Şili’de keşfedilen bir yaban arısı, Sör David Attenborough’nun 100. doğum günü münasebetiyle onun onuruna isimlendirildi.
Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden bilim insanları, müzenin koleksiyonlarında bulunan parazitik bir yaban arısının yeni bir cinsini ve türünü tanımlayarak, cuma günü kilometre taşı niteliğindeki doğum gününü kutlamaya hazırlanan ünlü yayıncı ve doğa tarihçisine hediye olarak onun adını verdi.
Yaban arıları, Sör David gibi herkes tarafından sevilmiyor olabilir ancak doğa tarihçisinin kendisine ithafen isimlendirilen Attenboroughnculus tau’yu takdir edeceğine şüphe yok. Daha önce belgesellerinde parazitoit yaban arılarına dikkat çeken Sör David, The Trials of Life’ta onları “vücut hırsızı yaban arıları” diye tanımlamıştı.
Sadece 3,5 milimetre vücut uzunluğuna sahip bu yaban arısı, ilk olarak 1983’te Şili’nin Valdivia bölgesi yakalanmıştı ancak gönüllü Augustijn De Ketelaere, ichneumonid koleksiyonlarını kısa süre önce ayrıntılı bir şekilde incelerken bu yaban arısının olağandışı özelliklerini fark etti.
Yeni tanımlanan böcek hem yeni bir tür hem de yeni bir cins çünkü en yakın akrabalarından o kadar farklı ki, mantıken bilinen başka hiçbir cinse yerleştirilemiyor.
Tür adı tau ise böceğin karın kısmındaki çarpıcı “T” şeklindeki ize atıf yapıyor. Doğa Tarihi Müzesi’nin baş böcek küratörü Dr. Gavin R. Broad’a göre bu böceğin, en az anlaşılmış yaban arısı gruplarından biri olduğu düşünülüyor.
Nadir bir Amazon kelebeği olan Euptychia attenboroughi’den, Erken Jura döneminin Sinemurian aşamasında Avrupa’da yaşayan dinozor Attenborosaurus conybeari’ye kadar birçok başka türe doğa tarihçisinin adı verilmişti.
Küratör, küçük boyutları veya sıradışı yaşam döngüleri nedeniyle genellikle göz ardı edilen organizmalara dikkat çekmek için 80 yıldır çalışan Sör David’in, kendisine ve müzedeki birçok kişiye ilham kaynağı olduğunu söylüyor.
Dr. Broad, “Henüz çok küçükken, David Attenborough’nun Life on Earth dizisinden taksonomiyi öğrendim ve taksonomist olmaya karar verdim. İnanılmaz bir şekilde nihayetinde taksonomist oldum ve bunun için Sör David’e teşekkür borçluyum” diyor.
Müzenin ilk sürükleyici deneyimi Our Story with David Attenborough’nun yüzü olan Sör David’in müzeyle yakın bir ilişkisi var. Doğa tarihçisi bu deneyimde, Dünya’nın ve üzerinde yaşayan insanlarla canlıların hikayesini seslendiriyor.
Müzenin bahçelerinde yayıncının bronz harflerle yazılmış bir alıntısı da sergileniyor:
“Hepimizin muhtaç olduğu doğal dünyanın geleceği bizim ellerimizde.”
Doğa Tarihi Müzesi’nin bilim iletişimi müdürü Jennifer Pullar şunları söylüyor:
“Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanlarını, kolektif anlayışımıza ve dolayısıyla doğal dünyamızın geleceğine katkıda bulunabilecek küçük bir şey olup olmadığını görmek için koleksiyonlarına bir kez daha bakmaya teşvik etmeyi umuyoruz.”



