Tek haneli enflasyon vaatlerini unutun, en az beş yıl daha!.. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2026 yılı enflasyon ara hedefi olan yüzde 16, zaten yukarı yönlü revizyonlara muhtaç, öylesine konmuş bir hedef, onu da ciddiye almaya gerek yok. Ancak, büyük olasılıkla yüzde 20’lerde değil, yüzde 30’ların üzerinde bir enflasyon rakamı bile, hem de şu inandırıcılığını çoktan kaybetmiş Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileriyle, oldukça iyimser bir beklenti sayılabilir. Gerçek enflasyonun ise yüzde 50’nin üzerine çıkabileceğine hazır olmakta fayda var. Zaten milletin beklentisi, yani hanehalkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi olan yüzde 51.26 da bunu teyit ediyor. Aylık enflasyon rakamları yüksek geldikçe, hanehalkı beklentisi de artacaktır, onu da belirteyim.
TÜİK ANKETİNDE NİSAN AYI ENFLASYON
BEKLENTİSİ ORTALAMASI YÜZDE 3.19
Enflasyonla mücadeleden kısa ve orta vadede olumlu bir sonuç alınacağına yönelik inanç her geçen gün biraz kırılıyor. Resmî kurumların anketleri de bu eğilimi doğruluyor. 29 ekonomistin görüşleri alınarak hazırlanan, TÜİK tarafından bugün açıklanacak nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin beklenti anketine göre, aylık enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 3.19 oldu. Anket katılımcılarının nisan ayı için enflasyon beklentileri yüzde 2.5 ile yüzde 3.6 aralığında… TÜİK verilerine göre, TÜFE’deki değişim mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1.94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 10.04, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30.87 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 32.82 artış olarak gerçekleşmişti.
Yani yüzde 3.19 olan nisan ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, martta yüzde 30.87 olan yıllık enflasyonun, nisanda yüzde 31.11’e çıkacağı tahmin ediliyor. Bir hatırlatma yapayım; Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) hesaplamalarına göre, Mart 2026’da tüketici fiyatları (E-TÜFE) aylık bazda yüzde 4.1 artmıştı. Son 12 aylık artış oranı ise yüzde 54.62’ydi.
İTO’NUN İSTANBUL TÜKETİCİ FİYAT
ENDEKSİNDE YÜZDE 3.74’LÜK ARTIŞ
Birkaç veri daha paylaşarak devam edeyim… İstanbul Ticaret Odası (İTO), İTO 2023=100 bazlı ‘İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’ ile ‘Toptan Eşya Fiyatları İndeksi’nin nisan ayı verilerine göre, İstanbul’da, nisanda bir önceki aya kıyasla perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi yüzde 3.74, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 4.32 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre, değişim oranı perakende fiyatlarda yüzde 36.83, toptan fiyatlarda yüzde 22.28 oldu.
Harcama gruplarındaki artışlara bakıldığında, temel tüketim mallarındaki artışın, orta ve dar gelir grubunu daha da zorlayacağı ortaya çıkıyor. İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’ndeki en yüksek artış oranı, nisanda bir önceki aya göre, yüzde 11.09 ile giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda görüldü. Bunu yüzde 8.8 ile konut, yüzde 6.49 ile haberleşme, yüzde 2.57 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 2.36 ile ev eşyası, yüzde 1.83 ile sağlık, yüzde 1.8 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 1.58 ile lokanta ve oteller, yüzde 0.87 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 0.48 ile ulaştırma, yüzde 0.03 ile eğitim harcamaları grubu izliyor.
Bir de müjde vereyim; eğlence ve kültür harcama grubunda yüzde 0.12’lik düşüş var! Kültür ve Turizm Bakanı’ndan “Artık asgarî ücretliler ve emekliler bol bol sinemaya, tiyatroya gidebilir!” benzeri bir açıklama beklenebilir. Malûm, utanmıyorlar ya!..
GİYİM VE AYAKKABI FİYATLARINDAKİ
HAREKET SADECE MEVSİMSEL DEĞİL
Harcama gruplarındaki fiyat artışlarında bazı mevsimsel etkiler var doğal olarak… İstanbul’da nisan ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda yer alan ürünlerde mevsim değişiminin devreye girmesiyle yaşanan hareketlilik gibi… Ancak bir başka etmen daha var. Giyim ve ayakkabı fiyatlarının bir süredir düşük seyretmesinin bir sebebi de, üreticilerin kâr marjlarını en düşük seviyede tutmalarıydı. Alım gücü sürekli eriyen nüfusun yüzde 80’inin, daha yüksek fiyatlara bir şeyler satın alması mümkün değil, zaten alışverişte gıdadan bile kesen bir milletin, mecbur kalmadıkça bir mağazaya uğraması beklenemez.
Konut ve haberleşme harcama gruplarına gelince… Bu gruplarda yer alan bazı ürün ve hizmetlerde kamu kaynaklı yukarı yönlü fiyat değişimleri, gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda mevsim geçiş etkisinin görülmesiyle diğer harcama gruplarında piyasa koşullarına bağlı olarak izlenen fiyat değişimleri etkili olmuş görünüyor. Sağ olsunlar, bir vergi reformu yapamadıkları için, dolaylı vergilere yüklenmeye devam ediyorlar. KDV ve ÖTV de bir tür enflasyon kaldıracı işlevi görüyor bu ülkede!
TOPTAN FİYATLARDAKİ YÜKSEK ARTIŞ
BİR AY SONRA ETİKETLERE YANSIYACAK
Ne yazık ki, kötü haberler bununla bitmiyor. İTO verilerine göre, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi, nisanda bir önceki aya göre yüzde 4.32 artmış. Yani perakende fiyatlarındaki artıştan daha yüksek. Toptan eşya fiyatlarının en çok arttığı grup yüzde 10.62 ile mensucat… Bunu yüzde 9.15 ile işlenmemiş maddeler, yüzde 7.83 ile kimyevi maddeler, yüzde 3.68 ile inşaat malzemeleri, yüzde 3.64 ile yakacak ve enerji maddeleri, yüzde 2.55 ile madenler ve yüzde 1.11 ile gıda maddeleri takip ediyor. Yıllık artış ise inşaat malzemelerinde yüzde 32.93, madenlerde yüzde 27.13, gıda maddelerinde yüzde 26.51, yakacak ve enerjide yüzde 21.53, mensucatta yüzde 19.95, işlenmemiş maddelerde yüzde 1.84, kimyevi maddelerde ise yüzde 12.26 seviyesinde.
Eğer ki, toptan eşya fiyatları, perakende fiyatlarından daha fazla veya daha hızlı artıyorsa, ekonomide maliyet yönlü enflasyon baskısı artıyor ve perakendecilerin kâr marjları daralıyor demektir. Böylesi bir eğilim, vitrindeki etiketlerin yukarı yönlü değişeceğinin habercisidir! Çünkü toptan fiyatlarındaki artış, üreticilerin artan maliyetlerini perakendeciye yansıttığı anlamına gelir. Perakendeciler bu maliyetleri belki bir süre karşılayabilir, ancak kısa süre içinde ürün fiyatlarına yansıtmak zorunda kalırlar. Yani perakende fiyatlarında daha yüksek artışlar kapıda bekliyor!
GIDA ENFLASYONUNUN
ATEŞİ DÜŞMEYECEK
Şimdi, en büyük belaya gelelim; gıda enflasyonuna!.. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) ‘Gıda Fiyat Endeksi’ (TEGE) 2026 Nisan verilerine göre, aylık gıda enflasyonu yüzde 3.59 olarak hesaplandı. Mart ayında gerileyen gıda enflasyonunun nisanda yeniden yükselişe geçtiği görüldü. Nisan ayında taze meyve ve sebze kategorisinde fiyatı en çok düşen ürünler patlıcan, taze fasulye ve kabak oldu. Buna karşılık domates, havuç ve marul çeşitlerinde fiyat artışları dikkat çekti. Taze meyve ve sebze dışındaki ürünlerde ise en yüksek fiyat artışı balık, sirke ve tavuk etinde… Aynı dönemde yumurta, baharatlar ve lokum gibi ürünlerde fiyat düşüşleri görüldü. TEGE verilerine göre, Nisan 2026 itibarıyla yıllık gıda enflasyonu yüzde 34.3 olarak hesaplandı.
Eğer ki, gıda enflasyonundaki artışı sadece savaşın etkisiyle açıklamaya çalışan yetkililer olursa hiç kulak asmayın! Savaş öncesinde gıda fiyatlarındaki artışı hatırlayın. Onu da kuraklık ve ziraî donla açıklamaya kalkmışlardı ya!… Sorun çok daha derin; tarım sektörüne yönelik yapısal reformlar ve planlama hayata geçirilemediği sürece, beslenme krizi artarak devam edecek. Karbonhidrat yorgunu, protein ve mineral yoksunu bir millet olma yolunda ilerlemeye devam edeceğiz!
YOKSULLUK SINIRINA DÖRT
ASGARİ ÜCRET YETMİYOR
Gıda enflasyonuyla bağlantılı verilerden devam edeyim… Türk-İş aylık gıda enflasyonu nisanda iki yılın zirvesini gördü. Yine hatırlatmakta fayda var; Hazine ve Maliye Bakanı geçen yılın son çeyreğinde, gıda enflasyonunun ılımlı bir seyre gireceğini iddia ediyordu. Her zamanki gibi, bu tespiti de tutmadı. Şaşırılacak bir şey olmadığından üzerinde durmaya gerek bile yok!
Dönelim Türk-İş’in nisan ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına… Araştırmanın sonuçlarına göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgarî harcama tutarındaki artış, bir önceki aya göre yüzde 5.47 oranında yukarı yönlü oldu. Aynı dönemde yıllık artış da yüzde 43.9… Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, yani ‘açlık sınırı’ 34.586,86 TL’ye çıktı. Gıda harcamasıyla giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı, diğer deyişle ‘yoksulluk sınırı’ da 112,660.80 TL’ye yükseldi. Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 44,802.03 TL oldu.
MASLOW İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİNİN
ALT BASAMAĞINDA DEBELENMEK BUDUR!
Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinin en alt basamağında takılıp kalan bir milletin geleceği olamaz. Ve ne yazık ki, bu rejim bizi fizyolojik gereksinimlerini karşılamak için çırpınmak zorunda kaldığımız koşullara mahkûm etti. Liyâkatsızlık, yolsuzluk ve beceriksizliklerin bedelini ödüyoruz. Hâl ve gidiş böyleyken, her beklenti olumsuza döner. Tabii ki enflasyon beklentileri de… Yine bir resmî kurumun anketinden gelsin örnek; TCMB’nin Nisan 2026’ya ilişkin ‘Sektörel Enflasyon Beklentileri’ verilerine göre, nisanda 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 1.22 puan artarak yüzde 23.39, reel sektör için 0.8 puan artarak yüzde 33.7, hanehalkı için 1.67 puan artarak yüzde 51.56 seviyesine çıktı. Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı geçen aya göre 0.57 puan azalarak yüzde 14.57’ye geriledi.
Cumhurbaşkanı ve bakanların tek haneli enflasyon vaatlerini hatırladınız mı? Her yıl bu vaadi verip yıl sonuna doğru gelecek yıla ertelemek gibi bir alışkanlıkları var. Bence bu yıl, iki yıl sonrası için bu vaadi yinelerler, ne de olsa yıllar bitmiyor ya!




