boğazı “Tamamen açık ve ticarete hazır” ilan etmesinden haftalar sonra geldi. Hürmüz Boğazı’nda abluka nedeniyle gemi trafiği büyük ölçüde durma noktasına ulaştı. Boğazın geleceği, kesintiye uğrayan barış müzakerelerinin merkezinde yer alıyor. Trump’ın pazartesi günü yardımcılarına, İran’ın nükleer programını terk etmeyi kabul edene kadar ablukanın uzatılmasına yönelik hazırlık yapmalarını söylediği bildirildi.
Trump, görüşmelerin sürdüğünü duyurmuştu
Bu arada ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerin telefon üzerinden sürdürüldüğünü belirterek, “Artık her seferinde bir belge görmek için 18 saatlik uçuşlar yapmıyoruz. Görüşmeleri telefonla yürütüyoruz.” demişti.
Trump, yüz yüze görüşmeleri tercih ettiğini dile getirerek olası bir anlaşmanın İran’ın nükleer silah edinme hedeflerinden tamamen vazgeçmesine bağlı olduğunu yinelemişti.
ABD’den hipersonik füze hamlesi
Öte yandan Bloomberg’in haberine göre, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a karşı Dark Eagle hipersonik füze sistemini Orta Doğu’ya konuşlandırmak için talepte bulundu. Washington’un talebi onaylaması halinde Dark Eagle ilk kez bölgeye konuşlandırılmış olacak. Talebin gerekçesi olarak İran’ın, fırlatıcılarını Precision Strike Missile füzesinin 483 kilometrelik menzilinin ötesine taşıması gösterildi.
Uzun Menzilli Hipersonik Silah (LRHW) olarak da bilinen Dark Eagle’ın menzilinin yaklaşık 3 bin kilometre olduğu tahmin ediliyor. Sistemin tam yetenekleri ise gizli tutuluyor. Ses hızından 5 kat daha yüksek hıza ulaşabilen füze, önlemeyi atlatmak için uçuş sırasında yörüngesini değiştirebiliyor.
CENTCOM’dan Hürmüz’de 42. müdahale
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, İran’a uygulanan deniz ablukasını delmeye çalışan 42’nci ticari geminin de başarıyla geri döndürüldüğünü belirterek, “Şu anda İran rejiminin satamadığı 69 milyon varil petrolü taşıyan 41 tanker bulunuyor. Bu, mali olarak İran liderliğinin mahrum kaldığı 6 milyar dolar üzerinde bir gelir anlamına geliyor. Abluka son derece etkili bir şekilde işliyor ve ABD kuvvetleri ablukanın eksiksiz bir şekilde uygulanmasına yönelik kararlılığını sürdürüyor” açıklamasını yaptı.
Cooper, “Bu başarı, Amerikan askerlerinin deniz İran limanlarından deniz ticareti yapılmasını engellemek için sergiledikleri olağanüstü çalışmanın bir yansımasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Lübnanda çatışmalar şiddetleniyor
İsrail ordusunun, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki 3 ayrı beldeye düzenlediği saldırılarda 9 kişi hayatını kaybetti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda yaralanan vatandaşların hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Hedef alınan bölgelerde arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.
Ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyinde İsrail’in saldırıları sürerken Hizbullah’ın, İsrail’e ait bir insansız hava aracını (İHA) düşürdüğü bildirildi. Hizbullah, Nebatiye kenti semalarında düşürülen İHA’nın karadan havaya roketle vurulduğunu kaydetti.
Al Jazeera’nin bildirdiğine göre, İsrail ordusu Lübnan’ın güneyine yeni saldırılar düzenledi. Bölgedeki 3 kasabanın topçu atışlarıyla hedef alındığı kaydedildi. İsrail ordusu ayrıca Srifa kasabasını İHA’larla vurdu. İşgal kuvvetlerinin Toul kasabasını da hava saldırısıyla bombaladığı belirtildi.
Öte yandan, Hizbullah ile İsrail ordusu arasında çatışmalar devam ediyor. Batı Celile’deki Şomera bölgesinde Hizbulah’a ait bir İHA’nın İsrail askerlerini taşıyan bir zırhlı araca hasar verdiği duyuruldu.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, ülkenin kuzeyindeki Shomera bölgesinde bir insansız hava aracı (İHA) izi tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, bir önleme füzesinin ateşlendiği ve füzeden düşebilecek şarapneller nedeniyle ülkenin kuzeyinde sirenlerin çaldığı kaydedildi.
İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi, 15 yerleşimde sirenlerin çalmasının ardından Shomera bölgesinde İHA’nın bir araca doğrudan isabet ettiğini ve güçlü bir patlama sesi duyulduğunu aktardı. Haberde, aracın alev aldığı, dumanlar yükseldiği fakat olayda can kaybının bildirilmediği ifade edildi.
Öte yandan Yedioth Ahronoth, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın kullandığı dronlara bir çözüm bulamadığını, bu nedenle askerlerin araçların etrafına ağ örmeye başladığını yazdı.




