• Ana Sayfa
  • Dosya-Söyleşi
  • Remzi Kartal: ‘Kapı aralandı, demokratik siyasetin önünü açacak adımlar bekliyoruz’

Remzi Kartal: ‘Kapı aralandı, demokratik siyasetin önünü açacak adımlar bekliyoruz’

  • Yayınlanma: 12 Ağustos 2026 09:02
  • Güncellenme: 12 Ağustos 2026 09:12

Remzi Kartal eski milletvekili, 32 yıllık sürgünde siyasetçi. Sürece dair yasanın kapsadığı KCK’nin karar organı Kongra-Gel’in yasa kapsamına giremeyen eş başkanı. Kartal ile Meclis’teki tarihi oylamayı ve Çerçeve Yasa’yı İlke TV için konuştuk. Remzi Kartal, Özgür Özel’in Genel Kurul konuşmasını demokratik mücadele için önemli, bazı YENİ Partili vekillerin iktidarın siyasi baskıları nedeniyle “Hayır” demesini anlaşılır buluyor. Abdullah Öcalan’ın silah teslim ve dönüşlere dair koordinasyonunda doğrudan yer alacağını söyleyen Remzi Kartal’a göre, teyit – tespit süreci zamana yayılabilir.

Remzi Kartal ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin yazılı tam hali şöyle:

Banu Güven: Merhaba ben Banu Güven. Bu kaydı 11 Ağustos 2026’da, yani Meclis Genel Kurulu’nda sürece dair çerçeve yasa teklifinin oylanıp kabul edilmesinin hemen ertesi günü yapıyorum. Kiminle? Kürt siyaseti dendiğinde akla gelen ilk isimlerden. Avrupa’daki Kürtler ve Kürt siyasi hareketi dendiğinde akla gelen ilk isimlerden. Eski milletvekili. 1994’te partisinin (DEP) kapatılmasıyla beraber siyasi faaliyetlerini yurt dışında sürdürmek üzere hareket etmiş ve 32 yıldır Avrupa’da olan bir isim. Ve daha birçok örgüt ve daha sonraki siyasi oluşumlarda hem liderlik etmiş, hem içinde bulunmuş, bugün itibariyle de liderlik etmekte olan Remzi Kartal konuğum. Hoş geldiniz Remzi Kartal.

Remzi Kartal: Teşekkürler sağ olun.

Banu Güven: Şimdi öncelikle siz de bu yasanın meclisten geçen yasanın tarihi bir dönemece işaret ettiğini düşünüyor musunuz? Eksiklerini metni gördüğünüzde siz de söylediniz. Neler olamadı, onları da sonra konuşacağız, ama öncelikle bu yasayla neler olabilir? İsterseniz bir buradan başlayalım.

Remzi Kartal: Gerçekten de bu yasa, 100 yıldır Kürt sorununda inkar, imha, çatışma, savaş, ölüm, isyan tablosunu yaşayan Türkiye’de, yeni bir başlangıcın kapısını açıyor, açtı. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren bir çatışmalı süreç var. Ulus devlet, tekçi ulus devletinin aklıyla inkar edilen bir Kürt sorunu var. Bu inkara karşı ortaya çıkan isyanları imha temelli ortadan kaldırmaya çalışan bir devlet siyaseti var. Ve bunlar (isyanlar) son 50 yılda da PKK adıyla sürüp geldi. Şimdi Türkiye parlamentosunda yasalaşan bu çerçeve yasayla çatışmalı süreçten demokratik siyasal süreçlere geçişin kapısı açılıyor, aralanıyor. Bu yasa her şey değil, bu yasa her şeyi ifade etmiyor, kapsamıyor, ama bu yasayla birlikte diyebiliriz ki, devlet aklı, yürütme, devleti temsil eden organlar, Kürt sorununun varlığını, Kürt halkının varlığını bu temelde kabul etmiş oluyor. Ve bu temelde de siyasal demokratik zeminin açılmasıyla bu sadece Kürt sorunu eksenli değil, bütün Türkiye’de demokrasinin önünü açacak, özgürlüklerin önünü açacak bir sürecin başlangıcıdır diyebiliriz.

‘Özgür Özel’in konuşması demokrasi mücadelesinin büyümesi açısından önemliydi’

Banu Güven: Peki, meclisteki tartışmaları, konuşmaları dinlediniz mi? Onu sormak istiyorum. Günün sonunda kaç kabul oyu, kaç ret oyu, kaç çekimser oy var görüldü. 468 denmişti, 467 olarak düzeltildi vs. Ama gözler en çok belki YENİ Parti’nin, ana muhalefet partisinin üzerindeydi,. Partinin genel başkanı Özgür Özel, yöneticilerle beraber “Evet” oyu kullanacağını söyledi. Orada, “Hayır deme hakkına en sahip parti bizken” gibi bir cümle de kullandı. Çünkü daha önce DEM Parti’nin öncüllerinin tanışık olduğu, bildiği kayyımlar, tutukluluklar, uzun hapis süreçleri vs. bütün bunlarla karşı karşıya kalmış CHP’nin içinde başlamış sonra YENİ Parti’ye evrilmiş bir siyasi hareket söz konusu. Daha önce de Cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu bu konuda tavrını olumlu bir şekilde dile getirmişti. Bir başkası, Şişli Belediyesi’nin seçilmiş başkanı Resul Emrah Şahan, sosyal medyadan bunu duyurdu. Sonra milletvekilliği malum şekilde elinden alınan İşçi Partili Can Atalay da bu yasaya bu tarafından baktığını, eksikliklerle beraber söyledi. Biraz uzun bir girizgah oldu, ama bütün bunları da dikkate aldığımızda, yine mecliste yapılan konuşmalar, oradaki tablo, kamuoyunda ve ana akım / ana akım muhalif medyadaki tartışmaları bir şöyle değerlendirir misiniz? Size neler düşündürüyor?

Remzi Kartal: Şimdi meclisteki tartışmalar önemliydi. Yani hem “Evet” oyu olarak iradelerini ortaya koyan, hem “Hayır” diyenler. Bu biraz da Türkiye toplumunun, Türkiye siyasetinin yansımasıydı. Fakat büyük bir çoğunlukla “Evet” oyu bu mecliste ortaya çıktı. Bu önemliydi. Tabii AKP, MHP, DEM Parti’nin bu tasarının arkasında olduğu biliniyordu. CHP’nin desteği biliniyordu; önceden, daha meclis tartışmalarına gelmeden önce deklare etmişlerdi. YENİ Parti’nin (tutumu) merak ediliyordu. YENİ Parti’nin başkanı Özgür Özel’in meclisteki konuşması önemliydi; hem yeni süreç açısından, bu yasaya destek açısından önemliydi, hem de geleceğe yönelik olarak. Yani Türkiye’de demokrasi mücadelesinin gelişmesi, büyümesi açısından önemliydi. Çünkü bu geçiş yasası, Türkiye açısından demokrasiyle özgürlükler açısından kaygısı olan herkes için yeni bir başlangıç oluyor. Çünkü devlet, siyaset olarak kendisini egemen kılmak için, bu hareketi bastırmak için, başta da Kürt sorunu olmak üzere, “Türkiye’yi bölmek, parçalamak veya terör örgütü” iddialarıyla veya “teröre destek” (gibi) farklı iddialarla bu hareketi bastırmak istiyordu.

Sadece siyaseti değil, basın, yayın, akademik dünya, yani bütün sivil toplum bu açıdan bu konu, Kürt sorunu, – Türkiye’nin bölünmesi, parçalaması, terör konusu çerçevesinde ifade edilen konular, – devletin, devleti temsil eden hükümetin elinde her zaman bir baskı unsuru olarak bugüne kadar geldi. Bunların ortadan kalkması, yani demokratik zeminin açılması gelecek açısından son derece önemliydi. Onun için mecliste yürüten tartışmalar önemliydi. Özellikle de tabii Yeni Parti’nin bu konudaki tutumu önemliydi.

Banu Güven: Ama çoğunluk “Hayır” dedi Yeni Parti içinde. “Biz barıştan yanayız, çatışmasızlıktan yanayız, silahların bırakılmasından yanayız ama bu koşullarda çifte standart söz konusu. İktidarın da işine yarayabilecek bir sürecin de belki başlangıcı olabilir diyerek bu yasaya ‘Evet’ demiyoruz, ‘Hayır’ diyoruz” diyenler de çıktı. Özellikle bir de onları sormak isterim size.

Remzi Kartal: Doğru, doğru. Ben de bu konuda bence İYİ Parti milletvekillerinin de bir noktada… Yani anlamamız gerekiyor.

Banu Güven: YENİ Parti. YENİ Parti.

Remzi Kartal: Evet.

Banu Güven: Sormayın. Herkes isimleri bazen karıştırıyor. O yüzden hiç takılmayın Remzi Bey. Her yayında “Biz ne dedik” diye birbirimizi yokluyoruz. Evet.

‘YENİ Parti’nin vekillerini anlamamız gerekiyor’

Remzi Kartal: YENİ Parti’nin vekillerini, üyelerini, milletvekillerini anlamamız gerekiyor. Çünkü gerçekten büyük bir baskı var. Haksız, hukuksuz, adaletsiz bir baskı. Tamamen iktidarın siyasi amaçlarına hizmet eden bir baskı. Onun için bu kadar büyük yoğun baskı altında olan bir partinin milletvekilleri olarak da süreçle ilgili, yasayla ilgili genel kaygılarını insan bir noktaya kadar anlıyor. Fakat yani genel başkanları Özgür Özel’in yönetim adına ortaya koyduğu tutum önemliydi. Bu geleceğe yönelik umut veriyor. Yani demokrasi mücadelesini geliştirmek için. Şimdi bu yasa sadece bir geçiş yasası, çerçeve yasası. Yani çatışmalı ortamdan demokratik ortama geçişe kapı açacak esas demokratik yasalar. Adımlar, siyasi partilerin çalışma alanını genişletilmesi, siyasi mücadelenin ,ki engellerinin kaldırılmasına yönelik, yani önümüzdeki süreçte büyük bir mücadele var. Bu açıdan YENİ Parti’nin bu çerçevede, bu genel demokrasi cephesinde yer alması önemlidir. Türkiye demokrasi açısından. O açıdan Özgür Özel’in konuşması, tutumu, yaklaşımı önemliydi.

Banu Güven: Peki bununla beraber bu yasa içinde olamayanlar var. Siz bunun bir çerçeve yasa olduğunu, bir başlangıç olduğunu vurguluyorsunuz. Ama bir takım eksiklerden ya da farklı formüle edilebilirdi diye düşündüğünüz hükümlerden söz edelim. Kapsamına almadıkları… Siz de herhalde ilk yasa metni geldiğinde sizin ve sizin gibi on yıllardır sürgünde olan başka siyasetçilerin, mesela Zübeyir Aydar gibi dostlarınızın, kapsam içinde olup olmadığına baktınız. Ve ne gördünüz?

Remzi Kartal: Olmadığımızı gördük. Bizi kapsamadığını gördük.

‘1 Haziran 2005, Önder Apo, dağ ve Avrupa’daki yöneticilerin önünde baraj’

Banu Güven: Orasını bir anlatır mısınız önce? Şu 1 Haziran 2005 sınırlandırmasından başlayalım. Aça aça gideceğiz.

Remzi Kartal: Şimdi kapsam bu geçiş sürecinde daha geniş olmalıydı. Yani siyasal demokratik alana katılımın önü açılmalıydı. Bu anlamda sürece katılımın önünü engelleyen kıstaslar olmamalıydı. Bu açıdan 2005 yılı itibariyle ortaya konulan engel gerçekten çok ciddi bir engel. Hem Önder Apo, hem dağdan, hem Avrupa’dan yönetim düzeyinde katılımların önüne engelleyen bir baraj koymuşlar. Onun dışında, yani evet bu bir PKK yasası. Yani böyle sınırlandırma, farklı grupları, farklı örgütleri kapsama noktasında da bir sınırlandırma söz konusu. Tabii ki şunun bilincindeyiz. Yani İmralı’da Önder Apo ve devletle yürütülen bir tartışma var, bir masa. Oradan çıkarılan tartışmaların sonuçları bugün işte bir yasa önerisiyle meclise geldi. Evet, bunu tam bir demokratik müzakere, tam demokratik bir yasa, her şeyi kapsayan, bu yönüyle demokratik mücadelenin önünü açan bir yasa olarak ele almak doğru değil. Sonuçta muhatap iktidar AKP, MHP ve devlet organlarının temsil ettiği taraf ve şu anda demokrasiyle özgürlüklerle ilgili yaklaşımları ortada. Ancak bir ortak mutabakat diyebileceğimiz bazı noktalarda anlaşma sağlanabilecek bir çerçevede bir şey ortaya çıkarıldı. Bunun zorluklarını da görmek gerekiyor. Fakat bütün zorluklarına rağmen bir kapı açıyor. Açılan kapıdan demokrasiyi barışa büyütebiliriz.

Banu Güven: Şimdi ben yasa metnine baktığımda her gün yeni bir şey görüyorum. Remzi Bey. Bugün itibariyle izlenimim, bu yasanın aslında bir düğüm çözme fonksiyonunun olduğu. Çünkü kendini feshetmiş olan örgütün üyelerinin silah bırakmasıyla beraber teyit tespitin gerçekleşeceği, ve sonrasında da ne olacağına dair prosedür beraber bir şekilde kanunlaşmış durumda, İkisi bir arada bir yasanın içinde yer alıyor. Teslim meselesi var. Sekizinci madde. Ve sonra Milli Güvenlik Kurulu’nun “teyit – tespit tamamdır” kararı, onun Resmi Gazete’de yayınlanması ve üzerinde birazdan konuşacağımız maddelerin de uygulanması. Şimdi size şunu soracağım. Bu teyit-tespit mekanizmasının önündeki bir engel, yani daha doğrusu silah bırakmanın önündeki engel, bu yasayla aşıldı mı ve şimdi silah bırakmanın daha hızlı şekilde, daha hedefe yönelik, yakın bir zaman içinde sonuçlanacağını, teyit tespit kararını çıkaracak şekilde gerçekleşeceğini mi göreceğiz? Hali hazırda bir takım mekanizmalar vardı, bunun üzerine yenileri mi inşa edilmiş oldu? Irak tarafında ne oluyor, sınırın öteki tarafında?

Remzi Kartal: Şimdi şu anda yasada ortaya çıkan tabloyla devlet adına süreci koordine edecek cumhurbaşkanlığı yardımcısının başkanlığında, ilgili bakanlıkların temsilcilerinden, bakanlardan oluşacak bir komisyon var. Bunun dışında parlamentoda çıkması gereken yasalara, – çünkü başka yasalar da çıkacak, – bu yasalara ilişkin sürecin daha hızlı yürümesi için yasal hazırlıklarla ilgili bir komisyon oluşturulacak. Bir de yani pratik olarak örgüte yönelik, katılımları sağlayacak, nasıl katılacaklar, nereye gelecekler, ne olacak, işte Güney Kürdistan’da belli noktalarda mı toplanacaklar?

‘Dönüşe dair koordinasyonda doğrudan Abdullah Öcalan olacak’

Banu Güven: Dönüşten söz ediyorsunuz.

Remzi Kartal: Evet, evet dönüşten. Pratik dönüşleri, yani örgüte yönelik yapılması gereken pratik çalışmaları koordine edecek bir koordinasyon, ki bunun da içinde Önder Apo, Sayın Abdullah Öcalan’ın olması gerekiyor. Çünkü onun içinde olmadığı doğrudan onun koordine etmediği bir çalışma pratik olarak gelişmez. Hem dağdan, hem Avrupa’dan örgütün üyelerinin geri dönüşleri için doğrudan muhatap Sayın Öcalan’ın olması gerekiyor, önderliğimizin olması gerekiyor. Yani yasa çıktı, yasanın çıkması yetmez. Yani bu anlamda örgüt adına, Özgürlük Hareketi adına, bu müzakerelerde yer alan, temsil eden ve başmüzakereci sıfatıyla bu işleri yürüten Sayın Öcalan’dır.

Bu açıdan oradaki pratik çalışmaları da, yani çağrı yapacak, gerillaya “Gel” diyecek, Avrupa’daki insanlara “Gel” diyecek olan kendisidir. Ve tabii kendisi de bu pratik gelişleri yürüten koordinasyonun içinde olacak. Yani o kişiler nereye geliyor, nasıl gelecekler, ne olacak? Bu açıdan o pratik adımlar açısından katılacak olan, gelecek olan insanların güven duyması için o pratik çalışmaların o koordinasyonun içinde doğrudan Sayın Öcalan da olacak. Bazı şeyler henüz şu anda yasada yer yok. Pratik çalışmalar nasıl olacak, nasıl yürütülecek? Bu pratik koordinasyonları yürütecek çalışmalarla kamuoyuna bilgi verildikçe, biz de bu temelde bilgi edeceğiz.

Banu Güven: Bu metinde alt komisyonlardan söz ediliyor bazı yerlerde. Abdullah Öcalan zaten bunlardan birinde koordinatör rolünü üstlenecek mi? Daha doğrusu sizce değil, ben sizin söylediklerinizden Abdullah Öcalan’ın bu yasada açıkça belirtilmese de koordinatör rolünü üstleneceğini, bunun kabul gördüğünü anlıyorum.

Remzi Kartal: Öyle olması gerekiyor. Şimdi devlet süreci yönetmek için yukarıda cumhurbaşkanlığı yardımcılığına bağlı bir komisyon koordinasyonu oluşturmuş ve yasa diyor ki, bu (komisyon – kurul) kendisine bağlı olarak gerekli alt koordinasyon komiteleri oluşturabilir diye. Şimdi süreci yönetecek olan bu alt koordinasyondur. Bu koordinasyon “Kim gelecek, nasıl gelecek, nereye gelecek”le ilgili ve bu koordinasyonun içinde Önder Apo olmazsa, bu yürümez, bu gelişmez. Onun için yasada, yani zaten hep başta demiştik, bir statüsü olmalı Önder Apo’nun. Bu olmadı, ama pratik olarak bu süreci geliştirmesi için gerekli çalışma olacak diyorum ve o alt koordinasyonu sayın Öcalan’ın koordine etmesi gerekiyor. Bu koordinasyonun içinde hem örgütsel faaliyetlerde yer alan kişiler olacak, mesela İmralı Sekreteryası gibi, hem de devlete bağlı yetkililer görevler ortak bir çalışma yürütürler diye düşünüyorum.

Banu Güven: Peki bunlar “Gerekir ve düşünüyorum” diye söylediğiniz bir takım öneriler, dile getirdiğiniz öneriler ama böyle olacağına dair ipuçları da geldi mi size?

Remzi Kartal: Yani aldığımız bilgiler, aldığımız duyumların bu çerçevede olacağını gösteriyor. Öyle, aldığımız bilgiler bu temelde.

‘Teyit-tespit süreci biraz zamana yayılacak gibi’

Banu Güven: Peki. Fakat ne oluyor? Devamını getirelim. Şimdi bu tespit kararı bir an önce çıksın diye bu sizin de sözünü ettiğiniz gibi Abdullah Öcalan’ın koordinasyonundaki kurulla diğer kurullarında eş zamanlı, ahenk içinde çalışması lazım. Bu aylar alabilir, henüz öyle görünüyor. Doğru mudur? Yani çünkü biz silah tesliminin ne aşamada olduğunu şu an itibariyle net bir şekilde bilmiyoruz. Metinde güvenlik kurumları, – ben oradan MİT’i anlıyorum,- İçişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’nın oluşturacağı bir takım düzenlemelerle diyor; bunlar yönergeler olabilir belki, biraz daha belki belirlenecek bu pratik. Siz nasıl bir takvim görüyorsunuz? Yani Milli Güvenlik Kurulu’nun o “Teyit, tespit tamamdır” kararı sizce nasıl bir süreçte, ne kadar uzun bir süreçte ya da kısa bir süreçte çıkabilir?

Remzi Kartal: Şimdi görünen o ki, yani bu süreç biraz zamana yayılacak gibi, çünkü gelişlerin topluca olmaması, daha önceki geçmiş süreçte yaşanan olumsuzlukların olmaması için böyle kitlesel gelişlerin olması uygun görünmüyor. Daha çok küçük grupların gelmesi uygun görülüyor. Eğer böyle olursa tabii ki geri dönüşler, gelişler zaman alacak. Bunun için buna uygun bir planlama, buna uygun bir düzenleme olacak.

Banu Güven: Silah teslimi nerede yapılacak peki Remzi Bey? Silahlar teslim edildikten sonra teyit tespit kararı çıkacak ya Milli Güvenlik Kurulu’ndan. Öncesinde gelenler hakkında işlemler başlatılabilir o zaman.

Remzi Kartal: Ne olacak? Şimdi doğrusu bu konuda bize de tam yansıyan bir bilgi yok. Çünkü hepimiz birlikte gördük ki, yasanın hazırlanmasında çok ketum bir çalışma yürütüldü. Meclise getirilinceye kadar da, hatta siyasi partilerle biliyorsunuz son anda kadar paylaşılmadı. Yani siyasi partilerin getirdiği temel eleştirilerin birisi budur. Buna benzer tarzda pratik çalışmaların da yürütülmesine çok ketum davranılıyor. Yani çok bize yansıyan bir bilgi yok. Öyle anlaşılıyor ki, yani devlet adına bu süreci yürütecek olan üst koordinasyonu ona (cumhurbaşkanı yardımcısının da bulunduğu kurula) bağlı. Alt koordinasyon mu olur, komite mi denir, Başkan Apo’nun da içinde olacağı böyle birlikte bir çalışma yürütülecek, ama bu çalışmanın nasıl olacağı, toplanma yerlerinin nerede olacağı, nasıl gelecekleri, ne şekilde olacağı, bu konuda henüz bize de yansıyan bir bilgi yok.

Banu Güven: Peki ama aylar sürebilir, öyle mi anlıyoruz?

Remzi Kartal: Yani tabii ki yürütülen çalışmanın işlerine bağlı, temposuna bağlı. Yani yürütülen çalışmada eğer gerçekten kısa zamanda sonuç almak isteniyorsa, buna göre bir planlama yapılacaktır. Yok, böyle acelesi olmayan, böyle kitlesel gelişlere yer vermeyen küçük gruplar halinde bir geliş tablosu olursa, bu biraz zaman sorununu ortaya çıkarabilir, ama benim şu anda söylediğim de bir yorumdur. Bir net bilgi değil.

‘Öncelik cezaevlerinde olanların bırakılmasıdır’

Banu Güven: Tamam. Şimdi gelelim soruşturma, kovuşturması olanlara ve daha da can alıcı kısmı, hapishanede olanlara. Bunların ertelenmesi, soruşturma, kovuşturma ve hükümlerin, cezaların ertelenmesi de yine Milli Güvenlik Kurulu’nun teyit tespit kararına bağlanmış durumda. Yani o zaman bu aylar sürecekse bu süreç ve kararın çıkması Milli Güvenlik Kurulu’ndan biraz daha beklenmesi gerekecek. Aynı şekilde geri dönüşler, soruşturma, kovuşturmaya ilgili, yurt dışında çoğu kişinin yürümekte olan dosyası ya da soruşturması var. Bir müddet daha beklenmesi gerekecek anladığımız kadarıyla. Buna dair yani ve bu yasayla olamayanlara dair siyaset yasağını da buna ekleyelim. Neler söyleyeceksiniz?

Remzi Kartal: Ben hemen bu belirttiğinizle ilgili özellikle şunu ifade etmek istiyorum. Yani hem dağdan, hem Avrupa’dan gelmesi, dönmesi gerekenlerden önce, öncelikle ele alması gerekenler, şu anda zindanlarda uzun süredir bekleyen ya ceza almış, cezasını çeken veyahut da tutuklu bir şekilde mahkemeleri devam eden kişilerin bırakılmasıdır. Olması gereken bu: Yani burada teyit tespit yok; devletin elinde tutuklular. Hangi mahkemelerden, niçin ceza aldıkları belli. PKK dosyaları, örgüt üyesi olması nedeniyle veyahut da örgütle ilişkisinden dolayı ceza alan insanlar. Yani bu yasa çerçevesinde ilk başta kamuoyunda güven yaratmak açısından da, sürece yönelik güven yaratmak açısından da, Avrupa’dan gelişler açısından da bu insanların bırakılması gerekiyor. Yani acil yapılması, ele alınması gereken öncelikli şey, yasa çerçevesinde cezaevlerinde olan insanların bırakılmasıdır. Belki o birinci bölüm, hani ağırlaştırılmış müebbet cezası olanlar hariç, onun dışındakilerin bırakılması gerekiyor. Bu güven de yaratır, bu gelişlerin önünü de açabilir. Bu bir.

Onun dışında koordinasyon nasıl bir çalışma yürütecek? Yani şu anda devletle örgüt arasında bir oluşturulan ortak bir teknik komite var. Teknik komite. Bu teknik komite devletle örgüt, kırsal alandaki çalışmalar arasında bir ilişki kuruyor. Sanıyorum, bu süreçte bu gelişlerle ilgili, özellikle kırsal alana gelişlerle ilgili de, bu komite etkili bir çalışma yürütecek. Bunun için, yani şu anda içeride yani İmralı’da, devletle İmralı arasında, Önder Apo arasında ve hatta bu teknik komite arasında yürüten çalışmalar konusunda şu anda elimizde bize ulaşmış olan somut bilgi yok. Yani onun için bu çalışmalarla ilgili bu süreçte olması gereken pratik adımlarla ilgili gerçekten somut bir şey söyleyemiyorum.

‘Demokratik siyasetin önünü açacak adımlar bekliyoruz’

Banu Güven: Peki siyaset yasağına dair ne demek istersiniz? Çünkü iki ya da üç yıllık siyaset yasakları söz konusu. Daha doğrusu siyaset yasağının kaldırılması için yasada belirtilen kurula, cezaya göre iki ya da üç yıl sonra başvuruda bulunabilecek herkes. Zübeyir Aydar’la konuşmuştuk geçen gün. Bu, gelecek seçime değil, bir sonraki seçime kadar fiilen bir yasak gibi oluyor aslında. O konuda bir iyileştirme, yasanın kapsamı açısından bir iyileştirme söz konusu olabilir mi? Ümitli misiniz? Eşit yurttaşlığı ilgilendiren konularda da peyderpey yasalarla iyileştirmeler olacağına dair bir işaret görüyor musunuz?

Remzi Kartal: Yani belli şeyler önümüzdeki süreçteki demokratik siyasal mücadeleye bırakılan konular. Mesela bu şu andaki yasal engeller, siyasete katılımla ilgili engeller aslında (önce) beş yıl ve on yıl olarak düzenlenmiş. Ama oradaki görüşmelerden, itirazlardan anlaşılıyor ki, o itirazların sonucunda o beş yıl iki yıla, on yıl da üç yıla düşürülmüş. Tamam, yani belki bir esneme yapılmış, ama doğrusu demokratik siyasetin geleceği açısından doğru olmayan şeyler. Çünkü aslında bu süreç nedir? Çatışmalı süreçten demokratik siyasal sürece geçiştir. Bu geçişin önünün açılması demokratik siyasal gelecek açısından güven yaratır ve bu sürecin hızlı gelişmesi açısından da pratik birçok kolaylık yaratır. Fakat yani dileğimiz odur ki, önümüzdeki süreç de gelişecek. Mücadelelerle, diğer adımlarla, yani ikinci, üçüncü, dördüncü, gelişecek. Demokratik mücadelenin gelişmesi, hak ve özgürlüklerin gelişmesiyle ilgili planlanan demokratikleşme maddesinde yer alan konuların gerçekleşmesine yönelik yasal adımlar atılacak. Bu adımlar içerisinde de demokratik siyasetin önünü açacak yeni bazı eklemelerin, adımlarının olmasını umuyoruz, diliyoruz. Olabilir diye düşünüyoruz.

Banu Güven: O zaman sabırla beklemeye devam mı diyorsunuz?

Remzi Kartal: Demokratik sabır.

Banu Güven: Peki. Zübeyir Aydar’a sormuştum, size de soracağım. Son bir dakika, birkaç cümle. Türkiye’ye dönebilseniz ilk ne yapmak istiyorsunuz? Ve nasıl devam etmek istiyorsunuz?

Remzi Kartal: İnanın ki, hepimiz için geri dönüş temel bir arzudur. Barış içinde bir arada yaşamanın ortamını yaratmak için elimizden gelecek her şeyi yapacağımızı düşünüyorum. Önemli bir tarihi başlangıçtır. Yüz yıl sonra… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşanmış bütün acılarla birlikte 100 yıl sonra bütün bu acılara ilaç olacak, merhem olacak. Bir dönüş, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Onun için bu temelde bir dönüşün de sadece kişisel değil, yani toplumsal alana yayılması sağlamak için elimizden geleni yapacağımızı düşünüyorum.

Banu Güven: Çok teşekkürler Remzi Kartal.

Remzi Kartal: Ben de teşekkür ediyorum. Sağlık başarıları diliyorum hepimiz için.

Banu Güven: Kongra – Gel Eş Başkanı Remzi Kartal’la konuştuk.

Zübeyir Aydar: ‘Görüşlerimiz dikkate alınarak teklifin değiştirilmesini bekliyoruz’