Anket şirketleri, TÜİK tarafından açıklanan aylık, 6 aylık, yıllık enflasyon oranlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunda bir anket yapsa, sanırım rekor düzeyde “TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranları gerçeği yansıtmıyor” sonucu çıkar.
Kamu çalışanlarının, emeklilerin maaş artışlarının belirlenmesinde TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarının da bir veri olarak alındığı gerçeğini de ülkemizde bilmeyen yoktur.
İşte bu nedenlerle 2022 yılı Ocak ayında TÜİK tarafından açıklanan, 2021 yılı 2. altı aylık enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığına dair Danıştay’da Önder Tekin tarafından dava açıldı.
Benim de müdahil olduğum, genel bir düzenlemeye ilişkin olarak açılan bu davaya Danıştay’ın bakması gerekirken, Danıştay, davaya idare mahkemesinin bakması gerektiğine karar verdi.
İdare mahkemesine taşınan dava, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nce reddedildi. Kararda, “…davacı tarafından açıklan enflasyon artış oranlarının doğrudan maaşına etki yaptığı ileri sürülmüş ise de davacının maaşının tabi olduğu mevzuat hükümleri uyarınca hesaplandığı, hesaplama yapılırken ise davalı idare tarafından açıklanan enflasyon artış oranlarının maaş hesabında dikkate alınacağına ilişkin mevzuatında bir hüküm bulunmadığı … sonucuna varılmıştır” denildi.
Oysa yıllardır, kamu çalışanları sendikaları ile Kamu İşveren Kurulu arasında imzalanan ya da Kamu Hakem Kurulu’nca kararlaştırılan toplu iş sözleşme metinlerinde maaş artışlarında açıklanan enflasyon oranlarının da fark olarak ödenmesine ilişkin hükümler olduğu biliniyor.
Dava konusu edilen 2021 yılı 2. altı aylık döneme ilişkin imzalanan toplu sözleşme metninde “enflasyon farkı ödemesi” başlığı altında “2021 yılı Aralık ayı endeksinin 2021 yılı Haziran ayı endeksine göre 6 aylık değişim oranının, 2021 yılının ikinci 6 aylık dönemi için öngörülen %3 oranını aşması halinde, katsayılar, sözleşme artış oranları, ücret artış oranları ve ortalama ücret toplamı üst sınırı, söz konusu 6 aylık döneme ilişkin enflasyon rakamının ilan edildiği ayın birinden geçerli olmak üzere aşan kısım kadar artırılır. “ denilmişti.
Sözleşmede çok açık olarak, 2022 yılı maaş artışı, daha önceki 6 aylık dönemdekilerde olduğu gibi 2021 yılı Temmuz- 2022 yılı Aralık döneminde de tüketici fiyat artışları ile ilgilendirilmişti, Ankara 18. İdare Mahkemesi de, İstinaf Mahkemesi de, ‘TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları ile maaş artışları arasında bir ilişki yoktur’ diye garip, belki de TÜİK yöneticilerinin bile güldüğü bir karar verdi.
Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruyu, başvurunun üzerinden 1.000 gün geçtikten sonra aynı gerekçe ile reddetti.
Kararı iki hakimin görev yaptığı komisyon verdi
Anayasa Mahkemesi bünyesinde, ikişer üyeden oluşan toplam 6 komisyon bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi bünyesindeki komisyonlar, bireysel başvuruların ön incelemesini yaparak kabul edilebilirlik ya da kabul edilemezlik kararları verir. Dolayısıyla, başvuruların esasına geçilip geçilmeyeceği karara bağlanır.
TÜİK tarafından açıklanan kararların gerçeği yansıtmadığına dair kabul edilmezlik kararını veren Anayasa Mahkemesi Komisyonunun 2 üyesinden birisi Cumhurbaşkanınca AYM üyeliğine atanmadan önce AK Parti Çorum İl Başkan Yardımcılığı yapmış ve 2011 genel seçimlerinde AK Parti’den milletvekili aday adayı olmuştu.
Yargıçlar, istifa edip milletvekili adayı olduğunda mesleğe dönemiyor. Ama iktidar partisinde il başkan yardımcılığı görevinde bulunan, milletvekili aday adayı olan bir avukat sonra Cumhurbaşkanınca Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanabiliyor.
Bir siyasi partinin eski il başkan yardımcısının, milletvekili aday adayının, Anayasa Mahkemesi üyesi olarak, bir bireysel başvuruda eskiden mensubu olduğu partinin görüşü doğrultusunda karar almasına eleştirel gözle bakılması doğaldır. Çünkü herkes biliyor ki; TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranları, ücretli çalışanların maaş artışlarının belirlenmesinde doğrudan etki ediyor.
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranları (Tüketici Fiyat Endeksi) yıllardır, hemen her gün gündemde iken, 85 milyon insan bu açıklamaların doğru olmadığını düşünürken, davada olumlu bir karar çıkması durumunda milyonlarca emekliye, memura, işçiye trilyonlarca lira ödeme yapılması zorunluluğu ile karşılaşılması sonucu iktidar güç durumda kalacaktı.
Böylesine bir başvurunun ön incelemesinin yapan 2 yargıçtan birinin iktidar partisinin eski bir mensubunun olması bu kararın hep tartışılır olmasını getirecektir.
Geçmişte Özdemir Özok’un, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilince “ben bir siyasi parti üyesiyim” diyerek görevi reddettiğini de anımsamak gerek.
Dava AİHM’e taşınıyor
Önder Tekin, davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşınması için 4 aylık bir süre bulunduğunu, ancak en kısa sürede davayı AİHM’e taşıyacağını açıkladı.
Yaşam, emekçi sınıflara, hakların altın tabakta sunulmayacağı, ancak mücadele ile kazanılacağına ilişkin yüzlerce örneği gösterdi.
Kamu çalışanları da, emekliler de, enflasyondan zarar gören herkes ancak mücadele ile kazanacak.
Kamu çalışanlarının mücadele örgütü Kamu Emekçileri Konfederasyonu (KESK) baskılarla boğulmaya çalışılıyor, emekli sendikalarının önlerine engel çıkartılıp, kapatma kararları alınıyor.
Dünyada ve ülkemizde fiili ve meşru mücadele sürüyor. Bugün emekliler 50’den fazla yerde alanlarda olacak ve taleplerini haykıracak.
Emekçiler, mücadele ile kazanacak.




